37171/04
WyrokETPCz2010-03-23ECLI:CE:ECHR:2010:0323JUD003717104
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy unieważnienie aktu własności skarżącego i przeniesienie nieruchomości na rzecz Skarbu Państwa bez odszkodowania stanowiło naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że pozbawienie skarżącego własności nieruchomości, która była zarejestrowana na jego nazwisko od 1965 roku, a następnie przeniesiona na rzecz Skarbu Państwa bez wypłaty odszkodowania, stanowiło nieproporcjonalną ingerencję w jego prawo do poszanowania mienia. ETPCz powołał się na swoje wcześniejsze orzecznictwo, w którym konsekwentnie stwierdzał naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 w podobnych sprawach dotyczących przekazywania nieruchomości prywatnych na rzecz Skarbu Państwa bez rekompensaty. Rząd nie przedstawił żadnych przekonujących argumentów, które uzasadniałyby odmienne rozstrzygnięcie w niniejszej sprawie.Stan faktyczny
W 1964 roku komisja katastralna zaklasyfikowała 17 000 m² ziemi w wiosce Emirli jako las państwowy. Mimo to, w 1965 roku ta sama nieruchomość (działka nr 69) została zarejestrowana na nazwisko skarżącego, Arifa Erdem, jako nabyta w drodze dziedziczenia. W 1984 roku, w wyniku ponownych prac katastralnych, działka została wyłączona z obszaru leśnego na rzecz Skarbu Państwa, a zmiana ta została zarejestrowana w 1992 roku. W 2000 roku Skarb Państwa wszczął postępowanie sądowe, żądając unieważnienia aktu własności skarżącego i rejestracji nieruchomości na swoją rzecz, co zostało uwzględnione przez sądy krajowe, a decyzja stała się ostateczna w grudniu 2003 roku.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. 3. Odroczył kwestię zastosowania art. 41 Konwencji.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ARĐF ERDEM -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:37171/04)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Mart 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (37171/04) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı
Arif Erdem’in (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 23 Haziran 2004 tarihinde
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan
Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından H.H. Büberal tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran 1923 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir. yılında, orman kadastro komisyonu, Emirli köyünde (Pendik/Đstanbul) orman alanı
olarak sınıflandırılmayan alanların tespiti için kadastro çalıꢀması yürütmüꢀtür. Orman
kadastro komisyonu, sözkonusu köyde bulunan 17.000 m2 yüz ölçümündeki bir alanı kamu
orman alanı olarak sınırlandırmıꢀtır. Hükümet’e göre, öngörülen süre içerisinde bu hususta
itirazda bulunulmadığından, komisyon kararları nihai hale gelmiꢀtir. Mart 1965 tarihinde, yapılan kadastro çalıꢀmalarının ardından, aynı taꢀınmaz 69 sayılı
parsel numarası ile baꢀvuran adına tescil edilmiꢀtir. Tapu kaydında, baꢀvuranın adına, hiçbir
kısıtlama veya açıklama içermeyen tapu senedi düzenlenmiꢀtir. Tapu edinim gerekçesi olarak,
tapu kaydı, sözkonusu taꢀınmazın fasılasız ve nizasız olarak yirmi yıldan fazla bir süre
boyunca baꢀvuranın murisi (de cujus) tarafından kullanıldığı, baꢀvuranın murisinin ölümünün
ardından taꢀınmazın malikliğini baꢀvuran ve iki kız kardeꢀinin edindiğini göstermektedir. tarihinde, baꢀvuranın kız kardeꢀleri hisselerini baꢀvurana satmıꢀlardır. yılında yeniden yapılan bir kadastro çalıꢀmasının ardından 6831 sayılı Orman
Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca 69 parsel numaralı taꢀınmaz, Hazine yararına orman alanı
dıꢀarısında tutulmuꢀtur. Đtiraz olmadığından, sözkonusu kadastro sonucu 1989 tarihinde nihai
hale gelmiꢀ ve 25 Aralık 1992 tarihinde tapu kaydında tescil edilmiꢀtir. Temmuz 2000 tarihinde, Hazine, 69 numaralı parselin Devlet mirasının parçası olduğu
gerekçesi ile ve sözkonusu taꢀınmazın Hazine adına tescil edilmesi istemiyle ile Pendik
Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açmıꢀtır. Aralık 2002 tarihinde, mahkeme, ihtilaf konusu taꢀınmazın önce kamu orman alanına dahil
olduğu ardından Hazine yararına orman alanı dıꢀında tutulduğu gerekçesi ile sözkonusu talebi
haklı bulmuꢀtur. Mahkeme, baꢀvuranın tapusunu iptal etmiꢀ ve tapunun Hazine adına tescil
edilmesine karar vermiꢀtir. Nisan 2003 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu hükmü onamıꢀtır. 1 Aralık 2003 tarihinde
Yargıtay, baꢀvuranın karar düzeltme talebini reddetmiꢀtir. Aralık 2003 tarihinde, Yargıtay kararı baꢀvurana tebliğ edilmiꢀtir.
HUKUK
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
HAKKINDA
Baꢀvuran, tapusunun iptal edilmesinin ve tapunun Hazine adına tescil edilmesinin 1 No’lu Ek
Protokol’ün 1. maddesi uyarınca mallarına saygı hakkına yönelik olarak orantısız bir
müdahale oluꢀturduğunu iddia etmektedir.
Kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, Hükümet, öncelikle, Hükümet’e göre, 1984 yılında
yürütülen kadastro çalıꢀmalarının sonucunun tapu kaydına tescil edildiği tarih olan 25 Aralık tarihinde baꢀlayan altı ay süresine riayet edilmediğine dair kabuledilemezliğe iliꢀkin
itirazını sunmaktadır. Oysa baꢀvuran baꢀvurusunu 23 Haziran 2004 tarihinde yani sözkonusu
tescilden itibaren on iki yıl sonra sunmuꢀtur.
Hükümet, baꢀvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini ifade etmektedir: baꢀvuran, bir yandan, yılında gerçekleꢀtirilen kadastro çalıꢀmalarına itiraz edebilir diğer yandan, tapusunun
iptal edilmesi nedeniyle uğradığı zarardan dolayı Medeni Kanunun, Borçlar Kanununun ve
Đdari Yargılama Usulü Kanununun hükümleri uyarınca dava açabilirdi. Bu bağlamda
Hükümet, özellikle, devletin tapu kayıtlarını tutmasına iliꢀkin zorunlu yükümlülükleri
hakkındaki bazı Yargıtay kararlarına atıfta bulunmaktadır.
Baꢀvuran, bu hususta görüꢀ bildirmemektedir.
Altı ay süresine riayet kapsamında Hükümet tarafından yapılan itiraz ile ilgili olarak, AĐHM,
AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca iç hukuktaki nihai kararın baꢀvurana 23 Aralık 2003
tarihinde tebliğ edilen 1 Aralık 2003 tarihli Yargıtay kararı olduğunu tespit etmektedir.
Dolayısıyla, altı ay süresinin sözkonusu son karar tarihinden itibaren iꢀlemeye baꢀlaması
gerekmektedir. Baꢀvuranın 23 Ocak 2004 tarihinde yani altı ay süresi içerisinde AĐHM’ye
baꢀvuruda bulunmasından dolayı, Hükümet’in bu itirazının reddedilmesi gerekmektedir.
Đç hukuk yollarının tüketilmemesi kapsamındaki Hükümet’in itirazı ile ilgili olarak, AĐHM,
daha önce Savunmacı Hükümet tarafından sunulan benzer itirazları reddettiğini
hatırlatmaktadır (Medeni Kanunun, Borçlar Kanununun, Đdari Yargılama Usulü Kanunun
hükümleri uyarınca, bkz, Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.ꢁ-Türkiye, baꢀvuru no: 45651/04, Mart 2009, Doğrusöz ve Aslan- Türkiye, baꢀvuru no: 1262/02, 30 Mayıs 2006 ve
Ardıçoğlu-Türkiye, baꢀvuru no: 23249/04, 2 Aralık 2008; kadastro çalıꢀmalarının sonucuna
itiraz edilmemesi ile ilgili olarak, bkz, özellikle, Cin ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 305/03, Kasım 2009 ve Rimer ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 18257/04, 10 Mart 2009).
Sözkonusu içtihattan sapmak için hiçbir neden göremeyen AĐHM, Hükümet’in bu itirazını
reddetmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esas ile ilgili olarak, AĐHM, baꢀvuran tarafından sunulan ꢀikayetlere benzer ꢀikayetleri
incelediğini ve tazminat ödenmeksizin ꢀahsa ait olan taꢀınmazların Hazine’ye devredilmesi
nedeniyle 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀtığını
hatırlatmaktadır (sözü edilen Turgut ve diğerleri, sözü edilen Temel Conta Sanayi ve Ticaret
A.ꢁ, sözü edilen Rimer ve diğerleri ve Nural Vural – Türkiye, baꢀvuru no: 16009/04, 10 Mart
2009). Đꢀbu davanın incelenmesinin ardından, AĐHM, mevcut davada farklı bir sonuca
ulaꢀmak için Hükümet’in ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığı değerlendirmesinde
bulunmaktadır.
Bu itibarla 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca, baꢀvuran, kendisine göre taꢀınmazın güncel değerine tekabül
eden meblağ olan 680.000 TL’yi (yaklaꢀık 310.000 Euro) maddi tazminat olarak talep
etmektedir. Belge olarak, baꢀvuran, Emirli (Pendik/Đstanbul) köyünde bulunan komꢀu
taꢀınmaza değer tespitinde bulunan 28 Aralık 2005 tarihli bilirkiꢀi raporunu sunmaktadır.
Baꢀvuran 10.000 TL (yaklaꢀık 4.500 Euro) manevi tazminat talebinde bulunmaktadır.
Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak baꢀvuran görüꢀ bildirmemektedir.
Hükümet, belirtilen miktarla karꢀı çıkmakta ve AĐHM’ye sözkonusu miktarları reddetme
çağrısında bulunmaktadır.
Mevcut dava koꢀullarında Savunmacı Devlet ile baꢀvuranlar arasında olası bir uzlaꢀma
ihtimalini göz önünde bulunduran AĐHM, 41. maddenin uygulanmasının bu aꢀamada saklı
tutulmasının uygun olacağına kanaat getirmektedir (bkz, aynı anlamda sözü edilen Turgut ve
diğerleri, sözü edilen Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.ꢁ, sözü edilen Nural Vural ve sözü
edilen Rimer ve diğerleri). AĐHM’ye göre, ihtilaflı taꢀınmazın değerinin tespit edilmesi için
en uygun yollardan biri yetkili mahkemede baꢀvuranlar tarafından değer tespit davası
açılmasıdır.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususunun
a) saklı tutulmasına;
b) Hükümet ve baꢀvuranların, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın
kesinleꢀmesinden itibaren üç ay içinde bu mesele hakkındaki görüꢀlerini yazıyla
kendisine bildirmeye ve bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlaꢀmadan kendisini
haberdar etmeye davet edilmesine;
c) Sonraki sürecin saklı tutulmasına ve gerektiğinde daire baꢀkanının izlenecek süreci
belirlemeye yetkili kılınmasına;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin Đç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 23 Mart 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło