37546/02

WyrokETPCz2010-07-20ECLI:CE:ECHR:2010:0720JUD003754602

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Jaka jest wysokość słusznego zadośćuczynienia (szkody majątkowej) należnego skarżącym w związku z naruszeniem art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji, wynikającym z długotrwałego braku wykorzystania wywłaszczonej nieruchomości do celów publicznych?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że państwo pozwane ma swobodę wyboru środków wykonania wyroku, ale muszą one być zgodne z zobowiązaniem do zapewnienia praw konwencyjnych. W przypadku, gdy restitutio in integrum jest niemożliwe lub nieoferowane przez państwo, art. 41 Konwencji uprawnia Trybunał do zasądzenia słusznego zadośćuczynienia. Trybunał stwierdził, że wywłaszczenie nieruchomości skarżących utraciło swój pierwotny, uzasadniony cel publiczny i stało się źródłem nieuzasadnionego wzbogacenia władz, zwłaszcza że wartość nieruchomości znacznie wzrosła. Wobec braku krajowych środków naprawczych i niemożności osiągnięcia ugody, Trybunał uznał za stosowne zasądzenie ryczałtowej kwoty odpowiadającej aktualnej wartości rynkowej nieruchomości, aby zrekompensować skarżącym poniesioną szkodę majątkową.
Stan faktyczny
Skarżący, İrini Keçecioğlu, Fotini Keçecioğlu i Frideriki Keçecioğlu, byli właścicielami nieruchomości w Turcji, która została wywłaszczona w 1992 roku. Pomimo wywłaszczenia, nieruchomość przez 21 lat nie była wykorzystywana do celów publicznych, co pozbawiło skarżących możliwości czerpania z niej korzyści i jej wartości dodanej. Wcześniejszy wyrok ETPCz z 8 kwietnia 2008 r. stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. W niniejszym postępowaniu skarżący domagali się 3 400 000 YTL (ok. 2 131 661 EUR) tytułem wartości nieruchomości oraz 1 137 000 YTL (ok. 712 853 EUR) tytułem utraconych dochodów z najmu, a także 1 751 100 YTL (ok. 1 097 868 EUR) na koszty utrzymania nieruchomości. Rząd turecki argumentował, że roszczenia są niedopuszczalne i że w 1995 r. wypłacono już 2 082 996 000 starych lir tureckich (ok. 42 611 USD) tytułem odszkodowania za wywłaszczenie.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Zasądza, że w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, rząd pozwany ma zapłacić skarżącym wspólnie 2 000 000 (dwa miliony) EUR tytułem szkody majątkowej, przeliczonych na liry tureckie według kursu wymiany obowiązującego w dniu płatności, wolnych od wszelkich podatków. 2. Zasądza, że od upływu powyższego trzymiesięcznego terminu do dnia zapłaty, od powyższej kwoty będą naliczane odsetki według stopy równej krańcowej stopie kredytowej Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe. 3. Oddala pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   KEÇECĐOĞLU vd -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:37546/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   (adil tatmin)   STRAZBURG   Temmuz 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (37546/02) no’lu davanın nedeni (T.C.   vatandaꢀları) Đrini Keçecioğlu, Fotini Keçecioğlu ve Frideriki Keçecioğlu’nun (baꢀvuranlar)   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 9 Eylül 2002 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve   Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi   uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Nisan 2008 tarihli bir kararla, AĐHM, taꢀınmazların, yirmi bir yıl boyunca, kamulaꢀtırmayla   izlenen amaçlar doğrultusunda kullanılmadan elde tutulmasının, baꢀvuranları, sözkonusu   taꢀınmazın getireceği artı değerden haksız yere yoksun bıraktığına hükmetmiꢀtir; AĐHM,   ihtilaflı taꢀınmaz nedeniyle baꢀvuranların aꢀırı bir yüke maruz kaldığı ve 1 No’lu Ek   Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmıꢀtır.   AĐHM, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edilmesi ile ilgili olarak, baꢀvuranlara   ortaklaꢀa olarak 9.000 Euro manevi tazminat ve ulusal mahkemeler ve AĐHM önündeki   yapmıꢀ oldukları masraf ve giderler için 7.000 Euro yargılama masraf ve gideri ödenmesine   hükmetmiꢀtir.   AĐHM, AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususunu maddi tazminat kapsamında saklı   tutmuꢀ ve Hükümet ve baꢀvuranları, bu mesele hakkındaki görüꢀlerini yazıyla kendisine   bildirmeye ve bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlaꢀmadan kendisini haberdar etmeye   davet etmiꢀtir.   Temmuz 2009 tarihli bir mektupla, baꢀvuran taraf, Hükümet’le aralarında dostane çözüm   olmadığı ve adil tatmin ile ilgili olarak 14 Mart 2006 tarihinde AĐHM’ye sundukları   görüꢀlerini izleme isteğinde olduğu hususunda AĐHM’yi bilgilendirmiꢀtir. Hükümet, 14 Eylül   tarihinde kendi görüꢀlerini sunmuꢀtur.   HUKUK   A. Maddi tazminatlar   Baꢀvuranlar, malların iadesinden çok tazminat ödenmesine öncelik vermekte ve AĐHM’den   ihtilaf konusu taꢀınmaz malın «gerçek değerini» yansıtan bir «tazminat» ödenmesine   hükmetmesini ve son derece turistik olan bu bölgede uygulanan metre kare değerinden   hesaplanarak toplam 3.400.000 YTL.’lik (yaklaꢀık 2.131.661 Euro) bir meblağın ödenmesini   talep etmektedirler. Baꢀvuranlar bu değerlendirmenin bir etüd bürosu tarafından 2006 yılının   Mart ayında düzenlenen bilirkiꢀi raporuna dayandığını belirtmektedir. Baꢀvuranlar, ayrıca,   taꢀınmazların iadesine iliꢀkin davanın açıldığı tarih olan 27 Ekim 1997 tarihinden itibaren   hesaplanmak üzere Belediye tarafından taꢀınmazlardan alınan kira gelirlerinin tazmini için   1.137.000 YTL (yaklaꢀık 712. 853 Euro) talep etmektedirler.   Yine de ꢀayet, AĐHM, taꢀınmazların iadesine karar vermiꢀ olsa bile, sözkonusu bilirkiꢀi   raporunu ve sunulan fotoğrafları temel alarak, kamulaꢀtırmadan itibaren hiçbir bakım   çalıꢀması yapılmaması nedeniyle, baꢀvuranlar, taꢀınmazların halihazırda kötü durumda   oldukları kanaatindedir. Baꢀvuranlar, bakım çalıꢀmalarının miktarını 1.751.100 YTL   (yaklaꢀık 1.097.868 Euro) olarak değerlendirmektedirler. Baꢀvuranlar, taꢀınmazları iade   edilse bile sözkonusu miktarın ödenmesini talep etmektedirler.   Hükümet, baꢀvuranların tazminat taleplerinin kabuledilemeyeceğini belirtmektedir. Hükümet,   sözkonusu taꢀınmazın kanunlara uygun olarak 1992 yılında kamulaꢀtırıldığını ve 1995 yılının   Ekim ayında, baꢀvuranlara, 2.082.996.000 eski Türk Lirası (sözkonusu dönemde yaklaꢀık   42.611 Amerikan Doları) kamulaꢀtırma bedeli ödendiğini belirtmektedir.   Ayrıca Hükümet, taꢀınmazın kira getirecek ꢀekilde iꢀletilmesine karꢀı çıkmaksızın,   baꢀvuranların, elde edemedikleri kira gelirleri ile ilgili olarak herhangi bir tazminat talebinde   bulunma haklarının olmadığını savunmaktadır. Hükümet, bir emlak bürosu tarafından ortaya   konan satıꢀ değerine iliꢀkin tahmine karꢀı çıkmaktadır; Hükümet’e göre sözkonusu tahmin   kesin değerden yoksundur ve gerçeği yansıtmamaktadır.   Bir davaya taraf Sözleꢀmeci Devletlerin, prensip olarak, ihlale hükmedilen bir kararın   gereklerini yerine getirmek için baꢀvuracakları yolları seçme serbestliği bulunmaktadır. Bir   kararın nasıl icra edileceğine iliꢀkin takdir yetkisi ile Sözleꢀmeci Devletlerin, AĐHS’nin temel   yükümlülüğü olan “güvence altına alınan hak ve özgürlükleri tanıma” (1. madde)   yükümlülüğü ile uyumlu bir seçme hakkı kastedilmektedir. Đhlalin doğası ihlalden önceki   duruma getirmeye (restitutio in integrum) müsaitse, bunu yerine getirmek Savunmacı Devlete   düꢀer, zira AĐHM’nin bunu bizzat yapmaya ne yetkisi ne imkânı bulunmaktadır. Buna karꢀılık   ulusal hukuk ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya olanak tanımıyor veya ancak kısmen   giderebiliyorsa, bu durumda AĐHS’nin 41. maddesi AĐHM’yi, mağdura uygun göreceği bir   telafiyi sağlama yetkisi vermektedir (Bkz. Brumarescu-Romanya (adil tatmin) no: 28342/95,   no: 28342/95, no: 58858/00, 22 Aralık 2009).   AĐHM mevcut baꢀvuruya değin esastan vermiꢀ olduğu karardaki ilgili bölümü hatırlatır:   «AĐHM, ihtilaf konusu taꢀınmazın halen kamu yararına uygun çalıꢀmalara tahsis edilmediğini   ve yukarıda açıklanan koꢀullar göz önünde bulundurulduğunda da kolay kolay bu amaca   uygun tahsis edilemeyeceğini, Hükümetin de buna itiraz etmediğini tespit etmektedir.   Halihazırda, taꢀınmaza iliꢀkin olarak kamulaꢀtırma kararı verilmesinin üzerinden yirmi bir yıl   geçmesine rağmen mülk mahrumiyetine esas teꢀkil eden kamu yararına yönelik proje hayata   geçirilmemiꢀtir. Taꢀınmazın kamulaꢀtırmada izlenen amaçlara uygun düzenlemeler için   kullanılmaması baꢀvuranların mülkiyet hakları bakımından sorun yaratmaktadır. Bu   kamulaꢀtırma artık kamu yararına iliꢀkin bir gerekçeye dayanmamakta olup baꢀvuranların   sözkonusu taꢀınmazın artı değerinden mahrum kalmalarına neden olmaktadır (Motais de   Narbonne, adıgeçen, prg. 22; Beneficio Cappella Paolini, adı geçen, prg. 33).»   AĐHM esas kararında, ihtilaf konusu taꢀınmaza yönelik verilen kamulaꢀtırmanın yirmi bir yıl   boyunca gerçekleꢀtirilmemesinin ve herhangi bir tazminat ödenmemesinin baꢀvuranları   sözkonusu taꢀınmazdan mahrum bırakması nedeniyle AĐHS’ye Ek 1 no’lu Protokolün ihlal   edildiği sonucuna varmıꢀtır. AĐHM ꢀehir planlamacılığı amacıyla baꢀlatılan kamulaꢀtırma   projesinin binanın tarihi yapı olarak sınıflandırılması sonucu kamusal park alanı yapımı adına   yıkılamadığını tespit etmektedir. Ayrıca ulusal hükümlerin uygulanmasına istinaden bahse   konu binanın bir bölümü diğer maliklerine geri verildiğinden baꢀvuranlar halen mağdur   durumdadır. Hükümet baꢀvuranların maruz kaldıkları bu çeliꢀkili hukuki uygulamaya yönelik   herhangi bir açıklama getirememektedir. AĐHM’ye göre bu durumdan tümüyle ulusal   yetkililer sorumludur.   Mevcut baꢀvuruda, baꢀvuranlar ꢀehrin en turistik bölgesinde yer alan binanın değerinin   özellikle kamulaꢀtırılmayı müteakip geçen yirmi bir yıl boyunca hatırı sayılır ölçüde arttığını   ileri sürmekte, bu iddiayı çeꢀitli belgelerle desteklemektedirler. Baꢀvuranlar özü itibarıyla   mahrum kalsalar da sözkonusu binanın değeri artmıꢀtır.   Hükümet, Đstanbul Büyükꢀehir Belediyesi’nin kamulaꢀtırdığı dönemden itibaren aldığı   kiralara değinmeksizin taꢀınmazın güncel değerinin 2.361.348 TL (1.117.443 Euro) olduğuna   itibar etmektedir.   AĐHM açısından karꢀılaꢀılan en temel güçlük baꢀvuranların nakdi kayıplarının tam olarak ne   olduğunun tespitidir. Bu amaçla AĐHM, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 12 Mayıs   tarihli iç hukuktaki baꢀvuruların iyileꢀtirilmesi hakkındaki tavsiye kararının AĐHS’nin   13. maddesi uyarınca iç hukuktaki mahkemeler önünde etkili bir baꢀvuruyu sağlamanın   ötesinde Sözleꢀmeci Devletlere tespit edilen ihlalleri sona erdirecek ꢀekilde kendi yargılarına   tabi herkesin savunulabilir bir baꢀvuru hakkını güvence altına almak yönünde olduğuna dikkat   çekmektedir (Bkz. Broniowski-Polonya kararı, no: 31443/96). AĐHM bu bağlamda, ulusal   mahkemelerin baꢀvuranların uğradığı gerçek kayıpları olabildiğince en iyi ꢀekilde   değerlendirmek üzere konumlandıklarına itibar etmektedir. Sonuç olarak AĐHM, idare   tarafından (resen veyahut talebe binaen) hükmedilecek tazminata mahal verecek ꢀekildeki bir   tazminat baꢀvurusunun ve/veya tespit davasının Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin   ihlalinin giderilmesi bakımından en uygun telafi yöntemini oluꢀturacağına kanaat   getirmektedir (Bkz. mutatis mutandis, Gençel-Türkiye no: 53431/99, 23 Ekim 2003).   Hükümet bu olasılık hakkında sessizliğini korumakta ve halen malik konumundaki Đstanbul   Büyükꢀehir Belediyesi tarafından yapılan değerlendirmeyi sunmakla yetinmektedir.   Böylesi bir baꢀvurunun yokluğunda ve taraflar arasında varılabilecek olası bir dostane çözüm   anlaꢀmasının olmayıꢀında AĐHM, olabildiğince götürü bir meblağı tespit etmenin uygun bir   yöntemi oluꢀturacağı ve bu meblağın prensip olarak binanın güncel satıꢀ değerine karꢀılık   geleceği görüꢀündedir (Bkz. Motais de Narbonne-Fransa (adil tatmin), no: 48161/99, 27   Mayıs 2003).   AĐHM, kamulaꢀtırmanın baꢀlangıçtaki meꢀruiyetini kaybetmesi ve en azından 1997 yılından   bu yana mesnetsiz bir zenginleꢀme aracını oluꢀturması doğrultusunda, baꢀvuranların binanın   güncel satıꢀ değerini karꢀılayacak ꢀekilde maddi tazminat talebinde bulunabileceklerini ifade   etmektedir. Đstanbul Büyükꢀehir Belediyesi taꢀınmazın halen mevcut maliki durumunda   olduğu hususuna Hükümet tarafından itiraz edilmemektedir. Bahse konu bütün bu saptamalar   ıꢀığında, AĐHM baꢀvuranların uğramıꢀ oldukları zararı telafi edecek ꢀekilde kamulaꢀtırma   tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanısına varmaktadır.   AĐHM hakkaniyete uygun olarak baꢀvuranlara ortaklaꢀa 2.000.000 Euro ödenmesini   kararlaꢀtırmaktadır.   B. Gecikme faizi   Gecikme faizi, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak   üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvuranlara ortaklaꢀa 2.000.000 (iki milyon) Euro   maddi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   2. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 20 Temmuz 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło