35768/02

WyrokETPCz2006-04-20ECLI:CE:ECHR:2006:0420JUD003576802

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, połączone z wysoką inflacją i niskimi stopami procentowymi, naruszyło prawo do poszanowania mienia skarżącego zgodnie z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, ustalonego przez sądy krajowe, w połączeniu z wysoką inflacją w Turcji i niewystarczającymi odsetkami za zwłokę, spowodowało, że skarżący poniósł nieproporcjonalne i nadmierne obciążenie. Taka sytuacja zakłóciła 'sprawiedliwą równowagę' między wymogami interesu ogólnego a ochroną prawa własności, co stanowi naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. Trybunał odwołał się do swojej ugruntowanej praktyki w podobnych sprawach dotyczących wywłaszczenia i inflacji.
Stan faktyczny
W 1999 roku tureckie Ministerstwo Energii i Zasobów Naturalnych wywłaszczyło działkę należącą do skarżącego, Mehmeta Kökmena, na potrzeby budowy tamy Birecik. Początkowe odszkodowanie zostało wypłacone, ale skarżący uznał je za niewystarczające i wniósł sprawę do sądu krajowego o podwyższenie kwoty. Sąd przyznał mu dodatkowe odszkodowanie wraz z odsetkami, co zostało potwierdzone przez Sąd Kasacyjny. Jednakże, wypłata pełnej kwoty dodatkowego odszkodowania nastąpiła z opóźnieniem (w 2002 i 2003 roku), a skarżący twierdził, że z powodu wysokiej inflacji i niskich odsetek, kwota ta straciła na wartości.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: stwierdza dopuszczalność skargi; stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji; stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji; stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową; zasądza na rzecz skarżącego 14 000 euro tytułem szkody majątkowej, powiększone o odsetki; oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   KÖKMEN - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:35768/02)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   NİSAN 2006   İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde   kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 35768/02 başvuru no’lu davanın nedeni,   Türk vatandaşı Mehmet Kökmen’in (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM)   Ağustos 2002 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin   (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, Gaziantep Barosu   avukatlarından M. Türkmen tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   doğumlu başvuran Gaziantep’de ikamet etmektedir.   Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (İdare) 1999 yılında Birecik Barajının inşaatı için   başvurana ait arsayı kamulaştırmıştır.   İdare’nin Bilirkişi Kurulu kamulaştırılan arsanın değerini 9.152.840.000 TL olarak   belirlemiş ve bu tutar başvurana arsanın mülkiyet hakkının İdare’ye devredildiği tarihte   ödenmiştir.   Başvuran, 8 Şubat 1999 tarihinde ödenen miktarı yeterli bulmayan başvuran, Nizip   Asliye Hukuk Mahkemesi önünde kamulaştırma bedelinin artırılması için başvuruda   bulunmuştur.   Asliye Hukuk Mahkemesi 30 Aralık 1999 tarihli bir kararla başvuranı kısmen haklı   bularak, 26 Şubat 1999 tarihinden itibaren hesaplanmak üzere senelik % 30 gecikme faizi ile   İdare’nin kendisine 19.967.577.500 Türk Lirası (TL) ödemesine karar vermiştir.   Yargıtay, 22 Mayıs 2000 tarihinde verilen bu kararı onamıştır.   İdare, 1 Ağustos 2002 başvurana ek kamulaştırma bedeli olarak 51.596.219.166 TL   ödemiştir.   Mayıs 2003 tarihinde ek kamulaştırma bedelinin ikinci ödemesinde 7.595.201.482   TL başvuranın hesabına yatırılmıştır.   HUKUK AÇISINDAN   I. 1 NO’LU PROTOKOLÜ’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   HAKKINDA   Başvuran, Türkiye’deki yüksek enflasyon oranına göre gecikme faizlerinin düşük   olması nedeniyle ek kamulaştırma bedelinin değer kaybetmesinden şikayetçi olmaktadır. Bu   açıdan başvuran 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesini ileri sürmektedir.   A. Kabuledilebilirlik Hakkında   Hükümet’e göre başvuran icra davası başlatmadığından dolayı AİHS’nin 35.   maddesinin gerektirdiği gibi iç hukuk yollarını tüketmemiştir.   AİHM, hukuki yargılama sonucunda Devlet’ten alacağı bulunan bir kimseden,   tazminat elde etmek amacıyla icra davası başlatmasını istemenin uygun olmayacağına dair   içtihadını hatırlatmaktadır (Metaxas-Yunanistan, no: 8415/02 ve Karahalios-Yunanistan, no:   62503/00). Buradan Hükümet’in yaptığı itirazın kabuledilemez olduğu sonucu ortaya   çıkmaktadır.   AİHM, içtihadından çıkan kriterler ışığında (Bkz. özellikle Akkuş) ve elinde bulunan   unsurların tümünü gözönüne alarak başvurunun esastan incelenmesi gerektiğine kanaat   getirmektedir. AİHM sonuç itibariyle başvurunun hiçbir kabuledilemezlik gerekçesine ters   düşmediğini tespit etmektedir.   B. Esasa Dair   AİHM, bu davadakine benzer sorunların ortaya çıktığı davaları birçok kez incelemiş   ve 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz. Akkuş kararı ve   Aka kararı).   AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak   hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre   kamulaştırmayı yapan İdare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın   ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara   daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresi ile ikiye katlanan bu gecikme,   AİHM’yi, başvuranın genel yararın gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması   arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke   katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.   Sonuç olarak 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran, adli yargılama süresinin AİHS’nin 6§1 maddesini ihlal ettiğinden şikayetçi   olmaktadır.   A. Kabuledilebilirlik Hakkında   AİHM, AİHS’nin 35§3 maddesi uyarınca başvurunun açıkça dayanaktan yoksun   olduğunun söylenemeyeceğine kanaat getirmektedir. Başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi   bulunmamaktadır.   B. Esasa Dair   AİHM, 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine ilişkin vardığı sonuç gözönüne alarak   sorunun tekrar AİHS’nin 6§1 maddesi açısından incelenmesine gerek olmadığına kanaat   getirmektedir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Maddi ve Manevi Tazminat   Başvuran 20.000 Euro tutarındaki maddi tazminatının ödenmesini belirtmektedir.   Ayrıca başvuran, 2.000 Euro tutarındaki manevi zararının telafi edilmesini istemektedir.   Hükümet iddialara itiraz etmektedir.   AİHM, Akkuş kararında benimsenen hesaplama yöntemini ele alarak ve ilgili   ekonomik veriler ışığında, başvurana maddi tazminat olarak 14.000 Euro ödenmesine karar   vermiştir.   Manevi tazminatla ilgili olarak AİHM, mevcut dava koşullarında ihlal kararının   tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olduğu kanaatindedir.   C. Gecikme Faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AİHS’nin 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AİHS’nin 6§1 maddesine dayanarak yapılan şikayetin esasını ayrıca incelemeye gerek   olmadığına;   4. Manevi tazminatla ilgili olarak, mevcut kararının kendisinin adil tazmin için başlı başına   yeterli olduğuna;   5. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından   başvurana maddi tazminat olarak 14.000 Euro’nun (on dört bin) miktara yansıtılabilecek   her türlü vergiden muaf tutularak ödenmesine,   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;   6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   karar vermiştir.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3.   maddesine uygun olarak 20 Nisan 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło