35802/02
WyrokETPCz2010-03-23ECLI:CE:ECHR:2010:0323JUD003580202
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie spółdzielni prawa własności do gruntów bez wypłaty odszkodowania, w związku z uznaniem ich za grunty leśne państwowe, stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że pozbawienie skarżącej spółdzielni własności stanowiło ingerencję w jej prawo do poszanowania mienia. Chociaż cel ingerencji – ochrona przyrody i lasów – był zgodny z interesem publicznym, to brak wypłaty jakiegokolwiek odszkodowania za utracone nieruchomości, zwłaszcza po długotrwałym postępowaniu krajowym, stanowił nadmierne obciążenie dla skarżącej i naruszył wymóg zachowania "sprawiedliwej równowagi" między interesem publicznym a ochroną praw jednostki. Trybunał podkreślił, że pozbawienie własności bez rozsądnego odszkodowania, odpowiadającego wartości nieruchomości, jest nadmierne, a w wyjątkowych okolicznościach brak jakiegokolwiek odszkodowania jest niezgodny z art. 1 Protokołu nr 1.Stan faktyczny
Skarżąca spółdzielnia nabyła w latach 1977-1978 osiem działek o łącznej powierzchni 195 000 m² i zarejestrowała je jako swoją własność. W 1995 roku grunty te zostały uznane za tereny leśne, które utraciły swój charakter leśny, i zdecydowano o ich przeniesieniu na Skarb Państwa. Skarb Państwa wszczął postępowanie o unieważnienie aktów własności spółdzielni i zarejestrowanie gruntów na swoją rzecz, które zakończyło się w 2002 roku ostatecznym orzeczeniem na korzyść Skarbu Państwa, bez wypłaty odszkodowania. Skarżąca wszczęła następnie postępowanie o odszkodowanie, które wciąż trwało w momencie wydania wyroku ETPCz.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę dotyczącą naruszenia prawa własności za dopuszczalną, a pozostałe skargi za niedopuszczalne. 2. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji. 3. Stwierdził, że kwestia zastosowania art. 41 Konwencji nie jest gotowa do rozstrzygnięcia na obecnym etapie, odroczył jej zastosowanie i wezwał strony do przedstawienia swoich stanowisk oraz ewentualnych ugód w ciągu trzech miesięcy.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
S.S. GÖLLER BÖLGESĐ KONUT YAPI KOOPERATĐFĐ - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 35802/02)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
(Esas)
STRAZBURG Mart 2010
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup
ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (35802/02) numaralı baꢀvurunun nedeni S.S.
Göller Bölgesi Konut Yapı Kooperatifi tarafından (baꢀvuran) 12 Eylül 2002 tarihinde Avrupa
Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi
uyarınca yapılan baꢀvurudur.
Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Antalya Barosu avukatlarından
Bayan Avcı tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran Sınırlı Sorumlu Göller Bölgesi Konut Yapı Kooperatifi konut yapımını
gerçekleꢀtiren bir kooperatiftir ve merkezi Burdur’da bulunmaktadır.
A. Baꢀvuranın tapu senedinin iptal edilip tapu sicilinde Hazine adına tescil edilmesine
iliꢀkin süreç
Baꢀvuran kooperatif 1977 ve 1978 yıllarında Antalya-Kütükçü’de bulunan toplam 195.000 m2
yüzölçümündeki sekiz parseli (parsel numaraları: 164, 165, 168, 170, 171, 173, 174 ve 184)
edinmiꢀ ve tapuda kendi adına kaydettirmiꢀtir. ꢁubat 1995 tarihinde sözü edilen arazilerin orman vasfını kaybettiği anlaꢀılmıꢀ ve bu
taꢀınmazların ormanlık alandan çıkarılarak Hazine adına devredilmesine karar verilmiꢀtir. Bu
doğrultuda tapu kaydına ꢀerh düꢀülmüꢀtür.
Hazine 4 Temmuz 1995 tarihinde, Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi’ne (Mahkeme)
baꢀvuruda bulunarak tapuya kaydedildiği sırada Devletin ormanlık arazisinin bir bölümünü
oluꢀturduğu gerekçesiyle sözü edilen taꢀınmazlarla ilgili olarak baꢀvuranın tapu kaydının iptal
edilmesi ve Hazine adına tescil edilmesi amacıyla dava açmıꢀtır.
Mahkeme 2 Nisan 1998 tarihinde Hazinenin bu talebini reddetmiꢀtir. Mayıs 1999 tarihinde Yargıtay, temyize gidilmesi üzerine ilk derece mahkemesinin
kararını bozmuꢀtur. Yargıtay mezkur taꢀınmazların Devletin ormanlık arazinin bir bölümünü
teꢀkil ettiğine ve özel bir mülkiyet konusunu oluꢀturamayacağına itibar etmiꢀtir.
Asliye Hukuk Mahkemesi 10 Temmuz 2001 tarihinde Yargıtay kararına uygun olarak Đdare
tarafından yapılan talebi yerinde bulmuꢀtur.
Baꢀvuran bunun üzerine temyize baꢀvurmuꢀtur. Yargıtay 11 Aralık 2001 tarihinde ilk derece
mahkemesinin 10 Temmuz 2001 tarihli kararının tüm hükümlerini onamıꢀtır.
Baꢀvuran yeniden karar düzeltme talebinde bulunmuꢀtur. Yargıtay 8 Nisan 2002 tarihinde bu
talebi reddetmiꢀtir. Böylece 10 Temmuz 2001 tarihli karar nihai hale gelmiꢀtir.
B. Baꢀvuranın tazminat talebine iliꢀkin süreç Mart 2003 tarihinde baꢀvuran kendisine herhangi bir tazminat ödenmeksizin tapu
senetlerinin iptal edildiği gerekçesiyle Medeni Kanun’un 1007. maddesi gereğince Antalya
Đcra Müdürlüğüne müracaat ederek Hazine’den 1.500 milyar TL (yaklaꢀık 828.700 Euro)
tazminat talebinde bulunmuꢀtur.
Hazine 25 Mart 2003 tarihinde bu talebi reddetmiꢀtir.
Baꢀvuran 22 Mart 2004 tarihinde Hazinenin bu kararının iptali istemiyle mahkeme gitmiꢀ,
ayrıca Hazinenin sergilediği kötü niyetli tutuma karꢀılık % 40 oranında tazminat talep
etmiꢀtir. Aralık 2006 tarihinde üç kiꢀilik bilirkiꢀi heyeti raporunu mahkemeye sunmuꢀtur. Buna
göre baꢀvurunun yapıldığı tarihte taꢀınmazların değeri 6.519.727,20 TL (yaklaꢀık 4.029.497
Euro) olarak belirlenmiꢀtir.
Mahkeme 22 ꢁubat 2007 tarihinde baꢀvuranların talebini kısmen yerinde bulmuꢀ ve
baꢀvurunun yapıldığı tarihten itibaren değiꢀken faiz oranıyla birlikte 1.500.000 TL. tutarının
icrayla alınmasını kararlaꢀtırmıꢀtır. Mahkeme baꢀvuranın kalan talebini reddetmiꢀtir. Eylül 2008 tarihinde Yargıtay, Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olmadığı gerekçesiyle
bu hükmü bozmuꢀtur. Yargıtay kadastro çalıꢀmalarını gözetmeyen ve hatalı yapılan tescillere
karꢀı çıkmayan Hazine’nin bahse konu bu zararlara yol açtığına ve bu zararların idarenin bir
eyleminden kaynaklandığına itibar etmiꢀ ve bu durumda idari mahkemelerin yetkili olduğuna
kanaat getirmiꢀtir.
Asliye Hukuk Mahkemesi 29 Nisan 2009 tarihinde daha önceki kararında ısrar etmiꢀtir.
Baꢀvuranın temsilcisinin 13 Temmuz 2009 tarihli mektubuna göre belirtilmeyen bir tarihte
Hazine temyize gitmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran kooperatif kendisine herhangi bir tazminat ödenmeksizin ulusal mahkemeler
tarafından tapularının iptal edilmesini müteakip taꢀınmazların Hazine adına yeniden tescil
edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkına riayet edilmediğinden ꢀikayetçi olmakta, bu bağlamda Ek no’lu Protokol’ün 1. maddesini öne sürmektedir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet ulusal mahkemeler nezdinde tazminat sürecinin halen devam ettiği sırada baꢀvurunun
baꢀvuran tarafından 20 Mart 2003 tarihinde yapılması doğrultusunda AĐHM’den baꢀvuruyu
kabuledilemez ilan etmesini talep etmektedir.
Baꢀvuran Hükümetin bu tespitlerine karꢀı çıkmakta, iç hukukta halen süren bir tazminat
davasının AĐHM’nin davanın esasını incelemesi yönünde bir engel teꢀkil etmediğini ileri
sürmekte ve dava konusunun yalnızca tazminat sorununa iliꢀkin olduğunu, oysa tapu kaydının
iptal edilmesinden de ayrıca ꢀikayetçi olduğunu belirtmektedir. Kaldı ki baꢀarıyla sonuçlansa
bile, iç hukuk prosedürü dava konusunu adil tazminattan mahrum edemez. Baꢀvuran, bilirkiꢀi
raporuna göre toplam zararın 6.519.727,20 TL (yaklaꢀık 3.602.060 Euro) olmasına karꢀın,
yargılama masraflarının yüksek olması nedeniyle kısmi tazminat davasının 1.500.000 TL
(yaklaꢀık 828.700 Euro) ile sınırlandırıldığını öne sürmektedir.
AĐHM, AĐHS’nin 35/1 maddesinden doğan yükümlülüğün muhtemelen etkili, yeterli ve
eriꢀilebilir baꢀvuru yollarını gereği gibi kullanmakla sınırlı olduğunu anımsatır (Bkz. Sofri
vd.-Đtalya kararı, no: 37235/97). AĐHS yalnızca iddia konusu ihlallerle iliꢀkili, elveriꢀli ve
uygun baꢀvuru yollarının tüketilmesini öngörür. Bu baꢀvuru yolları hem teoride hem de
pratikte yeterli kesinliğe eriꢀmiꢀ olmalıdır, aksi takdirde arzu edilen etkililikten ve
eriꢀilebilirlikten yoksun hale gelirler (Akdivar ve diğerleri – Türkiye, 16 Eylül 1996 tarihli
karar, prg. 66).
Bununla birlikte, AĐHM sözü edilen taꢀınmazların orman arazisi olarak vasıflandırılıp
vasıflandırılamayacağı sorununa iliꢀkin açılan davanın altı yıl altı aylık bir sürecin sonunda 10
Temmuz 2001 tarihli hüküm ile nihai hale geldiği, tazminat talepleriyle ilgili davanın ise 20
Mart 2003 tarihinden bu yana halen devam ettiği saptamasında bulunmaktadır.
AĐHM daha önce müteaddit kez benzer davalarda iç hukuk yollarının etkili olup olmadığı
hususunu incelediğini ve Hükümetin bu bağlamdaki itirazlarını reddettiğini anımsatır (Bkz.
diğerleri arasında, Rimer vd.-Türkiye kararı, no: 18257/04, 10 Mart 2009). AĐHM ayrıca bahse
konu taꢀınmazın durumuyla ilgili yargı kararlarının sonucunu bunca yıl beklemesinin ardından,
bir baꢀvurana tazminat elde etmek için yeni bir baꢀvuru sürecinin elveriꢀli olduğu önerisinde
bulunulamayacağına itibar etmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Ali Taꢀ-Türkiye kararı, no:
10250/02, 22 Eylül 2009 ve sözü edilen Turgut vd.-Türkiye).
Öte yandan, Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi daha önceki kararında ısrar etmiꢀ, fakat Hazine
bunu temyize götürmüꢀtür. AĐHM bir yargı kararının ne kadar sürede nihai hale geleceği ya da
bu kararın nihai sonucu için ne kadar beklenmesi gerektiği konusunda bir yorum
yapamayacağını ifade eder.
Ayrıca, AĐHS’nin 41. maddesi açısından ele alındığında tazminat davasına iliꢀkin süreç pekâlâ
sonuçlanabilir fakat herhangi bir kamulaꢀtırma tazminatı ödemeksizin ihtilaflı taꢀınmazların
Hazine adına tescil edilmesinin Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ile uyuꢀup uyuꢀmadığı
hususunun incelenmesine açıklık getiremez (Bkz. mutatis mutandis, Günaydın Turizm ve
Đnꢀaat Ticaret Anonim ꢁirketi-Türkiye, no: 71831/01, 2 Haziran 2009).
AĐHM, Hükümetin itirazını bu noktada reddetmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa dair
AĐHM, hâlihazırda Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ilk bendinin ikinci cümlesi
anlamında baꢀvuranın mülkiyet hakkına yönelik mülkten ‘yoksun bırakma’ olarak
değerlendirilmesi gereken bir müdahalenin var olduğunu tespit etmektedir.
Ulusal mahkemeler tarafından öne sürülen gerekçeler ıꢀığında, AĐHM baꢀvuranın
mülkiyetinden yoksun bırakılması iꢀleminin Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin birinci
bendinin ikinci paragrafı gereğince genel menfaatler çerçevesinde tabiatın ve ormanların
korunması amacını güttüğü kanısındadır (Bkz. diğerleri arasında, Temel Conta Sanayi ve
Ticaret A.ꢁ.-Türkiye, 10 Mart 2009).
AĐHM, baꢀvuranın dile getirdiği ꢀikayete benzer bir ꢀikayeti daha önce de incelediğini ve Ek no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır. Bunun yanı sıra,
AĐHM taꢀınmazın değeri ile uyuꢀmayan makul bir meblağ ödemeksizin mülkiyetten yoksun
bırakmanın aꢀırı bir müdahaleyi oluꢀturduğunu ve istisnai koꢀullarda toplam bir tazminatın
yokluğunun Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ile bağdaꢀmadığını dile getirmektedir (Bkz.
sözü edilen diğerleri arasında, Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.ꢁ.-Türkiye). Mevcut
baꢀvuruda, baꢀvuran taꢀınmazının Hazineye devredilmesini müteakip her hangi bir tazminat
elde edememiꢀtir. AĐHM, Hükümetin bu davanın farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna
edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir (Bkz. sözü edilen Turgut vd.-Türkiye).
Bu nedenle Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHS’nin 6. maddesine atıfta bulunan baꢀvuran tapusunun iptal edilmesine iliꢀkin yargı
sürecinin hakkaniyete uygun gerçekleꢀmediğinden yakınmaktadır. Baꢀvuran ulusal
mahkemelerin yürürlükte bulunan yasalara riayet etmediklerini ileri sürmektedir.
AĐHM, genel iddiaların dıꢀında, baꢀvuranın bu ꢀikayetinin gerekçelendirilmediğini not
emektedir. AĐHM ulusal mahkemelerin almıꢀ oldukları kararlarda Devlet ormanlık alanının
bir bölümünü oluꢀturan taꢀınmazların tapu siciline tescilinin özel bir mülkiyet konusunu teꢀkil
edemeyeceği hükümlerini gözettiklerini belirtmektedir. AĐHM ayrıca dava dosyasında ulusal
mahkemelerin karar gerekçelerinde keyfi bir tutum sergilediklerini gösterir herhangi bir
unsurun yer almadığına; mahkemelerin bu bağlamda yürürlükteki hükümlerin uygulanmasını
esas aldıklarına dikkat çekmektedir.
Sonuç itibarıyla, bu ꢀikayet dayanaktan yoksun bulunmaktadır ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3.
ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGLANMASI HAKKINDA
Baꢀvuran maddi zarara uğradığını belirterek taꢀınmazların 2003’teki değerleri için 3.300.000
Euro (6.519.727,20 TL’ye karꢀılık gelmektedir) ve o tarihten bu yana enflasyon nedeniyle
taꢀınmazların kazandığı değer için 1.650.000 Euro olmak üzere toplam 4.950.000 Euro maddi
tazminat talep etmektedir. Baꢀvuran bu yönde üç kiꢀilik bilirkiꢀi heyeti tarafından 26 Aralık tarihinde Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunulan bilirkiꢀi raporunu dayanak
göstermiꢀtir. Bu rapor tazminat talebiyle mahkemeye baꢀvurulan 22 Mart 2004 tarihinde
taꢀınmazların değerini 6.519.727, 20 TL olarak belirlemiꢀtir. Baꢀvuran iç hukukta tazminata
iliꢀkin yargı süreci baꢀarı ile sonuçlansa bile, zararının yalnızca bir bölümünün giderileceğini
bunun da 750.000 Euro olduğunu öne sürmektedir.
Baꢀvuran özellikle ihtilaf konusu taꢀınmazları 1977 yılında satın alan 269 kooperatif üyesinin
uğradığı düꢀ kırıklığı nedeniyle manevi tazminat olarak 1.500.000 Euro talep etmektedir.
Baꢀvuran yargılama gider ve masraflarına iliꢀkin herhangi bir talepte bulunmamıꢀtır.
Hükümet aꢀırı olarak nitelendirdiği bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.
Mevcut dava koꢀullarında, Savunmacı Devlet ile baꢀvuranlar arasında olası bir uzlaꢀma
ihtimalini göz önünde bulunduran AĐHM, 41. maddenin uygulanmasının bu aꢀamada saklı
tutulmasının uygun olacağına kanaat getirmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvuranın mülkiyet hakkına riayet edilmediği yönündeki ꢀikayetinin kabuledilebilir,
bunun dıꢀında kalanların kabuledilemez olduğuna;
2. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususunun bu aꢀamada uygulanamayacağına ve
sonuç itibarıyla,
a) saklı tutulmasına;
b) Hükümet ve baꢀvuranların, kararın tebliğinden itibaren üç ay içinde bu mesele hakkındaki
görüꢀlerini yazıyla kendisine bildirmeye ve bilhassa aralarında varacakları her türlü
uzlaꢀmadan kendisini haberdar etmeye davet edilmesine;
c) Sonraki sürecin saklı tutulmasına ve gerektiğinde daire baꢀkanının izlenecek süreci
belirlemeye yetkili kılınmasına;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 23 Mart 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło