37047/97

WyrokETPCz2004-07-13ECLI:CE:ECHR:2004:0713JUD003704797

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skarżąca została poddana złemu traktowaniu przez policję, naruszając art. 3 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że zawarte przez strony ugodowe rozwiązanie jest zgodne z poszanowaniem praw człowieka określonych w Konwencji i jej Protokołach. W związku z tym, zgodnie z art. 37 ust. 1 Konwencji, sprawa została skreślona z listy spraw. Rząd turecki przyjął odpowiedzialność za złe traktowanie i zobowiązał się do podjęcia środków zapobiegawczych.
Stan faktyczny
Skarżąca, Cevahir Temel, obywatelka Turcji, zarzuciła, że 13 stycznia 1997 r. policjanci przeszukujący jej dom w Adanie, w poszukiwaniu członka PKK, poddali ją złemu traktowaniu, uderzając ją w plecy i obcinając jej włosy. Złożyła skargę do prokuratury, która początkowo odmówiła jej zarejestrowania. Skarżąca twierdziła również, że była ponownie źle traktowana podczas drugiej wizyty policji 17 stycznia 1998 r. W wyniku dalszych działań wszczęto postępowanie karne przeciwko trzem funkcjonariuszom policji.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie postanowił skreślić sprawę z listy. Trybunał odnotował porozumienie stron, że nie będą wnosić o przekazanie sprawy do Wielkiej Izby.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   Temel – TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no.37047/97)   DOSTANE KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   İŞLEMLER   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (no:37047/97) başvuru nolu davanın nedeni Türkiye   Cumhuriyeti uyruklu Cevahir Temel’in (Başvuran), 27 Haziran 1997 tarihinde İnsan   Haklan ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesinin (AİHS) 25. maddesi gereğince Avrupa   İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) yaptığı başvurudur.   Başvuran adli yardımdan faydalanarak Adana'da avukat olan M.Çinkılıç tarafından   temsil edilmiştir.   doğumlu başvuran Adana'da ikamet etmektedir.   BAVA KOŞULLARI   1- Başvuranın olaylar hakkındaki yorumu   Ocak 1997 tarihinde saat 21:00'e doğru Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele   Şubesi'ne bağlı on sivil polis, başvuranın evine gelerek yerel hukukta yasaklanan terör   örgütü PKK'ya mensup olan "Muzin" adlı bir kişi hakkında sorular sormuş ve bir saat   sonra gitmişlerdir.   Aynı gün başvuran saat 22:50'de Adana Devlet Hastanesi'ne gitmiş ve kendisini   muayene eden doktor aynı gün düzenlediği raporda başvuranın hayatının tehlikede   olmadığını belirtmiştir.   Başvuran, 16 Ocak 1997 tarihinde Adana İnsan Haklan Kuruluşu'nun tedavi ve   rehabilitasyon merkezine gitmiş ve kendisini muayene eden doktor aylar sürecek bir   tedavi önermiştir.   Başvuran, 19 Ocak 1997 tarihinde kendisine yapılan tedavileri anlatarak basın   açıklamasında bulunmuştur.   Başvuran, 6 Şubat 1997 tarihinde Adana Savcılığı'na başvurarak evine gelen polislerin   kendisine kötü muamelede bulunduğu ve saçlarını kestiği yönünde şikayette   bulunmuştur. Ancak Cumhuriyet Başsavcısı şikayeti kaydetmeyi reddetmiştir.   _____________________________________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı   tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı   bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   2- Hükümetin olaylar hakkındaki yorumu   Ocak 1997 tarihinde saat 23:00'te polis tarafından düzenlenen tutanakta bir PKK'lının   Dağlıoğlu Küçük Oba Mahallesi, 62. sokak no:9 adresinde bulunduğu ve polislerin bu   adrese geldiği yer almaktadır.   Bu ihbar üzerine polisler başvuranın evine gitmişlerdir. 13 Ocak 1997 tarihinde ve saat   23:30'da üç polis tarafından düzenlenen ve Abdullah Temel tarafından imzalanan arama   tutanağında, polislerin belirtilen adrese gittikleri ve suç oluşturacak hiç bir delil   bulamadıkları yer almaktadır. Tutanağa göre polisler başvuranı tutuklamamışlardır.   Başvuran, 3 Şubat 1997 tarihinde Adana Cumhuriyet Başsavcısı tarafından dinlenmiştir.   Başvuran, 13 Şubat 1997 tarihinde polislerin evine geldiği ve polislerden birinin   kendisine ismini sorarak sırtına vurduğu ve saçlarını bileğine doladığı beyanında   bulunmuştur. Son olarak başvuran, polisin kendisini yere yatırdığını ve diğerinin kesmek   için üzerine battaniye koyduğunu, kendisine tanımadığı bir kişi hakkında sorular   sorduğunu ve daha sonra ayağını sırtına koyarak saçlarını kestiğini belirtmiştir.   Başvuran kendisine bunları yapanın kimler olduğunu bilmediğini çünkü olayların çok   hızlı geliştiğini ve polislerin eve girer girmez kendisini yere yatırdığını dolayısıyla   yüzlerini göremediğini belirtmiştir.   "Hacı-Hoca" kod adlı Mustafa Somer polis tarafından alınan 29 Haziran 1997 tarihli   ifadesinde Cevahir Temel'in PKK'lı olduğunu ve PKK bünyesinde faaliyetlerde   bulunduğunu belirtmiştir.   "Kendal" kod adlı Abdullah Şahin polis tarafından alınan 30 Haziran 1997 tarihli   ifadesinde aynı bilgileri vermiştir.   Polisler, 37 Ocak 1998 tarihinde saat 21:40'de tekrar başvuranın evinde arama   yapmışladır. Emniyet Müdürlüğü polisleri tarafından düzenlenen arama tutanağında   ihbar üzerine polislerin başvuranın evine gittikleri ve ihbara göre yasadışı örgüt PKK'nın   üyesi olmakla suçlanan Cevahir Temel'in polis tarafından arandığı yer almaktadır.   Tutanakta polislerin suç oluşturacak hiçbir delil bulamadığı ve başvuranı tutukladıkları   yer almaktadır. Polisler, okuma-yazma bilmediğini düşündükleri başvurana tutanağı   okuduklarını ve başvuranın parmak izini basarak tutanağı onayladığını belirtmişlerdir.   Adana Devlet Hastanesi tarafından 17 Ocak 1998 tarihinde saat 23'de düzenlenen   sağlık raporunda başvuranın vücudunda hiç bir yara ve darp izine rastlanılmadığına yer   verilmiştir. Raporun geri kalan kısmı okunmaz haldedir.   Aynı kurum tarafından 18 Ocak 1998 tarihinde saat 11:15'de düzenlenen sağlık   raporunda başvuranın vücudunda hiç bir darp ve yara izine rastlanılmadığı ve hayatının   tehlikede olmadığı yer almaktadır. Raporun geri kalan kısmı okunmaz haldedir.   Emniyet Müdürlüğü, Adana Cumhuriyet Başsavcısı'na 18 Ocak 1998 tarihli mektupla   PKK'ya düzenlenen operasyon hakkında bilgi vermiştir. Emniyet Müdürlüğü tutuklanan   kişilerin verdiği ifadelere dayanarak başvuranı gözaltına alındığı yönünde beyanda   bulunmuştur. Başvuran Cumhuriyet Başsavcısı'na gerekli yasal önlemlerin alınması   yönünde taleple bulunmuştur. Mektup, başvuranın kendisine yöneltilen suç ve kanıtlar   göz önünde bulundurulduğunda serbest bırakılmasını belirten Savcının imzasını   taşımaktadır.   Başvuran, 7 Mayıs 1998 tarihinde Adana DGM tarafından delil yetersizliğinden beraat   etmiştir.   3. Polisler aleyhine yapılan şikayet   Başvuran, Adana insan Haklan Derneği ile beraber 20 Ocak 1997 tarihinde yerel Toros   gazetesinde çıkan bir makaleye konu olmuştur.   Emniyet Müdürlüğü, 22 Ocak 1997 tarihinde söz konusu makaleyle beraber Savcılığa   başvurarak olayların makalede yer aldığı gibi gelişmediği yönünde beyanda bulunmuş   ve İnsan Haklan Örgütü'nün amacının güvenlik güçlerinin aleyhinde konuşmak ve   dayanağı olmayan suçlamalarda bulunmak olduğunu belirtmiştir.   Adana insan Haklan Örgütü 23 Ocak 1997 tarihinde başvuranı desteklediklerini ve her   aşamada kendisini destekleyecekleri yönünde beyanda bulunmuştur.   Savcılık, 3 Şubat 1997 tarihinde Toros gazetesinde çıkan makalenin yazan aleyhine   muhakemenin men-i karan almıştır.   Başvuran belirtilmeyen bir tarihte, 18 Mart 1997 tarihinde saat 8:30'da Adliye Sarayı'nda   olması gerektiğini belirten celp almıştır.   Başvuranın eşi, Abdullah Temel 3 Ocak 1999 tarihinde Cumhuriyet Başsavcısı   tarafından dinlenmiştir. Abdullah Temel ifadesinde, 13 Ocak 1997 tarihinde saat 23:30   sularında eşiyle evinde otururken sivil kıyafetli silahlı bir çok kişinin kendilerini polis   olarak tanıttıklarını belirtmiştir. Bu kişiler evine girerek kendisini dışarı çıkarmışlardır.   İçerde neler olup bittiğini bilmediğini ve polisler kısa bir süre sonra gittiğini belirtmiştir.   Dört gün sonra polislerden bir kaçı, arama tutanağını düzenlemek için yeniden evlerine   gelmiş ve Abdullah Temel’den tutanağı imzalamasını istemiş ve o da imzalamıştır. Evine   gelen bu kişileri teşhis edebileceğini belirtmiştir.   Başvuran 13 Aralık 1999 tarihinde Adana Cumhuriyet Başsavcısı tarafından dinlenmiş   ve 3 Şubat 1997 tarihinde verdiği ifadesini yinelemiştir. Buna ek olarak daha önce hiç bir   Cumhuriyet Başsavcısı'na ifade vermediğini belirtmiştir. Cumhuriyet Başsavcısı   başvurana 3 Şubat 1997 tarihinde verdiği ifadeyi hatırlatmıştır. Başvuran ifadede yer   alan imzanın kendi imzasına benzediğini ancak ilk defa bîr Cumhuriyet Başsavcısı ile   karşılaştığını belirtmiştir.   Adana Polisi Grafoloji Laboratuarı tarafından düzenlenen 14 Aralık 1999 tarihli bilirkişi   raporunda 3 Şubat 1997 tarihli ifadenin altında bulunan imzama başvurana ait olduğu   belirtilmiştir.   Emniyet Müdürlüğü, Savcılığın talebi üzerine 6 Ocak 2000 tarihli mektupla 13 Ocak 1997   tarihli tutanağının Murat Esertürk (M.E.), Osman Soyuer (O.S.) ve Sami Çelik (S.Ç.) adlı   polisler tarafından düzenlendiği yönünde Savcılığa bilgi vermiştir.   Savcılık, 7 Ocak 2000 tarihinde arama tutanağının düzenlendiği 13 Ocak 1997 tarihinde   saat 23:30;da başvuranın evinde yapılan aramaya katıldığını belirten M.E. yi dinlemiştir.   Ancak M.E. kendisine yöneltilen olaylara itiraz ederek Adana Devlet Hastanesi'nin   verdiği ve başvuran tarafından sunulan sağlık raporunun aynı gün saat 22:50'de   düzenlendiğini belirtmiştir. M.E. olaylar esnasında yasadışı örgütlerin, güvenlik güçlerini   ve devleti dünya kamuoyunda karalama ve Terörle Mücadele Şubesi polis memurlarının   kimliklerim açıklama amaçlarının olduğunu öne sürmüştür.   Cumhuriyet Başsavcısı 8 Şubat 2000 tarihinde O.S. yi dinlemiş ve O.S. kendisine   yöneltilen olayları reddederek şikayetin yetkilerine saldırma amacının olduğunu öne   sürmüştür. O.S. arama tutanağım saat 23:30'da düzenlediğini halbuki başvuran   tarafından sunulan sağlık raporunun saat 22:50'de düzenlendiğini belirtmiştir.   Cumhuriyet Başsavcısı 9 Şubat 2000 tarihinde S.Ç.'yi dinlemiş ve S.Ç. kendisine   yöneltilen suçlamaları reddederek sunulan sağlık raporunu kabul etmemiştir. S.Ç. 13   Ocak 1997 tarihinde O.S. ve M.E. ile beraber başvuranın evinde arama yaptıklarını   ancak başvuranla konuşmadıklarını belirtmiştir. S.Ç. başvuranın evine 13 Ocak 1997   tarihinde gece yansına doğru geldiklerim ve gece olması ve ivedilik söz konusu   olduğundan Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 97§2 maddesinin belirttiği formalitelere   uyulmadığını belirtmiştir.   Savcılık, 29 Şubat 2000 tarihli iddianameyle başvuranın evinde TCK'nun 97§2   maddesine uygun olarak arama yapmadıkları ve sağlık raporunda yer aldığı gibi   başvuranın saçlarını kestikleri gerekçesiyle yukarıda adı geçen üç polis hakkında ceza   davası açmıştır.   Adana Asliye Hukuk Mahkemesi 3 Mart 2000 tarihinde başvuranı mahkemeye çağırmış   ve sırasıyla S.Ç.'nin ifadesini almak için Kayseri Asliye Ceza Mahkemesi'ne ve O.S. ve   M.E.'nin ifadelerini almak için Sivas Asliye Ceza Mahkemesi'ne istinabe göndermiştir.   Başvuranın temsilcisi 29 Mayıs 2000 tarihli başvuruyla mahkeme önünde başlatılan   muhakeme usulünde müdahil taraf olmayı talep etmiştir.   Mahkeme 29 Mayıs 2000 tarihli duruşmada başvuranın müdahil taraf olmasını kabul   etmiştir. Mahkeme ifadelerini yineleyen başvuranı dinlemiş ve başvuran evinde arama   yapan polislerin kalabalık olduğunu, saçlarını kestiğini ve kendisini dövdüğünü öne   sürmüştür. Başvuran saçlarını kesen polisin sarışın ve uzun boylu olduğunu ve kendisini   teşhis edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme sırasıyla Kayseri ve Sivas'a istinabe   göndermiştir.   M.E. ve O.S. 20 Haziran 2000 tarihinde Sivas Asliye Ceza Mahkemesi tarafından   dinlenmiştir.   Savcılık, 17 Aralık 1999 tarihli mektupla Adalet Bakanlığı, Dış İlişkiler Genel   Müdürlüğü’ne TCK’nun 97§1 maddesine uygun olarak başvuranın evindeki aramanın   Abdullah Temel’in izniyle yapıldığı yönünde bilgi vermiştir. Savcılık ayrıca başvuranın   mahallede bulunan komiserliğe veya Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunup   bulunmadığını belirlemek için soruşturma başlattığını belirtmiştir.   S.Ç. 13 Haziran 2000 tarihinde Kayseri Asliye Ceza Mahkemesi tarafından dinlenmiştir.   S.Ç. kendisine yöneltilen olayları reddederek operasyonu geciktirmemek için komşuların   ve ihtiyar heyetinden yardım istemediğini belirtmiştir.   Mahkeme, sanıkların bulunmadığı ve başvuranla avukatının bulunduğu 11 Aralık 2000   talihli duruşmada istinabeyle alınan sanık ifadelerini okumuştur. Başvuranın temsilcisi   polislerin müvekkilinin evinde yapılan aramada kurallara uyulmadığı gerekçesiyle   ifadelere itiraz etmiş ve mahkemeye tanık çıkarmak istemiştir.   Başvuranın temsilcisi 11 Haziran 2001 tarihli duruşmada dosyada bulunan sağlık   raporunun yaralanmanın bulunduğunu belirtmediğini ancak başvuranın hareket   yapmakta zorlandığını belirttiği yönünde beyanda bulunmuştur. Mahkeme Savcılık'tan   Cevahir Temel'in evinde arama yapan polislerin izin alıp almadığının saptanmasını   istemiştir.   Mart 2001 tarihli duruşmada başvuran ve temsilcisi tanıklarıyla beraber oturuma   katılmıştır. Mahkeme sırasıyla tanık Variyettin Sincar ve Ayşe Bayram'ı dinlemiştir.   Sanıkların avukatı 11 Haziran 2001 tarihinde esas hakkındaki görüşünde sağlık   raporunun hiç bir şekilde başvuranın vücudunda darp izine rastlanıldığım belirtmediği   yönünde beyanda bulunmuştur. Raporda sadece başvuranın vücudunun bazı   bölgelerinde hassasiyet olduğunun açıklandığını ve bu açıklamaların başvuranın   beyanlarına dayandığını öne sürmüştür.   Emniyet Müdürlüğü, Savcılık talebine cevaben 17 Ocak 1998 tarihinde altı polisten   oluşan iki ekibin başvuranın evine gittiği ve 13 Ocak 1997 tarihinde Murat Esertürk, Sami   Çelik, Osman Soyuer adlı üç polisten oluşan bir ekibin başvuranın evinde arama   yaptığını belirtmiştir.   Mahkeme, 11 Şubat 2002 tarihli duruşmada Abdullah Temel'i şahit olarak mahkemeye   çağırmış ve başvuranın teşhis etmesi için polislerin fotoğraflarını istemiştir.   Mahkeme, 22 Mayıs 2002 tarihli duruşmada Abdullah Temel'i dinlemiştir. Abdullah   Temel arama tutanağının altındaki imzanın kendisine ait olduğunu ve bu tutanağının   arama yapılan günde düzenlenmediğini belirterek bu olaydan iki gün önce dört kişinin   evine geldiğini açıklamıştır. Daha sonra polislerin iki gün sonra gelerek yeni bir arama   yapmadan önce arama tutanağını imzalattıklarını belirtmiştir. Mahkeme bir günlük iş   göremezlik raporu alan Cevahir Temel hakkında düzenlenen sağlık raporunu ve S.Ç.'nin   fotoğrafını göz önünde bulundurmuştur. Mahkeme daha sonra suçlanan diğer polislerin   fotoğraf kayıtlarının sunulmasını isteyerek duruşmaya 9 Eylül 2002 tarihinde son   vermiştir.   HUKUK AÇISINDAN   Ekim 2003 tarihinde başvuranın imzaladığı aşağıdaki beyan AİHM'ye sunulmuştur.   Başvuran Cevahir Temel'in temsilcisi, 37047/97 sayılı başvurunun kaynağı olan davanın   dostane çözümü amacıyla yapılan taahhütler hakkında ve bu amaçla yukarıda belirtilen   başvurana 6 000 EUR'nun (altı bin euro) ödenmesi yönündeki Türkiye Cumhuriyeti   Hükümeti tarafından yapılan açık beyan hakkında bilgisinin olduğunu belirtmiştir.   Başvuran beyanı inceledikten sonra kabul etmiş ve başvuru kaynaklı olaylar hakkında   Türkiye aleyhine diğer her tür talep hakkını reddetmiştir. Başvuran, davanın nihai sonuca   ulaştığını ve bu dava hakkında AIHM'de kararın alınmasının ardından AİHS'nin 43§1   maddesi gereğince Büyük Daire'ye göndermeyi talep etmeyeceğini taahhüt eder.   Hükümet 4 Mayıs 2004 tarihinde aşağıdaki beyanı AİHM’ye sunmuştur.   Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, yetkililerin görevini yerine getirirken mevcut Türk   mevzuatına ve Hükümet’in benzeri tutumları engelleme kararlılığına karşın kötü   muamelelerde bulunmalarından üzüntü duymaktadır. Hükümet, insanlara kötü   muamelede bulunmanın AİHS’nin 3.maddesini ihlal ettiğini kabul etmektedir. Hükümet   gelecekte kötü muamele yasağının çiğnenmemesini garanti etmek için gerekli her türlü   önlemleri ve uygun talimatları vereceğini taahhüt etmektedir.   Türk Hükümeti, Cevahir Temel tarafından yapılan 37047/97 no'lu başvuru kaynaklı   davanın dostane çözümü amacıyla sözkonusu kişiye toplam 6,000 EUR'yu ( altı bin   euro) ex gratia ödemeyi kabul etmiştir.   Maddi manevi zararı ve mahkeme masraflarını kapsayan bu tutar, uygun dönemde   hiçbir vergi yüküne tabi tutulmadan, başvuran veya yetkili kıldığı danışmanı tarafından   belirtilecek banka hesabına euro olarak yatırılacaktır. Ödeme, Avrupa İnsan Hakları   Sözleşmesi'nin 39. maddesine uygun olarak AİHM tarafından verilen kararın tebliğ   edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacaktır. Bu ödeme davanın nihai sonucunu   oluşturacaktır. Hükümet, sözü edilen süre içinde i lense yapılmadığı taktirde, bu sürenin   bitiminden itibaren ve sözkonusu tutarı ödeyene kadar, %3'lük bir artış uygulanan   Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına eşit olan   basit faizi ödemeyi taahhüt eder.   Hükümet, bu davada AİHM'nin verdiği kararın ve Türkiye'ye ilişkin benzer davalarda   verilen kararların uygulanmasının Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından   kontrolünün insan haklarının korunması hususunda durumun iyileştirilmesini güvence   altına almak için uygun mekanizmayı oluşturduğuna kanaat getirmektedir. Hükümet bu   bağlamda bu amaca ulaşmak için gerekli işbirliğini göstereceğini taahhüt eder.   Sonuç olarak Hükümet, AİHM dava hakkında karar verdikten sonra AİHS'nin 43§1   maddesi gereğince davanın Büyük Daire'ye gönderilmesini istemeyeceğini taahhüt   eder.   AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları dostane anlaşmayı dikkate almakta ve bu   anlaşmanın, Sözleşme ve eki Protokoller'de tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine   uygun olduğunu tespit etmiştir (Sözleşmenin in fine 37§1 maddesi ve yönetmeliğin 62§3   maddesi). Buradan yola çıkarak dava zabıtlardan düşürülmelidir.   BU SEBEPLERDEN ÖTÜRÜ MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE   Davanın, zabıtlardan düşürülmesine karar vermiş;   Tarafların davayı Büyük Daire'ye göndermeme konusunda uzlaşmaya vardıkları   anlaşmayı tespit etmiştir.   İşbu karar Fransızca olarak verilmiş ve 13 Temmuz 2004 tarihinde, İçtüzüğün   77.maddesinin 2.ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło