35570/02
WyrokETPCz2009-10-06ECLI:CE:ECHR:2009:1006JUD003557002
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy odmowa rejestracji fundacji o charakterze religijnym, bez umożliwienia skarżącym zmiany jej statutu, stanowi naruszenie prawa do wolności zrzeszania się gwarantowanego w art. 11 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że odmowa rejestracji fundacji stanowiła ingerencję w prawo do wolności zrzeszania się. Chociaż ingerencja była przewidziana prawem i miała uzasadniony cel (ochrona porządku publicznego i praw innych), nie była ona "niezbędna w społeczeństwie demokratycznym". Trybunał podkreślił, że władze krajowe, w szczególności Sąd Kasacyjny, przekroczyły swój margines oceny, odmawiając skarżącym dodatkowego czasu na zmianę statutu fundacji, co było praktyką stosowaną w podobnych sprawach krajowych. Brak takiej możliwości uczynił odmowę rejestracji nieproporcjonalną do zamierzonego celu.Stan faktyczny
Szesnastu obywateli Turcji postanowiło założyć fundację charytatywną o nazwie „Kurtuluş Kiliseleri Vakfı”. W grudniu 2000 r. złożyli wniosek o jej rejestrację. Dyrekcja Generalna Fundacji sprzeciwiła się rejestracji, twierdząc, że statut fundacji, mający na celu ochronę interesów protestantów, narusza art. 74 ust. 2 starego Kodeksu Cywilnego, zakazujący wspierania konkretnej wspólnoty. Sąd pierwszej instancji i Sąd Kasacyjny odmówiły rejestracji, nie dając skarżącym możliwości zmiany statutu, mimo że skarżący deklarowali chęć jego poprawienia, aby odzwierciedlał ich prawdziwe intencje pomocy wszystkim potrzebującym, niezależnie od wyznania.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Uznaje pozostałą część skargi za dopuszczalną.
2. Stwierdza naruszenie art. 11 Konwencji.
3. Zasądza, że Państwo Pozwane ma zapłacić, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku:
a. 2 000 (dwa tysiące) euro tytułem szkody majątkowej na rzecz skarżącego İhsana Yinala Özbeka, jako przewodniczącego fundacji, za poniesione koszty notarialne związane z jej założeniem.
b. 500 (pięćset) euro tytułem szkody niemajątkowej na rzecz każdego ze skarżących.
c. 5 200 (pięć tysięcy dwieście) euro łącznie na rzecz skarżących tytułem kosztów i wydatków.
4. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ÖZBEK VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 35570/02)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ekim 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (35570/02) no’lu davanın nedeni on altı
T.C. vatandaꢀı’nın (baꢀvuranlar) 29 Ağustos 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi’ne Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin
(Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
•
Đhsan Yinal Özbek, Çiğdem Özbek, Đsmail Serinken, Vedat Özel, Semih Tanar, Emin
Tufan ve Güney Onkun serbest meslekle uğraꢀmaktadır ve sırasıyla 1963, 1967, 1971,
1972, 1964, 1965 ve 1970 doğumludur;
•
•
•
•
Đbrahim Deveci ve ꢁafak Deveci yayıncıdır ve 1971 doğumludur;
Baꢀak Çelik tarihçidir ve 1977 doğumludur;
Soner Tufan dil bilimcidir ve 1969 doğumludur;
Angela Serinken, Semra Tanar, Güleser Ibiꢀ, Ilvina Albak ve Rabia Yılmaz Tufan ev
hanımıdır ve sırasıyla 1974, 1969, 1959, 1944 ve 1976 doğumludur;
Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara Barosu
avukatlarından O. K. Cengiz tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuranlar, 20 Aralık 2000 tarihli resmi akit belgesiyle merkezi Ankara’da olan ve
Kurtuluꢀ Kiliseleri Vakfı adını verdikleri bir hayırsever vakfı kurmayı kararlaꢀtırmıꢀlardır. Aralık 2000 tarihinde baꢀvuranlar, vakıf merkezinin bulunduğu ilin yetkili
mahkemesi olarak Ankara birinci derece mahkemesine eski Medeni Kanun’un 74. maddesi
gereğince vakfın tescilini talep etmiꢀlerdir. Mart 2001 tarihinde, mahkeme tarafından görüꢀ bildirmesi istenen Vakıflar Genel
Müdürlüğü, kurucu tüzükten vakfın temel amacının yalnızca protestan cemaati mensuplarının
dini, kültürel ve sosyo-ekonomik çıkarlarını korumak olduğu anlaꢀılması ve bunun sadece
belirli bir cemaatin desteklenmesini yasaklayan eski Medeni Kanun’un 74. maddesinin 2.
fıkrasına aykırılık teꢀkil etmesi nedeniyle sözkonusu vakfın tescil edilmesine kesinlikle karꢀı
olduklarını beyan etmiꢀtir.
Mahkeme, baꢀvuranları dinledikten sonra 12 Haziran 2001 tarihinde aldığı kararda
vakfın tüzükte tanımlanan amacının Medeni Kanun’un 74. maddesinin 2. fıkrasına
uymadığına hükmederek baꢀvuranların talebini reddetmiꢀtir.
Baꢀvuranlar, 12 Temmuz 2001 tarihinde kararı temyize götürmüꢀlerdir. Baꢀvuranlar,
özellikle mahkeme kararının somut bir gerekçesi olmadığını, aksine hukuki temeli olmayan
genel ve soyut değerlendirmelere dayandığını savunmuꢀlardır. Diğer taraftan baꢀvuranlar,
taleplerini Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 14 Mart 2001 tarihli görüꢀ bildirisini esas alarak
karara bağlayan mahkeme heyetinin bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesine aykırı davrandıklarını
ve böylece yargılama görevlerini dolaylı olarak gereği gibi yerine getirmediklerini iddia
etmektedir.
Halka açık bir duruꢀma sonrasında 22 Kasım 2001 tarihinde alınan kararda Yargıtay,
özellikle aꢀağıdaki değerlendirmeleri yaparak, 12 Haziran 2001 tarihli kararda benimsenen
çözümü onamıꢀtır. Ocak 2002 tarihinde baꢀvuranlar, vakıf tüzüğünün 3. maddesindeki hükümlerin
hatalı bir ꢀekilde kaleme alınarak karıꢀıklığa yol açtığını ve kurucu üyelerin gerçek niyetlerini
yansıtmadığını, dolayısıyla mahkeme tarafından yanlıꢀ yorumlandığını ileri sürerek 22 Kasım tarihli kararın düzeltilmesi istemiyle Yargıtay’a baꢀvurmuꢀlardır. Baꢀvuranlar,
Yargıtay’ın kararı bozması halinde vakıf tüzüğünün 3. maddesini kurucu üyelerin gerçek
niyetlerine uygun bir ꢀekilde değiꢀtireceklerini bildirmiꢀlerdir. Özellikle, baꢀvuranlar vakfın
diğer bir amacının, imkânları el verdiğince, dini inançları ne olursa olsun, protestan olup
olmadıklarına bakılmaksızın, yoksul ve doğal afet mağduru insanlara maddi ve manevi destek
vermek olduğunu savunmaktadır.
Yargıtay, 1 Mart 2002 tarihinde baꢀvuranlara tebliğ edilen, 14 ꢁubat 2002 tarihli
kararında baꢀvuranların karar düzeltme taleplerini reddetmiꢀtir. Haziran 2007 tarihinde Hükümet, AĐHM’ye verdiği bilgide baꢀvuranlar Đhsan Yinal
Özbek, Đbrahim Deveci, Soner Tufan, Güney Onkun, Necmi Çaka, Özcan Püsküllü ve Güney
Yılmaz’ın 2 Aralık 2004 tarihinde vakıfla aynı amacı güden bir dernek kurduklarını
bildirmiꢀtir. Baꢀvuranlar bu derneğin adını Kurtuluꢀ Kiliseleri Derneği koymuꢀlardır.
Tüzüğün 2. maddesi derneğin amacının özellikle Türk ya da yabancı uyruklu protestan
cemaati mensuplarının dini çıkarlarını korumayı öngörmektedir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 11. maddesinin 9 ve 14. maddelerle bağlantılı olarak ihlal
edildiğini ileri sürmektedirler. Baꢀvuranlar vakfın tescilinin ulusal mahkemeler tarafından
reddedilmesi sonucu dernek kurma özgürlüklerinin çiğnendiğini ileri sürdüklerinden, AĐHM
öncelikle AĐHS’nin 9 ve 14. maddeler bağlamındaki ꢀikâyetlerin 11. maddeye dayandırılan
ana ꢀikâyet baꢀlığı altında değerlendirilebileceğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla AĐHM, bu
ꢀikâyetleri yalnızca ilgili bölümü aꢀağıdaki gibi kaleme alınan 11. madde bakımından
incelemeyi uygun görmektedir:
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğini öne sürerek baꢀvurunun kabuledilemez
olduğunu savunmaktadır. Hükümet, baꢀvuranların vakıf tüzüğünün ihtilaflı maddesini
değiꢀtirme imkânına sahip olduklarını ileri sürmekte ve bu duruma örnek olarak Đstanbul
Süryani Katolik Kilisesi Vakfı’nın yasaya uygun hale getirmek için tüzüğünü değiꢀtirdiğini
hatırlatmaktadır. Hükümet, 22 Ocak 2002 tarihli itirazlarında baꢀvuranların vakıf tüzüğünün
3. maddesinin gerçek amaçlarına uygun olarak kaleme alınmadığını kabul ettiklerini
kaydetmektedir. Hükümete göre, ilgili ꢀahıslar tüzüğün ihtilaflı maddesini her zaman ve halen
düzeltme veya değiꢀtirme, daha sonra da yetkili mahkeme tarafından vakfın tescilini talep
etme imkânına sahip olduklarını savunmaktadır.
Hükümet, AĐHM’ne Vakıflar Müdürlüğü’nden gelen ve 2001 yılında vakıf kurmak için
sosyal ve kültürel amaçlı bir vakıf için en az 21 milyar Türk Lirası (TRL), eğitim ve sağlık
amaçlı bir vakıf için en az 43 milyar TRL ve baꢀka amaçlı vakıflar için en az 86 milyar TRL
fon karꢀılığı toplamak zorunda olduğunu belirten bir belgeyi sunmaktadır. 2002 yılında ise,
aynı vakıfları kurmak için sırasıyla 200 milyar TRL, 300 milyar TRL et 86 milyar TRL fon
toplamak gerekmekteydi. Hükümet, ayrıca bu tutarların ulusal mahkemeler tarafından
azaltılabileceğini kaydetmektedir.
Hükümet, daha sonra bazı baꢀvuranların sözkonusu vakıfla aynı amacı güden bir dernek
kurdukların, bu nedenle mağdur sıfatı taꢀımadıklarını, dolayısıyla da baꢀvurunun
kabuledilemez olduğunu savunmaktadır.
Baꢀvuranlar, Hükümetin mağdur sıfatı taꢀımadıkları yönündeki iddiasına karꢀı çıkmakta
ve dernek kurmak için herhangi bir fon ꢀartı bulunmadığını buna karꢀın vakıf kurmak için
belirli bir fon toplamanın zaruri olduğunu belirtmektedir. Öte yandan baꢀvuranlar, dernek
yönetme kuralları ile vakıf yönetme kurallarının farklı olduğunu, zira bir vakfın amacını
gerçekleꢀtirmek için fon toplayabileceğini savunmaktadır. Baꢀvuranlar, vakıf kurmak için
gerekli fon tutarının artması nedeniyle yeni bir vakıf kuramadıklarını ve bu fon tutarını
toplayamadıklarını, vakıf kuramadıkları için de bazı baꢀvuranların bir dernek kurduğunu,
ancak bu derneğin mevcudiyetinin ulusal makamların Kiliselerinin tüzel kiꢀiliğini tanıdığı
anlamına gelmediğini ileri sürmektedir. Son olarak baꢀvuranlar, AĐHM’ne kurulan bu
derneğin kapatılması için Cumhuriyet savcısının dava açtığını hatırlatmaktadır.
Baꢀvuranlar, bir hukuk davası sürerken vakıf tüzüğünü değiꢀtirme imkânı veren bir
yasal düzenleme bulunmadığını savunmaktadır. Hükümet gibi Yargıtay’ın 17 Ekim 1995
tarihli içtihadına (E. 1995/10225, K. 1995/10312) atıfta bulunan baꢀvuranlar, vakıf tüzüğünün
ancak Yargıtay’ın vereceği bir ek süre kararıyla yasaya uygun bir ꢀekilde değiꢀtirilebileceğini
belirtmektedir. Bu konuyla ilgili olarak baꢀvuranlar, vakıf tüzüğünü değiꢀtirme imkânı elde
etmek için açılan hukuk davasında Đstanbul Süryani Katolik Kilisesi Vakfı kurucu üyeleri ile
ulusal makamlar arasında bazı diyalogların geçtiğini hatırlatmaktadır. Baꢀvuranlar, böyle bir
fırsatın kendilerine verilmediğini ileri sürmektedir. Yargıtay’a sundukları karar düzeltme
itirazına atıfta bulunan baꢀvuranlar, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği yönündeki
iddialarına karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, Hükümetin kabuledilemezlik iddialarının baꢀvuranların AĐHS’nin 11.
maddesine dayandırdıkları ꢀikâyetle yakından bağlantılı olduğunu not etmektedir. Bu itibarla
AĐHM, bu karꢀılıklı iddiaların esas üzerinden birleꢀtirilmesine hükmetmektedir.
AĐHM, baꢀvurunun bu kısmının AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı anlamında
açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve baꢀka bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını
kaydetmektedir. Dolayısıyla, kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.
B. Esasa iliꢀkin
1. Bir müdahale olup olmadığı
Baꢀvuranlar, ulusal mahkemelerin ihtilaflı vakıf tüzüğünün tescilini reddetmelerinin
dernek kurma özgürlüğü haklarına müdahale teꢀkil ettiğini ileri sürmektedir. Hükümet, buna
itiraz etmemektedir. Baꢀvuranlar gibi AĐHM de ihtilaflı tedbirin dernek kurma özgürlüğü
haklarının bir ihlali olduğu kanaatindedir.
2. Müdahalenin meꢀruiyeti hakkında
Böyle bir müdahalenin 11. maddeyle uyumlu olması için, “yasayla öngörülmesi”,
maddenin 2. paragrafında yer alan meꢀru amaçlara hizmet etmesi ve bu amaçlara ulaꢀmak için
“demokratik bir toplumda gerekli ” görülmesi ꢀarttır.
a) « Yasayla öngörülme »
AĐHM, Medeni Kanun’un 74. maddesinin 2. fıkrasına ve 7/1006 sayılı yönetmeliğin 6.
maddesine dayandığına göre ihtilaflı müdahalenin « yasayla öngörüldüğüne » itiraz
edilemeyeceğini kaydetmektedir.
b) Meꢀru amaç
Hükümet, müdahalenin güvenlik ve kamu düzenini sağlamayı ve baꢀkalarının
özgürlüklerini korumayı amaçladığını savunmaktadır. Baꢀvuranlar, bu konuda görüꢀ
bildirmemektedir.
AĐHM’nin kanaatine göre, müdahale 11. madde bakımından meꢀru amaç yani
« düzenin sağlanması » ve « baꢀkalarının haklarının korunması » olarak kabul edilebilir.
Dolayısıyla bundan sonra AĐHM’nin yapması gereken bu ihtilaflı müdahalenin « demokratik
bir toplumda gerekli » olup olmadığını belirlemektir.
c) « Demokratik bir toplumda gereklilik »
Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediği yönündeki argümanlarına atıfta bulunarak,
müdahalenin izlenen amaçla orantısız olmadığını ileri sürmektedir.
Baꢀvuranlar, iddialarını tekrarlamakta ve ilk derece mahkemesinin vakıflarının tüm
amaçlarını yasaya aykırı olarak değerlendirmesi sonucu ulusal mahkemelerin vakfı tescil
etmediklerini savunmaktadır. Baꢀvuranlar, ilk derece mahkemesinin tüzüğün hangi
maddesinin özellikle değiꢀtirilmesi gerektiğini belirtmediğini ileri sürmektedirler.
Baꢀvuranlara göre, tüzükteki hangi maddenin yasaya aykırı olduğunu kesin bir ꢀekilde
öğrenmek için Yargıtay kararının beklenmesi gerekirdi. Yine baꢀvuranların iddiasına göre,
vakıf sadece protestanlara değil herkese yardım edecekti ve bunun içindir ki karar düzeltme
itirazlarında vakıf tüzüğünün 3. maddesini üyelerin gerçek niyetlerine uygun olacak bir
ꢀekilde değiꢀtireceklerini, özellikle, vakfın diğer bir amacının, imkânları el verdiğince, dini
inançları ne olursa olsun protestan olup olmadıklarına bakılmaksızın yoksul ve doğal afet
mağduru insanlara maddi ve manevi destek vermek olduğunu belirtmiꢀlerdi.
Dernek kurma özgürlüğüyle ilgili yerleꢀik içtihadına atıfta bulunan (Polonya aleyhine
Gorzelik ve diğerleri [GC], no 44158/98, prg. 92-93, CEDH 2004-I ve aktarılan içtihat)
AĐHM, AĐHS’nin 11. maddesinde benimsenen dernek kurma hakkının, vatandaꢀlara ortak
çıkarlarının bulunduğu bir alanda kolektif olarak hareket etme amacıyla tüzel kiꢀilik
oluꢀturma olanağına yer verdiğini, aksi halde bu hakkın anlamını yitireceğini belirtmektedir
(Yunanistan aleyhine Sidiropoulos ve diğerleri, 10 Temmuz 1998, prg. 40, Karar ve
hükümlerin derlemesi 1998-IV).
AĐHM, mevcut davada Türk mahkemelerinin baꢀvuranların kurduğu vakfın tescilini
reddetmek suretiyle ilgili ꢀahısların bireysel veya kolektif olarak vakıf tüzüğünde belirlenen
amacı izleme ve aynı ꢀekilde dernek kurma özgürlüğü haklarını kullanma imkânını ellerinden
aldığı görüꢀündedir.
Bu bağlamda, kuꢀkusuz Sözleꢀmeci Devletler, vakıfların açıkladıkları amaçları
gerçekleꢀtirebilmelerini, kamu düzenini ve üyelerinin çıkarlarını korumalarını sağlamak için
kamu yararına uygun bir ꢀekilde gerekli tüm önlemleri almalıdırlar (Türkiye aleyhine Fener
Rum Erkek Lisesi Vakfı kararı, ilgili bölüm, prg. 52).
Mevcut davada AĐHM, ilk önce baꢀvurunun amacının baꢀvuranların kurduğu vakfın
tescilinin reddedilmesi olduğunu kaydetmektedir. AĐHM, daha sonra baꢀvuranların ulusal
mahkemeler önünde görülen davada vakıf tüzüğünün 3. maddesinin yanlıꢀ kaleme alındığını
ve kurucu üyelerin gerçek niyetlerini yansıtmadığını kabul ettiklerini saptamaktadır. Bu
konuyla ilgili olarak AĐHM, ilgili ꢀahısların davaya bakan ulusal mahkemelere ve özellikle
Yargıtay’a davayı sonuçlandırmadan önce kendilerine ihtilaflı tüzük maddesini değiꢀtirmek
için imkân tanımalarını talep ettiklerini hatırlatmaktadır. Tarafların dile getirdiği ve aynı
zamanda bir vakfın tesciliyle ilgili bir ihtilafı konu alan Yargıtay kararını inceledikten sonra
AĐHM, Yargıtay’ın bu vakfa mevcut davadakine benzer ꢀekilde yasaya uygun olmayan
tüzüğünü değiꢀtirmesi için ek bir süre tanıdığını ve daha sonra tüzüğünü değiꢀtiren bu vakfın
tescil edildiğini kaydetmektedir. Anlaꢀıldığı üzere mevcut davada Yargıtay, baꢀvuranlara
vakıf tüzüğünü değiꢀtirmeleri için ek süre tanımamıꢀtır. Yargıtay bu nihai kararı vererek
baꢀvuranların vakıf kurarak tüzel kiꢀilik elde etmelerini engellemiꢀtir. Öte yandan, AĐHM
ilgili ꢀahısların yasaya uygun yeni bir vakıf kurmak için eskisinden daha fazla bir fon
toplamak zorunda kaldığını tespit etmektedir.
Diğer taraftan, bu vakfın tescili reddedildikten sonra bazı baꢀvuranların bir dernek
kurabildikleri de ayrı bir gerçektir. AĐHM, tüzüğe bakıldığında dernek amacının Yargıtay
kararının ıꢀığında kaleme alındığını ve belirli bir cemaate ayrıcalıklı olarak destek
verileceğinden bahsedilmediğini tespit etmektedir. AĐHM, mevcut baꢀvuru konusunun
baꢀvuranların vakfının ulusal mahkemeler tarafından tescil edilmemesi olduğunu
hatırlatmaktadır. AĐHM, ulusal hukuk sisteminde bir vakıf ile bir derneğin yasal durumlarının
değiꢀik hak ve yükümlülükler içermesi dolayısıyla birbirinden farklı olduğunu not etmektedir.
Bu itibarla, bazı baꢀvuranların dernek kurmaları onların mağdur sıfatını ortadan kaldırmaz
(bakınız, diğer birçoğu arasından, Đtalya aleyhine G.M. kararı, no 56293/00, prg. 23, 5
Temmuz 2007). Dolayısıyla, mevcut davada AĐHM, ulusal mahkemelerin vakfın tescilini art
arda reddetmek suretiyle baꢀvuranlara verdiği zararı Yargıtay’ın ne kabul ne de telafi ettiğini
kaydetmektedir. Bu durumun kabul edilmemesi dolayısıyla, Hükümetin « mağdur » sıfatının
yokluğuna dayandırdığı kabuledilemezlik iddiası haklı bulunamaz.
Daha sonra AĐHM, baꢀvuranların AĐHM’ne sundukları ꢀikâyeti ulusal mahkemeler
önünde de dile getirdiklerini tespit etmektedir (aksi yönde, Kıbrıs aleyhine Azinas kararı
[GC], no 56679/00, prg. 41, CEDH 2004-III). Dolayısıyla, Hükümetin iç hukuk yollarının
tüketilmediğine dayandırdığı kabuledilemezlik iddiası da haklı bulunamaz.
Bu ꢀartlar altında AĐHM, ulusal makamların ve özellikle ulusal mahkemelerin
baꢀvuranlara vakfın ihtilaflı tüzüğünü değiꢀtirmeleri için ek süre tanımayarak ve bu yüzden
vakfın tescilini reddederek takdir haklarını aꢀtıkları sonucuna varmaktadır. AĐHM’nin
kanaatine göre, tescilin bu ꢀekilde reddedilmesi izlenen amaca göre orantısız olup,
«demokratik bir toplumda gerekli» değildir.
Bu nedenle, AĐHS’nin 11. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuranların her biri uğradıkları manevi zarar için 2.000 Euro talep etmektedir.
Baꢀvuranlar ayrıca aꢀağıda belirtilen rakamlarda maddi tazminat talep etmektedir:
•
•
Vakfın kuruluꢀ tesciline yönelik yapılan noter masrafları için 1.225.309.940 TL.
(kanıtlayıcı belge ile birlikte);
Yeni bir vakıf kurmak için gerekli finansal kaynaklara karꢀılık gelen 609.000 Euro
(kanıtlayıcı belge bulunmamaktadır).
Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM öne sürülen maddi tazminat talepleri ile ilgili olarak, AĐHS’nin 11. maddesinin
ihlal edildiği tespitinden hareketle noter masrafı olan 2.000 Euro’nun ödenmesini uygun
görmektedir. Buna karꢀılık, AĐHM baꢀvuranların yeni bir vakıf kurmaları gerektiğinde ne
kadar mali kaynağa ihtiyaçları olabileceği hususunda spekülasyon yapamayacağını vurgular.
Bu nedenle baꢀvuranların bu talebini reddetmektedir.
Baꢀvuranlar tarafından yapılan manevi tazminat taleplerinde ise AĐHM, baꢀvuranların
vakıf kurma hakkının ihlal edilmesi ile birlikte belirli bir manevi zarara uğradıklarını kabul
etmekte ve baꢀvuranların her birine 500 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun görmektedir
(Bkz. Stankov ve Organisation macédonienne unie Ilinden-Bulgaristan nos 29221/95 ve
29225/95 ve Radko Yurttaꢀlar Derneği ve Paunkowski « Eski Yugoslavya Makedonya», no
74651/01)
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuranlar izleyen ꢀu rakamları talep etmektedir:
– yargılama giderleri için 15 526 000 TL (kanıtlayıcı belge bulunmamaktadır) ve iç
hukuktaki mahkemelerde yapılan avukat masrafları için 1 500 000 000 TL (kanıtlayıcı belge
bulunmamaktadır);
– AĐHM nezdinde yapılan temsil giderleri için 3 000 000 000 TL (kanıtlayıcı belge ile
birlikte).
Hükümet baꢀvuranlar tarafından öne sürülen bu miktarlara itirazda bulunmaktadır.
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliliğini kanıtladığı
makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM bu baꢀvuruda, mahkemeye sunulan
deliller ve sözü edilen kıstaslar ıꢀığında ulusal yargı sürecine iliꢀkin yargılama gideri
taleplerini reddetmektedir. AĐHM, AĐHM nezdindeki yargılama giderleri için baꢀvuranlara
ortaklaꢀa toplam 5.200 Euro ödenmesini uygun görmektedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü vergiden
muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından:
i. vakfın baꢀkanı olan ve bu sıfatla vakfın kuruluꢀ tescili için üstlendiği noter
giderleri için baꢀvuran Đhsan Yinal Özbek’e 2 000 (iki bin) Euro maddi tazminat
ödenmesine;
ii. baꢀvuranların her birine 500 (beꢀ yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;
iii. baꢀvuranlara yargılama masraf ve harcamaları için ortaklaꢀa 5 200 (beꢀ bin iki
yüz) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2.
ve 3. paragraflarına uygun olarak 6 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
1. Yaklaꢀık 33 297 EURO
2. Yaklaꢀık 68 180 EURO
3. Yaklaꢀık 136 360 EURO
4. Yaklaꢀık 158 254 EURO
5. Yaklaꢀık 237 382 EURO
6. Yaklaꢀık 68 049 EURO
. Yaklaꢀık 2.000 Euro
. Yaklaꢀık 5 200 EURO
17
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło