38012/03

WyrokETPCz2009-03-24ECLI:CE:ECHR:2009:0324JUD003801203

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak doręczenia skarżącemu opinii Prokuratora Generalnego Rady Stanu w postępowaniu administracyjnym naruszył prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji, w szczególności zasadę kontradyktoryjności i równości broni?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje wcześniejsze orzecznictwo, zgodnie z którym brak możliwości ustosunkowania się przez skarżącego do opinii Prokuratora Generalnego Rady Stanu narusza zasadę kontradyktoryjności i równości broni, stanowiąc tym samym naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. W niniejszej sprawie Rząd nie przedstawił żadnych argumentów, które uzasadniałyby odmienne rozstrzygnięcie. Trybunał uznał, że opinia Prokuratora Generalnego, nawet jeśli nie jest wiążąca, może mieć wpływ na decyzję sądu, a zatem strona powinna mieć możliwość ustosunkowania się do niej.
Stan faktyczny
Skarżący, wykładowca uniwersytecki, został poinformowany o nieprzedłużeniu jego umowy o pracę. Złożył dwie skargi do sądów administracyjnych, kwestionując te decyzje. Obie skargi zostały ostatecznie oddalone przez Radę Stanu. W żadnym z tych postępowań skarżącemu nie doręczono opinii Prokuratora Generalnego Rady Stanu ani sędziego sprawozdawcy, co uniemożliwiło mu ustosunkowanie się do nich.
Rozstrzygnięcie
Skarga dotycząca braku doręczenia opinii Prokuratora Generalnego Rady Stanu została uznana za dopuszczalną. Pozostałe skargi zostały uznane za niedopuszczalne. Stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Odrzucono pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

ĐKĐNCĐ D A ĐRE   HASIRCI v. TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no: 38012/03)   KARAR   STRAZBURG   Mart 2009   Kararın kesinleꢀtiği tarih   06/07/2009   ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Hasırcı v. Türkiye davasında,   Baꢁkan   Françoise Tulkens,   Yargıçlar   Ireneu Cabral Barreto,   Vladimiro Zagrebelsky,   Danute Jociene,   Andras Sajo,   Nona Tsotsoria,   Iꢀıl Karakaꢀ,   ve Daire Yazı Đꢀleri Müdürü Sally Dollé’nin katılımıyla oluꢀturulan Avrupa Đnsan   Hakları Mahkemesi (Đkinci Dairesi), 3 Mart 2009 tarihinde yapılan müzakereler   sonrasında aꢀağıdaki kararı vermiꢀtir:   USUL   1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (38012/03) no’lu dava, T.C.   vatandaꢀı Đshak Hasırcı’nın (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM   - Mahkleme”) 15 Ekim 2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin   Korunması’na iliꢀkin Sözleꢀme’nin (“AĐHS - Sözleꢀme”) 34. maddesi uyarınca   yapılmıꢀ olan baꢀvurudan ibarettir.   2. Baꢀvuran, Ankara’da görev yapan avukatlar H. Güleç ve M. Bayat tarafından   temsil edilmektedir. Türk Hükümeti ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.   3. AĐHM, 4 Mart 2008 tarihinde, baꢀvuruyu Hükümet’e bildirmeye karar vermiꢀtir.   Ayrıca Sözleꢀme’nin 29. maddesinin 3. paragrafı uyarınca, Daire’nin baꢀvurunun kabul   edilebilirliği ve esası hakkında birlikte karar vereceği bildirilmiꢀtir.   OLAY VE OLGULAR   1. DAVANIN KOꢁULLARI   4. Baꢀvuran, olayların meydana geldiği dönemde, üniversitede öğretim elemanı   olarak görev yapmaktadır. Üniversite rektörü tarafından, baꢀvurana 27 Ekim 2000   tarihinde, sözleꢀmesinin yenilenmeyeceği tebliğ edilmiꢀtir.   5. Baꢀvuran, 8 Aralık 2000 tarihinde, yürütmenin durdurulması ve bu kararın iptali   talebiyle Eskiꢀehir Đdare Mahkemesi’ne baꢀvurmuꢀtur.   6. Mahkeme, 6 ꢁubat 2001 tarihinde, itiraz edilen idari iꢀlemin yürütmesinin   durdurulmasına karar vermiꢀtir.   7. Mahkeme, 12 Eylül 2001 tarihinde, değerlendirme raporunun uygun olmadığı   gerekçesiyle ilgilinin iptal talebini reddetmiꢀtir. Mahkeme, baꢀvuranın sözleꢀmesinin   yenilenmesinin reddine iliꢀkin tedbirin, “kamu yararı ve hizmet gerekleri” ilkelerine   uygun olduğunu dikkate almıꢀtır. Bu karar, Danıꢀtay tarafından onanmıꢀtır. Keza,   Danıꢀtay, 19 Eylül 2002 tarihli kararla temyiz talebini ve 26 Mart 2003 tarihli kararla da   karar düzeltme talebini reddetmiꢀtir.   8. Bu arada, baꢀvuran 12 Nisan 2001 tarihinde Söğüt Meslek Yüksekokulu’na   atanmıꢀtır.   9. Rektörlük, 29 Ağustos 2001 tarihinde, ilgilinin sözleꢀmesini yenilemeyi   reddetmiꢀtir.   10. Baꢀvuran, 24 Ekim 2001 tarihinde, Eskiꢀehir Đdare Mahkemesi’nde söz konusu   idari iꢀlemin iptali için dava açmıꢀtır.   11. Mahkeme, 20 Mart 2002 tarihinde, değerlendirme raporunun uygun olmadığı   gerekçesiyle davayı reddetmiꢀtir. Đlgilinin sözleꢀmesinin yenilenmesine iliꢀkin iꢀlemin   reddinin “kamu yararı ve hizmet gerekleri” ilkelerine aykırı olmadığı kanısına varmıꢀtır.   12. Danıꢀtay, 5 Mayıs 2003 tarihinde, itiraz edilen kararı, usul ve yasaya uygun   olduğu kanaatiyle onamıꢀtır.   13. Danıꢀtay, 12 Mayıs 2004 tarihinde, karar düzeltme talebini reddetmiꢀtir.   14. Yukarıda belirtilen yargılamanın hiçbir aꢀamasında, Danıꢀtay baꢀsavcısının veya   tetkik hâkiminin görüꢀleri baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀtir.   II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK KURALLARI   15. Đlgili iç hukuk kuralları, 33446/02 nolu, 27 Kasım 2007 tarihli Meral v. Türkiye   davasında belirtilmektedir.   HUKUKĐ DEĞERLENDĐRME   16. Baꢀvuran, AĐHS 6. maddesinin 1. paragrafına dayanarak, yargılamanın hiçbir   aꢀamasında, Danıꢀtay baꢀsavcısının görüꢀlerinin kendisine tebliğ edilmemesinden   ꢀikâyet etmektedir. Çekiꢀmeli yargılama ve silahların eꢀitliği ilkelerinin ihlal edildiğini   ileri sürmektedir. Hükümet, bu iddiayı kabul etmemektedir.   17. Mahkeme, bu ꢀikâyette herhangi bir kabul edilemezlik unsuru bulunmadığını   tespit etmektedir. Bu nedenle, ꢀikâyetin kabul edilebilir nitelikte olduğu   belirtilmektedir.   18. AĐHM, baꢀvuran tarafından sunulan ꢀikayete benzer bir ꢀikayeti daha evvel   incelediğini ve Danıꢀtay Baꢀsavcısı’nın görüꢀlerinin niteliği ile ilgilinin bu görüꢀlere   yazılı cevap verme imkanının bulunmadığı dikkate alındığında, ilgilinin Danıꢀtay   nezdinde çekiꢀmeli yargılama hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle AĐHS 6. maddesinin   1. paragrafının ihlal edildiği kanaatine vardığını hatırlatmaktadır (bkz., mutatis   mutandis, Göç v. Türkiye [BD], no. 36590/97, § 58, AĐHM 2002-V, anılan Meral v.   Türkiye, § § 32-39 ve Araç v. Türkiye, no. 9907/02, § § 27-28, 23 Eylül 2008). AĐHM,   mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in somut olayda farklı bir sonuca ulaꢀılmasını   sağlayacak nitelikte ikna edici herhangi bir olgu, olay ya da argüman sunamadığı   kanısına varmıꢀtır.   19. Bu nedenle, AĐHS 6. maddesinin 1. paragrafı ihlal edilmiꢀtir.   20. Baꢀvuran, aynı madde bağlamında, Danıꢀtay tetkik hâkiminin görüꢀünün tebliğ   edilmemesi, ulusal idari mahkemeler tarafından delillerin değerlendirilmemesi ve yargı   kararlarının gerekçelendirilmemesinden de ꢀikâyet etmektedir.   21. Mahkeme, baꢀvuran tarafından öne sürülen bu ꢀikâyetleri incelemiꢀtir. Mahkeme,   mevcut delilleri göz önünde bulundurarak, Sözleꢀme ile güvence altına alınan hak ve   özgürlüklerin ihlal edilmediği kanaatine varmıꢀtır; bu ꢀikâyetlerin, açıkça dayanaktan   yoksun olduğunu tespit ederek, Sözleꢀme’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları   uyarınca reddedilmesi gerektiği belirtilmiꢀtir.   22. Bu aꢀamada, Sözleꢀme’nin 41. maddesinin uygulanması gerekmektedir.   Baꢀvuran, maddi tazminat olarak 50 000 Amerikan doları (USD) ve manevi tazminat   olarak da 100 000 USD talep etmektedir.   Baꢀvuran, AĐHM nezdinde yürütülen söz konusu dava hakkında yaptığı masraf ve   harcamalar için 750 Euro ve avukatlık ücreti için 1 500 Euro talep etmektedir. Ancak,   baꢀvuran bu talebini destekleyecek nitelikte herhangi bir belge sunmamaktadır.   23. AĐHM, baꢀvuran tarafından ileri sürülen maddi zarar ile adil yargılanma hakkının   ihlal edilmesi arasında herhangi bir nedensellik bağının bulunmadığı kanaatindedir.   Đlgilinin ileri sürdüğü manevi zararın, yukarıda yer alan 18. ve 19. paragraflarda sunulan   görüꢀler ile yeterli oranda tazmin edildiği belirtilmektedir.   AĐHM, avukatlık ücretleri ile masraf ve harcamalar hakkında, bu miktarların gerçek,   zorunlu ve makul oranda olması halinde baꢀvurana geri ödenebileceğini   hatırlatmaktadır. Somut olayda, baꢀvuran tarafından yapıldığı iddia edilen masrafların   hiçbir belgeyle ispat edilmediğini tespit etmektedir. Dolayısıyla, Mahkeme, bu   bağlamda baꢀvurana herhangi bir meblağ ödenmesine gerek olmadığına karar vermiꢀtir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE,   1. Danıꢀtay Baꢀsavcısı’nın görüꢀlerinin baꢀvurana tebliğ edilmemesine iliꢀkin   ꢀikâyetin kabul edilebilir olduğuna ve diğer ꢀikâyetlerin kabul edilemez olduğuna,   2. Sözleꢀme’nin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğine;   3. Mevcut kararın, baꢀvuran tarafından maruz kalınan manevi zarar için yeterli ve   adil bir tazmini teꢀkil ettiğine,   4. Diğer adil tazmin taleplerinin reddine karar vermiꢁtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 24 Mart 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   Sally Dollé   Françoise Tulkens   Yazı Đꢀleri Müdürü   Baꢀkan   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło