36590/97

WyrokETPCz2000-11-09ECLI:CE:ECHR:2000:1109JUD003659097

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak możliwości ustosunkowania się skarżącego do opinii Prokuratora Generalnego przy Sądzie Kasacyjnym w postępowaniu o odszkodowanie za bezprawne pozbawienie wolności stanowi naruszenie prawa do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że rola Prokuratora Generalnego przy Sądzie Kasacyjnym, polegająca na przedstawieniu opinii dotyczącej apelacji obu stron, miała charakter wpływający na decyzję Sądu Kasacyjnego. Odmowa skarżącemu możliwości ustosunkowania się na piśmie do tej opinii naruszyła jego prawo do kontradyktoryjności postępowania, które jest fundamentalnym elementem rzetelnego procesu. Prawo to wymaga, aby strony były informowane o dowodach i opiniach, które mogą wpłynąć na decyzję sądu, i miały możliwość ich skomentowania. Trybunał podkreślił, że brak ustnego przesłuchania w postępowaniu krajowym dodatkowo uwypuklał konieczność zapewnienia możliwości ustosunkowania się do opinii prokuratora.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Göç, turecki urzędnik, został zatrzymany w dniach 25-27 lipca 1995 r. pod zarzutem kradzieży i fałszowania dokumentów w sprawie rozwodowej. Twierdził, że był źle traktowany w areszcie i pozbawiony kontaktu z rodziną i prawnikiem. Po zwolnieniu złożył wniosek o odszkodowanie za bezprawne pozbawienie wolności na podstawie ustawy nr 466. Sąd krajowy przyznał mu odszkodowanie, ale skarżący i Skarb Państwa odwołali się. Sąd Kasacyjny podtrzymał decyzję, jednak skarżący nie został poinformowany o opinii Prokuratora Generalnego przy Sądzie Kasacyjnym, która mogła wpłynąć na wynik sprawy.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku możliwości ustosunkowania się do opinii Prokuratora Generalnego przy Sądzie Kasacyjnym. 2. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi dotyczącej braku ustnego przesłuchania. 3. Stwierdził, że samo stwierdzenie naruszenia jest wystarczającym zadośćuczynieniem za szkodę niemajątkową. 4. Zasądził od pozwanego państwa kwotę 10 000 franków francuskich (pomniejszoną o 4 100 franków francuskich otrzymanych w ramach pomocy prawnej) tytułem kosztów i wydatków, płatną w lirach tureckich po kursie z dnia płatności, powiększoną o podatek VAT i koszty, w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, z odsetkami w wysokości 2,74% rocznie po upływie tego terminu. 5. Oddalił pozostałe roszczenia skarżącego dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   GÖÇ / TÜRKİYE DAVASI (36590/97)   (36590/97)   Strazburg   Kasım 2000   USULĐ ĐꢀLEMLER   1. Davanın nedeni, bir Türk vatandaꢁı olan Mehmet Göç'ün ("baꢁvuran"), 28 Nisan 1997   tarihinde, Đnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleꢁme'nin ("Sözleꢁme")   eski   25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu'na   ("Komisyon") yaptığı baꢁvurudur (baꢁvuru no. 36590/97).   2. Yasal yardım alan baꢁvuran Đzmir'de faaliyet gösteren bir Avukat olan Sn. Güney Dinç   tarafından temsil edilmektedir.Türk Hükümeti (“Hükümet”) bu yargılamaya yönelik olarak   Ajan tayin etmemiꢁtir.   3. Baꢁvuran, gözaltındayken kötü muameleye maruz kaldığını ve tazminat talebini   inceleyecek adil bir yargılanmadan mahrum bırakıldığını iddia etmektedir.   4. Baꢁvuru, Mahkeme'ye, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleꢁme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe   girdiğinde (11 No'lu Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası) gönderilmiꢁtir.   5. Baꢁvuru, Mahkeme'nin 4. Bölümü'ne verilmiꢁ (Đçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu bölüm   içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleꢁme'nin 27§1 Maddesi), Đçtüzüğün 26§1   maddesine uygun olarak teꢁekkül etmiꢁtir.   6. 14 Ekim 1999 tarihli bir kararla davaya bakan Daire baꢁvuranın Sözleꢁme'nin 3. ve 6.   maddeleri uyarınca yapmıꢁ olduğu ꢁikayetleri açıklamıꢁ ve baꢁvurunun kalan kısmını ka-   buledilemez bulmuꢁtur. 6 Nisan 2000 tarihli ek bir kararla, ilgili Daire, baꢁvuranın 3. ve 6.   madde kapsamındaki ꢁikayetini bildirmiꢁ ve baꢁvurunun geri kalanını kabuledilemez   bulmuꢁtur.6 Nisan 2000 tarihli bir baꢁka kararla Mahkeme, baꢁvuranın 3.Madde uyarınca   yaptığı ꢁikayeti kabul edilemez bulmuꢁ; 6. Madde uyarınca yaptığı ꢁikayeti ise esastan   incelemeye karar vermiꢁtir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2000. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî Đꢁler   Genel Müdürlüğütarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam   olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı   Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan   amaçlarla alıntılanabilir.   7. Davanın esaslarına iliꢁkin olarak sadece baꢁvuran görüꢁ bildirmiꢁtir (Đçtüzük 59/1). Davaya   bakan Daire, taraflara danıꢁtıktan sonra, davanın esaslarına iliꢁkin olarak herhangi bir   duruꢁma yapılmasına gerek görmemiꢁtir.   OLAYLAR   I.DAVAYA ESAS TEꢀKĐL EDEN OLAYLAR   8. Davaya esas teꢁkil eden olaylar, tarafların sunduklarından hareketle, aꢁağıdaki gibi   özetlenebilir.   9. Baꢁvuran olay tarihinde, Đzmir 2.Vergi Mahkemesi'nde memur olarak çalıꢁmaktadır. 18   Temmuz 1995 tarihinde Đzmir Asliye Hukuk Mahkemesi bir boꢁanma davasına iliꢁkin   evrakları çaldığı ve bu evraklarda tahrifat yaptığı gerekçesiyle baꢁvuranın ismini ve iꢁ adresini   Đzmir Cumhuriyet Savcılığı'na bildirmiꢁtir.   10. 25 Temmuz 1995 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı dosyayı Emniyet Müdürlüğüne   göndermiꢁtir.   11. 26 Temmuz 1995 günü saat 17.10'da baꢁvuran Đzmir Emniyet Müdürlüğü'nde gözaltına   alınmıꢁ ve üstteki ithamlarla suçlanmıꢁtır. Baꢁvuran Mahkeme'nin dava dosyasıyla ilgili olaya   karıꢁmadığına iliꢁkin ifade vermiꢁtir. Baꢁvuran ailesiyle ve avukatıyla görüꢁtürülmediğini   ayrıca iki saat boyunca aꢁağılandığını ve kötü muameleye maruz kaldığını iddia etmektedir.   12. Baꢁvuranın dıꢁında iki ꢁüpheli daha gözaltına alınarak ifadeleri alınmıꢁtır. Söz konusu   boꢁanma davasının taraflarından olan Adilye Bilecen'in de ifadesine baꢁvurulmuꢁtur.   13. 27 Temmuz 1995 tarihinde baꢁvuran ve diğer iki ꢁüpheliye iliꢁkin olarak bir soruꢁturma   tutanağı düzenlenmiꢁtir. Aynı gün saat 17.00'de baꢁvuran savcının emriyle serbest bırakılmıꢁ   diğer iki ꢁüpheli ise gözaltında tutulmaya devam edilmiꢁtir.   14. 25 Temmuz 1995 akꢁamında serbest bırakılmasını müteakiben baꢁvuran Đzmir Devlet   Güvenlik Mahkemesi'ne gitmiꢁ ve kendisine dört günlük iꢁ göremezlik raporu verilmiꢁtir.   Hastaneden verilen rapor baꢁvuranın yüzdeki kıl köklerinin yanmasından kaynaklanan bir   hastalıktan muzdarip olduğuna iꢁaret edilmektedir.   15. 31 Temmuz 1995 günü Karꢁıyaka Cumhuriyet Savcılığı kanıt yetersizliği nedeniyle   baꢁvuran hakkında takipsizlik kararı vermiꢁtir. Karar 19 Ağustos 1995 tarihinde baꢁvurana   tebliğ edilmiꢁtir.   16. Savcı, 28 Ağustos 1995 tarihinde baꢁvuranının ifadesini almıꢁtır. Baꢁvuran bu ifadede,   kendisini yetkililere ꢁikayet eden ꢁahıs hakkında soruꢁturma baꢁlatılması için Adalet   Bakanlığına baꢁvurduğunu belirtmiꢁtir.   17. 29 Ağustos 1995 tarihinde Savcı, baꢁvuranın bahsettiği ꢁahıs hakkında takipsizlik kararı   vermiꢁtir.   18. 5 Eylül 1995 tarihinde baꢁvuran 466 Sayılı Kanun uyarınca Karꢁıyaka Ağır Ceza   Mahkemesinde "24 ve 27 Temmuz 1995" tarihlerinde gözaltında tutulduğu için Hazine   aleyhine 200.000.000 TL tutarında tazminat davası açmıꢁtır. Dava dilekçesinde, baꢁvuranın   avukatı, gözaltında tutulduğu sürece baꢁvuranın iꢁkence ve kötü muameleye maruz   tutulduğunu ve ailesi ve avukatıyla görüꢁme hakkından mahrum bırakıldığını, ve ldığı yaralar   neticesinde baꢁvurana dört günlük iꢁ göremezlik raporu verildiğini belirtmiꢁtir.   19. 14 Eylül 1995 tarihinde üç yargıçlı Karꢁıyaka Ağır Ceza Mahkemesi, üyelerinden birini   naip hakim olarak olayı araꢁtırarak bir rapor hazırlamak üzere atamıꢁtır. Bu amaçla   görevlendirilen hakim Đzmir Cumhuriyet Baꢁsavcılığının baꢁvuran aleyhine yapılan   suçlamalar için verdiği takipsizlik kararını teyit etmiꢁtir. Ayrıca naip hakim baꢁvuranın kiꢁisel,   mali ve sosyal statüsüyle ilgili bilgiler de toplamıꢁtır. Naip hakim toplanan kanıtların raporu   yazması için yeterli olduğu sonucuna varmıꢁ ve 466 Sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca   takdir hakkını kullanarak baꢁvuranı dinlemenin gereksiz olduğuna karar vermiꢁtir.Savcıdan   baꢁvuranın iddialarıyla ilgili yazılı mütalaasını sunması istenmiꢁ ve 7 Aralık 1995 tarihinde   savcı, 466 sayılı Kanunun öngördüğü ꢁekilde, mütalaasını Karꢁıyaka Ağır Ceza Mahkemesine   sunmuꢁtur. Savcı sözkonusu mütalaada baꢁvuranın 25 Temmuz 1995 tarihinde gözaltına   alındığına ve iddia edildiği gibi 24 Temmuz 1995'te değil 27 Temmuz 1995 tarihinde serbest   bırakıldığına dikkat çekmiꢁtir. Savcı baꢁvuruna mahkemenin takdir edeceği miktarda manevi   tazminat ödenmesini tavsiye etmiꢁtir. Bu mütalaa baꢁvurana bildirilmemiꢁtir.   20. Naip Hakim 7 Aralık 1995 tarihinde Karꢁıyaka Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu raporda   baꢁvuranın 25-27 Temmuz 1995 tarihleri arasında iki gün süreyle gözaltında tutulduğunu ve   serbest bırakılması üzerine de baꢁvuranın, kendisine darp edildiğini gösteren bir rapor aldığını   belirtmiꢁtir. Naip hakim, baꢁvuranın kiꢁisel, mali ve sosyal konumu dikkate alınarak   gözaltında tutulmasıyla ilgili olarak baꢁvurana manevi tazminat ödenmesini tavsiye etmiꢁtir.   21. 7 Aralık 1995 tarihinde Karꢁıyaka Ağır Ceza Mahkemesi baꢁvuranın iki gün gözaltında   tutulduğu ve tazminata hak kazandığı sonucuna varmıꢁtır. Mahkeme sözkonusu kararında   baꢁvuranın avukatının sunduğu dilekçede belirtilen tüm ꢁikayetleri dikkate almıꢁtır.   Baꢁvuranın kiꢁisel, mali ve toplumsal konumunu dikkate alan mahkeme, baꢁvurana tazminat   tutarı olarak 10,000,000 TL ve yargılama masrafları olarak da 1,500,000 TL ödenmesine   hükmetmiꢁtir.   22. Karar hem baꢁvuranın avukatı hem de hazine kararı temyiz etmiꢁtir. Baꢁvuranın avukatı   temyiz baꢁvurusunda baꢁvuranın gereksiz yere yakalanması ve gözaltında tutulması nedeniyle   hükmedilen tazminat tutarının uğranılan zararı karꢁılamakta yetersiz olduğunu iddia etmiꢁtir.   Avukat mahkemenin tespit ettiği gözaltı tarihlerine karꢁı çıkmamıꢁtır. 17 Ekim 1996 tarihinde   Yargıtay Cumhuriyet Baꢁsavcısı her iki tarafın temyiz baꢁvurularının esasına iliꢁkin   tebliğnamesini sunmuꢁtur. Sözkonusu tebliğnamede, Baꢁsavcı her iki tarafın da temyiz   gerekçelerinin dayanaksız olduğunu ve dolayısıyla reddedilmesi gerektiğini belirtmiꢁtir. Bu   tebliğname baꢁvurana tebliğ edilmemiꢁtir.   23. 7 Kasım 1996 tarihinde Yargıtay 6. Ceza Dairesi 7 Aralık 1995 tarihli kararı onamıꢁtır.   24. Hükümetin sunduğu bilgilere göre baꢁvuran kendisine tazminat ödenmesi için Karꢁıyaka   Ağır Ceza Mahkemesine hiç baꢁvurmamıꢁtır.   II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK   25. Anayasanın 19. maddesi ꢁöyledir:   Herkes, kiꢁi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.   Kimse aꢁağıdaki haller ve kanunda öngörülen ꢁekil ve esaslar haricinde hürriyetinden yoksun   bırakılamaz:   ...   Yakalanan veya tutuklanan kiꢁi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için   gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak iꢁlenen suçlarda en çok onbeꢁ gün   içinde hakim önüne çıkarılır...Bu süreler olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaꢁ hallerinde   uzatılabilir...   ...   Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kiꢁi, kısa sürede durumu hakkında karar   verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını   sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine baꢁvurma hakkına sahiptir. Bu esaslar dıꢁında bir   iꢁleme tabi tutulan kiꢁilerin uğradıkları zarar, kanuna göre, Devletçe ödenir.   26. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 128. maddesi uyarınca yakalanan ꢁahıs 24 saat   içinde sulh hakiminin önüne çıkarılır. Birden fazla ꢁahıs tarafından iꢁlenen suçlarda bu süre   dört güne kadar uzatılabilir.   27. Haksız yere yakalanan ya da tutuklanan ꢁahıslara tazminat ödenmesine iliꢁkin 466 Sayılı   Kanununun 1. maddesi ꢁöyledir:   1. Anayasa ve diğer kanunlarda gösterilen hal ve ꢁartlar dıꢁında yakalanan veya tutuklanan   veyahut tutukluluklarının devamına karar verilen;   2. Yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar kendilerine yazılı olarak   hemen bildirilmiyen;   3. Yakalanıp veya tutuklanıp da kanuni süresi içinde hakim önüne çıkarılmıyan;   4. Hakim önüne çıkarılmaları için kanunda belirtilen süre geçtikten sonra hakim kararı   olmaksızın hürriyetlerinden yoksun kılınan;   5. Yakalanıp veya tutuklanıp da bu durumları yakınlarına hemen bildirilmiyen;   6. Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuꢁturma   yapılmasına veya son soruꢁturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraetlerine veya   ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen;   7. Mahküm olup da tutuklu kaldığı süre hükümlülük süresinden fazla olan veya tutuklandıktan   sonra sadece para cezasına mahküm edilen kimselerin uğrıyacakları her türlü zararlar, bu   kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir.   28. 466 Sayılı Kanunun 2. maddesine göre, 1 inci maddede yazılı sebeplerle zarara,   uğrayanlar, kendilerine zarar veren iꢁlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle   haklarında açılan davalar sonunda verilen kararların kesinleꢁtiği veya bu iddiaların mercile-   rince karara bağlandığı tarihten itibaren üç ay içinde, ikametğahlarının bulunduğu mahal   asliye hukuk mahkemesine tazminat talebiyle baꢁvurmalıdırlar.   Aynı kanunun 3. maddesine göre 2 nci maddede yazılı yetkili mahkeme, zarar istemine dair   dilekçe üzerine, üyelerinden birisini iꢁin incelenmesiyle görevlendirir. Görevlendirilen üye,   ilk önce, istemin kanuni süre içerisinde yapılmıꢁ olup olmadığını inceler. Đstem süresi içinde   yapılmıꢁsa, görevli üye, hüküm ve karar dosyasını aldırtmak, her türlü incelemeleri yapmak   ve gerekiyorsa, tazminat isteminde bulunan kimseyi de dinlemek suretiyle delilleri topladıktan   sonra, yazılı düꢁüncesini bildirmesi için evrakı Cumhuriyet Savcılığına gönderir. Mahkeme,   Cumhuriyet Savcısının yazılı görüꢁü üzerine, duruꢁma yapmaksızın kararını verir. Bu karar   aleyhine tebliğ tarihinden baꢁlayarak bir hafta içinde temyiz yoluna baꢁvurulabilir.   HUKUK   1. SÖZLEꢀMENĐN 6/1 HÜKMÜNÜN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   29. Baꢁvuran Yargıtay Cumhuriyet Baꢁsavcısı'nın temyize iliꢁkin tebliğnamesinin kendisine   bildirilmediği ve tazminat talebine yönelik sözlü duruꢁma hakkından mahrum bırakıldığı   gerekçesiyle Sözleꢁme'nin 6 / 1 hükmünün ihlal edildiğini iddia etmektedir. Sözleꢁmenin 6/1   hükmü aꢁağıdaki gibidir:   "Herkes medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalarda......bağımsız bir mahkeme   tarafından...adil ve açık yargılanma hakkına sahiptir."   30. Davanın bu hüküm çerçevesindeki "bir medeni hakla" ilgili olduğu hususu   tartıꢁılmamaktadır. Mahkeme de aksine bir görüꢁ benimsemek için herhangi bir sebep   görmemektedir (29 Mayıs 1997 tarihli Georgiadis – Yunanistan kararı, Reports of Judgments   and Decisions 1997-III, s.959, § 35; ve 24 Kasım 1997 Szücs-Avusturya kararı Reports 1997-   VII, s.2480, § 37).   31. Baꢁvuran, Baꢁsavcının, baꢁvuranla Hazinenin temyiz gerekçelerine iliꢁkin tebliğnamesini   Yargıtay'a sunduğunu iddia etmektedir. Fakat kendisine bu tebliğnamenin bir örneği   gönderilmemiꢁ dolayısıyla bunlara yanıt verme hakkından mahrum bırakılmıꢁtır. Baꢁvuran, iç   hukuk mahkemesinin, tazminat talebini 466 sayılı Kanunun 3 (2) maddesi uyarınca yalnızca   savcının yazılı mütalaasını temel alarak değerlendirdiğini ileri sürmüꢁtür. Baꢁvuran, iç   hukukta gerek 466 Sayılı Kanun, gerek Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu (HMUK)   gerekse de Đdari Yargılama Usulü Kanunun (ĐYUK) genel hükümleri uyarınca kendisine   duruꢁma hakkı tanınmadığını ileri sürmüꢁtür. Kaldı ki son iki kanuna baꢁvurulması   durumunda bile kendisine tazminat verilmeyeceğini zira 466 Sayılı Kanun hükümlerinin lex   specialis olarak uygulanacağını ifade etmiꢁtir.   32. Hükümet, baꢁvuranın, Baꢁsavcının tebliğnamesinin kendisine bildirilmemesine iliꢁkin   ꢁikayetiyle ilgili herhangi bir görüꢁ belirtmemiꢁtir. Duruꢁma yapılmaması hususunda ise   Hükümet, baꢁvuranın Yargıtay'dan duruꢁma yapılmasını talep edebileceği halde etmediğini,   zira baꢁvuranın talebinin HMUK 438. maddenin duruꢁma yapılması için önꢁart olarak   öngördüğü sınırın üstünde olduğunu dile getirmektedir.Hükümet, 466 Sayılı Kanunun kanun   dıꢁı yakalanan ya da tutuklanan ꢁahıslar için özel tazminat yöntemi öngördüğünü   belirtmektedir. Kanunun amacı tazminat taleplerinin bir gecikmeye mahal vermemek için   duruꢁma yapılmaksızın dava dosyası üzerinden incelenerek karar verilmesini olanaklı   kılmaktır. Baꢁvuranın iddiası dayanaklı olduğu ve sözlü duruꢁma yapılmasında bir kamu   yararı bulunmadığı için duruꢁma yapılmamıꢁtır. Böylelikle baꢁvuranın iddiası dörtbuçuk ayda   sonuçlandırılabilmiꢁtir.   33. Mahkeme, Yargıtay Cumhuriyet Baꢁsavcısının rolünün baꢁvuran ve Hazine tarafından   yapılan temyiz baꢁvurularına iliꢁkin mütalaada bulunmak olduğunu gözlemlemektedir.   Baꢁsavcı ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat tutarının onanmasına iliꢁkin   mütalaada bulunmuꢁtur. Baꢁsavcının mütalaası bu nedenle Yargıtay kararını etkileyici   niteliktedir.   34. Mahkemeye göre, baꢁsavcının tebliğnamesinin niteliği ve baꢁvurana, buna cevaben yazılı   görüꢁ bildirme olanağının tanınmaması göz önünde bulundurulduğunda baꢁvuranın çekiꢁmeli   dava hakkının ihlal edildiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu hak ilke olarak, ulusal hukuk   sisteminin bağımsız bir üyesi tarafından -bu davadaki Baꢁsavcı gibi- mahkemenin kararını   etkilemek üzere toplanan kanıtlar ve sunulan mütalaalarla ilgili olarak bir hukuk ya da ceza   davasının taraflarına bilgi verilmesi ve bu taraflara da görüꢁ bildirme olanağının tanınması   anlamına gelmektedir.   35. Baꢁsavcının Hazinenin temyiz baꢁvurusunun reddine yönelik mütalaada bulunduğu da   doğrudur. Fakat bu tarafsız yaklaꢁım temyiz aꢁamasında taraflar arasında silahların eꢁitliğini   sağlasa da baꢁvuranın kendisi için ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat   tutarına yönelik itirazı sürmektedir. Bu nedenle baꢁvuran Yargıtay önündeki baꢁarı ꢁansını   zedeleyen her türlü mütalaadan haberdar edilme hakkına sahiptir.   Gerçekten, hakkaniyet açısından, bu tür mütalaaların bildirilmesi baꢁvuranın iç hukuk   mahkemeleri önünde sözlü duruꢁma hakkına sahip olmaması gerçeği karꢁısında daha da   zorunlu olmaktadır.   36. Dolayısıyla, baꢁvurana, Baꢁsavcının Yargıtay'a sunduğu tebliğnamenin bildirilmemesi göz   önünde bulundurulduğunda Sözleꢁmenin 6/1 hükmünün ihlal edildiği sonucuna ulaꢁılmaktadır.   37. Üstte belirtilen nedenden ötürü baꢁvuranın adil yargılanma hakkının ihlal edildiği   sonucunu göz önünde bulunduran Mahkeme, baꢁvuranın sözlü duruꢁma yapılmaması   nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine iliꢁkin ꢁikayetini ayrıca incelemeyi   gerekli görmemektedir.   II. SÖZLEꢀMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   38. Sözleꢁmenin 41. maddesi aꢁağıdaki gibidir:   "Mahkeme iꢁbu Sözleꢁme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢁmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği   takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder ."   A. Zarar   39. Baꢁvuran, manevi tazminat tutarı olarak 50,000 Fransız Frangı talep etmiꢁtir. Herhangi bir   maddi tazminat talebinde ise bulunmamıꢁtır.   40. Hükümet baꢁvuranın talebiyle ilgili herhangi bir yorumda bulunmamıꢁtır.   41. Mahkeme, baꢁvuranın çekiꢁmeli dava hakkının ihlali bakımından Sözleꢁme'nin 6/1   maddesinin ihlal edildiğine karar vermesinin tek baꢁına manevi tazminat için yeterli olduğunu   düꢁünmektedir.   B. Masraflar   42. Baꢁvuran, bu baꢁlık altında 13,500 Fransız Frangı talep etmiꢁtir. Baꢁvuran, bu miktarın   10,000 Frangının avukat ücretini, geri kalanın ise diğer masrafları teꢁkil ettiğini öne sürmüꢁtür.   43. Hükümet bu taleple ilgili olarak da yorumda bulunmamıꢁtır.   44. Mahkeme baꢁvurana Avrupa Konseyi'nden aldığı yasal yardım tutarı olan 4,100 Frank   düꢁülerek 10,000 Frank ödenmesine karar vermiꢁtir.   C. Temerrüt faizi   45. Mahkemenin önündeki mevcut bilgilere göre, iꢁbu kararın benimsendiği tarihte   Fransa'daki yasal faiz oranı yıllık % 2.74'tür.   BU NEDENLERLE MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Yargıtay Cumhuriyet Baꢁsavcısı'nın mütalaasına cevap olanağı sunulmadığından dolayı   Sözleꢁme'nin 6/1 hükmünün ihlal edildiğine,   2. Baꢁvuranın iç hukukta sözlü duruꢁma olmadığına iliꢁkin ꢁikayetinin ayrı olarak   incelenmesine gerek olmadığına,   3. Baꢁvuranın hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmasının, tek baꢁına, baꢁvuranın uğradığı   manevi zararın adil tatmini için yeterli olduğuna,   4. (a) Davalı devletin kararın kesinleꢁtiği tarihten itibaren 3 ay içinde, miktara yansıtılabilecek   KDV ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilmek üzere   10.000 Fransız Frangı'ndan yasal yardım için alınan 4100 Fransız Frangının kararın verildiği   tarihteki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilip düꢁürülerek ödenmesine,   (b) üç aylık süre sonunda yapılan ödemeler için yıllık % 2.74 faiz uygulanmasına   5. baꢁvuranın adil tatmine iliꢁkin geri kalan taleplerinin reddine,   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢁbu karar Đngilizce olarak verilmiꢁ ve 9 Kasım 2000 tarihinde, Đçtüzüğün 77.maddesinin 2.ve   3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢁtir.   Vincent Berger Georg Ress   Sekreter Baꢁkan   Sözleꢁme'nin 45/2 ve Mahkeme içtüzüğünün 74/2 hükümleri uyarınca, Sn. Türmen ve Sn.   Makarczyk'in ortak mutabakat ꢁerhleri bu karara eklenmiꢁtir.   YARGIÇ MAKARCZKY VE TÜRMEN'ĐN ORTAK   MUTABAKAT ꢀERHĐ   Yargıtay Cumhuriyet Baꢁsavcısının ilgili Yargıtay dairesine sunduğu tebliğnamenin   baꢁvurana bildirilmemesi nedeniyle Sözleꢁmenin 6/1 hükmünün ihlal edildiğine iliꢁkin   Mahkeme kararına katılıyoruz.   Baꢁvuranın tazminat talebiyle ilgili çekiꢁmeli duruꢁma hakkından mahrum bırakıldığına   iliꢁkin bir iddia sözkonusu olduğunda ise, aꢁağıda sunduğumuz sebeplerle, Mahkemenin bu   ꢁikayeti 6/1'in ihlal edilmediği sonucuna varacak ꢁekilde incelemesini tercih ederdik.   Mahkeme içtihatları doğrultusunda, ilk ve son derece mahkemesi önündeki yargılamada 6/1   hükmü uyarınca "açık duruꢁma" hakkının, aksini gerektirecek istisnai ꢁartlar olmadıkça "sözlü   duruꢁma" yapılmasını gerektirdiği doğrudur ( bkz.19 ꢀubat 1998 tarihli Allan Jacobsson-Đsveç   kararı (no.2), Reports 1998-I, s.168, §46).   Bu davada tespit edilmesi gereken tek hususun baꢁvuranın gözaltında geçirdiği süre içerisinde   uğradığı zararın miktarı olduğunu düꢁünüyoruz. Baꢁvuran ne gözaltında geçirdiği sürenin   uzunluğunu ne de zararın hesaplanmasında esas alınan yöntemi tartıꢁmaktadır. Ayrıca,   baꢁvuran iç hukuk mahkemelerinin baꢁvuranın iddialarına yönelik olarak sözlü duruꢁma   yapmasını gerektirecek istisnai koꢁullar da öne sürememiꢁtir. Belirlenmesi gereken hususların   sınırlı niteliği göz önünde bulundurulsaydı, baꢁvuranın davasının yazılı usulde görülmesinin   uygunluğu ortaya çıkacaktı.   Gerçekten, üstte anılan Allan Jacobsson davasında Mahkeme, kararın 49. paragrafında ꢁöyle   demektedir: " (...) Mahkeme, önündeki kanıtlar ıꢁığında, baꢁvuranın Danıꢁtay'a sunduğu, bina   yapma hakkının niteliği gereği sözlü duruꢁma gerektirdiğine iliꢁkin görüꢁlerinin hukuk ve   gerçeğe yönelik sorunlar ortaya çıkardığını kabule yeterli olmadığını düꢁünmektedir. Aksine,   Danıꢁtay tarafından tespit edilmesi gereken sorunların sınırlı niteliği göz önünde   bulundurulduğunda, sözkonusu davada ilk ve son derece mahkemesi olarak görev yapmasına   karꢁın Danıꢁtay, sözleꢁmenin 6/1 hükmü uyarınca sözlü duruꢁma yapma yükümlülüğünden   muaftır. Dolayısıyla bu hükmün ihlali sözkonusu değildir."   Ayrıca, 466 Sayılı Kanunda yer alan tazminat sisteminin iꢁleyiꢁini de dikkate almalıyız.   Sözkonusu sistem dava dosyasındaki tazminat taleplerinin hızlı ve etkili bir biçimde   belirlenmesini ve bu taleplerin esasına iliꢁkin ilk hukuksal değerlendirmeyi sağlamaktadır.   Açık bir kamu çıkarı mülahazası bulunması durumunda sözlü duruꢁmanın yapılabileceği   tartıꢁılmamaktadır. Fakat, özel çıkar mülahazası mevcutsa, ulusal makamların etkinlik ve   iktisadilik kavramlarını göz önünde bulundurmaları gerektiği anlaꢁılabilir bir durumdur.   Sistematik olarak duruꢁma yapılması iꢁbu davadaki gibi bir yasal tazminatın hızlı bir biçimde   belirlenmesi önünde engel teꢁkil edecek ve sonuç olarak da Sözleꢁme'nin 6/1 hükmü uyarınca   "makul süre" gerekliliğine uyulmasını engelleyecektir (bkz. 24 Haziran 1993 tarihli Schuler-   Zgraggen – Đsviçre kararı, Series A no.263, s.19-20, § 58).   Bu sebeplerden ötürü, baꢁvuranın davasında sözlü duruꢁma yapılmadığı için Sözleꢁmenin 6/1   hükmünün ihlal edildiği sonucuna varılmaması gerektiğini düꢁünüyoruz.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło