37685/02

WyrokETPCz2007-05-10ECLI:CE:ECHR:2007:0510JUD003768502

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skazanie wydawcy książki za szerzenie propagandy separatystycznej, na podstawie fragmentów odnoszących się do „Kurdystanu” i praw Kurdów, stanowiło nieproporcjonalną ingerencję w wolność wyrażania opinii, naruszając art. 10 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że ingerencja w wolność wyrażania opinii skarżącego, polegająca na skazaniu go za wydanie książki zawierającej odniesienia do „Kurdystanu” i praw Kurdów, nie była „niezbędna w społeczeństwie demokratycznym”. Kluczowe było stwierdzenie, że choć fragmenty książki miały „wrogi ton”, to jednak nie zachęcały do przemocy, zbrojnego oporu ani buntu i nie stanowiły mowy nienawiści. Trybunał zwrócił uwagę, że pierwsze wydanie książki nie spotkało się z reakcją władz, a rząd nie wyjaśnił, dlaczego drugie wydanie wzbudziło większe obawy. Ponadto, mimo późniejszego uniewinnienia, skarżący przez ponad rok pozostawał skazany i musiał zapłacić grzywnę, co stanowiło znaczące obciążenie. Uzasadnienia sądów krajowych nie były wystarczające do usprawiedliwienia tak daleko idącej ingerencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Saim Üstün, właściciel wydawnictwa, wydał w 2000 roku książkę „Halkın Sanatçısı, Halkın Savaşçısı: Yılmaz Güney”, która była wznowieniem publikacji z 1992 roku. Książka dotyczyła życia i poglądów politycznych lewicowego artysty filmowego Yılmaza Güneya. W 2001 roku skarżący został skazany przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa w Stambule za szerzenie propagandy separatystycznej na podstawie art. 8 ust. 3 ustawy antyterrorystycznej nr 3713, za fragmenty książki odnoszące się do „Kurdystanu” i praw Kurdów. Otrzymał karę sześciu miesięcy więzienia, zamienioną na grzywnę w wysokości około 1705 euro, którą zapłacił w 2003 roku. W 2003 roku, po uchyleniu art. 8 ustawy nr 3713, skarżący został uniewinniony, a jego wyrok anulowany.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę dotyczącą ingerencji w wolność wyrażania opinii za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji. 3. Zasądza od państwa pozwanego zwrot zapłaconej grzywny wraz z ustawowymi odsetkami, 2000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 1000 euro tytułem kosztów i wydatków. 4. Odrzuca pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   OF EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ D A ĐRE   ÜSTÜN – TÜRKĐYE   (B a ꢀvuru no. 37685/02)   KARAR   STRAZBURG   Mayıs 2007   Bu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır.   Ancak, ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   ÜSTÜN – TÜRKĐYE KARARI   USUL   Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi   uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Saim Üstün (“baꢀvuran”) adlı Türk vatandaꢀı   tarafından, 4 Ağustos 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan baꢀvurudan   (no. 37685/02) kaynaklanmaktadır.   OLAYLAR   DAVA OLAYLARI   Baꢀvuran 1963 doğumludur ve Đstanbul’da yaꢀamaktadır. Baꢀvuruya neden olan   olayların yaꢀandığı tarihte “Dönüꢀüm Yayıncılık” adlı küçük, serbest bir yayıncılık ꢀirketinin   sahibiydi.   yılında sözkonusu ꢀirket H.Y.’nin yazdığı “Halkın Sanatçısı, Halkın Savaꢀçısı:   Yılmaz Güney” adlı bir kitap yayınlamıꢀtır. Kitap, sol görüꢀlü devrimci sinema sanatçısı   Yılmaz Güney’in yaꢀamı ve siyasi görüꢀleriyle ilgiliydi. Kitap 2000 yılında yeniden   basılmıꢀtır.   Ekim 2000 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı baꢀvuranı, 3713   sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8. (3) bölümü uyarınca bölücü propaganda yapmakla   suçlayan bir iddianame sunmuꢀtur.   Suçlama kitabın aꢀağıdaki kısımlarına dayanmaktaydı:   “…Sürü1, Kürdistan’ı tasvir etmektedir. Yol2 filminde, filmin Kürdistan’la ilgili olduğunu gösteren   bir sokak tabelası bile vardı. Özellikle bu sahne Türk faꢀistlerini deli etmek için yeterliydi…”   “…bu arada ülkede devrimci hareket yayıldı ve Kuzey Kürdistan’da milli ꢀuur uyandı…”   “…ꢁüphesiz Yılmaz Güney Türk-Kuzey Kürdistan sinemasının temel taꢀlarından biridir.”   “…Onlara göre Kürt halklarının milli ve demokratik haklarını ve bağımsızlıklarını savunmak   bölücülük ve soysuzluktur…soysuz ve kansız olmak istemeyenler faꢀizmin botlarını yalamak, baskılara   katlanmak, insan hakları ihlallerini görmezden gelmek ve Kürt Halkının ezilmesini alkıꢀlamak zorundadır.   Bize göre onlar gerçek soysuz ve kansızlardır. Kürt milletinin bağımsız siyasi bir devlet kurma hakkı dahil   tüm milli ve demokratik haklarımızı savunmalı ve mücadele etmeliyiz…”   “…Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki bu yasakları koyanlardan hesap sorulacaktır.”   DGM’ye ilettiği 29 Haziran 2001 tarihli yazılı savunmasında baꢀvuran kitabın ünlü   sinema yıldızının yaꢀamı ve özellikle siyasi görüꢀleriyle ilgili olduğunu ve H.Y. tarafından   yazılmıꢀ olduğunu savunmuꢀtur. Yazarın görüꢀlerini paylaꢀmadığı gibi, kitabı yayınlamanın   suç teꢀkil ettiğini düꢀünmediğini ifade etmiꢀtir. Kitabın daha önce de basıldığını ve kendisine   bu konuda hiçbir suçlama yapılmadığını öne sürmüꢀtür. Son olarak Đstanbul Emniyet   Müdürlüğü’nün 15 Kasım 2000 tarihli yazısına dayanarak yetkililer tarafından kitaba el   koyma kararı verilmediğini belirtmiꢀtir.   Senaryosu Yılmaz Güney’e ait 1978 yapımı sinema filmi.   Senaryosu Yılmaz Güney’e ait 1981 yapımı sinema filmi.   ÜSTÜN – TÜRKĐYE KARARI   Haziran 2001 tarihinde Đstanbul DGM, kitabın yayıncısı olarak baꢀvuranı suçlu   bulmuꢀtur. Altı ay hapis cezası verilmiꢀ, ceza 1,764,360,000 Türk Lirası3 para cezasına   çevrilmiꢀtir. Mahkeme, kararında iddia makamınca belirtilen bölümlere dayanarak kitabın,   Türkiye topraklarının bir bölümünü Kürdistan olarak gösterdiğini ve dolayısıyla Devletin   bölünmez bütünlüğüne karꢀı propaganda yaydığını kaydetmiꢀtir.   ꢁubat 2002 tarihinde Yargıtay kararı onamıꢀ, baꢀvuran para cezasını 11 Temmuz 2003   tarihinde ödemiꢀtir.   Đstanbul DGM, 7 Ekim 2003 tarihli ek kararı ile 3713 sayılı Kanun’un 8. maddesinin   sayılı Kanun ile kaldırılmıꢀ olduğunu dikkate alarak baꢀvuranı beraat ettirmiꢀ ve   hakkındaki hükmü tüm sonuçlarıyla birlikte iptal etmiꢀtir. Sözkonusu karar 15 Ekim 2003   tarihinde kesinleꢀmiꢀtir.   Hükümet, beyanında baꢀvuranın geri ödeme için henüz mahkemeye baꢀvurmamıꢀ   olduğunu ifade etmiꢀtir.   HUKUK   I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK   Baꢀvuran, AĐHS’nin 6. maddesine atıfla bir Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından   yargılanıp hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edilmiꢀ olmasından   ꢀikâyetçi olmuꢀtur. Ek olarak Yargıtay Baꢀsavcısı’nın yazılı görüꢀünün kendisine tebliğ   edilmediği, bu yüzden karꢀı görüꢀlerini ortaya koyma fırsatının engellendiğini ifade etmiꢀtir.   10. maddeye atıfla; bir kitap yayınlayarak hüküm giyip ceza almıꢀ olmasının ifade özgürlüğü   hakkının ihlaline neden olduğunu belirtmiꢀtir. Son olarak 1 no’lu Protokolün 1. maddesine   dayanarak dava konusu kitabın baskılarına el konulmasının mülkiyet haklarını ihlal ettiğini   iddia etmiꢀtir.   Hükümet, 2003 yılında beraat etmiꢀ olması itibariyle baꢀvuranın artık mağdur   olmadığını savunmuꢀtur. AĐHS’nin 35 §§ 3 ve 4 maddeleri uyarınca baꢀvurunun   kabuledilmez olarak ilan edilmesini Mahkemeden talep etmiꢀlerdir.   Baꢀvuran Hükümetin görüꢀlerine itiraz etmiꢀtir.   Baꢀvuranın 10. maddeye dayanan ꢀikâyetine iliꢀkin olarak Mahkeme, benzer davalarda   Hükümetin ön itirazlarını inceleyip reddetmiꢀ olduğunu hatırlatır (bkz. özellikle Güneꢀ –   Türkiye, no. 53916/00). Mahkeme somut davada, daha önceki tespitlerinden sapmak için   gerekçe görmemektedir.   Yukarıdakiler ıꢀığında Mahkeme Hükümetin bu baꢀlık altındaki ön itirazını reddeder.   Mahkeme, ꢀikâyetin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun   olmadığını belirtir. ꢁikâyet, baꢀka gerekçelerle de kabuledilmez değildir. O halde   kabuledilebilir olarak ilan edilmelidir.   O zamanki yaklaꢀık karꢀılığı 1,705 Euro.   ÜSTÜN – TÜRKĐYE KARARI   Baꢀvuranın AĐHS’nin 6. maddesine dayanan ꢀikâyetine iliꢀkin olarak Mahkeme,   hükmün iptali ile bir baꢀvuranın AĐHS’nin 34. maddesine göre 6. maddenin ihlalinden   mağdur statüsünün devam etmediğine daha önce karar vermiꢀ olduğunu hatırlatır (bkz.   özellikle Güneꢀ, yukarıda anılan ve Koç ve Tambaꢀ – Türkiye, no. 46947/99). Mahkeme,   baꢀvuranın durumunun bunlarla mukayese edilebilir olduğu kanaatindedir. Bu ꢀartlar altında   Mahkeme, Hükümetin bu baꢀlık altındaki itirazını kabul eder. Baꢀvurunun bu kısmının   AĐHS’nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle   reddedilmesi gerektiğini belirtir.   Son olarak Mahkeme, baꢀvuranın ihtilaf konusu kitabın basılı nüshalarına el   konulmasıyla ilgili olarak 1 no’lu Protokolün 1. maddesine dayalı ꢀikâyetini destekleyen   belgeler sunulmamıꢀ olduğunu dikkate alır. Bu nedenle baꢀvurunun bu kısmı da AĐHS’nin 35   §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olması itibariyle kabuledilmezdir.   II. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, bir kitap yayınlaması nedeniyle hüküm giymesi ve ceza almasının ifade   özgürlüğüne haksız bir müdahale teꢀkil etmesinden ꢀikâyetçi olmuꢀtur. AĐHS’nin ilgili kısmı   aꢀağıda verilen 10. maddesine atıfta bulunmuꢀtur:   “1. Herkes görüꢀlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu   otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek   özgürlüğünü de içerir…   2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, zorunlu   tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması,   kamu düzeninin sağlanması ve suç iꢀlenmesinin önlenmesi … için yasayla öngörülen bazı biçim   koꢀullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir.”   Hükümet, baꢀvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin 10. maddenin ikinci   paragrafına göre meꢀru olduğunu savunmuꢀtur. Bu bağlamda baꢀvuranın Devletin bölünmez   bütünlüğü aleyhine propaganda yayan bir kitap yayınlamıꢀ olduğunu savunmuꢀtur. Olayın   meydana geldiği tarih itibariyle bu eylemin 3713 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile   yasaklandığını belirtmiꢀtir. Son olarak anılan Kanunun yürürlükten kaldırılması ile baꢀvuranın   tüm suçlamalardan beraat ettiğini ifade etmiꢀlerdir.   Baꢀvuran iddialarını sürdürmüꢀtür.   Mahkeme, baꢀvuran hakkındaki esas hükmün 10 § 1 maddesi ile korunan ifade   özgürlüğü hakkına bir müdahale teꢀkil ettiğinin taraflar arasında ihtilaflı olmadığını kaydeder.   Aynı zamanda bu müdahalenin hukuki olduğu ve 10 § 2 maddesinde belirtilen toprak   bütünlüğü ve kamu düzeninin korunması gibi meꢀru bir amaca hizmet ettiği de tartıꢀma   konusu değildir. Mahkeme aynı görüꢀtedir. Somut davada tartıꢀma konusu müdahalenin   “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığıdır.   Mahkeme, 10. maddeye iliꢀkin kararlarında ortaya konulan temel prensipleri hatırlatır   (bkz. özellikle ꢁener – Türkiye, no. 26680/95, Đbrahim Aksoy, yukarıda anılan, Lingens –   Avusturya, A Serisi no. 103 ve Fressoz ve Roire – Fransa [BD], no. 29183/95). Somut dava,   bu prensipler ıꢀığında incelenecektir.   ÜSTÜN – TÜRKĐYE KARARI   Mahkeme, dava konusu müdahaleyi, kitabın içeriği ve yayınlanmıꢀ olduğu dönemin   koꢀulları dahil olmak üzere davanın tamamı ıꢀığında incelemelidir. Özellikle tartıꢀma konusu   müdahalenin “ulaꢀılması hedeflenen amaç ile orantılı” ve ulusal makamların bunu haklı   çıkarmak için gösterdiği gerekçelerin “ilgili ve yeterli” olup olmadığıdır. Mahkeme ayrıca ele   aldığı davaların zeminini, özellikle de terörle mücadele ile bağlantılı sorunları dikkate alır   (bkz. Karakaꢀ – Türkiye [BD], no. 23168/94).   Mahkeme baꢀvuranın H.Y. tarafından yazılan bir kitabı yeniden basmıꢀ olduğunu   gözlemler. Dava konusu kitap, ünlü sol görüꢀlü devrimci sinema sanatçısı Yılmaz Güney’in   biyografisi ꢀeklindedir. Dava dosyasında yer alan bilgileri dikkate alarak Mahkeme, kitabın   Güney’in yaꢀamını tarafsız değil, politize bir ꢀekilde ele aldığını ve yazarın kitap aracılığıyla   halka, Kürt halkının hakları ve yetkililerin bu hakların elde edilmesine karꢀı tutumu gibi belli   meseleler hakkındaki kendi görüꢀlerini aktarmaya çalıꢀtığını tespit etmektedir. Mahkeme,   AĐHS’nin 10 § 2 maddesinde siyasi ifade üzerindeki kısıtlamalar veya kamu yararına iliꢀkin   sorunların dar bir kapsamda yer bulduğunu hatırlatarak (bkz. Sürek – Türkiye (no. 1) [BD],   no. 26682/95) iddia makamı tarafından vurgulanan bölümlerin kitaba düꢀmanca bir ton   vermiꢀ olmasına karꢀın ꢀiddeti, silahlı direniꢀ veya ayaklanmayı teꢀvik etmediği ve nefret   ifadesi oluꢀturmadığını tespit etmiꢀtir. Mahkeme, bu hususun uygulanan tedbirin gerekliliğini   değerlendirmede dikkate alınması gereken temel unsur olduğu kanaatindedir (Sürek – Türkiye   (no. 1), yukarıda anılan ve Gerger – Türkiye [BD], no. 24919/94 ile karꢀılaꢀtırınız).   Bunlarla birlikte Mahkeme kitabın ilk baskısının herhangi bir kovuꢀturmaya tabi   olmadan satılmıꢀ olduğunu gözlemler. Hükümet adli makamlarca kitabın ikinci baskısının,   yılında yayınlanan ilk baskısından nasıl daha fazla kaygı uyandırdığını   açıklayamamıꢀtır.   Mahkeme ayrıca her ne kadar beraat etmiꢀ ve hakkındaki ceza iptal edilmiꢀ olsa da   baꢀvuranın bir yıldan fazla bir süre hükümlü kalmıꢀ ve cezaevine girmemesi için verilen para   cezasını ödemek zorunda kalmıꢀ olduğunu belirtir.   Mahkeme, baꢀvuran hakkında hüküm veren ve onu cezaya çarptıran Devlet Güvenlik   Mahkemesi tarafından ortaya koyulan gerekçelerin, yerinde olmasına rağmen baꢀvuranın   ifade özgürlüğüne müdahaleyi yeterince haklı çıkardığı kanaatinde değildir.   Yukarıdaki değerlendirmeleri dikkate alarak Mahkeme baꢀvuran hakkında verilen ilk   hüküm ve cezanın ulaꢀılması hedeflenen amaçlar bağlamında orantılı ve dolayısıyla   “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığına karar verir. Buna göre AĐHS’nin 10. maddesi   ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   ÜSTÜN – TÜRKĐYE KARARI   A. Tazminat ve mahkeme masrafları   Baꢀvuran, maddi ve manevi tazminat olarak toplamda 214,764,400,000 Türk Lirası   (yaklaꢀık 116,880 Euro) talep etmiꢀtir. Kitabın satılamamasından doğan kayıplar, ödediği para   cezası, avukatlık ücreti ve AĐHM ve ulusal mahkemelerde yapılan harcamalar miktara   dahildir.   Hükümet, baꢀvuranın Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 60. maddesine uymadığını öne   sürmüꢀtür.   1. Maddi tazminat   Mahkeme, spekülatif olduğu gerekçesiyle baꢀvuranın kâr kaybına iliꢀkin talebini   reddeder. Ayrıca Hükümetin baꢀvuranın ödemiꢀ olduğu para cezasını baꢀvuranın ödediği   tarihten itibaren geçerli olmak üzere iç hukukta mevcut yasal faizi ile birlikte geri ödemesinin   baꢀvuranın maddi tazminat talebini karꢀılayacağını tespit eder.   2. Manevi tazminat   Mahkeme baꢀvuranın dava koꢀullarında belli bir miktar sıkıntı yaꢀamıꢀ olabileceği   kanaatindedir. Eꢀitlikçi bir değerlendirme neticesinde 2,000 Euro manevi tazminat verilmesini   uygun bulur.   3. Mahkeme masrafları   Mahkeme, baꢀvuranın ulusal mahkemelerde yaptığı masrafların geri ödenmesi talebini,   bunların gerekli ve makul olduğuna dair herhangi bir makbuz veya fatura iletmemiꢀ olması   nedeniyle reddeder. Ancak mevcut bilgilere dayanarak AĐHM önündeki masraflara karꢀılık   olarak baꢀvurana 1,000 Euro ödenmesini uygun bulur.   B. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir.   YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvuranın ifade özgürlüğüne müdahaleye iliꢀkin ꢀikâyetinin kabuledilebilir, baꢀvurunun   kalan kısmının ise kabuledilmez olduğuna;   2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a) Sorumlu Devlet’in baꢀvurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği   tarihten itibaren üç ay içinde, baꢀvuran tarafından ödenen para cezasını, ödemiꢀ olduğu   tarihten itibaren geçerli olmak üzere iç hukukta mevcut yasal faizini ve aꢀağıdaki   miktarları ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilerek:   ÜSTÜN – TÜRKĐYE KARARI   (i) 2,000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat,   (ii) mahkeme masrafları için 1,000 Euro (bin Euro);   (iii) bu miktarlar üzerine uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;   (b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek   suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   4. Baꢀvuranların adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đngilizce hazırlanmıꢀ, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 10 Mayıs   tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   S. DOLLÉ   Kâtip   A.B. BAKA   Baꢀkan   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło