35973/02;5317/02

WyrokETPCz2007-01-30ECLI:CE:ECHR:2007:0130JUD003597302

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy anulowanie aktów własności nieruchomości położonych na wybrzeżu, bez wypłaty odszkodowania, stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że pozbawienie mienia musi być zgodne z prawem, służyć interesowi publicznemu i zachować sprawiedliwą równowagę między wymogami interesu ogólnego a ochroną praw jednostki. W niniejszej sprawie, choć unieważnienie aktów własności mogło być zgodne z prawem krajowym (konstytucyjny zakaz prywatnej własności wybrzeża), to całkowity brak odszkodowania za mienie nabyte w dobrej wierze na podstawie wcześniejszych przepisów, na którym skarżący prowadzili działalność gospodarczą, nałożył na nich nadmierne i nieproporcjonalne obciążenie. Trybunał uznał, że brak odszkodowania był kluczowym czynnikiem prowadzącym do naruszenia art. 1 Protokołu nr 1.
Stan faktyczny
Refik Aslan (ur. 1965) i Ali Fuat Özsoy (ur. 1936) nabyli działki na wybrzeżu Hatay, na których prowadzili odpowiednio salon weselny oraz kawiarnię i pensjonat. W 1995 roku gmina Samandağ wystąpiła o ustalenie, czy działki leżą na wybrzeżu. Ekspertyza potwierdziła to. Ministerstwo Finansów wniosło o unieważnienie aktów własności. Sądy krajowe unieważniły akty, uznając, że wybrzeże nie może być przedmiotem własności prywatnej, a skarżący nie mogą powoływać się na dobrą wiarę.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: połączył skargi; uznał skargi za dopuszczalne; stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1; uznał, że stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową; zasądził odszkodowanie materialne w wysokości 60 000 EUR dla Refika Aslana i 90 000 EUR dla Ali Fuata Özsoya; zasądził 5 000 EUR wspólnie na pokrycie kosztów i wydatków; oddalił pozostałą część roszczeń o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL OF   EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ASLAN VE ÖZSOY - TÜRKĐYE DAVASI   (Başvuru no: 35973/02 ve 5317/02)   KARAR   STRAZBURG   Ocak 2007   Đşbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 35973/02 ve 5317/02 no’lu davanın   nedeni, T.C. vatandaşları Refik Aslan ile Ali Fuat Özsoy’un (başvuranlar), Avrupa Đnsan   Hakları Mahkemesi’ne, 6 Ağustos 2002 ve 19 Ekim 2001 tarihlerinde, Temel Đnsan Hakları   ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“AĐHS”) 34.   maddesi uyarınca yapmış oldukları iki adet başvurudur.   Başvuranlar, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Hatay Barosu   avukatlarından L. Fırıncıoğulları tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOŞULLARI   Başvuranlar, sırasıyla 1965 ve 1936 doğumludur ve Hatay’da ikamet etmektedir.   Başvuranlar, değişik tarihlerde, Hatay sahili yakınlarında arsa (sırasıyla 1879 ve 1878   numaralı) satın almışlardır. Birinci başvuran, bu arsa üzerinde bir düğün salonu açmıştır.   Đkinci başvuran ise kafeterya ve pansiyon işletmeye başlamıştır.   yılında, Samandağ Belediyesi, Maliye Bakanlığı adına, Samandağ Đlk Derece   Mahkemesi’nden başvuranların arsalarının deniz kıyısında yer alıp almadığını belirlemesini   talep etmiştir. Bir jeomorfolog, bir harita mühendisi ve bir ziraat mühendisinden oluşan ve   mahkeme tarafından görevlendirilen bir grup uzman, başvuranların arsalarını incelemiş ve   arsaların kıyı şeridinde yer aldığı sonucuna varmıştır.   Maliye Bakanlığı, bilirkişi raporunun sonuçlarının ardından, Samandağ Đlk Derece   Mahkemesi’ne, başvuranların sahip olduğu arsaların kıyı şeridinde yer almaları nedeniyle,   başvuranların tapularının iptalini isteyen iki ayrı dava açmıştır.   Sırasıyla 24 Aralık 1999 ve 30 Aralık 1999 tarihlerinde, Samandağ Đlk Derece   Mahkemesi, ek bilirkişi raporlarını edindikten sonra, Maliye Bakanlığı’nın talebini onaylamış   ve başvuranlara ait arsa tapularının iptaline karar vermiştir. Mahkeme, vermiş olduğu   kararlarda, iç hukuk uyarınca, kıyı şeridinin özel mülkiyete tabi tutulamayacağını ve bu   nedenle, başvuranların iyi niyetle hareket ettikleri ve bu alan üzerine bina inşa ettikleri   iddiasına dayanamayacakları sonucuna varmıştır. Yargıtay, sırasıyla 3 Ekim 2000 ve 10   Temmuz 2001 tarihlerinde başvuranların yapmış olduğu itirazları reddetmiştir.   Başvuranlar, değişik tarihlerde, mülkiyet hakkının uluslararası sözleşmelerde,   anayasada ve iç hukukta güvence altına alındığını, ancak yerel mahkemelerin doğru bir   inceleme yapmadan kendilerini mülkiyet hakkından mahrum bıraktıklarını ifade ederek,   Yargıtay’dan kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Yargıtay, sırasıyla 19 Nisan 2001 ve 17   Ocak 2002 tarihlerinde, başvuranların talebini reddetmiştir. Bu kararlar, sırasıyla 24 Mayıs   ve 18 Şubat 2002 tarihlerinde başvuranlara bildirilmiştir.   HUKUK   AĐHM, iki başvurunun benzerliğini göz önüne alarak, başvuruları birleştirmeyi uygun   görür.   I. 1 NO.LU PROTOKOL’UN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Başvuranlar, makamların tazminat ödemeksizin kendilerini mülkiyet hakkından   mahrum bıraktıkları konusunda şikayetçi olmuştur.   AĐHM, bu şikayetin 1 No.lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin kapsamına girdiği   görüşündedir.   A. Kabuledilebilirliğe ilişkin   Hükümet, ilk olarak, başvuranların iç hukukta yer alan idari ve medeni hukuk   yollarından gerektiği şekilde yararlanmamış olmaları nedeniyle, AĐHS’nin 35/1 maddesinin   gerektirdiği şekilde iç hukuk yollarını tüketmediklerini ileri sürmüştür. Hükümet, ayrıca,   başvuranların yerel mahkemeler huzurunda şikayetlerinin esasına değinmediklerini iddia   etmiştir. Hükümet, ikinci olarak, AĐHS’nin 35/1 maddesinde öngörülen altı ay kuralına   uyulmadığı gerekçesiyle AĐHM’den birinci başvuruyu reddetmesini talep etmiştir. Hükümet,   tapu kaydının iptaline ilişkin davanın başlamasından sonraki altı ay içerisinde birinci   başvuranın AĐHM’ye başvurmuş olması gerektiğini iddia etmiştir.   Başvuranlar, iddialarında ısrar etmiştir.   Hükümet’in itirazlarının ilk bölümüyle ilgili olarak, AĐHM, ilk olarak başvuranların   yerel mahkemeler huzurunda şikayetlerinin esasını dile getirdiklerini belirtmektedir. AĐHM   ayrıca, önceki davalarda Hükümet’in benzer itirazlarını inceleyip reddettiğini hatırlatmaktadır   (bkz. Doğrusöz ve Aslan, yukarıda kaydedilen, § 22). AĐHM, bu davalarda, yukarıda   bahsedilen başvuruya ilişkin saptamalarından ayrılmasını gerektirecek hiçbir özel koşul   görmemektedir. Bu nedenle, AĐHM, Hükümet’in bu başlık altında yapmış olduğu itirazları   reddeder.   AĐHM, birinci başvuranın altı ay kuralına uyup uymadığı konusuyla ilgili olarak, yerel   mahkemelerin 17 Ocak 2002 tarihinde nihai karar aldıklarını ve bu kararın 18 Şubat 2002   tarihinde başvurana bildirildiğini göz önünde bulundurarak, başvuranın 6 Ağustos 2002   tarihinde davayı AĐHM’ye sunarak AĐHS’nin 35/1 Maddesi’nde öngörülen koşulu yerine   getirdiğini belirtmektedir.   Dolayısıyla, AĐHM, Hükümet’in altı ay kuralına ilişkin ön itirazını reddeder. AĐHM,   başvurularda kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını kaydeder. Bu nedenle başvurular   kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esasa ilişkin   Hükümet, özellikle, Anayasa’ya göre sahillerin Devlet’e ait olduğunu ve kesinlikle   özel mülkiyet olarak edinilemeyeceklerini ileri sürmüştür. Hükümet, Devlet’e ait sahil   bölgesinde bulunan bir arazinin özel mülkiyete tabi tutulamayacağını başvuranların biliyor   olması gerektiğini iddia etmiştir. Bu nedenle, tapunun başvuranların adına kaydedilmesi,   Anayasa’ya ve söz konusu zamanda yürürlükte olan yasalara aykırı bir durum oluşturmuş ve   bu yasadışı işlem Samandağ Đlk Derece Mahkemesi tarafından düzeltilmiştir.   Başvuranlar, iddialarında ısrar etmiştir.   AĐHM, daha önce benzer davalar incelemiş ve iyi niyetle edinilmiş, ancak tazminat   ödenmeden Hazine’ye iade edilmiş olan tapuların iptaliyle ilgili olarak, 1 No.lu Protokol’ün 1.   Maddesi’nin ihlal edildiğini saptamıştır (bkz. Doğrusöz ve Aslan, yukarıda kaydedilen, §§ 26-   32; ve N.A. ve Diğerleri / Türkiye, no. 37451/97, §§ 36-43, ECHR 2005-...). AĐHM, bu   davalarda, varmış olduğu sonuçtan ayrılması için hiçbir gerekçe görmemektedir.   Buna göre, AĐHM, 1 No.lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine karar   vermiştir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal   edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen   telafi edebiliyorsa, AĐHS, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın   adil tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Başvuranlar, mülklerinin değeri ile tapularının iptali nedeniyle uğradıkları kar kaybı   için toplamda 124,404 Euro ve 167,765 Euro talep etmişlerdir. Mülklerinin değerine ilişkin   talepleri, başvuranların isteği üzerine sırasıyla 29 Ağustos 2006 ve 8 Eylül 2006 tarihlerinde   hazırlanmış olan ve Samandağ Đlk Derece Mahkemesi’ne sunulan bilirkişi raporlarına   dayanmaktadır. Bu raporlara göre, birinci başvuranın arsasının değeri, üzerine inşa edilen   binalarla birlikte 109,404 Euro’dur. Binalarla birlikte ikinci başvuranın arsası ise, 152,755   Euro değerindedir. Ayrıca, başvuranların her biri, manevi tazminat olarak 15,000 Euro talep   etmişlerdir.   Hükümet, bu miktarlara itiraz etmiştir.   AĐHM, başvuranların kar kaybıyla ilgili taleplerini, çok yüksek bir fiyat istedikleri   gerekçesiyle reddetmiştir. AĐHM, ayrıca, tespit edilen ihlalin temelinde mülke el konmasının   yasaya aykırılığından ziyade tazminat ödenmemiş olması yatıyorsa, tazminatın mülkün tam   değerini yansıtmasına gerek olmadığını hatırlatmaktadır (bkz. I.R.S. ve Diğerleri / Türkiye   (adil tazmin), no. 26338/95, §§ 23-24, 31 Mayıs 2005). Bu nedenle, AĐHM, başvuranların   tazminat beklentilerini karşılayabilecek bir miktar belirlemeyi uygun görmektedir (bkz.   Scordino / Đtalya (no. 1) [GC], no. 36813/97, §§ 254-259, ECHR 2006-…; Stornaiuolo /   Đtalya, no. 52980/99, §§ 82-91, 8 Ağustos 2006; ve Doğrusöz ve Aslan, yukarıda kaydedilen,   § 36).   AĐHM, yukarıdaki unsurları göz önüne alarak, maddi tazminat olarak, birinci başvuran   Refik Aslan’a 60,000 Euro, ikinci başvuran Ali Fuat Özsoy’a ise 90,000 Euro ödenmesine   karar verir.   AĐHM, başvuranların manevi tazminat talepleriyle ilgili olarak, bu dava koşullarında,   tespit edilen ihlalin yeterli adil tatmin oluşturduğunu belirtmektedir (bkz. Doğrusöz ve Aslan,   yukarıda kaydedilen, § 38).   B. Yargılama masraf ve giderleri   Başvuranlar ayrıca, yerel mahkemeler ile AĐHM önünde yapmış oldukları yargılama   masraf ve giderleri için, toplamda, sırasıyla 7,580 Euro ve 5,085 Euro talebinde   bulunmuşlardır. Başvuranlar, taleplerini desteklemek üzere makbuz gibi belgeler   sunmuşlardır.   Hükümet, bu miktarlara itiraz etmiştir.   AĐHM, elindeki verilere ve hakkaniyete uygun temellere dayanarak, masrafların   tamamı için başvuranlara ortaklaşa 5,000 Euro ödenmesine karar verir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Başvuruların birleştirilmesine;   2. Başvuruların kabuledilebilir olduğuna;   3. 1 No.lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine;   4. Tespit edilen ihlalin başvuranların gördüğü manevi zarar için kendi başına yeterli adil   tatmin oluşturduğuna;   5. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve her   türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından maddi tazminat   olarak Refik Aslan’a 60,000 Euro (altmış bin Euro), Ali Fuat Özsoy’a 90,000 Euro (doksan   bin Euro), yargılama masraf ve giderleri için ortaklaşa 5,000 Euro (beş bin Euro) ödenmesine;   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına   kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının   üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;   6. Başvuranların adil tatmin talebinin geri kalan kısmının reddine karar vermiştir.   Đşbu karar Đngilizce olarak hazırlanmış ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77/2. ve 3. maddeleri   gereğince 30 Ocak 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.   S. DOLLÉ   J.-P. COSTA   Bölüm Sekreteri   Başkan   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło