35785/03
WyrokETPCz2009-10-13ECLI:CE:ECHR:2009:1013JUD003578503
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Jakie słuszne zadośćuczynienie należy się skarżącemu na podstawie art. 41 Konwencji w związku ze stwierdzonym naruszeniem art. 1 Protokołu nr 1, wynikającym z klasyfikacji części jego nieruchomości jako gruntów leśnych i braku skutecznego środka odwoławczego?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że państwo pozwane ma obowiązek naprawienia naruszenia i przywrócenia stanu poprzedniego, jeśli jest to możliwe. W niniejszej sprawie, ze względu na charakter naruszenia (klasyfikacja gruntów leśnych, która 'opróżniła' prawo własności, brak skutecznego środka krajowego i nieproporcjonalne obciążenie bez odszkodowania), restitutio in integrum nie było możliwe. Trybunał stwierdził, że nie jest w stanie precyzyjnie określić wysokości szkody majątkowej z powodu niepewności co do dokładnego obszaru dotkniętego ograniczeniem i braku dowodów na utratę dochodów. W związku z tym, opierając się na zasadzie słuszności, Trybunał zasądził łączną kwotę za wszystkie szkody.Stan faktyczny
Skarżący, Halil Đbrahim Köktepe, złożył skargę dotyczącą naruszenia jego prawa własności. Wcześniejszy wyrok Trybunału z 22 lipca 2008 r. stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 w związku z klasyfikacją części jego nieruchomości jako gruntów leśnych, co doprowadziło do 'opróżnienia' jego prawa własności. Trybunał uznał, że skarżący poniósł nieproporcjonalne obciążenie, ponieważ nie istniał skuteczny środek krajowy, a także nie otrzymał odszkodowania. Niniejsze orzeczenie dotyczyło wyłącznie ustalenia słusznego zadośćuczynienia na podstawie art. 41 Konwencji.Rozstrzygnięcie
Trybunał, sześcioma głosami do jednego, orzekł, że: a) państwo pozwane ma zapłacić skarżącemu 100 000 (sto tysięcy) euro tytułem wszystkich szkód, wolne od wszelkich podatków, w przeliczeniu na liry tureckie według kursu wymiany w dniu płatności, w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku; b) odsetki za zwłokę będą naliczane według stopy równej krańcowej stopie oprocentowania Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe. Trybunał odrzucił wszystkie pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEY
Đ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
KÖKTEPE - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 35785/03 )
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
(Adil Tazmin)
STRAZBURG Ekim 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup bazı
ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapılan ve (35785/03) numaralı baꢀvurunun nedeni T.C.
vatandaꢀı Halil Đbrahim Köktepe’nin (baꢀvuran) 17 Ekim 2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi’ne (AĐHM) Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa
Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Temmuz 2008 tarihli bir kararla AĐHM, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal
edildiğine hükmetmiꢀtir (Köktepe ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 35785/03 22 Temmuz
2008).
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması kapsamında baꢀvuran maruz kaldığına kanaat getirdiği
zararlar için bazı meblağlar talep etmiꢀtir.
AĐHM, AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususunu saklı tutmuꢀ ve Hükümet ve
baꢀvuranı, kararın tebliğinden itibaren altı ay içinde bu mesele hakkındaki görüꢀlerini yazıyla
kendisine bildirmeye ve bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlaꢀmadan kendisini haberdar
etmeye davet etmiꢀtir. Baꢀvuran ve Hükümet görüꢀlerini sunmuꢀlar ancak dostane çözüm
imkânı sağlayan bir uzlaꢀmaya varamamıꢀlardır.
HUKUK
A. Maddi zarar
Baꢀvuran maddi zarar karꢀılığı olarak m2’si yaklaꢀık 83 Euro’dan toplam yüzölçümü 21.200
m2’lik arazi için 1.761.230 Euro talep etmektedir. Baꢀvuran bu bağlamda yakın civardaki
arazilerin değerine atıfla bir karꢀılaꢀtırma yapmakta ve AĐHM’nin dikkatine iki satıꢀ
sözleꢀmesini sunmaktadır: buna göre 13.766,44 m2’lik arazinin değeri 4.217.500 Euro;
12.026,56 m2’lik diğer arazinin değeri ise 2.078.050 Euro’dur. Baꢀvuran tahdit yapılan arazinin
tam yüzölçümünü belirtir bir belgeye dayanmadan arazinin toplam değeri için bir tazminat
ödenmesini talep etmekte, tahdit nedeniyle arazinin yalnızca bir bölümü etkilense dahi (ki
baꢀvurana göre yaklaꢀık 18.000 m2’dir) arazinin kalan kısmının kullanılabilirliğini yitirdiğini
öne sürmektedir. Baꢀvuran ayrıca bu on yıllık süre boyunca % 2 oranında değer kaybetmesiyle
birlikte uğramıꢀ olduğu 352.246 Euro tutarındaki maddi kaybın tazmin edilmesini talep
etmektedir.
Baꢀvuran manevi tazminat olarak ise 10.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet AĐHM’yi aꢀırı ve dayanaktan yoksun nitelendirdiği bu meblağları reddetmeye
çağırmaktadır. Hükümet ayrıca tahdidin kısmi yapıldığı dikkate alındığında baꢀvuranın arazinin
toplamı için öne sürdüğü talebin kabul edilemez olduğunu belirtmektedir.
Hükümet iç hukuktaki yargılama boyunca mahkemeye sunulan çeꢀitli bilirkiꢀi raporlarına
göndermede bulunarak ihtilaf konusu taꢀınmazın (13.625 m2) yalnızca bir bölümünün tahdit
kapsamına alındığını hatırlatır. Hükümete göre baꢀvuran 17 Ekim 2003 tarihli baꢀvurusunda
ihtilaf konusu arazisinin 13.625 m2’lik kısmının sözü edilen bu uygulamadan etkilendiğini ifade
etmiꢀtir. Hükümet Çanakkale Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16 Kasım 2000 tarihinde aldığı ve Temmuz 2004’te kesinleꢀen hükmünde daha evvel düzenlenen bilirkiꢀi raporlarında görüꢀ
ayrılıklarının olduğunun dile getirildiğini, dava dosyasına 30 Haziran 2000 tarihinde eklenen
son raporda ihtilaf konusu taꢀınmazın kısmen orman arazisinde yer aldığı tespitinin yapıldığını
ve taꢀınmazın hangi kısmının tahdit alanına gireceği tam olarak belirtilmeksizin krokide B
bölgesinde kanaat getirildiğini savunmaktadır. Hükümete göre bu koꢀullar çerçevesinde, adil
tatmin için belirlenecek meblağın tam olarak ne olacağını gösterir kesin bir yüzölçümü mevcut
değildir. Hükümet ayrıca AĐHM tarafından tayin edilecek bilirkiꢀi incelemesinin bu meseleyi
çözümleyeceği kanısındadır.
Öte yandan, mezkur arazi kamulaꢀtırılmadığından ve baꢀvuran halen maliki olduğundan adil
tatminin mali unsuru taꢀınmazın gerçek satıꢀ değerini oluꢀturamamaktadır.
Hükümet ayrıca gelir kaybını ortaya koyacak hiçbir dayanağın bulunmadığını savunmakta ve
son olarak manevi tazminat baꢀlığı altında bir meblağ ödenmesine yer olmadığını ifade
etmektedir.
AĐHM, ihlalin tespit edildiği bir baꢀvuruda Savunmacı Hükümetin ihlali gidermek ve ihlalden
önceki duruma mümkün olduğunca dönülmesini sağlayacak ꢀekilde ihlalin sonuçlarını ortadan
kaldırmak yükümlüğünün bulunduğunu hatırlatmaktadır (Yunanistan aleyhine Iatridis davası
(adil tatmin) [GC], no 31107/96, prg. 32, CEDH 2000-XI). Bir davaya taraf sözleꢀmeci
devletlerin, prensip olarak, ihlale hükmedilen bir kararın gereklerini yerine getirmek için
baꢀvuracakları yolları seçme serbestliği bulunmaktadır. Bir kararın nasıl icra edileceğine iliꢀkin
takdir yetkisi ile sözleꢀmeci devletlerin AĐHS’nin temel yükümlülüğü olan “güvence altına
alınan hak ve özgürlükleri tanıma” (1. madde) yükümlülüğü ile uyumlu bir seçme hakkı
kastedilmektedir. Đhlalin doğası bir restitutio in integrum’a müsaitse, bunu yerine getirmek
Savunmacı Devlete düꢀer, zira AĐHM’nin bunu bizzat yapmaya ne yetkisi ne imkânı
bulunmaktadır. Buna karꢀılık ulusal hukuk ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya olanak
tanımıyor ve/veya ancak kısmen giderebiliyorsa, bu durumda AĐHS’nin 41. maddesi AĐHM’ye,
mağdura uygun göreceği bir telafiyi sağlama yetkisi vermektedir (Romanya aleyhine
Brumărescu davası (adil tatmin) [GC], no 28342/95, prg. 20, CEDH 2001-I).
AĐHM, ana kararında, iç hukuktaki mahkemelerin anayasal gerekçelerle baꢀvuranın mülkünün
bir bölümüne tahdit getirdiğini ve bu mahrumiyetin amacının doğanın ve çevrenin korunması
gibi kamu yararı kapsamına girdiğini ve dolayısıyla hukuka aykırı ve keyfi hiçbir iꢀlem
bulunmadığını tespit etmiꢀtir.
AĐHM, aꢀağıdaki değerlendirmelere dayanarak Ek 1 No’lu Protokolün 1. maddesinin ihlâl
edildiği sonucuna varmıꢀtır:
«AĐHM, kararının, orman tahdidine iliꢀkin bir sınıflandırmanın, davaya iliꢀkin koꢀullardan bağımsız
olarak Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ilk cümlesi uyarınca mülkiyet hakkına yönelik bir
müdahale oluꢀturduğu ꢀeklinde bir ilke kararı olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin ve sözkonusu
dava olayları ile sınırlı olduğunun altını çizer. Mevcut davada ihtilaflı taꢀınmazın orman tahdidine
dahil edilmesi baꢀvuranın yasal yoldan edindiği mülkiyet hakkının içini boꢀaltmıꢀtır (...)
Baꢀvuranın, 28 Eylül 2007 tarihli ihtiyati tedbir kararına kadar, sözkonusu taꢀınmazı üçüncü kiꢀilere
satabileceği hususundaki argüman sözkonusu tespiti hiçbir ꢀekilde etkilememektedir, zira bir yandan
sözkonusu satıꢀ imkanı tamamen teoriktir diğer yandan ise tapu senedinin iptaline ve taꢀınmazın
Orman Müdürlüğü lehine devrine iliꢀkin süreç baꢀlamıꢀtır.
Bundan sonra artık ihtilaflı tedbirin istenilen adil dengeye riayet edip etmediğinin özellikle de
baꢀvuranı orantısız bir yüke katlanmak zorunda bırakıp bırakmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, ulusal hukuk tarafından belirlenen tazminat usullerinin göz önüne alınması
gerekmektedir. AĐHM, bu konuda mevcut davada etkili iç hukuk yolunun bulunmadığını tespit
etmiꢀtir (...) Davanın koꢀulları, özellikle de tahdidin nihai oluꢀu, dava konusu durumu telafi
edebilecek nitelikte etkili iç hukuk yolunun bulunmayıꢀı, baꢀvuranın mülkiyet hakkından
yararlanması karꢀısındaki engel ve tazminat ödenmemiꢀ olması, AĐHM’yi, baꢀvuranın, kamu
yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alıꢀılmıꢀın
dıꢀında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldığı yönünde düꢀünmeye sevk etmektedir (Bkz,
mutatis, mutandis, Terazzi S.r.l).
AĐHM yukarıda bahse konu hususlar ıꢀığında baꢀvuranın zarara uğradığına itibar etmektedir.
Bununla birlikte, AĐHS’ye aykırı ve Hükümete yüklenilebilecek bu durum Savunmacı Devletin
üstlenmesi gereken tazminatı belirleyecek kıstasların kullanılmasına itici güç olarak
yansımaktadır (Bkz, mutatis, mutandis, Terazzi S.r.l-Đtalya (adil tatmin) no:27265/95, 26 Ekim
2004).
Yukarıdaki değerlendirmeleri dikkate alan AĐHM, mevcut davada tespit edilen ihlalin
niteliğinin, baꢀlangıç noktası olarak restitutio in integrum’un benimsenmesine müsait olmadığı
ve öne sürülen zararın giderilmesinde bir telafi sağlamadığı kanaatine varmaktadır (Bkz.
Beyeler-Đtalya (adil tatmin) kararı no: 33202/96, 28 Mayıs 2002 ve Eski Yunan Kralı ve
diğerleri davası (adil tatmin) no: 25701/94, 28 Kasım 2002).
Bu çerçevede tespit edilecek bir tazminatın ihtilaflı müdahalenin tüm sonuçlarını ortadan
kaldırması gerektiği gibi bir anlayıꢀa cevap vermek zorunluluğu bulunmamaktadır. (Bkz.
Papamichalopoulos vd.-Yunanistan, 31 Ekim 1995 ve sözü edilen Eski Yunan Kralı vd.-
Yunanistan kararı).
AĐHM mevcut baꢀvurudaki koꢀulların belirgin bir maddi tazminata hükmetmeye el
vermediğine itibar etmektedir. Đꢀbu davaya konu edilen zarar ꢀeklinin özü itibarıyla belirsiz
oluꢀu zararın tazmini için gerekli olan meblağın hesaplanmasını olanaksız kılmaktadır (Bkz.
sözü edilen mutatis, mutandis, Terazzi S.r.l-Đtalya). AĐHM bunun yanı sıra, çeꢀitli bilirkiꢀi
raporları bu konuda genel bir fikir verse dahi, iç hukuktaki mahkemenin sözkonusu arazinin
hangi bölümünün tam olarak tahdit sınırları içinde yer aldığını belirtmediğini saptamaktadır.
Yine taraflar da aynı ꢀekilde arazinin ne kadarlık bir bölümünün bu kapsama girdiği konusuna
açıklık getirememiꢀler ve sunulan bilirkiꢀi raporlarıyla tahdidin mezkur taꢀınmaz üzerinde
hangi ölçüde bir değer kaybına yol açtığını ortaya koyamamıꢀlardır. Baꢀvuran tarafından
sunulan bilirkiꢀi raporları ne arazinin tahdidden etkilenen kısmını ne de bu uygulamayla birlikte
oluꢀan muhtemel kaybı içermektedir. Baꢀvuran bu tahditi müteakip arazinin kullanımının
olanaksız oluꢀuna bağlı olarak uğradığı muhtemel bir gelir kaybını dile getirebilecek herhangi
bir unsur sunmamıꢀtır. Öte yandan AĐHM, baꢀvuranın tapu senedinin iptalini öngören
yargılamanın iç hukuktaki mahkemelerde halen sürdüğünü gözlemlemektedir. Sonuç itibarıyla,
AĐHM bu yargılamanın akıbetinin ne olacağı hususunda bir yargıya varamamaktadır.
AĐHM, bu nedenle baꢀvuranın belirli ölçüde maddi ve manevi zarara uğradığına itibar etmekte
ve bu yönde olabildiğince bir rakam telaffuz etmeye çalıꢀmaktadır. Mahkemeye sunulan
unsurlar ıꢀığında, hakkaniyete uygun ve uğradığı tüm zararı karꢀılayacak ꢀekilde her türlü
kesintiden muaf tutularak baꢀvurana 100.000 Euro’nun ödenmesini uygun görmektedir.
B. Yargılama masraf ve gideri
Baꢀvuran 10.000 Euro temsil gideri, 3.000 Euro yargılama gideri ve Strazburg’taki duruꢀmaya
katılma masraflarının karꢀılığı olarak 5.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmakta ve bu iddialarının dayanaksız olduğunu savunmaktadır.
AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca, bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir (Iatridis).
AĐHM, baꢀvuranın yargılama masraf ve giderleri kapsamındaki iddialarının desteklenmediği ve
gerekli belgeler eꢀliğinde sunulmadığını gözlemlemektedir. Dolayısıyla, sözkonusu talebi
reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı
orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM,
1. Bire karꢀı altı oyla,
a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme
tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü vergiden muaf
tutularak, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana uğradığı tüm zararın karꢀılığı olarak 100.000
(yüz bin) Euro tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından,
Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eꢀit
oranda basit faiz uygulanmasına;
2. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 13 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
Mevcut karar ekinde, AĐHS’nin 45. maddesinin 2. paragrafı ve Đçtüzüğün 74. maddesinin 2.
paragrafına uygun olarak Yargıç Cabral Barreto’nun ayrı oy görüꢀü yer almaktadır
YARGIÇ CABRAL BARRETO’NUN AYRI OY GÖRÜꢀÜ
Savunmacı Devletin adil tatmin baꢀlığı altında tazminat ödemeye mahkum edilmesine karꢀı
oy kullandım zira Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği kanısında değilim (ki bu
düꢀüncem asıl karar ekinde de yer almaktadır).
ꢁunu da eklemekte yarar görmekteyim ki baꢀvurana bu davada ꢀayet bir tazminat ödenmesi
kararını vermek durumunda olsaydım, dairenin aynı gün Turgut vd. (baꢀvuru no: 1411/03)
(madde 41) baꢀvurusunda benimsediği kararı ile tutarlı olması bakımından, ihlal tespitinin
manevi tazminat açısından yeterli olacağını dile getirirdim.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło