37040/07

WyrokETPCz2010-04-13ECLI:CE:ECHR:2010:0413JUD003704007

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie wolności skarżących, obywateli Iranu, przed ich deportacją z Turcji było zgodne z art. 5 ust. 1 Konwencji, w szczególności w kontekście jego legalności i braku arbitralności?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że pozbawienie wolności skarżących, choć miało na celu deportację, nie spełniało wymogów 'zgodności z prawem' i 'braku arbitralności' wynikających z art. 5 ust. 1 Konwencji. Wskazane przez rząd turecki przepisy krajowe (ustawa o pobycie i podróżowaniu cudzoziemców oraz ustawa paszportowa) nie regulowały w sposób szczegółowy warunków i czasu trwania zatrzymania w celu deportacji, ani nie przewidywały wystarczających gwarancji przeciwko arbitralności. Brakowało również oficjalnych rejestrów dotyczących daty, czasu, miejsca i przyczyn zatrzymania. W konsekwencji, system krajowy nie chronił skarżących przed arbitralnym zatrzymaniem, co doprowadziło do naruszenia ich prawa do wolności i bezpieczeństwa.
Stan faktyczny
Pięciu obywateli Iranu nielegalnie wjechało do Turcji w latach 2005-2006, uciekając z Iranu. Uzyskali status uchodźcy od UNHCR, ale ich wnioski o azyl do władz tureckich zostały odrzucone. Twierdzili, że w Iranie byli prześladowani za działalność antyreżimową. Zostali zatrzymani na nieokreślony czas w Komendzie Policji w Van, a następnie deportowani do Iraku 22 sierpnia 2007 r. Po około pięciu miesiącach w Iraku, osiedlili się w Szwecji w lutym 2008 r.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: wykreślił z listy spraw skargi pierwszego i piątego skarżącego; uznał za dopuszczalne skargi pozostałych skarżących na podstawie art. 5 ust. 1, 2 i 4 Konwencji; uznał pozostałą część skargi za niedopuszczalną; stwierdził naruszenie art. 5 ust. 1 Konwencji; stwierdził, że nie ma odrębnego zagadnienia w odniesieniu do art. 5 ust. 2 i 4 Konwencji; zasądził na rzecz każdego z drugiego, trzeciego i czwartego skarżącego kwotę 9 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe; odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   OF EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ D A ĐRE   RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE DAVASI   (B a ꢀvuru no. 37040/07)   KARAR   STRAZBURG   Nisan 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde   kesinleꢀecektir. ꢁekli düzeltmelere tâbi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 37040/07 no’lu davanın nedeni Alireza Ranjbar,   Pejman Piran, Abolfazl Ajorlu, Seyid Ali Alemzadeh ve Mostaba Naderani Vatanpur adlı beꢀ   Đran vatandaꢀının (“baꢀvuranlar”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 24 Ağustos   tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đliꢀkin Sözleꢀme’nin   (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, AĐHM önünde Ankara Barosu avukatlarından S. Efe ve Van Barosu   avukatlarından V. R. Turgut tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   DAVA OLAYLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1972, 1982, 1985, 1978 ve 1983 doğumlu olup halen Đsveç’te   yaꢀamaktadır.   Baꢀvuranlar Đran’dan kaçarak 2005 ve 2006 yıllarında çeꢀitli tarihlerde Türkiye’ye   yasadıꢀı olarak girmiꢀtir. 19 Nisan 2005 ile 3 Ekim 2006 tarihleri arasında Türkiye’deki   Birleꢀmiꢀ Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (BMMYK) baꢀvurmuꢀlar, BMMYK   mülteci statülerini tanımıꢀ ve baꢀvuranlara 24 Ağustos 2007 tarihinde mülteci belgesi   vermiꢀtir.   Baꢀvuranlar Türk makamlarına sığınma baꢀvurusu yaparak ikamet tezkeresi talep   etmiꢀtir. Kasım 2006’da, sığınma baꢀvurularının değerlendirilmesi kapsamında Yabancılar   ꢁubesi polisleri tarafından iki defa sorgulanmıꢀlar, sorgu sırasında baꢀvuranlar farklı yasadıꢀı   örgütlere mensup olduklarını ve Đran’da rejim karꢀıtı faaliyetlere katıldıklarını belirtmiꢀtir.   Daha önce çeꢀitli defalar tutuklandıklarını, hapis ya da kırbaç cezası aldıklarını, Đran’a   dönmeleri halinde kötü muamele ya da ölüm tehlikesiyle karꢀı karꢀıya kalacaklarını ifade   etmiꢀlerdir.   Sığınma iꢀlemleri sürerken baꢀvuranların Van’da ikamet etmelerine ve ꢀehir dıꢀına özel   izinle çıkmalarına izin verilmiꢀtir. Bu bağlamda baꢀvuranlardan Mostaba Naderani   Vatanpur’a, çeꢀitli yeniden yerleꢀtirme mülakatlarına katılmak üzere Ankara’ya seyahat etme   izni verilmiꢀtir.   Baꢀvuranların sığınma baꢀvurusu, ilgili kriterlere uymadıkları gerekçesiyle yetkili   makamlarca reddedilmiꢀtir. Dördüncü baꢀvurana iliꢀkin olarak, mülakat formlarında   yetkililerin baꢀvuranın cevaplarını inandırıcı bulmadığı ve ülkesini ekonomik sıkıntı   nedeniyle terk ettiği kanaatine varıldığı belirtilmiꢀtir.   Baꢀvuranlar yakalanmıꢀ ve 22 Ağustos 2007 tarihinde sınırdıꢀı kararlarının tebliğ   edilmesinden önce Van Emniyet Müdürlüğü’nde, belirlenmeyen bir süre tutulmuꢀtur. Sınırdıꢀı   kararları baꢀvuranlar ve bir tercümanın imzasını taꢀımaktadır. Baꢀvuranlar aynı gün Irak’a   sınırdıꢀı edilmiꢀtir.   Baꢀvuranlar Irak’a vardıklarında Türkiye’de yaklaꢀık bir ay süre ile gözaltında   tutulduklarını iddia etmiꢀtir. Kuzey Irak’ta yaklaꢀık beꢀ ay kaldıktan sonra 10 ꢁubat 2008   tarihinde Đsveç’e yerleꢀmiꢀlerdir.   RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   HUKUK   I. DAVANIN KAPSAMI   A. Birinci ve beꢀinci baꢀvuranlara iliꢀkin olarak   AĐHM, baꢀvuranların temsilcisinin birinci ve beꢀinci baꢀvuranlara ulaꢀamadığını 1   Ekim 2009 tarihinde bildirdiğini kaydeder.   AĐHM, bu ꢀartlar altında sözkonusu baꢀvuranların AĐHS'nin 37/1 (a) maddesine göre   baꢀvurularını takip etmek istemedikleri ꢀeklinde değerlendirilebileceği kanaatindedir. Ayrıca   AĐHS'nin 37/1 maddesine göre ve baꢀvuranların Đsveç’e yerleꢀtikleri göz önünde   bulundurulduğunda AĐHM, davanın incelenmesine devam edilmesini gerektiren, AĐHS ya da   Protokollerinde tanımlı, insan haklarına saygıya iliꢀkin özel koꢀul tespit etmemiꢀtir.   Yukarıda belirtilenler ıꢀığında AĐHM, birinci ve beꢀinci baꢀvuranlara iliꢀkin baꢀvuruyu   kayıttan düꢀürmenin uygun olduğuna karar vermiꢀtir. Dolayısıyla AĐHM davanın   incelemesini ikinci, üçüncü ve dördüncü baꢀvuranlarla sınırlandıracaktır.   B. Diğer baꢀvuranlara iliꢀkin olarak   AĐHM, somut davanın savunmacı Hükümete tebliğini takiben 2 ꢁubat 2009 tarihinde,   özellikle Türkiye ve Irak’taki gözaltı koꢀulları ve usule iliꢀkin güvencelerin olmayıꢀına iliꢀkin   olarak AĐHS'nin 3 ve 6. maddeleri ve 7 no’lu Protokolün 1. maddesine dayalı yeni ꢀikâyetler   yapıldığını gözlemler.   AĐHM, AĐHS'nin 3 ve 6. maddelerine dayalı olarak ortaya konulan yeni ꢀikayetlerin   baꢀvuranların esas ꢀikayetlerine ilave nitelikte olmadığını ve 24 Ağustos 2007 tarihinde   AĐHM'ye ilk ꢀikâyetlerin yapılmasından altı aydan fazla süre geçtikten sonra meydana gelen   olaylarla ilgili olduğunu değerlendirir. AĐHM, görmekte olduğu bir davada bir ꢀikâyetin ilk   defa ortaya atılması durumunda altı aylık sürenin akıꢀının sözkonusu ꢀikâyet gerçek anlamda   yapılana kadar kesintiye uğramadığını hatırlatır (bkz. Sarl Aborcas ve Borowik – Fransa, no.   59423/00; Loyen – Fransa, no. 46022/99). Bu nedenle AĐHM, sözkonusu ꢀikayetleri   AĐHS'nin 35. maddesinin 1 ve 4. paragrafları uyarınca reddeder (bkz. Hazırcı vd., no.   57171/00).   AĐHM ayrıca Türkiye’nin 7 no’lu Protokolü imzalamamıꢀ olduğunu gözlemler.   Dolayısıyla ꢀikâyetlerin bu kısmı AĐHS hükümlerine göre kiꢀi bakımından aykırı olup   AĐHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmelidir.   II. AĐHS’NĐN 2. VE 3. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar ilk olarak AĐHS'nin 2 ve 3. maddelerine dayanarak Đran’a sınırdıꢀı   edilmelerinin kötü muamele ve hatta ölüm tehlikesine yol açacağını öne sürmüꢀtür. Irak’a   sınırdıꢀı edilmeleri ve Đsveç’e yerleꢀmelerinin ardından baꢀvuranlar aynı ꢀikayetleri   sürdürmüꢀler ve Irak makamlarının kendilerini Đran’a sınırdıꢀı edeceği korkusuyla   yaꢀadıklarını ileri sürmüꢀtür.   RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   Hükümet baꢀvuranların iç hukuk yollarını tüketmediğini ve hiçbir zaman Đran’a sınırdıꢀı   edilmediklerini, dolayısıyla mağdur statüsünde olmadıklarını savunmuꢀtur. Baꢀvuranlar, non-   refulman ilkesine saygı gösterilerek Irak’a sınırdıꢀı edilmiꢀtir.   AĐHM, baꢀvuranların ꢀu anda Đsveç’e yerleꢀmiꢀ olduklarını kaydeder. Baꢀvuranlar   Irak’a 22 Ağustos 2007 tarihinde, yani olayın AĐHM’ye intikalinden iki gün önce sınırdıꢀı   edilmiꢀtir. Baꢀka bir deyiꢀle, baꢀvuranların sınırdıꢀı edilmesi sırasında yürürlükte olan bir   geçici tedbir bulunmamaktaydı. Dolayısıyla Hükümetin 34. madde uyarınca sorumluluğu   oluꢀmamıꢀtır.   Baꢀvuranların bu baꢀlık altındaki ꢀikâyetlerinin Đran’a sınırdıꢀı edilme ihtimaline   dayanması (ki bu gerçekleꢀmemiꢀtir) ve ꢀu anda Đsveç’te yaꢀıyor olmaları ıꢀığında AĐHM,   baꢀvuranların, AĐHS'nin 2 ve 3. maddelerine dayalı ꢀikâyetleri dikkate alındığında 34. madde   uyarınca mağduriyet iddiasında bulunamayacaklarına karar vermiꢀtir (bkz. mutatis mutandis,   Mohammedi – Türkiye, no. 3373/06; Ayashi – Türkiye, no. 3083/07).   Dolayısıyla baꢀvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle AĐHS'nin   35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmelidir.   III. AĐHS’NĐN 5 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar gözaltında bulundukları süre içerisinde genel olarak AĐHS'nin 5.   maddesinin sağladığı korumadan faydalanmalarına izin verilmesi gerektiğini öne sürmüꢀtür.   Özellikle 6 günden fazla süre gözaltında tutulmaları ve AĐHS'nin 5. maddesinin 1 ve 4.   paragraflarına aykırı olarak gözaltında tutulmalarına itiraz etme imkanı verilmemesinden   ꢀikayetçi olmuꢀtur.   Dava olaylarının hangi hukuk sınıflandırmasına gireceği konusuna hakim olan AĐHM   (bkz. Castravet – Moldova, no. 23393/05), sözkonusu ꢀikâyetlerin AĐHS'nin 5. maddesinin 1   ve 4. paragrafları altında incelenmesi gerektiğini tespit etmiꢀtir.   Baꢀvurunun tebligatı yapılırken savunmacı Hükümete, baꢀvuranlara özgürlüklerinin   kısıtlanmasının nedenlerinin bildirilmesiyle ilgili olarak AĐHS'nin 5/2 maddesine uyulup   uyulmadığına iliꢀkin bir soru daha yöneltilmiꢀtir.   A. Tarafların görüꢀleri   Hükümet ꢀikâyetlere itiraz etmiꢀ ve baꢀvuranların yakalanmadığını ya da   tutuklanmadığını, ancak AĐHS'nin 5/1 (f) maddesine uygun olarak sınırdıꢀı edilmeden önce,   idari bir tedbir olarak tutulduklarını savunmuꢀtur. Baꢀvuranlar Türkiye’de kaldıkları sırada   Đran yönetimi aleyhinde faaliyetler yürütmüꢀler ve Türkiye’de kalmaları yetkili makamlarca   ulusal güvenliğe aykırı olması nedeniyle uygun bulunmamıꢀtır. Özgürlüklerinden mahrum   bırakılmalarının yasal dayanağı Yabancıların Türkiye’de Đkamet ve Seyahati hakkında   Kanun’un 19 ve 23. maddeleri ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 8. maddesidir. AĐHS'nin   5/2 maddesine dayalı ꢀikâyete iliꢀkin olarak, sınırdıꢀı kararları 1951 Cenevre Sözleꢀmesi’nin   32. maddesine uygun olarak çıkarılmıꢀ ve bir tercüman aracılığıyla baꢀvuranlara tebliğ   edilmiꢀtir. AĐHS'nin 5/4 maddesine dayalı ꢀikâyete iliꢀkin olarak Hükümet baꢀvuranların   sınırdıꢀı kararlarına ilgili makamlar nezdinde itirazda bulunabileceklerini, bunu yapmamaları   halinde ise idare mahkemelerinde dava açma hakkına sahip olduklarını ifade etmiꢀtir.   Baꢀvuranlar iç hukuktaki usulü bilmelerine rağmen baꢀvurmamıꢀlardır.   RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   Hükümet AĐHM'nin, yetkili makamları baꢀvuranlar hakkında sınırdıꢀı kararı almaya   iten ulusal güvenlik gerekçeleri, baꢀvuranların özgürlüğünden mahrum bırakılma süresi ve   sınırdıꢀı etme ꢀekline iliꢀkin özel sorularına dair herhangi bir görüꢀ sunmamıꢀtır.   Baꢀvuranlar 22 Ağustos 2007 tarihinde sınırdıꢀı edilmeden önce 6 gün süreyle kanunsuz   olarak gözaltında tutulduklarını savunmuꢀtur. Gözaltına alındıkları tarih, zaman ve yer,   gözaltına alma gerekçesi ve yakalamayı yapan görevlinin adının kaydedildiği bir resmi kaydın   yetkililerce tutulmadığını öne sürmüꢀlerdir. Ek olarak bu süre zarfında avukatları ile   görüꢀmelerine izin verilmemiꢀ, ne kendileri ne avukatlarına gözaltına alınma nedenleri   hakkında resmi bir yazı tebliğ edilmiꢀtir.   B. AĐHM'nin değerlendirmesi   1. 5/1, 5/2 ve 5/4 maddelerinin kabuledilebilirliği   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde sözkonusu ꢀikâyetlerin dayanaktan   yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ꢀikâyetlerin baꢀka açılardan bakıldığında da   kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit eder. Dolayısıyla ꢀikâyetler kabuledilebilir   niteliktedir.   2. Esas   (a) 5/1. madde   AĐHM, Hükümetin baꢀvuranların Van Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduğunu   reddetmediğini gözlemler. Hükümete göre, baꢀvuranlar sınırdıꢀı etme amacıyla, idari bir   tedbir olarak tutulmuꢀ ve dolayısıyla hakim önüne çıkarılmalarına gerek görülmemiꢀtir.   AĐHM, idari ya da her ne amaçla olursa olsun ve süresine bakılmaksızın, baꢀvuranların   sözkonusu ꢀartlar altında Van Emniyet Müdürlüğü’nde tutulmalarının sınırdıꢀı etme amacıyla   “özgürlükten mahrum bırakma” olduğu kanaatindedir.   AĐHM, AĐHS'nin 5/1 maddesinin ꢀahısların yasal olarak özgürlüklerinden mahrum   bırakılabileceği ꢀartları sınırlarken bu ꢀartlara iliꢀkin olarak, bunların bireysel özgürlüğün en   temel güvencelerine istisna teꢀkil etmesi göz önünde bulundurularak dar bir kapsamda   yorumlanması gerektiğini vurguladığına iꢀaret eder (bkz. Quinn – Fransa, A Serisi no. 311).   AĐHS'nin 5/1. maddesi, özgürlükten mahrum bırakmanın “yasayla öngörülen bir usule uygun”   olması gerektiğini belirterek ilk olarak herhangi bir yakalama ya da tutuklamanın iç hukukta   yasal bir dayanağı olmasını zorunlu kılar (bkz. Amuur – Fransa, Karar Raporları 1996-III).   AĐHS burada esasen iç hukuku kastetmekte ve kurallarının uygulanması gereğini tespit   etmekte, aynı zamanda bireyi özgürlüğünden mahrum bırakan tüm tedbirlerin 5. maddenin   bireyin keyfilikten korunması amacına uygun olmasını zorunlu tutmaktadır (bkz. Ashingdane   – Đngiltere, A Serisi no. 93). Burada tehlikede olan sadece “özgürlük hakkı” değil aynı   zamanda bireyin “güvenlik hakkı”dır.   “Yasaya uygunluk” ve “keyfiliğin olmaması” 5/1 (f) maddesi dahil olmak üzere   AĐHS'nin 5. maddesinin tamamının ortak gerekleridir. Bu bağlamda gözaltına   alınan/tutuklanan ꢀahısların tarih, saat, yer bilgileri, gözaltı/tutuklamanın gerekçesi ve   uygulanan ꢀahısların isimlerinin kayıt altına alınması gibi keyfiliğe karꢀı özel güvenceler,   bireyin gözaltına alınması/tutuklanmasının 5/1 maddesi ile uyumlu olması için zorunludur.   RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   Dolayısıyla baꢀvuranların özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarının AĐHS'nin 5/1 (f)   maddesinde belirtilen istisnalar kapsamında olup olmadığı sorusunu incelemeye geçmeden   önce AĐHM ilk olarak “yasaya uygunluk” ve “keyfiliğin olmaması” gereklerinin yerine   getirilip getirilmediğini tespit etmelidir.   AĐHM somut davada savunmacı Hükümetin belirttiği yasal hükümlerin yasal seyahat   belgesi bulunmayan ya da sınırdıꢀı edilemeyen yabancıların Đçiꢀleri Bakanlığı’nın belirlediği   yerlerde kalmalarını zorunlu tuttuğunu kaydeder. Sözkonusu hükümler sınırdıꢀı iꢀlemleri   kapsamında özgürlükten mahrum bırakmaya değinmemektedir. Belli yabancı gruplarının   Türkiye’de ikametlerinden bahsetmekte ancak gözaltına almaktan bahsetmemektedir. Ayrıca   sınırdıꢀı etme amacıyla gözaltı kararı alınması ve gözaltı süresinin uzatılmasına iliꢀkin   koꢀullara iliꢀkin ayrıntı vermemekte ve gözaltı için süre sınırı getirmemektedir.   AĐHM, süresi dikkate alınmaksızın baꢀvuranların özgürlüğünden yoksun bırakılmasının   davanın özel koꢀulları itibariyle yeterli yasal dayanağı olmadığını kaydeder (bkz. Abdolkhani   ve Karimnia, yukarıda anılan).   AĐHM ayrıca baꢀvuranların sınırdıꢀı iꢀlemlerine iliꢀkin dosyanın gönderilmesinin ve   gözaltı dönemleri, özgürlükten yoksun bırakıldıkları toplam süre ve sınırdıꢀı etme ꢀekline   iliꢀkin ayrıntılı bilgi sağlamasının Hükümetten talep edildiğini kaydeder. Ancak AĐHM, cevap   olarak gönderilen belgeler arasında baꢀvuranların gözaltına alınması olayının tarih, zaman ve   yerini gösteren kayıt bulunmadığını gözlemler. Baꢀvuranların nerede ve tam olarak kim   tarafından yakalandıkları ve sınırdıꢀı edilmeden önce gerçekte ne kadar süre ile   özgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları net değildir. Baꢀvuranların ne zaman ve nasıl sınırdıꢀı   edildiği bilgisi dava dosyasında da bulunmamaktadır. Baꢀka bir deyiꢀle baꢀvuranların halen   Türk yetkililerin kontrolü altındayken özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarının sona ermesi   hakkında bilgi bulunmamaktadır.   Yukarıdakiler ıꢀığında AĐHM, baꢀvuranların maruz kaldığı özgürlükten yoksun   bırakmanın, keyfiliğe karꢀı yeterli güvencelerle sınırlandırılmıꢀ, kesin tanımlı bir yasal   dayanağı bulunmadığını tespit etmiꢀtir (bkz. Nasrulloyev – Rusya, no. 656/06; Chadal –   Đngiltere, Raporlar 1996-V; Saadi – Đngiltere [BD], no. 13229/03). Dolayısıyla ulusal sistem   baꢀvuranları keyfi olarak gözaltına almadan koruyamamıꢀtır ve sonuç olarak gözaltına alma   AĐHS'nin 5. maddesinin amaçları doğrultusunda “yasaya uygun” olarak kabul edilemez.   AĐHM, AĐHS'nin 5/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiꢀtir.   (b) 5/2 ve 5/4. Maddeler   AĐHM, kayıt tutulmaması ve dolayısıyla sınırdıꢀı etmeden önce gözaltında tutmanın tam   süresinin belirlenememesinden kaynaklanan yukarıdaki ihlal tespitlerini dikkate alarak   AĐHS'nin 5/2 ve 5/4 maddelerine iliꢀkin ayrı bir sorun oluꢀmadığına karar vermiꢀtir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   A. Tazminat   Đkinci, üçüncü ve dördüncü baꢀvuranlar temelde Irak’taki iaꢀe ve ibate, giyecek ve   telefon gibi masraflarını karꢀılamak üzere 24,300 Euro maddi tazminat talep etmiꢀtir. Ayrıca   sınırdıꢀı edildikten sonra Türkiye’de kiraladıkları daire için ek olarak iki ay süre daha kira   RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   ödemek zorunda kaldıklarını ve Türkiye’de kalan eꢀyalarını paraya ihtiyaçları olduğu için   acilen düꢀük bir fiyattan satmak zorunda kaldıklarını iddia etmiꢀlerdir. Irak’ta kaldıkları süre   içerisinde çalıꢀamadıklarını, bu nedenle muhtemel gelir kaybına uğradıklarını savunmuꢀlardır.   Baꢀvuranlar ayrıca Irak’a sınırdıꢀı edilmeselerdi o dönemde A.B.D.’ye yerleꢀeceklerini ve   belli bir miktarda gelire sahip olacaklarını iddia etmiꢀtir.   Baꢀvuranlar 100,000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmuꢀtur.   Hükümet, aꢀırı olduğunu savunarak taleplere karꢀı çıkmıꢀtır.   AĐHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı   kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak baꢀvuranların sadece ihlal tespitiyle   yeterince tazmin edilemeyecek manevi zararlara uğramıꢀ olması gerektiğini kabul eder.   Hakkaniyete uygun bir değerlendirmeyle ikinci, üçüncü ve dördüncü baꢀvuranların her birine   9,000 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun bulmaktadır.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Đkinci, üçüncü ve dördüncü baꢀvuranlar AĐHM önündeki yargılamada tahakkuk eden   avukatlık ücretleri, telefon konuꢀmaları, faks ve taksi gibi masraflara iliꢀkin olarak 4,100 Euro   talep etmiꢀtir. Taleplerini Ankara Barosu’nun ücret çizelgesine dayandırmıꢀlardır.   Hükümet talebe itiraz etmiꢀ ve sadece tahakkuk etmiꢀ masrafların geri ödenebileceğini   belirtmiꢀtir.   AĐHM, sözkonusu taleplere AĐHM Đç Tüzüğü’nün 60. maddesinin gerektirdiği ꢀekilde   belgelerle desteklenmemiꢀ olması nedeniyle bu baꢀlık altında ödeme yapılmamasına karar   vermiꢀtir (bkz. Gök ve Güler – Türkiye, no. 74307/01).   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine   uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir.   RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Birinci ve beꢀinci baꢀvuranlara iliꢀkin olarak baꢀvurunun kayıttan düꢀürülmesine;   2. Diğer baꢀvuranların sınırdıꢀı edilmeden önce özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarının   kanunsuz oluꢀu, gözaltına alınma nedenlerinin kendilerine tebliğ edilmemesi ve   gözaltında tutulmaya karꢀı yargı yolunun etkisizliğine iliꢀkin olarak AĐHS’nin 5.   maddesinin 1, 2 ve 4. paragraflarına dayalı ꢀikâyetlerinin kabuledilebilir olduğuna;   3. Baꢀvuruların kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   4. AĐHS'nin 5/1 maddesinin ihlal edildiğine;   5. AĐHS'nin 5/2 ve 5/4 maddelerine iliꢀkin bir sorunun ortaya çıkmadığına;   6. (a) Savunmacı devletin ikinci, üçüncü ve dördüncü baꢀvuranların her birine, AĐHS’nin   44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde:   (i) 9,000 (dokuz bin) Euro manevi tazminat;   (ii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;   (b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa   Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle   elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   7. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları uyarınca 13 Nisan 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło