35257/04

WyrokETPCz2009-10-06ECLI:CE:ECHR:2009:1006JUD003525704

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy nadmierna długość tymczasowego aresztowania i postępowania karnego naruszyła prawo skarżącego do wolności i bezpieczeństwa osobistego oraz do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie zgodnie z art. 5 ust. 3 i art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego ugruntowanego orzecznictwa, uznał, że łączny okres tymczasowego aresztowania skarżącego, wynoszący osiem lat i trzy miesiące, był nadmierny. Podobnie, długość postępowania karnego, które trwało już ponad trzynaście lat i jeden miesiąc i nadal było w toku, została uznana za przekraczającą rozsądny termin. ETPCz stwierdził, że nawet uwzględniając złożoność sprawy i ewentualne opóźnienia przypisywane skarżącemu, całkowity czas trwania postępowania i aresztowania nie spełniał wymogu „rozsądnego terminu” określonego w Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Murat Bahçeli, obywatel Turcji, został aresztowany i tymczasowo aresztowany 20 sierpnia 1996 r. pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji DHKP-C. 20 maja 2002 r. został skazany przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa w Stambule na karę śmierci, zamienioną później na dożywocie. 30 września 2003 r. Sąd Kasacyjny uchylił ten wyrok z powodu uchybień proceduralnych. Po zniesieniu Państwowych Sądów Bezpieczeństwa, sprawa została przekazana do Sądu Karnego dla Poważnych Przestępstw w Stambule. Skarżący został zwolniony 31 marca 2006 r., ale postępowanie karne nadal trwa.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie orzekł: 1. Skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdzono naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. 3. Stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   BAHÇELĐ – TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 35257/04)   KARAR   STRAZBURG   Ekim 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   T.C. vatandaꢀı Murat Bahçeli (“baꢀvuran”) tarafından Türkiye Cumhuriyeti   aleyhine, 31 Ağustos 2004 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin   Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34.   maddesi uyarınca yapılan 35257/04 numaralı baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir.   Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından K.T. Sürek tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran 1976 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Ağustos 1996 tarihinde, baꢀvuran, DHKP-C (Devrimci Halk Kurtuluꢀ Partisi-Cephesi)   isimli yasadıꢀı örgüte üye olmak , yardım ve yataklık yapmak ꢀüphesiyle yakalanmıꢀ ve   gözaltına alınmıꢀtır.   Eylül 1996 tarihinde baꢀvuran tutuklanmıꢀtır.   Aralık 1996 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, diğer   kiꢀilerle birlikte baꢀvuran hakkında eski Ceza Kanunu’nun 168/1 maddesi uyarınca yasadıꢀı   örgüte üyelik suçlamasıyla bir iddianame sunmuꢀtur.   Mayıs 2002 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranı ülke topraklarının   bir kısmını bölmek amacı taꢀıyan faaliyetler yürütmekten dolayı suçlu bulmuꢀtur. Baꢀvuran   ölüm cezasına çarptırılmıꢀ; bu ceza daha sonra müebbet hapis cezasına çevrilmiꢀtir.   Eylül 2003 tarihinde, Yargıtay, baꢀvuranın Ceza Kanunu’nun hangi maddesi uyarınca   suçlu bulunduğunu belirtmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢀtur.   Yargıtay baꢀvuranın, 6 Aralık 1996 tarihli iddianamede yer almayan bir olaydan kanuna   uygun olmayan ꢀekilde sorumlu tutulduğunu tespit etmiꢀtir.   Haziran 2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 16 Haziran 2004 tarihli 5190 sayılı   Kanun uyarınca Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıꢀtır. Bu nedenle, baꢀvuran   hakkındaki dava, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiꢀtir.   Mart 2006 tarihinde baꢀvuran serbest bırakılmıꢀtır.   Dava dosyasındaki bilgilere göre, dava Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önünde halen devam   etmektedir.   HUKUK   I.   AĐHS’NĐN 5/3 VE 6/1 MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, AĐHS’nin 5/3 maddesi uyarınca tutukluluk süresinin aꢀırı olduğu konusunda   ꢀikayetçi olmuꢀtur. Ayrıca, AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca, hakkındaki cezai kovuꢀturmanın   makul bir süre içinde tamamlanmadığını iddia etmiꢀtir.   AĐHM, baꢀvuranın tutukluluk süresinin gözaltına alındığı 20 Ağustos 1996 tarihinde   baꢀladığını ve ilk derece mahkemesi tarafından mahkumiyet kararının verildiği 20 Mayıs   tarihine kadar devam ettiğini kaydetmiꢀtir. Bu tarihten Yargıtay’ın mahkumiyet kararını   bozduğu 30 Eylül 2003 tarihine kadar, AĐHS’nin 5/1(a) maddesi anlamında “yetkili mahkeme   tarafından mahkum edilmesi üzerine” hapsedilmiꢀtir (bkz., Solmaz – Türkiye, no. 27561/02).   Ancak, baꢀvuran 30 Eylül 2003 tarihinden serbest bırakıldığı 31 Mart 2006 tarihine kadar   AĐHS’nin 5/3 maddesi çerçevesinde yine tutuklu bulundurulmuꢀtur. AĐHM, baꢀvuranın, bu   ꢀekilde, toplamda sekiz yıl üç ay süreyle tutuklu kaldığını gözlemlemiꢀtir.   AĐHM, dava süresine iliꢀkin olarak, ilgili sürenin baꢀvuranın yakalanmasıyla 20   Ağustos 1996 tarihinde baꢀladığını ve bugüne kadar taraflarca sunulduğu ꢀekliyle dava   dosyasındaki bilgilere göre Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önünde halen devam etmekte   olduğunu gözlemlemiꢀtir. Dolayısıyla, söz konusu süre, halihazırda, iki aꢀamalı yargılamada   on üç yıl bir aydan fazla sürmüꢀtür.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   Hükümet, AĐHM’den, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca iç hukuk yollarının   tüketilmemiꢀ olması gerekçesiyle baꢀvuruyu reddetmesi talebinde bulunmuꢀtur. AĐHM’nin   Köse – Türkiye (no. 50177/99, 2 Mayıs 2006) baꢀvurusundaki kararına atıfta bulunan   Hükümet, baꢀvuranın, eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 298. maddesi uyarınca   tutukluluğunun devamı haline itirazda bulunmadığını ileri sürmüꢀtür. Hükümet ayrıca,   Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önünde cezai kovuꢀturmanın devam etmesi nedeniyle iç   hukuk yollarının tüketilmediğini iddia etmiꢀtir.   Hükümet, baꢀvuranın AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlali sonucu mağdur olduğunu iddia   edemeyeceğini; zira, tutuklu olarak geçirdiği sürenin neticede kendisine verilen toplam   cezadan düꢀüleceğini belirtmiꢀtir.   Hükümet, son olarak, baꢀvuranın AĐHS’nin 35/1 maddesinde ortaya konan altı ay   kuralına uymadığını iddia etmiꢀtir. Hükümet’in görüꢀü, iddia konusu AĐHS ihlallerine iliꢀkin   etkili iç hukuk yollarının mevcut olmadığını değerlendiren baꢀvuranın AĐHM baꢀvurusunu   daha erken yapmıꢀ olması gerektiği yönündedir..   Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmemesine iliꢀkin itirazı hususunda, AĐHM,   geçmiꢀ davalarda benzer itirazları incelemiꢀ ve reddetmiꢀ olduğunu kaydetmiꢀtir (bkz.,   bilhassa, Koꢀti ve Diğerleri – Türkiye, no. 74321/01, 3 Mayıs 2007; Mehmet ꢁah Çelik –   Türkiye, no. 48545/99, 24 Temmuz 2007; Tamamboğa ve Gül – Türkiye, no. 1636/02, 29   Kasım 2007; Ertürk – Türkiye, no. 15259/02, 12 Nisan 2005; Tutar – Türkiye, no. 11798/03,   Ekim 2006). AĐHM, somut davada, içtihadından sapmasını gerektirecek özel bir durum   görmemiꢀtir. Bu nedenle, Hükümet’in bu konudaki itirazını reddetmiꢀtir.   AĐHM, baꢀvuranın mağdur konumuna iliꢀkin olarak, geçmiꢀ davalarda savunmacı   Hükümet tarafından öne sürülen benzer iddiaları incelemiꢀ olduğunu kaydetmiꢀtir (bkz.,   örneğin, Arı ve ꢁen – Türkiye, no. 33746/02, 2 Ekim 2007 ve bu baꢀvuruda anılan kararlar).   Somut davada, Hükümet, AĐHM’nin farklı bir sonuca varmasını sağlayacak herhangi bir bilgi   sunmamıꢀtır. Dolayısıyla, Hükümet’in bu konudaki itirazı reddedilmiꢀtir.   Baꢀvuranın altı ay kuralına uyup uymadığı hususunda, AĐHM, yerleꢀik içtihadına   göre, iç hukuk yolunun mevcut olmadığı durumlarda altı aylık sürenin AĐHS ihlali   oluꢀturduğu iddia edilen fiilin iꢀlendiği tarihten itibaren iꢀlediğini yinelemiꢀtir. Ancak, devam   eden bir durum söz konusu olduğunda, altı aylık sürenin ilgili olayın bitiꢀ tarihinden itibaren   iꢀlemeye baꢀladığını belirtmiꢀtir (Đpek ve Diğerleri – Türkiye, no. 17019/02 ve no. 30070/02,   ꢁubat 2009). Somut davada, baꢀvuran 31 Mart 2006 tarihinde serbest bırakılmıꢀ; ancak,   AĐHM baꢀvurusunu tutukluluğunun devam ettiği 31 Ağustos 2004 tarihinde yapmıꢀtır.   Bundan dolayı AĐHM, cezai kovuꢀturmanın Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önünde halen   devam ettiğini de göz önünde bulundurarak, baꢀvurunun uygun süre içinde yapıldığı   kanaatine varmıꢀtır.   AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun   olmadığını kaydettiği ꢀikayetlerin baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   Hükümet, AĐHS’nin 5/3 maddesi uyarınca yapılan ꢀikayete iliꢀkin olarak, baꢀvuranın   tutukluluğunun suç iꢀlenmiꢀ olduğu yönünde makul ꢀüphenin varlığına dayandığını ve   tutukluluk halinin yetkili makam tarafından düzenli olarak gözden geçirildiğini belirtmiꢀtir.   Hükümet, ayrıca, itham edildiği suçun ciddi niteliği göz önüne alındığında baꢀvuranın   tutukluluğunun devamı yönünde gerçek bir kamu yararı gereğinin mevcut olduğunu ileri   sürmüꢀtür. Hükümet, baꢀvuranın tutukluluğunun baꢀka bir suç iꢀlemesini, kaçmasını ve   delilleri yok etmesini engellemek açısından da gerekli olduğunu belirtmiꢀtir.   Hükümet, AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca yapılan ꢀikayete iliꢀkin olarak somut dava   koꢀullarında cezai yargılama süresinin aꢀırı olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüꢀtür.   Bu bakımdan, baꢀvuran hakkındaki suçlamalar ve sanık sayısı göz önünde bulundurulduğunda   davanın karmaꢀık olduğunu ve yargı makamlarına hiçbir ihmal veya gecikmenin   atfedilemeyeceğini belirtmiꢀtir. Hükümet, ayrıca, baꢀvuranın bazı duruꢀmalara katılmayarak   davanın süresinin uzamasına katkıda bulunduğunu ve avukatının baꢀvuranın savunmasında   etkin olmadığını iddia etmiꢀtir.   AĐHM, bu baꢀvurudaki konularla benzer konular ortaya koyan baꢀvurularda sıklıkla   AĐHS’nin 5/3 ve 6/1 maddelerinin ihlali kararını vermiꢀtir (bkz., örneğin, Yaꢀar – Türkiye, no.   46412/99, 24 Ocak 2006; Atıcı – Türkiye (no.1), no. 19735/02, 10 Mayıs 2007; yukarıda   anılan Solmaz; yukarıda anılan Arı ve ꢁen; Getiren – Türkiye, no. 10301/03, 22 Temmuz   2008; Cahit Demirel – Türkiye, no. 18623/03, 7 Temmuz 2009 ).   Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, somut davada farklı bir sonuca   varmasını sağlayacak bir delil veya iddianın Hükümet tarafından ortaya konmadığını   değerlendirmiꢀtir. Konuya iliꢀkin içtihadını göz önünde bulunduran AĐHM, baꢀvuranın   tutukluluk süresinin ve hakkındaki cezai kovuꢀturma süresinin aꢀırı olduğu ve AĐHS’nin 5/3   ve 6/1 maddelerine aykırı olduğu kararını vermiꢀtir. AĐHM, bu hususta, özellikle, Hükümet   tarafından iddia edildiği gibi cezai kovuꢀturma süresindeki gecikme kısmen baꢀvurana   atfedilebilir nitelikte olsa dahi davanın toplam süresinin yine aꢀırı olduğunu ve “makul süre”   ꢀartına uymadığını kaydetmiꢀtir.   Dolayısıyla, söz konusu maddeler ihlal edilmiꢀtir.   II.   AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   Baꢀvuran adil tatmin talebinde bulunmamıꢀtır. Dolayısıyla, AĐHM baꢀvurana herhangi   bir tazminat ödenmesinin gerekli olmadığını değerlendirmiꢀtir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 5/3 ve 6/1 maddelerinin ihlal edildiğine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve   3. paragrafları gereğince 6 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   Sally Dollé Françoise Tulkens   Zabıt Katibi Baꢀkan   Karar henüz kesinleꢀmemiꢀtir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło