36150/02
WyrokETPCz2005-12-06ECLI:CE:ECHR:2005:1206JUD003615002
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego, trwającego ponad 25 lat, naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie karne przeciwko skarżącemu, trwające ponad 25 lat, z czego ponad 18 lat przypadało na okres po uznaniu przez Turcję prawa do skarg indywidualnych, było nadmiernie długie. Mimo złożoności sprawy i dużej liczby oskarżonych, Trybunał stwierdził, że długość postępowania nie mogła być uzasadniona wyłącznie tymi czynnikami. Trybunał doszedł do wniosku, że opóźnienia wynikały z braku należytej staranności ze strony sądów krajowych, zarówno na etapie pierwszej instancji, jak i w postępowaniu odwoławczym. W konsekwencji, Trybunał uznał, że warunek "rozsądnego terminu" z art. 6 ust. 1 Konwencji nie został spełniony.Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Kaya, urodzony w 1961 roku, został aresztowany 12 września 1980 roku pod zarzutem zbrojnego ataku i usiłowania zabójstwa. W 1992 roku został skazany na dożywocie, ale wyrok został uchylony przez Sąd Wojskowy. W 2003 roku, po przejęciu sprawy przez sąd cywilny, został ponownie skazany na 36 lat więzienia. Postępowanie odwoławcze wciąż trwało w momencie wydania wyroku ETPCz, co oznacza, że całe postępowanie trwało ponad 25 lat.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: uznaje skargę za dopuszczalną; stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji; zasądza na rzecz skarżącego 14 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 2 000 EUR na pokrycie kosztów i wydatków, płatne w lirach tureckich po kursie z dnia płatności, powiększone o odsetki za zwłokę; oddala pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
MEHMET KAYA - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no. 36150/02)
KARAR
STRAZBURG Aralık 2005
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,
üzerinde ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Mehmet Kaya – Türkiye davasında,
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Đkinci Daire),
Baꢀkan J.-P. COSTA,
Yargıçlar A.B. BAKA,
R. TÜRMEN
K. JUNGWIERT
M. UGREKHELIDZE,
A.MULARONI
E.FURA-SANDSTRÖM ve
Bölüm Sekreteri S. DOLLÉ’nin katılımı ile kapalı oturumda 15 Kasım 2005 tarihinde
toplanmıꢀ ve anılan tarihte izleyen kararı vermiꢀtir:
USUL
1.Dava, Mehmet Kaya (“baꢀvuran”) isimli Türk vatandaꢀının, 3 Eylül 2002 tarihinde, Đnsan
Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesine
dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı baꢀvurudan (no. 36150/02)
kaynaklanmaktadır.
2.Baꢀvuran, Adana Barosu’na bağlı Türker Doğan isimli avukat tarafından temsil edilmiꢀtir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”) AĐHM’deki yargılama için bir Ajan tayin etmemiꢀtir.
3.13 mayıs 2004 tarihinde, AĐHM, baꢀvuruyu Hükümet’e bildirmeye karar vermiꢀtir.
AĐHS’nin 29 § 3. maddesini uygulayarak baꢀvurunun kabuledilebilirliği ve esaslarını aynı
anda inceleyerek bir sonuca varmaya karar vermiꢀtir.
4. Baꢀvuran ve Hükümet, esaslara iliꢀkin görüꢀlerini bildirmiꢀlerdir (Đç Tüzük, 59 § 1.
madde).
5.1 Kasım 2004 tarihinde, AĐHM, Dairelerinin oluꢀumunu değiꢀtirmiꢀtir (25 § 1. madde). Bu
dava, yeni oluꢀturulmuꢀ olan Đkinci Daire’ye tevzi edilmiꢀtir (52 § 1. madde).
OLAYLAR
DAVA ꢁARTLARI
6.Baꢀvuran 1961 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.
7.Baꢀvuran, 12 Eylül 1980 tarihinde silahlı saldırı yapmıꢀ olmak ve cinayete kasdetmek
ꢀüphesiyle yakalanmıꢀ ve polis gözaltına alınmıꢀtır.
8.17 Ekim 1980 tarihinde, Ankara Sıkı Yönetim Mahkemesi baꢀvuranın tutuklu yargılanması
talimatını vermiꢀtir.
9.13 Nisan 1991 tarihinde, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıꢀtır.
10.25 Aralık 1992 tarihinde, Ankara Sıkı Yönetim Mahkemesi baꢀvuranı Türk Ceza
Kanunu’nun 450 § 4. maddesi uyarınca taammüden cinayetten suçlu bulmuꢀ ve ömür boyu
hapis cezasına çarptırmıꢀtır.
11.12 Mayıs 1993 tarihinde, Askeri Yargıtay, Ankara Sıkı Yönetim Mahkemesi’nin, kararını,
sözkonusu suç bağlamında iç hukuku yanlıꢀ yorumladığı gerekçesiyle bozmuꢀ ve davayı
birinci derece mahkemesine göndermiꢀtir.
12.Sıkı Yönetim Mahkemelerinin yetkisini iptal eden 3953 sayılı Kanun’un 27 Aralık 1993
tarihinde resmen yürürlüğe girmesini takiben, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranın
davasına bakma yetkisi kazanmıꢀtır.
13.1994 yılında, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, yüz otuz iki sanıkla birlikte baꢀvuranı
yargılamaya baꢀlamıꢀtır.
14.21 Kasım 2003 tarihinde, yapılan pek çok duruꢀmadan sonra, Ankara Ağır Ceza
Mahkemesi, yukarıda bahsedilen suçtan dolayı baꢀvuranı suçlu bulmuꢀ ve Türk Ceza
Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca otuz altı yıl hapis cezasına çarptırmıꢀtır.
15.7 Mayıs 2004 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı bu karara karꢀı
Askeri Yargıtay’a baꢀvurmuꢀtur.
16.Baꢀvurana yönelik cezai iꢀlemler Yargıtay’da devam etmektedir.
HUKUK
I.AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
17. 16.Baꢀvuran, iꢀlemlerin uzunluğunun, AĐHS’nin 6 § 1.maddesindeki “makul süre” ꢀartı ile
uyumlu olmadığını öne sürerek ꢀikayetçi olmuꢀtur. Sözkonusu maddeye göre:
“Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, … konusunda karar verecek olan, … bir
mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”
18.Hükümet, buna itiraz etmiꢀtir.
19.AĐHM, iꢀlemlerin, baꢀvuranın yakalanarak polis gözaltına alındığı 12 Eylül 1980 tarihinde
baꢀladığını ve halen devam etmekte olduğunu not eder. Dolayısıyla, yirmi beꢀ yıldan fazla
sürmüꢀtür.
20.AĐHM’nin yetkisi, ratione temporis, Türkiye’nin Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na
bireysel baꢀvuru dilekçesi hakkını tanıdığına iliꢀkin deklarasyonu sunduğu tarih olan 28 Ocak
1987’den sonra geçen on sekiz yıl dokuz ayı dikkate almasına izin vermektedir. Bununla
beraber, yukarıda anılan deklarasyonun sunulduğu tarihte iꢀlemlerin durumunu da dikkate
alması gerekmektedir (bkz. Canoçak – Türkiye, nos. 25182/94 ve 26956/95, §§ 25-26, 20
ꢁubat 2001, ve ꢁahiner – Türkiye, no. 29279/95, § 21, AĐHM 2001-IX). Bu önemli tarihte,
iꢀlemler halihazırda altı yıldan fazla sürmüꢀtü.
A.Kabuledilebilirlik
21.AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olmadığını not eder.
Ayrıca, herhangi baꢀka bir sebepten ötürü kabuledilmez olmadığını da not eder. Dolayısıyla
kabuledilebilir ilan edilmesi gereklidir.
B.Esaslar
22.Hükümet, baꢀvuranın itham edildiği suçları ve yüz otuz üç sanığı kapsayan geniꢀ çaplı bir
yargılamayı organize etme gerekliliğini dikkate alarak davanın karmaꢀık olduğunu ifade
etmiꢀtir. Bu unsurların iꢀlemlerin uzunluğunu açıkladığını ve yargı makamlarına hiçbir ihmal
veya gecikmenin yüklenemeyeceğini öne sürerek itiraz etmiꢀlerdir.
23.Baꢀvuran, kendisine yönelik iꢀlemlerin halihazırda yirmi beꢀ yılı geçtiğini ve hala devam
ettiğini belirterek itiraz etmiꢀtir.
24.AĐHM, gerek birinci derecede gerekse temyiz iꢀlemlerinde ciddi gecikmeler olduğu
kanısındadır. Baꢀvurana ve sayıca fazla diğer sanıklara iliꢀkin iꢀlemlerin yönelik davanın
karmaꢀık olduğunu kabul edebilir. Bu durumda, iꢀlemlerin yirmi beꢀ yıl sürdüğünü ve
bunların içinden on sekizden fazlasının AĐHM’nin yetkisi dahiline girdiğini not eder. Süre,
haddinden fazladır ve yalnızca karmaꢀıklığa iliꢀkin mülahazalarla haklı gösterilemez.
AĐHM’ye göre, iꢀlemlerin uzunluğu yalnızca yerel mahkemelerin davayla özenle
ilgilenmemiꢀ olmasıyla açıklanabilir (bkz. yukarıda anılan Canoçak ve ꢁahiner kararları,
sırasıyla §§ 32 ve 27).
25.Elindeki tüm kanıtları konuya iliꢀkin içtihadını dikkate alarak AĐHM, sözkonusu iꢀlemlerin
uzunluğunun “makul süre” ꢀartını karꢀılamadığını tespit etmiꢀtir.
26.Dolayısıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
27. AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç
hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette,
zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A.Tazminat
28.Baꢀvuran, AĐHM’den 329.000 Euro ile 481.000 Euro arasında bir maddi tazminat
belirlemesini ve 500.000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermesini talep etmiꢀtir.
29.Hükümet, baꢀvuran tarafından talep edilen meblağlara itiraz etmiꢀtir.Baꢀvuranın iddia
edildiği üzere maddi ve manevi kaybı için destekleyici herhangi bir kanıt sunmadığını öne
sürmüꢀtür. Ayrıca, AĐHM’nin, tazminat prosedürünü suistimal etmeden, baꢀvurana yalnızca
adilane bir manevi tazminat ödenmesine karar vermesi ve bunu yaparken AĐHM’nin benzer
baꢀvurularda ödenmesine karar verdiği meblağları referans alması gerektiğini ifade etmiꢀtir.
30.Maddi tazminatla ilgili olarak AĐHM, elindeki kanıtlara dayanarak, baꢀvuranın, maddi
zararın gerçekten iꢀlemlerin makul olmayan uzunluğundan kaynaklandığını ortaya
koyamadığını tespit etmiꢀtir (bkz. mutatis mutandis, Kulda – Polonya [BD], no. 30210/96, §
164, AĐHM 2000-XI)
31.Ancak, AĐHM, baꢀvuranın yalnızca bir AĐHS ihlali tespitiyle tazmin edilemeyecek bazı
manevi zararlara maruz kalmıꢀ olduğunu kabul etmektedir. Eꢀitlik temelinde yaptığı
değerlendirmeyi ve içtihadında ortaya konulmuꢀ olan ölçütleri dikkate alarak (bkz. Ahmet Koç
– Türkiye, no. 32580/96, § 37, 22 Haziran 2004) AĐHM baꢀvurana bu baꢀlık altında 14.000
Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
B.Mahkeme masrafları
32.Baꢀvuran, ayrıca yerel mahkemelerde ve AĐHM’deki harcamalar için 6.000 Euro talep
etmiꢀtir.
33.Hükümet, yalnızca gerçekten yapılmıꢀ harcamaların tazmin edilebileceğini ileri sürmüꢀtür.
Bu bağlamda, tüm masraf ve harcamaların baꢀvuran veya temsilcisi tarafından belgelenmesi
ve kabataslak rakamlar ile listelerin, harcamayı kanıtlamada ilgili ve gerekli belgeler olarak
görülmemesi gerektiğini belirtmiꢀtir.
34.AĐHM, bir avukat tarafından temsil edilen baꢀvuranın yasal yardım almadığını not eder.
Eꢀitlik temelinde yaptığı değerlendirme ve içtihadında ortaya konulmuꢀ olan ölçütleri dikkate
alarak (bkz. diğerlerinin yanı sıra, yukarıda anılan Ahmet Koç, § 40, Çaloğlu – Türkiye, no.
55812/00, § 33, 29 Temmuz 2004 ve Yanıkoğlu – Türkiye, no. 46284/99, § 45, 14 Ekim 2004)
AĐHM baꢀvurana mahkeme masrafları için 2.000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
C.Gecikme faizi
35.AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı
faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiꢀtir.
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1.Baꢀvurunun kabulüne;
2.AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a)Sorumlu Devlet’in baꢀvurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na
çevrilmek üzere, uygulanabilecek her türlü vergiyi ve
(i)14.000 Euro (on dört bin Euro) manevi tazminat;
(ii)mahkeme masrafları için 2.000 (iki bin Euro);
(iii) ve uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine;
(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek
suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
4. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đngilizce hazırlanmıꢀ, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 6
Aralık 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
S. DOLLE
Sekreter
J.-P COSTA
Baꢀkan
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło