35982/97

WyrokETPCz2004-07-27ECLI:CE:ECHR:2004:0727JUD003598297

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy zatrzymanie skarżących na okres od sześciu do jedenastu dni bez niezwłocznego doprowadzenia przed sędziego naruszyło ich prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego, w szczególności art. 5 ust. 3 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że art. 5 Konwencji chroni jednostki przed arbitralnym pozbawieniem wolności, a kontrola sądowa zatrzymania przez władzę wykonawczą jest fundamentalnym elementem gwarancji art. 5 ust. 3, mającym na celu minimalizację ryzyka arbitralności i zapewnienie praworządności. Pomimo uznania szczególnych trudności, z jakimi władze borykają się w ściganiu przestępstw terrorystycznych, Trybunał podkreślił, że art. 5 nie zwalnia ich z obowiązku poddania zatrzymania kontroli sądowej. Odwołując się do swojego wcześniejszego orzecznictwa (Brogan i inni przeciwko Zjednoczonemu Królestwu), Trybunał stwierdził, że zatrzymanie bez kontroli sądowej przekraczające cztery dni i sześć godzin narusza art. 5 ust. 3. W niniejszej sprawie skarżący byli przetrzymywani przez okres od sześciu do jedenastu dni bez interwencji sądowej, co Trybunał uznał za nieuzasadnione i stanowiące naruszenie Konwencji.
Stan faktyczny
Trzynastu skarżących, obywateli Turcji, zostało zatrzymanych w lipcu 1996 roku w Izmirze i Antalyi pod zarzutem przynależności do PKK i pomocy tej organizacji. Byli oni przetrzymywani w areszcie policyjnym bez kontroli sądowej przez okres od sześciu do jedenastu dni, zanim zostali doprowadzeni przed sędziego, który zarządził ich aresztowanie. Następnie zostali skazani przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa (DGM) na kary pozbawienia wolności, a w jednym przypadku na karę śmierci, choć wyroki te były częściowo uchylane i ponownie wydawane przez Sąd Kasacyjny.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: stwierdził, że skarga jest dopuszczalna; stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji; zasądził na rzecz skarżących zadośćuczynienie za szkody niemajątkowe w wysokości od 1 500 EUR do 4 000 EUR dla poszczególnych skarżących; zasądził na rzecz wszystkich skarżących łącznie 2 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, pomniejszone o 630 EUR otrzymane w ramach pomocy prawnej; zasądził odsetki za zwłokę od powyższych kwot; odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   Ağırağ ve diğerleri- TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:35982/97)   Temmuz 2004   NİHAİ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   İŞLEMLER   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (no:35982/97) başvuru no'lu davanın nedeni Türkiye   Cumhuriyeti uyruklu Abdurrahim Ağırağ, İdris Koluman, Fevzi Üzüm, Abdu Ferit Baytar,   Ziya Yüce, Mehmet Hanifi Erolan, Mehmet Aydın, İdi Çelik, Helya Adıbelli, Şeyhmus   Poyraz, Abdulilah Poyraz, Zeynep Yüksel ve Yavuz Çetinkaya ("Başvuranlar"), 22 Ekim   tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesinin "AİHS"   ("Sözleşme") eski 25. maddesi gereğince Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne "AİHM"   yaptığı başvurudur.   Başvuranlar adli yardımdan yaralanarak İzmir'de avukat olan Sn. M. İşeri tarafından temsil   edilmişlerdir.   OLAYLAR   I. DAVA KOŞULLARI   doğumlu A.Ağırağ, 1965 doğumlu İ.Koluman, 1945 doğumlu F.Üzüm, 1970 Doğumlu   A.F.Baytar, 1966 doğumlu Z.Yüce, 1956 doğumlu M.H. Erolan, 1977 doğumlu M.Aydın,   doğumlu İ Çelik, 1959 doğumlu H.Adıbelli, 1958 doğumlu Ş.Poyraz, 1963 doğumlu   A.Poyraz, 1955 doğumlu Z. Yüksel ve 1975 doğumlu Y. Çetinkaya Türk vatandaşı olup   olaylar sırasında M.H.Erolan Diyarbakır'da, A.Ağırağ, İ.Koluman, F. Üzüm, A.F. Baytar ve   Z. Yüce Antalya ve diğer başvuranlar da İzmir'de ikamet etmekteydi   A. Başvuranlar Y.Çetinkaya, M-Aydın, A.Poyraz, Z.Yüksel, I.Çelik, H.Adıbelli ve   Ş.Poyraz hakkında   Y.Çetinkaya 6 Temmuz 1996 tarihinde tutuklanmış ve İzmir Emniyet Müdürlüğü Antiterör   Şubesinde göz altına alınmıştır; daha sonra Ş.Poyraz 9 Temmuz'da tutuklanmıştır. Z.Yüksel,   I.Çelik ve H.Adıbelli ise 10 Temmuz'da tutuklanmış ve A. Poyraz ve M.Aydın 11 Temmuz'da   göz altına alınmışlardır.   Başvuranlar, 17 Temmuz 1996 tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi "DGM" Cumhur-   iyet Başsavcısı tarafından dinlendikten sonra haklarında tutuklanma kararı alan DGM hakimi   önüne çıkarılmışladır.   Savcı 2 Ağustos 1996 tarihli iddianameyle başvuranları PKK'ya mensup olmak ve yardım   etmekle suçlamış ve haklarında Türk Ceza Kanunun "TCK" 168 ve/veya 169. maddesinin ve   sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddesinin uygulanmasını talep etmiştir.   ____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları   Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam   olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa   Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla   alıntılanabilir.   DGM 27 Haziran 1997 tarihinde başvuranları kendilerine atfedilen olaylardan suçlu bularak   hapis cezasına çarptırmıştır. Ancak Yargıtay 1 Temmuz 1998 tarihli kararla verilen bu kararı   usul hatasından dolayı bozmuştur.   Bununla birlikte DGM davayı yeniden incelemiş ve 2 Aralık 1998 tarihinde Y.Çetinkaya'yı   on sekiz yıl, Z.Yüksel'i dört yıl altı ay ve sırasıyla H.Adıbelli ve M.Aydm'ı üç yıl dokuz ay   hapis cezasına çarptırmıştır. Ş.Poyraz idam cezasına çarptırılırken I.Çelik serbest   bırakılmıştır.   Yargıtay 29 Eylül 1999 tarihli kararla başvuranların mahkumiyetini onaylamıştır.   B. Başvuranlar A. Ağırağ, I.Koluman, F.Üzüm, A.F. Baytar, Z.Yüce ve M.H. Erolan   hakkında   Başvuranlar 16 Temmuz 1996 tarihinde tutuklanmış ve Antalya Emniyet Müdürlüğü   Antiterör Şubesinde göz altına alınmışlardır.   Başvuranlar 23 Temmuz 1996 tarihinde haklarında tutuklama karan alan Antalya Sulh   Mahkemesi hakimi önüne çıkarılmıştır.   Savcı 12 Ağustos 1996 tarihli iddianameyle başvuranları suçlayarak PKK'ya mensup   olmaktan ve yardım etmekten hapis cezasına çarptırılmasını talep etmiştir (Türk Ceza   Kanunun "TCK" 168 ve/veya 169. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5.   maddesi).   DGM 19 Ağustos 1997 tarihinde başvuranları kendilerine atfedilen olaylardan suçlu bularak   hapis cezasına çarptırmıştır. Ancak Yargıtay 2 Haziran 1998 tarihli kararla verilen bu karan   usul hatasından dolayı bozmuştur.   Bununla birlikte DGM davayı yeniden incelemiş ve 2 Aralık 1998 tarihinde M.H. Erolan ve   Z.Yüce'yi on iki yıl altı ay ve sırasıyla F.Üzüm, I.Koluman ve :F.Baytar'ı üç yıl dokuz ay   hapis cezasına çarptırmıştır. A.Ağırağ ise serbest bırakılmıştır.   Temyize gidilmediğinden söz konusu karar 26 Ocak 1999 tarihinde A.F.Baytar adına   nihaileşmiştir.   Diğer başvuranların kararın temyizine gittikleri Yargıtay, 13 Eylül 1999 tarihli kararla 2   Aralık 1998 tarihli kararı onamıştır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AİHS'NİN 5§3 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuranlar, göz altı sürelerinin aşırı olmasından şikayetçi olarak AİHS'nin 5§3 maddesinin   ihlal edildiğini öne sürmüşlerdir.   A. Kabuledilebilirlik Hakkında   Hükümet AİHM'den, AİHS'nin 35§1 maddesi uyarınca iç başvuru yollarının tüketilmemesi   nedeniyle başvurunun reddedilmesini talep etmiştir. Bu bağlamda Hükümet başvuranların   yargılama sürecinin hiç bir aşamasında DGM önünde AİHS'nin 5§3 maddesine göre şikayetçi   olmadıklarım savunarak Ahmet Sadık-Yunanistan davasına atıfta bulunmuştur (15 Kasım   tarihli karar, 1996-V, s.1638).   Başvuranlar, Hükümetin iddiasına itiraz ederek her adli adımın bundan sonra önemini   yitirdiğini zira bu davada dava konusu önlemlerin olayların geçtiği dönemde uygulamada olan   kanunlara uygun olarak alındıklarını savunmuşlardır.   AİHM, yukarıda açıklanan yerel hukuk unsurlarına atıfta bulunarak dava konusu göz altı   süresinin uygun yerel kanunlardan ileri geldiğim gözlemlemiştir. Tek mevcut başvuru yolu   Anayasa Mahkemesine karar öncesi başvuruda bulunmaktır; zira yasaların Anayasaya   uygunluğuna itirazda bulunmak amacı güden benzeri bir başvuru kişiler tarafından   yapılamamaktadır.   Sonuç olarak AİHM, başvuranların AİHM önünde yapmak istedikleri şikayeti DGM önünde   yapamayacaklarına kanaat getirmiştir.   Dolayısıyla AİHM Hükümetin ön itirazını reddetmiştir.   AİHM, içtihat kararlarından çıkan kriterler ışığında (Bkz. Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998   tarihli karar, 1 998- VII) ve elinde bulunan unsurların tümü göz önünde bulundurulduğunda,   başvurunun esasının da incelenmesi gerektiği kanaatine varmıştır. Ayrıca başvurunun   kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe bulunmadığını eklemiştir.   B. Esasa ilişkin   Hükümet başvuranların birçok suçluyla ilgili ve konuya ilişkin yasaya uygun olarak yürütülen   soruşturma çerçevesinde göz altına alındıklarını öne sürmüştür. Bu amaçla Hükümet PKK'ya   mensup olmakla suçlanan başvuranlar hakkında yapılan suçlamalar gibi bir çok kişiye ilişkin   terör suçları hakkında yapılan soruşturmaların zorluklarına ve özelliğine dikkati çekmiştir.   Hükümet ayrıca, 6 Mart 1997 ve 3 Ekim 2001 tarihlerinde konuya ilişkin yasalarda büyük   değişiklikler olduğunu ve göz altı süresi AİHM'nin içtihadında yer alan süreyle aynı seviyede   tutulduğunu öne sürmüştür.   Başvuranlar bu iddiayı reddetmiştir.   AİHM, Hükümetin verdiği AİHS'nin gerekliliklerine cevap verecek şekilde Türk yasalarında   değişiklikler yapıldığına dair bilgileri göz önünde bulundurmuştur. Ancak AİHM, davaya   özgü koşullan değerlendirmekle sınırlı olduğunu belirtmiş, dolayısıyla uygun dönemden beri   yerel yasalarda gelişmeler meydana geldiği gerekçesiyle davanın geçerli hukuki menfaati   içermediği sonucuna ulaşmamıştır (Sadak ve diğerleri-Türkiye, no:29900/96, 29901/96,   29902/96 ve 29903/96, §38, 200 1 -VIII).   AİHM, AİHS'nin sisteminde 5. maddenin devletin keyfî ihlallerine karşı kişiyi korumak olan   temel hakka yer verdiğini hatırlatmıştır. Yürütmenin benzeri müdahalesinin hukuki kontrolü,   keyfiyet riskini mümkün olduğunca en aza indirgemek ve hukukun üstünlüğünü sağlamak için   hazırlanan 5§3maddesinin güvence altına aldığı temel unsuru oluşturmaktadır (Sakık ve   diğerleri, s.2623, §44).   AİHM, terörizm ile ilgili suçların araştırılmasında makamların özel sorunlarla karşı karşıya   kaldığını geçmişte bir çok defa kabul etmiştir (Bkz. Brogan ve diğerleri-İngiltere, 29 Kasım   tarihli karar, seri A no:145-B, s.33, §61, Murray-İngiltere, 28 Ekim 1994 tarihli karar,   seri A no: 300-A, s.27, §58, Aksoy-Türkiye, 18 Aralık 1996, 1996-VI, s.2282, §78, Sakık ve   diğerleri, s.2623, §44, Dikme-Türkiye, no:20869/92, CEDH 2000-VIII ve Filiz ve Kalkan-   Türkiye, no: 3448 1/97, §24, 20 Haziran 2002). Buna karşılık, AİHS'nin 5. maddesi, terör   suçlarının söz konusu olduğunda makamlara, şüphelileri gözaltına aldıkları veya   tutukladıkları durumlarda yerel mahkemelerin ve son olarak Sözleşmenin kontrol organlarının   kontrolünden uzak olacakları anlamına yol açmaz (Bkz. mutatis mutandis, sözü edilen Murray   karan, s.27, §58).   AİHM, Brogan ve diğerleri-İngiltere kararında (s.33, §62) adli denetime tabi olmadan dört   gün altı saat olan gözaltında tutmanın, toplumu terörizme karşı uyarmak adına olsa bile,   AİHS'nin 5§3. maddesi tarafından belirtilen zaman limitini aştığı sonucuna varmıştır.   Davada başvuranların göz altı süreleri tutuklanma tarihleri olan 6 Temmuz (Y.Çetinkaya), 9   Temmuz (Ş.Poyraz), 10 Temmuz (Z.Yüksel, I.Çelik, H.Adıbelli), 11 Temmuz 1996'da   (M.Aydın, A.Poyraz) başlamış ve DGM hakimi önüne çıkarıldıkları 17 Temmuz 1996   tarihinde sona ermiştir. Başvuranlar A.Ağırağ, I.Koluman, F.Üzüm, A.F. Baytar, Z. Yüce ve   M.H.Erolan için göz altı süresi tutuklandıkları 16 Temmuz 1996 tarihinde başlamış ve tek   Sulh Hakimi önüne çıkarıldıkları 23 Temmuz 1996 tarihinde sona ermiştir. Başvuranların göz   altı süreleri altı ila on bir gün arasında değişmektedir.   AİHM, başvuranlara atfedilen faaliyetler terör tehdit unsuruyla bağdaştırılsa bile, başvuranın   adli müdahale olmadan altı ila on bir günden fazla tutulmasının gerekli olmadığına karar   vererek Sözleşmenin 5§3. maddesinin ihlal edildiğini belirtmiştir.   II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA   Sözleşmenin 41. maddesi gereğince,   A. Tazminat   Başvuranlar M.Aydın ve A.Poyraz manevi tazminat adı altında her biri için 4 000 euros   (EUR), F.Üzüm 15 000 EUR, Y.Çetinkaya 6 750 EUR ve Ş.Poyraz 5 100 EUR talep   etmişlerdir. Aynı sebeple diğer başvuranlar sırasıyla 4 500 EUR talep etmişlerdir.   Hükümet başvuranların taleplerini aşırı bularak talep edilen miktarlara itiraz etmiştir. AİHM,   başvuranların adli müdahale olmadan altı ila on bir gün göz altında tutulduklarını belirtmiştir.   Başvuranların özgürlüğünü kısıtladığı şartlar hiç şüphe yok ki başvuranlara, yerel   mahkemelerin tazmin etmediği manevi zarara neden olmuştur. Mahkeme dava koşullarını göz   önünde bulundurarak ve 41. madde uyarınca hakkaniyete uygun bir karar alarak Y.   Çetinkaya'ya 4 000 EUR, Ş.Poyraz'a 2 500 EUR, sırasıyla Z.Yüksel I.Çelik, H.Adıbelli,   A.Ağırağ, I.Koluman, F.Üzüm, A.F.Baytar, Z.Yüce, M.H. Erolan'a 2 000 EUR ve sırasıyla   M.Aydın ile A.Poyraz'a 1 500 EUR verilmesine karar vermiştir.   B. Masraf ve Harcamalar   Başvuranlar masraf ve harcamalar adı altında toplam 16 000 EUR yani mahkemede yapılan   masraflar için 7 000 EUR ve avukat ücreti için ise 9 000 EUR talep etmişlerdir.   Hükümet bu iddiaları reddederek talep edilen miktarın hiç bir belgeyle kanıtlanmadığım   savunmuştur.   AİHM, 41.madde göz önüne alındığında sadece gerekli olduğu ortaya konulan ve makul   miktarda olan masrafların karşılanabileceğini hatırlatmıştır (Bkz. Nikolova-Bulgaristan, no:   31195/96, §79, CEDH 1999-11). Bu bağlamda AİHM, başvuranların yapılan masraf ve   harcamalara ilişkin hiçbir kanıt göstermediğini kaydetmiştir. Ancak, başvuranlar adlarına   düzenlenen başvurunun hazırlanması amacıyla bir takım harcamalarda bulunmuşlardır.   Dolayısıyla AİHM elinde bulunan unsurlara dayanarak başvuranlara, adli yardım adı altında   Avrupa Konseyinin verdiği 630 EUR miktardan düşürülmek üzere ortaklaşa 2 000 EUR'nun   tahsis edilmesinin uygun olacağına karar vermiştir.   C. Temerrüt faizi   AİHM, gecikme faiz oranın %3 'lük bir faiz oranı uygulayan Avrupa Merkez Bankasının   marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına dayandırılmasının uygun olacağına karar   vermiştir.   BU SEBEPLERDEN ÖTÜRÜ MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE   Başvurunun kabuledilebilir olduğuna; AİHS'nin 5 §3 maddesinin ihlal edildiğine;   a) Bu kararın, AİHS'nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz   kuru üzerinden TL'sına çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin;   i. manevi tazminat adı altında Y. Çetinkaya'ya 4 000 EUR (dört bin euros), Ş.Poyraz'a 2 500   EUR (iki bin beş yüz euros), Z.Yüksel, I.Çelik, H.Adıbelli, A.Ağırağ, I.Koluman, F.Üzüm,   A.F.Baytar, Z. Yüce, M.H.Erolan'm her biri için 2 000 EUR (iki bin euros) ve M.Aydın ve   A.Poyraz'ın her biri için l 500 (bin beş yüz euros);   ii. masraflar için adli yardım adı altında aldıkları 630 EUR (altı yüz euros) miktardan   düşürülmek üzere başvuranların tümüne toplam 2 000 EUR (iki bin euros);   iii. miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte ödemesine;   b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda   belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankasının kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek   suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;   karar vermiştir.   Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.   İşbu karar Fransızca olarak verilmiş ve 27 Temmuz 2004 tarihinde, İçtüzüğün 77.maddesinin   2.ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło