35075/97
WyrokETPCz2006-10-24ECLI:CE:ECHR:2006:1024JUD003507597
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy niewykonanie prawomocnego wyroku sądu krajowego, zasądzającego odszkodowanie od jednostki samorządu terytorialnego, stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że "wierzytelność" może stanowić "mienie" w rozumieniu art. 1 Protokołu nr 1. Stwierdził, że skarżący nie mógł wyegzekwować prawomocnego wyroku z powodu krajowych przepisów uniemożliwiających zajęcie nieruchomości gminy oraz braku wystarczających środków na jej kontach bankowych. Trybunał uznał, że władze krajowe pozbawiły skarżącego jego prawa własności, nie przedstawiając uzasadnienia dla tej interwencji. Brak wykonania prawomocnego orzeczenia sądowego przez władze krajowe, bez uzasadnienia, narusza zasadę legalności i równowagi między interesem publicznym a prawami jednostki.Stan faktyczny
Skarżący, Murat Baba, stolarz z Ordu, wykonał drewniane drzwi dla budynku należącego do gminy Kumru. Gmina nie zapłaciła mu pełnej kwoty, co skłoniło skarżącego do złożenia pozwu. Sąd Rejonowy w Kumru wyrokiem z 8 czerwca 1995 r. zasądził na rzecz skarżącego 37 460 000 TL wraz z odsetkami. Próby egzekucji wyroku okazały się bezskuteczne, ponieważ konta bankowe gminy były niewystarczające, a jej nieruchomości nie mogły być zajęte zgodnie z obowiązującym prawem krajowym. Do 17 stycznia 2006 r. skarżący nie otrzymał żadnej płatności.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: stwierdza, że skarga jest dopuszczalna; stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1; stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową; zasądza na rzecz skarżącego 1 175 Euro tytułem odszkodowania materialnego oraz 2 000 Euro tytułem kosztów i wydatków (pomniejszone o 630 Euro pomocy prawnej); zasądza odsetki za zwłokę; oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
* * * .
*
*
*
*
AVRUPA
KONSEYİ
CONSEIL DE *
L’EUROPE
*
* *
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
BABA- TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no:35075/97)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG Ekim 2006
İşbu karar AİHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup
bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (35075/97) başvuru no’lu davanın nedeni, bu
ülke vatandaşı Murat Baba’ın (başvuran) 25 Şubat 1997 tarihinde Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin eski (AÎHS) 25. maddesi uyarınca Avrupa însan Hakları Mahkemesine
(Mahkeme) yapmış olduğu başvurudur.
Adli yardım hizmetinden yararlandırılan başvuran, AİHM önünde İstanbul Barosu
avukatlarından V. Soytekin tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I . D A V A K O Ş U L L A R I 9 3 5 d o ğ u m lu b a ş v u ra n , O rd u ’ d a ik a m e t e tm e k te o lu p , m a ra n g o z lu k y a p m a k ta d ır.
Başvuran, Kumru Belediyesi ile yaptığı sözleşme gereği, Belediye’ ye ait bir bina için
ahşap kapılar imal etmiştir. Yaptığı işler için kendisine ödenmesi gereken ücretin yalnızca bir
kısmının ödenmesi üzerine, Belediye’ ye karşı dava açarak, alacağı ücretin geriye kalanının
ödenmesini talep etmiştir.
Kumru Asliye Sulh Hukuk Mahkemesi, 8 Haziran 1995 tarihinde verdiği kararla
başvuranı haklı bularak, 30 Kasım 1994 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yıllık %30
gecikme faiziyle birlikte başvurana 37 460 000 TL tazminat ödenmesine hükmetmiştir.
Bu karara istinaden başvuran, Kumru Belediyesi’ ne karşı icra davası açmıştır. Kumru
İcra Hakimi 28 Eylül 1995 tarihinde aldığı kararla Kumru Belediyesi’ ne ait banka
hesaplarına el konulması emrini vermiştir. Ancak Belediye’nin hesaplarındaki meblağ,
ödenmesi gereken borç tutarının altındaydı, Bir belediyenin gayri menkulleri hacze konu
olamayacağından, başvuranın alacağının tamamım tahsil etme yönündeki girişimleri daha
ileriye gidememiştir.
Başvuran, AİHM’ye gönderdiği 17 Ocak 2006 tarihli mektubunda, henüz hiçbir
ödemenin kendisine yapılmadığı bilgisini aktarmıştır.
HUKUK AÇISINDAN
L A Î H S ’ N İ N 1 N O ’ L U E K P R O T O K O L Ü ’ N Ü N 1 . M A D D E S İ N İ N İ H L A L İ İ D D İ A S I
HAKKINDA
Başvuran, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunarak, yerel mahkemelerce
lehinde verilmiş kesin kararların uygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini
ileri sürmüştür.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında ve elindeki mevcut unsurların tümü göz
önüne alındığında başvurunun kabuledilebiîir olduğuna ve esastan incelenmesi gerektiği
kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilmezlik gerekçesi ile karşılaşamadığını
tespit etmiştir.
B. Esas hakkında
Hükümet, ihlal olduğu iddiasına itiraz etmektedir.
AİHM, içtihatlarından doğan ilkeye göre; talep edilebilir olmak için varlığı kanıtlanan
bir ‘alacağın’ 1 No’ lu Ek Protokol’ün 1, maddesi bakımından bir ‘mülkiyet’ teşkil
edebileceğini hatırlatmaktadır (bkz. Yunan rafinerileri Stran ve Stratis Andreadis -
Yunanistan 9 Aralık 1994 tarihli karar, no: 301- B ve Bourdov - Rusya, no:59498/00).
Mevcut davada hal böyledir.
AİHM, mevcut davada Asliye Sulh Hukuk Mahkemesi’ nin , 8 H aziran 1995 tarihinde
verdiği kararla başvuranı haklı bularak, 30 Kasım 1994 tarihinden itibaren geçerli olmak
üzere yıllık %30 gecikme faiziyle birlikte başvurana 37 460 000 TL tazminat ödenmesine
hükmettiğini gözlemlemiştir. Bununla birlikte AİHM, başvuranın bir belediyenin
gayrimenkullerinin haczedilmesine müsaade etmeyen yürürlükteki ulusal kanun ve
belediyenin banka hesaplarında yeterli bakiye bulunmaması nedeniyle sözkonusu kararın
uygulanmasını sağlamak imkanına sahip olamadığım dikkate almıştır. AÎHM, ulusal
makamların kesin kararları uygulamaktan imtina ederek bu müdahale için hiçbir gerekçe
göstermeksizin başvuranı mülkiyet hakkından mahrum bıraktıklarını kaydetmektedir (.Dragne
vd. - R om anya, no. 78047/01, par. 39, 7 avril 2005, et Sabin P opescu - R om anya, no.
48102/99, par. 81 2 Mart 2004).
Diğer taraftan Hükümet, mevcut davada verilmiş adli kararların uygulanmamasının
yol açtığı müdahaleyi haklı gösterecek bir gerekçe sunmamıştır. Bu yüzden Hükümet’in
müdahalesi keyfidir ve yasallık ilkesini ihlal etmiştir. Böylesi bir sonuç AİHM’ yi, toplumun
genel menfaati ile başvuranın bireysel haklan arasındaki adil dengenin korunup
korunmadığını araştırmaktan muaf tutmaktadır (Metaxas ~ Yunanistan, no. 8415/02, par. 19, Mayıs 2004).
Bu nedenlerle 1 No’ lu Ek Protokol’ ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. A İ H S ’N İ N 41. M A D D E S İ ’N İ N U Y G U L A N M A S I
AİHS’nin 41. m addesi:
“ M a h k e m e işb u S ö z le şm e v e P ro to k o lle rin in ih la l e d ild iğ in e k a ra r v e rirse v e ilg ili Y ü k se k S ö z le şm e c i
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Başvuran, maddi tazminat olarak 8 631 Euro talep etmektedir. Bu meblağa, ulusal
mahkemeler ve AİHM önünde yapılmış masraf ve harcamalar da dahildir. Bunun dışında,
manevi tazminat olarak da 5 000 Euro talep etmektedir.
Bu talepleri temelden yoksun bulan Hükümet, itiraz etmektdiı*.
Kendi hesaplama yöntemini uygulayan AİHM,. içtihatlarının ışığında, başvurana
alacağının Ödenmeyen kısmıyla birlikte maddi tazminat olarak 1 175 Euro ödenmesini makul
. takdir etmiştir.
AİHM, ihlalin tespitinin kendi başına, başvuranın uğradığı manevi zarar için adil bir
tazmin sağladığını takdir etmektedir,
AİHM, masraf ve harcama konusunu bir sonraki başlık altında incelemenin uygun
olacağı kanaatindedir.
B. Masraf ve harcamalar
Elindeki mevcut unsurları ve içtihatlarından doğan kriterleri göz Önüne alan AİHM,
başvurana hakkaniyete uygun olarak, Avrupa Konseyi tarafından verilen 630 Euro’luk adli
yardım miktarı düşürülmek üzere toplam 2 000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. G ec i k m e f a iz i
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankasinın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AÎHM OYBİRLİĞİYLE;
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
. 1 N o ’ l u E k P r o t o k o l ’ ü n 1 . m a d d e s i n i n ihlal edildiğine; . İ h la lin te s p itin in m a n e v i ta z m in iç in y e te r li olacağına; . a ) A İ H S ’ n in 4 4 § 2 m a d d e s i g e r e ğ in c e k a r a r ın k e s in le ş tiğ i ta r ih te n itib a r e n ü ç a y iç in d e ,
döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümet tarafından başvurana:
i . m a d d i t a z m i n a t i ç i n 1 1 7 5 E u r o ( b i n y ü z y e t m i ş b e ş ) ödenmesine;
ii.masraf ve harcamalar için Avrupa Konseyi tarafından verilen 630 Euro’luk adli
yardım miktarı düşülmek üzere üzere toplam 2 000 Euro (iki bin) ödenmesine;
iii. bu miktarın yansıtılabilecek her türlü vergiden muaftutulmasına;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankasinın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
5. A dil tazm ine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 1 ve 3.
maddesine uygun olarak 17 Ekim 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło