38114/03

WyrokETPCz2009-10-06ECLI:CE:ECHR:2009:1006JUD003811403

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak dostępu do adwokata podczas zatrzymania i oparcie wyroku skazującego na zeznaniach policyjnych złożonych bez pomocy prawnej naruszyło prawo do rzetelnego procesu sądowego, w szczególności prawo do obrony, zgodnie z art. 6 ust. 1 i 6 ust. 3 lit. c Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że ograniczenie dostępu do adwokata było systematyczne i dotyczyło wszystkich zatrzymanych pod zarzutem przestępstw w jurysdykcji Sądów Bezpieczeństwa Państwa, zgodnie z art. 31 ustawy nr 3842. Skarżący nie mógł nawet zażądać pomocy adwokata. Trybunał przypomniał swoje ustalenia w sprawie Salduz przeciwko Turcji, gdzie stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c w podobnych okolicznościach. Trybunał nie znalazł żadnych szczególnych okoliczności, które uzasadniałyby odstąpienie od ustaleń w sprawie Salduz. W związku z tym, brak dostępu do adwokata podczas zatrzymania, gdy zeznania złożone w tych warunkach zostały wykorzystane jako podstawa skazania, naruszył prawo skarżącego do rzetelnego procesu.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Zeki Doğan, urodzony w 1978 roku, odbywa karę więzienia. Został zatrzymany 13 marca 1998 roku pod zarzutem przynależności do organizacji nielegalnej, przesłuchany przez policję 15 marca 1998 roku i zwolniony 20 marca 1998 roku z powodu braku dowodów. Ponownie zatrzymany 7 maja 1998 roku pod zarzutem zranienia osoby i wymuszenia pieniędzy na rzecz organizacji nielegalnej. Przesłuchany 12 maja 1998 roku bez pomocy adwokata. 14 maja 1998 roku odmówił zeznań złożonych na policji, twierdząc, że zostały wymuszone. Tego samego dnia został aresztowany.
Rozstrzygnięcie
1. Stwierdza, że pozostała część skargi jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji z powodu niezapewnienia skarżącemu pomocy adwokata podczas zatrzymania. 3. Zasądza na rzecz skarżącego 1000 Euro tytułem kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, powiększone o odsetki ustawowe. 4. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   A V R U P A   OF E U R O P E   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   MEHMET ZEKĐ DOĞAN – TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 38114/03)   KARAR   STRAZBURG   Ekim 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 38114/03 no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı   Mehmet Zeki Doğan’ın (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 13 Kasım 2003   tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleꢀme’nin (“AĐHS”)   34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (“AĐHM”) önünde, Đstanbul Barosu   avukatlarından M. Ali Kırdök ve Mihriban Kırdök tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   Baꢀvuran, 1978 doğumludur ve halen Edirne Cezaevi’nde hapis cezasını çekmektedir.   Baꢀvuran, 13 Mart 1998 tarihinde yasadıꢀı bir örgüte üye olduğu ꢀüphesiyle gözaltına   alınmıꢀtır. 15 Mart 1998 tarihinde polis tarafından ifadesi alınmıꢀ ve 20 Mart 1998 tarihinde   delil yetersizliğinden serbest bırakılmıꢀtır.   Baꢀvuran, 7 Mayıs 1998 tarihinde adam yaralama ve zor kullanarak yasadıꢀı bir örgüt   adına zorla para toplama ꢀüphesiyle yeniden yakalanmıꢀtır. 12 Mayıs 1998 tarihinde baꢀvuran   avukat yardımından yararlanmadan sorgulanmıꢀtır. Baꢀvuran, 14 Mayıs 1998 tarihinde sağlık   muayenesinden geçmiꢀtir. Baꢀvuran, aynı gün önce Cumhuriyet Savcısı daha sonra sorgu   hakimi karꢀısına çıkartılmıꢀtır. Baꢀvuran, söz konusu ꢀahıslar huzurunda verdiği ifadesinde,   zorla imzalattırıldığını iddia ederek polise vermiꢀ olduğu ifadesini reddetmiꢀtir. Sorgulama   sonunda, sorgu hakimi baꢀvuranın tutuklanmasına karar vermiꢀtir. 25 Mayıs 1998 tarihinde,   Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, eski Türk Ceza Kanunu’nun 146.   maddesi uyarınca baꢀvuranı anayasal düzeni bozmaya teꢀebbüsle suçlayan bir iddianame   hazırlamıꢀtır. 13 Aralık 2001 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranı eski   Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 maddesi çerçevesinde yasadıꢀı bir örgüte üye olmak suçundan   yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına mahkum etmiꢀtir. Đlk derece mahkemesi, mahkumiyet   kararını, diğer hususlar meyanında, baꢀvuranın polise verdiği ifadelere dayandırmıꢀtır.   Temmuz 2002 tarihinde Yargıtay, baꢀvuranın eski TCK’nın 146. maddesi uyarınca   cezalandırılması gerektiğini ifade ederek Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını   bozmuꢀtur. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, davayı yeniden inceledikten sonra, 12   Kasım 2002 tarihinde, baꢀvuranı eski TCK'nın 146. maddesi çerçevesinde ömür boyu hapis   cezasına çarptırmıꢀtır. Yargıtay, 5 Mayıs 2003 tarihinde baꢀvuranın temyiz talebini   reddetmiꢀtir. Yargıtay’ın kararı, 2 Haziran 2003 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik   Mahkemesi Sekretaryası tarafından kaydedilmiꢀtir.   HUKUK   Baꢀvuran, gözaltındayken avukat yardımından yararlanamadığı ve baskı altında   alındığını iddia ettiği polis ifadesine dayanılarak mahkum edildiği konusunda ꢀikayetçi olmuꢀ   ve bu ꢀikayetlerini AĐHS’nin 6/1 ve 6/3(c) maddelerine dayandırmıꢀtır.   Hükümet, baꢀvuranın yerel mahkemeler önündeki yargılamanın hiçbir aꢀamasında   gözaltındayken avukat yardımı alma hakkından mahrum edildiği konusunda ꢀikayetçi   olmaması nedeniyle, AĐHS’nin 35/1 maddesi gereğince iç hukuk yollarının tüketilmediğini   iddia etmiꢀtir. Hükümet, baꢀvuranın gözaltı sürecinin 14 Mayıs 1998 tarihinde sona ermesi   nedeniyle baꢀvurunun altı aylık sürenin dıꢀında yapıldığını ve 23 Temmuz 1998 tarihinde   yapılan ilk duruꢀma itibariyle baꢀvuranın avukat tarafından temsil edildiğini ifade etmiꢀtir.   AĐHM, 3842 No.lu Kanun’un 31. maddesi uyarınca, baꢀvuranın avukata eriꢀim   hakkına getirilen kısıtlamanın sistematik olduğunu ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yetki   alanına giren suçlar nedeniyle gözaltında tutulan herkese uygulandığını kaydeder. Sonuç   olarak, söz konusu kısıtlama genel bir kural olarak uygulanmıꢀ ve baꢀvuran gözaltındayken   avukat yardımından yararlanma talebinde bulunamamıꢀtır. Buna göre, AĐHM, Hükümet’in iç   hukuk yollarının tüketilmesine iliꢀkin ön itirazını reddeder. Hükümet’in baꢀvuranın altı ay   kuralına uymadığı yönündeki iddiasıyla ilgili olarak, AĐHM, yargılamanın adilliği   değerlendirilirken yargılamanın bir bütün olarak göz önünde bulundurulması gerektiğini   hatırlatır (John Murray / Birleꢀik Krallık). Söz konusu davada, baꢀvuran, Yargıtay’ın verdiği   nihai karar tarihinden itibaren altı ay içerisinde AĐHM’ye baꢀvuruda bulunmuꢀtur.   Dolayısıyla, baꢀvuran AĐHS’nin 35/1 maddesinin gerektirdiği ꢀekilde altı ay içerisinde   AĐHM’ye baꢀvurmuꢀtur. Sonuç olarak, AĐHM, Hükümet’in ikinci itirazını da reddeder.   AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca baꢀvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   AĐHM, esasa iliꢀkin olarak, baꢀvuranın itiraz etmediği 14 Mayıs 1998 tarihli sağlık   raporunda, baꢀvuranın vücudunda herhangi bir kötü muamele izine rastlanmadığının   kaydedildiğini gözlemlemektedir. Baꢀvuranın polis ifadesini baskı altında imzaladığı   sonucuna götürecek baꢀka herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bununla birlikte, baꢀvuranın   bu süre boyunca avukat yardımı almadığı da tartıꢀmasız bir gerçektir. Bu nedenle, AĐHM,   incelemesini yalnızca bu konuyla sınırlandırmanın uygun olacağı kanaatindedir.   AĐHM, aynı ꢀikayeti Salduz / Türkiye (36391/02) davasında incelediğini ve AĐHS’nin   6/1 maddesi ile birlikte 6/3(c) maddesinin ihlalini tespit ettiğini hatırlatır. AĐHM söz konusu   davayı incelemiꢀ ve bu davada Salduz kararında yapmıꢀ olduğu tespitlerden ayrılmasını   gerektirecek herhangi bir özel koꢀul bulunmadığı sonucuna varmıꢀtır. Dolayısıyla, söz konusu   davada AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte 6/3(c) maddesi ihlal edilmiꢀtir.   AĐHS’nin 41. maddesi çerçevesindeki adil tatminle ilgili olarak, baꢀvuran herhangi bir   maddi veya manevi tazminat talebinde bulunmamıꢀtır. Baꢀvuran, yalnızca yeniden yargılanma   talebinde bulunmuꢀtur. Baꢀvuran, ayrıca avukatlık ücret sözleꢀmesine dayanarak, avukatlık   ücretleri için 5,000 Euro, yargılama masraf ve giderleri için 400 TL (yaklaꢀık 190 Euro) talep   etmiꢀtir.   AĐHM, en uygun telafi yolunun, baꢀvuranın talep etmesi halinde AĐHS’nin 6/1   maddesinin gereklerine uygun olarak yeniden yargılanması olacağı kanaatindedir (Salduz).   AĐHM, ilgili içtihadına ve elindeki belgelere dayanarak, yargılama masraf ve giderleri   için baꢀvurana 1,000 Euro ödenmesine karar verir.   AĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. Gözaltı sırasında baꢀvurana avukat yardımı sağlanmaması nedeniyle AĐHS’nin 6/1   maddesi ile birlikte 6/3(c) maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten   itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na   çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet   tarafından baꢀvurana yargılama masraf ve giderleri için 1,000 Euro (bin Euro)   ödenmesine;   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin   yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal   kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları gereğince 6 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło