36370/08
WyrokETPCz2010-04-13ECLI:CE:ECHR:2010:0413JUD003637008
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy deportacja skarżącego do Iranu lub Iraku naraziłaby go na ryzyko nieludzkiego lub poniżającego traktowania, naruszając art. 3 Konwencji, oraz czy brak skutecznego środka odwoławczego w tej sprawie naruszył art. 13 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że okoliczności faktyczne niniejszej sprawy są niemal identyczne z tymi w sprawie Abdolkhani i Karimnia przeciwko Turcji. W tamtym wyroku ETPCz stwierdził, że byli członkowie PMOI byliby narażeni na ryzyko złego traktowania, gdyby zostali odesłani do Iranu lub Iraku, co stanowiłoby naruszenie art. 3 Konwencji. Ponadto, w sprawie Abdolkhani i Karimnia, Trybunał orzekł naruszenie art. 13, ponieważ władze krajowe nie zbadały ryzyka, na jakie skarżący byliby narażeni, a także z powodu braku skutecznego i dostępnego środka odwoławczego, w tym braku informowania o decyzjach o deportacji i braku automatycznego skutku zawieszającego odwołań do sądów administracyjnych. Wobec braku szczególnych powodów do odstąpienia od poprzedniego orzecznictwa, Trybunał zastosował te same zasady.Stan faktyczny
Mansour Keshmiri, obywatel Iranu urodzony w 1958 roku, dołączył do Ludowej Organizacji Mudżahedinów Iranu (PMOI) w 1985 roku, a opuścił ją w 2003 roku. W 2006 roku został uznany za uchodźcę przez UNHCR w Iraku. W 2008 roku nielegalnie wjechał do Turcji na fałszywym paszporcie i został aresztowany podczas próby nielegalnego opuszczenia kraju. Mimo poinformowania władz tureckich przez UNHCR o jego statusie uchodźcy, odmówiono mu dostępu do procedury azylowej, powołując się na zagrożenie dla bezpieczeństwa narodowego ze względu na jego przeszłość w PMOI. Skarżący został zatrzymany i wysłany do prowincji Van w celu deportacji do Iranu, co zostało wstrzymane przez środki tymczasowe ETPCz, a następnie przeniesiono go do ośrodka dla cudzoziemców w Kırklareli.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził, że deportacja skarżącego do Iranu lub Iraku stanowiłaby naruszenie art. 3 Konwencji. 3. Stwierdził naruszenie art. 13 Konwencji w związku z zarzutami dotyczącymi art. 3.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
KESHMIRI/TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 36370/08)
KARAR
STRAZBURG Nisan 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USULĐ ĐꢀLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davanın (no. 36370/08) nedeni Đran
vatandaꢀı Mansour Keshmiri’nin (“baꢀvuran”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Avrupa
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca 1
Ağustos 2008 tarihinde yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından A. Baba tarafından temsil edilmiꢀlerdir.
OLAYLAR
I. DAVA KOꢀULLARI
Baꢀvuran, 1958 doğumludur ve halen Kırklareli Yabancılar Misafirhanesi’nde
tutulmaktadır.
1985’te baꢀvuran Đran’daki Halkın Mücahit Örgütü’ne (PMOI) katılmıꢀtır.
1986’da Irak’a gelmiꢀtir. 2003’te PMOI’nın hedeflerine ve yöntemlerine karꢀı olması
nedeniyle örgütü terk edene kadar Irak’taki PMOI mensuplarının bulunduğu Al-Ashraf
kampında yaꢀamıꢀtır. PMOI’dan ayrıldıktan sonra, Irak’taki ABD güçlerinin oluꢀturduğu bir
kamp olan Geçici Mülakat ve Koruma Merkezi’e (TIPF) gitmiꢀtir. Daha sonra bu kamp,
Ashraf Mülteci Kampı adını almıꢀtır.
Baꢀvuran 5 Mayıs 2006’da, sorgulanması ardından, Irak’ta kaldığı süre boyunca
Cenevre’deki BMMYK tarafından sığınmacı olarak kabul edilmiꢀtir.
Baꢀvuran belirsiz bir tarihte sahte pasaportla Türkiye’ye giriꢀ yapmıꢀtır. Haziran 2008’te Bodrum limanından sahte pasaportla Yunanistan’daki Kos adasına
gitmeye teꢀebbüs ederken Türk güvenlik güçleri tarafından yakalanmıꢀtır.
Baꢀvuran Türk polisine verdiği ifadelerde Đran’daki rejimden kaçmıꢀ olduğunu ve
BMMYK tarafından sığınmacı olarak tanındığı Irak’a vardığını belirtmiꢀtir. Eski bir PMOI
üyesi olduğunu belirtmemiꢀtir. Daha sonra Türkiye’ye geldiğinde ve Yunanistan’a gitmeye
teꢀebbüs ettiğinde içinde bulunduğu koꢀullardan bahsetmiꢀtir. Ankara’daki BMMYK
ꢀubesiyle kontak kurduğunu ve kendisine beklemesinin söylendiğini belirtmiꢀtir.
Bekleyebilecek gibi hissetmemiꢀ ve yasadıꢀı yollardan Türkiye’yi terk etmeye teꢀebbüs
etmiꢀtir. Haziran 2008’de BMMYK ꢀubesi Đçiꢀleri Bakanlığı’na bir yazı göndererek
baꢀvuranın kendi vekaletleri altında sığınmacı olarak kabul edildiğini bildirmiꢀtir.
Belirsiz bir günde BMMYK ꢀubesi ulusal makamlardan baꢀvurana Türkiye’deki iltica
usulüne eriꢀim hakkı verilmesini istemiꢀtir. Bu talep, PMOI üyeliği göz önüne alındığında
baꢀvuranın Türkiye’deki varlığının ulusal güvenliğe tehdit arz ettiği düꢀüncesiyle
reddedilmiꢀtir.
Polis gözetiminde tutulması ardından baꢀvuran hakkında tutuklama emri çıkarılmıꢀ ve
Türkiye’ye yasadıꢀı yollardan girmesi ve kimlik kartı sahteciliği yapması nedeniyle aleyhinde
suçlamalarda bulunulduğu için Muğla cezaevine gönderilmiꢀtir. Ağustos 2008’de baꢀvuran Đran’a sınır dıꢀı edilmek amacıyla Türkiye’nin
doğusundaki Van iline gönderilmiꢀtir.
AĐHM Đç Tüzüğü’nün 39. Maddesi bağlamında ihtiyati tedbir alınması üzerine
baꢀvuran, Kırklareli Yabancılar Misafirhanesi’ne gönderilmiꢀtir.
HUKUK
I. HÜKÜMET’ĐN ĐLK ĐTĐRAZLARI VE KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK
Hükümet, herhangi bir sınır dıꢀı etme emri verilmemiꢀ olması nedeniyle baꢀvuranın
AĐHS’nin 34. maddesi bağlamında mağdur statüsünde olmadığını kaydetmiꢀtir. Hükümet
ayrıca sınır dıꢀı emri verilmiꢀ olsaydı, baꢀvuranın Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idari
mahkemelere baꢀvuruda bulunabileceğini ve baꢀvurması gerekeceğini ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, daha önce Abdolkhani ve Karimnia davasında Sorumlu Hükümet’in benzer
itirazlarını incelemiꢀ ve reddetmiꢀ olduğunu yinelemektedir. AĐHM mevcut davada önceki
içtihadından farklı yönde karar vermesini gerektirecek özel koꢀullar tespit etmemektedir.
Dolayısıyla, Hükümet’in itirazlarını reddetmektedir.
AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 35/3 maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını gözlemlemektedir. Ayrıca, kabuledilemez olduğu sonucuna varmak için gerekçe
görmemektedir. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğu sonucuna varılmalıdır.
II.AĐHS’NĐN 2., 3. VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran AĐHS’nin 2. ve 3. maddeleri bağlamında sınır dıꢀı edilmesi halinde, açık bir
ölüm ya da kötü muamele riskine maruz kalacağını iddia ederek Đran’a ya da Irak’a sınır dıꢀı
edilmekle tehdit edildiğinden ꢀikayetçi olmuꢀtur. Đran’a gönderilmesinin kendisini gerçek bir
ölüm ya da kötü muamele riskine maruz bırakacağını iddia etmiꢀtir. Özellikle, eski bir PMOI
üyesi olarak, Đran’da ölüm cezasına çarptırılma riskiyle karꢀı karꢀıyadır. Baꢀvuran ayrıca
Irak’ta yetkili makamlar tarafından eski Saddam Hüseyin rejiminin müttefiki olarak kabul
edildiği için kötü muameleye maruz bırakılacağını kaydetmiꢀtir. Baꢀvuran son olarak
AĐHS’nin 13. maddesi uyarınca AĐHS’nin 2. ve 3. maddeleri bağlamındaki ꢀikayetleri
hususunda etkili bir iç hukuk yolunun mevcut olmadığını kaydetmiꢀtir. Bu bağlamda, sınır
dıꢀı emrinden haberdar edilmediğini ve Türkiye’deki iltica usulüne eriꢀimine izin
verilmediğini iddia etmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuranın 2.ve 3. maddeler kapsamındaki ꢀikayetlerini, AĐHS’nin 3. maddesi
açısından incelemenin daha uygun olduğu kanaatindedir.
Hükümet baꢀvuranın, Amerika Birleꢀik Devletleri tarafından terörist bir örgüt olarak
adlandırılan PMOI’nın üyesi olduğunu iddia etmiꢀtir. Bu nedenle, baꢀvuranın da aralarında
bulunduğu örgüt üyelerinin Türkiye’de kalmasına izin vermek ulusal güvenlik, kamu
güvenliği ve düzeni için risk teꢀkil edecektir. Baꢀvuranın, ulusal mevzuata uygun olarak
gelmiꢀ olduğu Irak’a geri gönderileceğini iddia etmiꢀtir. Ancak Hükümet, AĐHM Đç
Tüzüğü’nün 39. maddesi bağlamında kendilerine gösterilen geçici tedbire uymaktaydı. Bu
bağlamda, baꢀvuranın Irak’a sınır dıꢀı edilmesinin kendisi için risk teꢀkil etmeyeceğini iddia
etmiꢀtir.
Hükümet ayrıca baꢀvuranın, Türkiye’ye ilk geldiğinde 1994 Yönetmeliği’ne uygun
olarak sığınma ve geçici sığınma baꢀvurusunda bulunmadığını ileri sürmüꢀtür. Türkiye’ye
yasadıꢀı yollardan gelen yabancıların, makul bir süre içerisinde ulusal makamlara
baꢀvurmaları ve sığınma ya da geçici sığınma talebinde bulunmaları gerektiğini;
bulunmadıkları takdirde, Türkiye’de yasadıꢀı göçmenler olarak kabul edileceklerini
kaydetmiꢀtir. Bu nedenle Hükümet, baꢀvuranın ulusal mevzuat uyarınca Türkiye’den sınır dıꢀı
edilebilecek yasadıꢀı bir göçmen olduğu kanısına varmıꢀtır. Hükümet ayrıca baꢀvuranın, talep
etmiꢀ olsaydı tutuklu olduğu süre içerisinde avukat yardımı alabileceğini kaydetmiꢀtir.
AĐHM öncelikle Hükümet’in, kendilerine açık bir soru sorulmasına rağmen Đkinci
Daire Baꢀkanı, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 39. maddesi bağlamındaki geçici tedbire iꢀaret etmeye
karar verdiğinde, baꢀvuranın kendisini sınır dıꢀı etmek amacıyla Van’a götürdüklerine iliꢀkin
iddiasının doğruluğuna itiraz etmediğini gözlemlemektedir. Bununla birlikte, Hükümet
baꢀvuran hususunda sınır dıꢀı emri bulunmadığını belirtmiꢀtir ancak baꢀvuranın sınır dıꢀı
edilmesi iç hukuka uygun olan yasadıꢀı bir göçmen olduğunu ve Türkiye’de bulunmasının
ulusal güvenlik için risk teꢀkil ettiğini de kaydetmiꢀtir. AĐHM ayrıca Hükümet’in,
kendilerinden talep edildiği halde, baꢀvuranın sığınma talebinin reddedildiğine, sınır dıꢀı
edilmekle tehdit edildiğine ve tutukluluğuna iliꢀkin belgeler sunmadığını kaydetmektedir.
AĐHM bu koꢀullar altında baꢀvuranın, sınır dıꢀı edilmesi giriꢀiminde bulunulmasını
çevreleyen koꢀulları doğru olarak yansıttığı sonucuna varmaktadır.
AĐHM bu bağlamda, mevcut dava koꢀullarının, eski PMOI üyeleri olan baꢀvuranların
Đran’a ya da Irak’a gönderilmeleri halinde AĐHS’nin 3. maddesine aykırı bir muameleye
maruz bırakılmaları riskinin ortaya çıkacağı sonucuna vardığı Abdolkhani ve
Karimnia/Türkiye davasındaki koꢀullarla hemen hemen aynı olduğuna iꢀaret etmektedir.
AĐHM aynı zamanda Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye kararında, baꢀvuranların Đran’da ve
Irak’ta karꢀı karꢀıya kalabilecekleri risklerin ulusal makamlar tarafından hiçbir zaman
incelenmemesi nedeniyle Đran’da ve Irak’ta kötü muamele ve ölüm riskiyle karꢀı karꢀıya
kalacakları iddiaları hususunda kendileri için etkin ve eriꢀilebilir bir iç hukuk yolunun mevcut
olmadığı sonucuna varmıꢀtır. AĐHM bu hususta sözkonusu baꢀvuranların sınır dıꢀı edilme
kararlarından haberdar edilmediklerini göz önüne almıꢀtır. AĐHM ayrıca sınır dıꢀı kararlarının
bozulmasını talep eden idari mahkemelere yapılan baꢀvurunun, Türk hukuku kapsamında
otomatik bir askıya alma etkisi bulunmadığını kaydetmiꢀtir.
Mevcut dava olaylarının, Karimnia/Türkiye davasındaki koꢀullarla hemen hemen aynı
olduğunu göz önüne alan AĐHM, önceki kararından farklı bir karar vermesi için özel nedenler
görmemektedir.
Dolayısıyla AĐHM, baꢀvuran Đran’a ya da Irak’a sınır dıꢀı edilseydi, AĐHS’nin 3.
maddesinin ihlal edilmiꢀ olacağı kanaatindedir. Ayrıca, AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal
edildiği sonucuna varmıꢀtır.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
Sözleꢀme’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
Baꢀvuran, adil tatmin talebinde bulunmamıꢀtır. Dolayısıyla AĐHM baꢀvurana bu baꢀlık
altında tazminat ödenmesini gerekli görmemektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Baꢀvuranın Đran’a ya da Irak’a sınır dıꢀı edilmesinin AĐHS’nin 3. maddesinin ihlaline
neden olacağına;
3. Baꢀvuranın 3. madde bağlamındaki ꢀikayetleri hususunda AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal
edildiğine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve
3. paragrafları uyarınca 13 Nisan 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło