37562/02
WyrokETPCz2006-10-19ECLI:CE:ECHR:2006:1019JUD003756202
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak doręczenia opinii Prokuratora Generalnego skarżącemu w postępowaniu odwoławczym naruszył prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje wcześniejsze orzecznictwo, zgodnie z którym brak doręczenia opinii prokuratora, zwłaszcza gdy oskarżony nie ma możliwości pisemnego ustosunkowania się do niej, stanowi naruszenie art. 6 § 1 Konwencji. ETPCz zauważył, że rząd nie przedstawił żadnych dowodów na to, że skarżący został poinformowany o opinii lub miał możliwość ustnego bądź pisemnego skomentowania jej w sposób zgodny z wymogami orzecznictwa Trybunału. W konsekwencji, Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 § 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Nurullah Sağır, został aresztowany 12 stycznia 2000 r. i oskarżony o utworzenie organizacji przestępczej, wymuszenia, usiłowanie zabójstwa, napaść, bezprawne zatrzymanie oraz naruszenie ustawy o broni palnej. 25 kwietnia 2001 r. Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze skazał go na trzy lata i cztery miesiące więzienia. Skarżący został zwolniony tego samego dnia. Jego apelacja do Sądu Kasacyjnego została odrzucona 20 lutego 2002 r. Skarżący zarzucił, że opinia Prokuratora Generalnego, przedstawiona w postępowaniu odwoławczym, nie została mu doręczona.Rozstrzygnięcie
ETPCz jednogłośnie:
1. Stwierdza, że pozostała część skargi jest dopuszczalna.
2. Stwierdza naruszenie art. 6 § 1 Konwencji.
3. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową.
4. Zasądza na rzecz skarżącego 1500 Euro tytułem kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami za zwłokę.
5. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
SAĞIR - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:37562/02)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ekim 2006
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup
bazı ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (37562/02) baꢀvuru no’lu davanın nedeni, bu
ülke vatandaꢀı Nurullah Sağır’ın (baꢀvuran) 6 Ağustos 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları
Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne
(Mahkeme) yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, AĐHM önünde Đzmir Barosu avukatlarından M. Sürücü tarafından temsil
edilmektedir.
OLAYLAR
Baꢀvuran, 1955 doğumlu olup Đzmir’de ikamet etmektedir.
Baꢀvuran, 12 Ocak 2000 tarihinde (Anavatan Partisi Đlçe Teꢀkilatında eski yönetici)
yakalanarak gözaltına alınmıꢀtır. Çıkar amaçlı suç örgütü kurarak, gasp, ꢀartlı tehdit, adam
öldürmeye tam teꢀebbüse azmettirme, yaralamaya azmettirme, zorla alıkoyma ve 6136 sayılı
ateꢀli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkındaki kanuna muhalefet etmek gibi eylemlere
karıꢀmaktan suçlanmıꢀtır. Ocak 2000 tarihinde Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi yedek hakimi, baꢀvuranın
gasp ve çıkar amaçlı suç örgütü kurmaktan tutuklu yargılanmasına karar vermiꢀtir. ꢁubat 2000 tarihinde baꢀvuranın avukatı DGM’ ye ꢀartlı tahliye talebiyle baꢀvuruda
bulunmuꢀtur.Bu amaçla yaptığı baꢀvuruda, çıkar amaçlı suç örütleriyle mücadeleye yönelik
atılı suçların gerçekleꢀmesinden sonra yürürlüğe giren 4422 sayılı kanunun uygulanmıꢀ
olması, atılı suçların türü gibi nedenlerle DGM’nin yetkili kılınmasına itiraz etmektedir.
Ayrıca, soruꢀturmanın gizli nitelikte olduğunu iddia ederek bu nedenle müvekkiline atılı
suçlar konusunda bilgi sahibi olamadığından yakınmaktadır. Mayıs 2000 tarihinde baꢀvuran, adam öldürmeye azmettirme, yaralama, gaspa iꢀtirak
etme, zorla alıkoyma, ꢀartlı tehdit ve 6136 sayılı kanuna muhalefet suçlamalarıyla yedek
hakim karꢀısına çıkarılmıꢀtır. Nisan 2001 tarihinde baꢀvuranın avukatı savunma layihasını sunarak Cumhuriyet
Savcısı’nın taleplerine yanıt vermiꢀtir. Cumhuriyet Savcısı 4422 sayılı kanun uyarınca
baꢀvuranın mahkumiyetini talep etmiꢀtir. Nisan 2001 tarihinde DGM, baꢀvuranı, çıkar amaçlı suç örgütü kurmaktan suçlu
bularak 4422 sayılı yasanın 1 § 2. maddesi uyarınca üç yıl dört ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır.
Ayrıca, bu cezaya ilaveten, suçtan elde edilen her türlü değer, ürün, eꢀya ve yasadıꢀı
eylemlerde kullanılan araçların 4422 sayılı kanunun 1 § 4. maddesi uyarınca zoralımına karar
vermiꢀtir. Aynı ꢀekilde, Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca bir otonun da
zoralımına hükmetmiꢀtir. DGM, baꢀvuranın tutululuk süresini göz önünde bulundurarak ꢀartlı
tahliyesine karar vermiꢀtir.
Baꢀvuran, aynı gün serbest bırakılmıꢀtır.
Baꢀvuranın avukatı, 23 Ekim 2001 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararının
temyizi talebiyle Yargıtay’a baꢀvurmuꢀtur.
Ekim 2001 tarihinde Yargıtay Baꢀsavcısı, temyiz talebine iliꢀkin mütalaasını
Yargıtay’a sunmuꢀ; ancak söz konusu mütalaa baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀtir.
Yargıtay, 30 Ocak 2002 tarihinde bir duruꢀma yaparak baꢀsavcının mütalaasını
incelemiꢀtir.
Yargıtay, 20 ꢁubat 2002 tarihinde kamuya açık bir duruꢀma yaparak baꢀvuranın
temyiz talebini reddetmiꢀ ve ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır. Karar 27 ꢁubat 2002
tarihinde ilan edilmiꢀtir.
Baꢀvuranın avukatı, 6 Mart 2002 tarihinde baꢀsavcılığa karar düzeltme talebiyle
baꢀvuruda bulunmuꢀtur. Bu baꢀvuru halen görülmektedir.
HUKUK AÇISINDAN
AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLALĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHS’nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunan baꢀvuran, Yargıtay Baꢀsavcısı’nın
mütalaasının kendisine tebliğ edilmemesinden ꢀikayetçi olmaktadır.
Hükümet, bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.
Kabuledilebilirlik
Hükümet, AĐHS’nin 35. maddesince öngörülen altı ay kuralına riayet edilmediği
gerekçesiyle ꢀikayetin AĐHM tarafından reddedilmesini talep etmektedir. Bu bakımdan
hükümet Yargıtay’ın 30 Ocak 2002 tarihinde bir duruꢀma yaptığını ve bu duruꢀma da
baꢀsavcının mütalaasının okunduğunu belirtmektedir. Hükümet, bu ꢀekilde baꢀvuranın,
baꢀsavcının mütalaasından haberdar olduğu anda; yani 30 Ocak 2002 tarihli duruꢀmayı
izleyen altı ay içinde baꢀvuruda bulunması gerektiği kanaatindedir. Oysa baꢀvuru 6 Ağustos tarihinde yapılmıꢀtır.
Baꢀvuran, Hükümet’in savına karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, altı aylık sürenin bitiꢀ tarihi için dikkate alınması gereken kesin içhukuk
kararının, Yargıtay’ın baꢀvuran hakkında verdiği karar olduğunu tespit etmektedir. Bu
bakımdan AĐHM, mevcut baꢀvurunun 6 Ağustos 2002 tarihinde; yani kesin içhukuk
kararından sonraki altı ay içinde yapıldığını saptamaktadır. Bu nedenle AĐHM, Hükümet’in
itirazını reddetmektedir.
AĐHM, içtihatlarından doğan kriterler ıꢀığında (Bkz., özellikle, Çıraklar - Türkiye, 28
Ekim 1998 tarihli karar) ve elindeki mevcut unsurların tümü göz önüne alındığında
baꢀvurunun esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmıꢀtır. AĐHM baꢀvuruda hiçbir
kabuledilemezlik gerekçesi ile karꢀılaꢀılmadığını tespit etmiꢀtir.
Esas hakkında
Hükümet, baꢀvuranın avukatının Yargıtay önünde duruꢀma yapılmadan önce dava
dosyasını incelemesi gerektiğini ifade etmiꢀtir. Böylelikle, savcının dosyada yer alan
mütalaasına ulaꢀabilirdi. Ayrıca, Yargıtay’ın bir duruꢀma yaptığını ve bu duruꢀma sırasında
baꢀvuranın avukatının ya da bizzat baꢀvuranın savcının mütalaasına yanıt verme imkanına
sahip olduğunu belirtmiꢀtir. Üstelik, baꢀvuranın hüküm açıklandığı sırada ya da karar
düzeltme baꢀvurusunda bu mütalaaya itiraz edebilme imkanı bulunduğunu ifade etmiꢀtir.
Hükümet’in argümanlarına itiraz eden baꢀvuran, baꢀsavcının mütalaasından haberdar
olmadığını iddia etmektedir.
AĐHM, daha önce de, baꢀvuran tarafından yapılan ꢀikayetin benzeri bir ꢀikayeti
incelediğini ve baꢀsavcının görüꢀlerinin türünü ve bir yargılanabilir kiꢀinin bu mütalaaya
yazılı olarak cevap verme imkanı bulunmadığını dikkate alarak baꢀsavcı mütalaasının tebliğ
edilmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını
hatırlatmaktadır (bkz. Göç-Türkiye 36590/97 no’lu karar).
Bunun dıꢀında AĐHM, Hükümet’in, Yargıtay önünde yapılan duruꢀma esnasında
tartıꢀmalı mütalaanın okunduğu yönündeki beyanlarını destekleyecek hiçbir unsur
sunmadığını müꢀahade etmiꢀtir. Böylelikle, dosyadaki belgeler okunduğunda, 30 Ocak 2002
tarihinde yapılmıꢀ duruꢀmada savcının mütalaasının incelendiği görünüyorsa da, dosyadan
çıkan hiçbir unsur, baꢀvuranın haberdar olma, tatmin edici ꢀartlarda sözlü olarak ya da
mahkemeye yazılı bir belge sunarak yorumlama imkanına bu konudaki içtihat gerekleri
uyarınca sahip olduğunu ortaya koyamamaktadır (bkz. özellikle, Reinhardt ve Slimane-Kaїd -
Fransa 31 Mart 1998 tarihli karar ve Kress – Fransa 39594 no’lu karar).
AĐHM, Hükümet’in, davayı benzer ꢀikayetlerden farklı ꢀekilde sonuçlandıracak
hiçbir olgu ya da delil sunmadığı kanaatine varmıꢀtır
Bu nedenlerle, 6 § 1. madde ihlal edilmiꢀtir.
AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran uğradığını iddia ettiği manevi zarar için 10 000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, benzer davalardaki içtihatları uyarınca, iddia edilen manevi zararın tazmini
için ihlal tespitinin kendi baꢀına adil tazmin teꢀkil ettiği kanaatindedir (adı geçen Göç, § 41 ve
Kömürcü – Türkiye no: 77432/01, § 24, 22 Haziran 2006)
B. Masraf ve harcamalar
Baꢀvuran, ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için Euro talep etmektedir.
Hükümet, bu taleplere itiraz etmektedir.
Benzer davalardaki sabit içtihatlarına göre AĐHM, ihlal tespitinin iddia edilen manevi
zarar için kendi baꢀına adil bir tazmin teꢀkil ettiğini takdir etmektedir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1.Baꢀvurunun geriye kalanının kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3.Đhlal kararının tespitinin manevi tazmin için yeterli olacağına;
4. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde ve
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından
baꢀvurana masraf ve harcamalar için 1500 Euro (bin beꢀ yüz) ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
5. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 19 Ekim 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło