36391/02

WyrokETPCz2007-04-26ECLI:CE:ECHR:2007:0426JUD003639102

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak powiadomienia o opinii Prokuratora Generalnego do Sądu Kasacyjnego oraz brak dostępu do adwokata w trakcie zatrzymania policyjnego naruszyły prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 i 3 lit. c Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, powołując się na precedens Göç v. Turkey, uznał, że brak możliwości zapoznania się z opinią Prokuratora Generalnego przedstawioną Sądowi Kasacyjnemu i brak możliwości ustosunkowania się do niej narusza zasadę kontradyktoryjności i tym samym prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji. Odnośnie do braku dostępu do adwokata w trakcie zatrzymania, Trybunał przypomniał, że prawo to, choć kluczowe, może podlegać ograniczeniom, o ile nie podważa to ogólnej rzetelności postępowania. W niniejszej sprawie Trybunał stwierdził, że skarżący był reprezentowany przez adwokata na późniejszych etapach postępowania sądowego, a jego skazanie nie opierało się wyłącznie na zeznaniach złożonych na policji, lecz na całokształcie dowodów, co zapewniło ogólną rzetelność procesu.
Stan faktyczny
Skarżący, Yusuf Salduz, urodzony w 1984 roku, został aresztowany w maju 2001 roku pod zarzutem udziału w nielegalnej demonstracji wspierającej lidera PKK oraz rozwieszenia nielegalnego transparentu. Podczas przesłuchania na policji przyznał się do zarzutów, ale później odwołał zeznania przed prokuratorem i sędzią śledczym, twierdząc, że zostały wymuszone. Został skazany przez Izmirski Sąd Bezpieczeństwa Państwa na karę pozbawienia wolności, którą następnie zmniejszono ze względu na jego wiek. Sąd oparł wyrok na zeznaniach policyjnych, prokuratorskich, zeznaniach innych oskarżonych, raporcie grafologicznym oraz raporcie z zatrzymania. Sąd Kasacyjny utrzymał wyrok w mocy.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna (jednogłośnie). Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji (jednogłośnie). Stwierdza brak naruszenia art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji (5 głosów za, 2 przeciw). Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową (jednogłośnie). Zasądza 1000 EUR na pokrycie kosztów i wydatków (jednogłośnie). Oddala pozostałą część roszczeń o słuszne zadośćuczynienie (jednogłośnie).

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   OF EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ D A ĐRE   SALDUZ – TÜRKĐYE   (B a ꢀvuru no. 36391/02)   KARAR   STRAZBURG   Nisan 2007   Bu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır.   Ancak, ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   SALDUZ – TÜRKĐYE KARARI   USUL   Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi   uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Yusuf Salduz (“baꢀvuran”) adlı Türk vatandaꢀı   tarafından, 8 Ağustos 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan baꢀvurudan   (no. 36391/02) kaynaklanmaktadır.   OLAYLAR   DAVA OLAYLARI   Baꢀvuran 1984 doğumludur ve Đzmir’de yaꢀamaktadır. 29 Mayıs 2001 tarihinde   PKK’nın hapisteki liderine destek için yapılan yasadıꢀı bir gösteriye katıldığı ꢀüphesiyle Đzmir   Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁubesi polisleri tarafından yakalanmıꢀtır. Baꢀvuran   aynı zamanda 26 Nisan 2001 tarihinde Bornova’da bir köprüye yasadıꢀı pankart asmakla   suçlanmıꢀtır.   Mayıs 2001 tarihindeki polis ifadesinde baꢀvuran suçlamaları kabul etmiꢀtir. Ancak 1   Haziran 2001 tarihinde çıkarıldığı Savcı ve Tetkik Hakimi huzurunda polis ifadesini   reddetmiꢀ, ifadenin zorla alındığını iddia etmiꢀtir. Aynı tarihte Tetkik Hakimi baꢀvuranın   tutuklu yargılanması talimatını vermiꢀtir.   Temmuz 2001 tarihinde Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı baꢀvuranı   TCK’nın 169. maddesi ve 3713 sayılı yasanın (terörle mücadele yasası) 5. bölümü uyarınca   PKK’ya yardım ve yataklıkla suçlayan bir iddianame sunmuꢀtur.   Aralık 2001 tarihinde Đzmir DGM baꢀvuranı atılı suçlardan mahkum etmiꢀ ve dört yıl   altı ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Daha sonra sözkonusu ceza baꢀvuranın suçun iꢀlendiği   tarihte on sekiz yaꢀından küçük olması nedeniyle iki buçuk yıla indirilmiꢀtir.   Đzmir DGM, sözkonusu kararı verirken baꢀvuranın polise, Savcıya ve Tetkik Hakimine   vermiꢀ olduğu ifadeleri ve diğer sanıkların Savcıya verdikleri ifadeleri dikkate almıꢀtır. Diğer   sanıklar, baꢀvuranın onları eyleme katılmaları yönünde örgütlediklerini ifade etmiꢀlerdir.   Mahkeme aynı zamanda baꢀvuranın el yazısının pankartta yazılı olanla aynı olmasını ve polis   tarafından düzenlenen tutuklama raporuna göre baꢀvuranın eylem sonrası dağılan gruptan   olmasını dikkate almıꢀtır.   Mart 2002 tarihinde Yargıtay Baꢀsavcısı Yargıtay 9. Daire’ye yazılı bir beyan   göndermiꢀ, dairenin Đzmir DGM’nin vermiꢀ olduğu kararı onaması gerektiğini ifade etmiꢀtir.   Yargıtay 9. Daire 10 Haziran 2002 tarihinde sözkonusu kararı onamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6 §§ 1 VE 3 (c) MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran AĐHS’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddelerine atıfla Yargıtay Baꢀsavcısı’nın   görüꢀlerinin kendisine tebliğ edilmemiꢀ olmasından ve gözaltı süresince avukat desteğinden   SALDUZ – TÜRKĐYE KARARI   mahrum bırakılmasından ꢀikâyetçi olmuꢀtur. AĐHS’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddelerinin ilgili   kısımları aꢀağıdadır:   “1. Herkes … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan … bir   mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun … görülmesini istemek hakkına sahiptir.   3. Her sanık en azından aꢀağıdaki haklara sahiptir:   (c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer   savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa,   mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek…”   A. Kabuledilebilirlik   Mahkeme, baꢀvurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında açıkça dayanaktan   yoksun olmadığını belirtir. ꢁikâyet, baꢀka gerekçelerle de kabuledilmez değildir; bu yüzden   kabuledilebilir olarak ilan edilmelidir.   B. Esas   1. Savcının Yargıtay’a sunduğu yazılı görüꢀün baꢀvurana tebliğ edilmemesi   Hükümet, Baꢀsavcının yazılı görüꢀünün Yargıtay için bağlayıcı olmadığını,   mahkemenin temyiz hakkında Savcının görüꢀlerinden bağımsız olarak karar vermekte serbest   olduğunu ifade etmiꢀtir. Ayrıca baꢀvuranın temsilcisinin dava dosyasına ulaꢀma ve belgeleri   inceleme hakkı bulunduğunu belirtmiꢀtir. Son olarak Hükümet 27 Mart 2003 tarihinde   CMUK’un 316. maddesinde yapılan değiꢀiklikle artık Yargıtay Baꢀsavcısı’nın yazılı   görüꢀlerinin taraflara tebliğ edilmekte olduğunu belirtmiꢀtir.   Baꢀvuran iddialarını sürdürmüꢀtür.   Mahkeme, aynı ꢀikâyeti Göç – Türkiye ([BD], no. 36590/97) davasında incelemiꢀ ve   AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlalini tespit etmiꢀ olduğunu kaydeder. Bahsedilen kararda   Mahkeme, Baꢀsavcının görüꢀlerinin niteliği ve baꢀvurana buna yazılı olarak cevap verme   fırsatının verilmemiꢀ olması nedeniyle baꢀvuranın iki taraflı dava hakkının ihlal edildiğine   karar vermiꢀti.   Mahkeme somut davayı incelemiꢀ ve yukarıda anılan davadaki bulgularından   uzaklaꢀmak için özel durum tespit etmemiꢀtir.   Buna göre AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   2. Gözaltı süresince adli yardımdan mahrum olma   Hükümet, polis nezaretindeyken baꢀvuranın avukat hakkının engellenmesinin savunma   haklarını ihlal etmediğini savunmuꢀtur. Mahkeme içtihadına göre davanın adil olup olmadığı   değerlendirmesinin davanın tamamı dikkate alınarak yapılması gerektiğini belirtmiꢀlerdir. Bu   bağlamda baꢀvuranın hem Đzmir DGM hem de Yargıtay huzurunda bir avukat tarafından   temsil edildiğini öne sürmüꢀlerdir.   Baꢀvuran iddialarını sürdürmüꢀtür.   SALDUZ – TÜRKĐYE KARARI   Mahkeme ön soruꢀturma safhasında AĐHS’nin 6 § 3 (c) maddesinin, ancak bu   hükümlere ilk baꢀta uymamanın davanın hakkaniyetini ciddi ꢀekilde yaralamasının sözkonusu   olduğu durumlarda geçerli olabileceğini hatırlatır (bkz. John Murray – Đngiltere, Karar   Raporları 1996-I). 6. madde normalde sanığın polis sorgulamasının ilk safhasında avukat   desteğinden yararlanmasına izin verilmesini ꢀart koꢀsa da AĐHS’de açıkça ifade edilmeyen bu   hak geçerli nedenlerle kısıtlanabilir. Her davada sorun, kısıtlamanın dava sürecinin tamamı   ıꢀığında sanığı adil yargılamadan mahrum edip etmediğidir (bkz. Brennan – Đngiltere, no.   39846/98).   Mahkeme, somut davada baꢀvuranın hem Đzmir DGM hem de temyizde avukatı   tarafından temsil edilmiꢀ olduğunu kaydeder. Ayrıca hüküm giymesi sadece gözaltındaki   polis ifadesine dayanmıyordu ve rakibi ile karꢀı karꢀıya oluꢀuna önemli bir dezavantaj   getirmeyen koꢀullarda, iddia makamının iddialarına itiraz etme fırsatına sahipti. Đzmir DGM,   dava hakkında karar vermeden baꢀvuranın yakalanmasını çevreleyen faktörler ve baꢀvuranın   el yazısının pankarttaki yazı ile aynı olduğunu belirten bilirkiꢀi raporunu dikkate almıꢀtır.   Mahkeme aynı zamanda tanıkların Savcı huzurunda alınmıꢀ, baꢀvuranın kendilerini eyleme   katılmaya çağırdığı yönündeki ifadeleri de değerlendirmiꢀtir. Sonrasında mahkeme bir bütün   olarak, kendisine sunulan olaylar ve deliller temelinde baꢀvuran hakkında bir hüküm vermiꢀtir   (Yurtsever – Türkiye, no. 42086/02, Uçma ve Uçma – Türkiye, no. 15071/03).   Bu ꢀartlar altında Mahkeme, somut davada baꢀvuranın polis nezareti süresince avukat   desteği olmayıꢀının yargılamanın hakkaniyetine halel getirmediği kanaatindedir.   Buna göre AĐHS’nin 6 § 3. maddesi ihlal edilmemiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran 5,000 Euro maddi, 10,000 Euro manevi tazminat talep etmiꢀtir.   Hükümet, talep edilen miktarların aꢀırı ve kabul edilemez olduğunu öne sürmüꢀtür.   Mahkeme, baꢀvuranın Sözleꢀme haklarının ihlali neticesinde herhangi bir maddi zarara   uğramıꢀ olduğunu kanıtlayamadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle talebin bu kısmını reddeder.   Ayrıca ihlalin tespitinin baꢀvuran tarafından uğranmıꢀ tüm manevi zararlar için baꢀlı baꢀına   yeterli adil tazmin teꢀkil ettiği kanaatindedir.   B. Mahkeme masrafları   Baꢀvuran ayrıca ulusal mahkemeler ve AĐHM önündeki harcamalara karꢀılık olarak   3,500 Euro talep etmiꢀtir.   SALDUZ – TÜRKĐYE KARARI   Hükümet, baꢀvuranın bu talebini kanıtlayamadığını ifade etmiꢀtir.   Elindeki bilgilere dayanan bir tahmin yaparak Mahkeme, bu baꢀlık altında baꢀvurana   1,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir.   YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM,   1. Oybirliğiyle baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. Oybirliğiyle; savcının yazılı görüꢀünün baꢀvurana tebliğ edilmemesi nedeniyle AĐHS’nin   § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. 2’ye karꢀı 5 oyla; baꢀvuran gözaltında iken adli yardım alamayıꢀı itibariyle AĐHS’nin 6 §   (c) maddesinin ihlal edilmediğine;   4. Oybirliğiyle; ihlalin tespitinin baꢀvuran tarafından uğranmıꢀ tüm manevi zararlar için baꢀlı   baꢀına yeterli adil tazmin teꢀkil ettiğine;   5. (a) Sorumlu Devlet’in baꢀvurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği   tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk   Lirası’na çevrilerek mahkeme masraflarına karꢀılık olarak 1,000 Euro (bin Euro) ve bu   miktarlar üzerine uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;   (b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek   suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   6. Oybirliğiyle, baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đngilizce hazırlanmıꢀ, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 26 Nisan   tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   S. DOLLÉ   F. TULKENS   Zabıt Kâtibi   Baꢀkan   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło