38424/97
WyrokETPCz2005-01-11ECLI:CE:ECHR:2005:0111JUD003842497
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania cywilnego dotyczącego sporu kontraktowego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie cywilne, które trwało osiem lat i sześć miesięcy, przekroczyło rozsądny termin wymagany przez art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdzono, że sprawa nie była szczególnie skomplikowana, a skarżącej spółce nie można przypisać żadnych opóźnień. Główne przyczyny przewlekłości leżały po stronie władz krajowych, w szczególności w niedotrzymywaniu terminów przez biegłych sądowych powoływanych przez sąd. W związku z tym Trybunał uznał, że łączny czas trwania postępowania nie spełniał wymogów „rozsądnego terminu”.Stan faktyczny
Skarżąca spółka Molin İnşaat, działająca w branży budowlanej, weszła w spór z Toplu Konut İdaresi (Administracją Rozwoju Mieszkalnictwa) dotyczący wykonania umowy budowlanej. Spór dotyczył głównie wzrostu kosztów pracy i czasu trwania prac z powodu inflacji. Po zakończeniu działalności w marcu 1990 r., spółka wszczęła postępowanie arbitrażowe, które zostało unieważnione przez Sąd Najwyższy. Następnie spółka wszczęła nowe postępowanie cywilne w maju 1994 r.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna.
2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
3. Stwierdza, że nie ma potrzeby rozpatrywania skargi na podstawie art. 1 Protokołu nr 1.
4. Zasądza na rzecz skarżącej spółki 5 800 EUR (pięć tysięcy osiemset euro) tytułem szkody niemajątkowej oraz kosztów i wydatków.
5. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
Molin inşaat - TÜRKİYE DA VASİ
(Başvuru no: 3 8424/97)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG OCAK 2005
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (no:3 8424/97) başvuru no'lu
davanın nedeni Kollektif şirket olan Molin înşaat'ın (Başvuran Şirket) Avrupa
İnsan Hakları Komisyonu'na (AİHK) 30 Eylül 1997 tarihinde Avrupa İnsan
Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi'nin (AİHS) eski 25. maddesi
uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran şirket İstanbul'da avukat olan
Baysal tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
Başvuran Molin İnşaat kollektif şirket olup merkezi İstanbul'dadır. Şirket inşaat
alanında faaliyetlerini yürütmektedir.
Başvuran şirket ile Toplu Konut İdaresi arasındaki ihtilaflar Halkalı'daki
(İstanbul) sosyal lojmanların inşaatı için yaptıkları inşaat sözleşmesinin infazı
çerçevesinde meydana gelmiştir. Bu ihtilaflar özellikle Türkiye'deki mevcut
enflasyona göre çalışma ücretlerinin ve çalışma süresinin artması
hususundadır. Başvuran şirket, 1990 yılı Mart ayında faaliyetlerini
durdurmuştur.
Başvuran şirket, l Ekim 1991 tarihli tahkimnameyle davanın tasfiye edilmesi
amacıyla tahkim yoluna başvurmuşlardır. Hakem Mahkemesi 19 Şubat 1993
tarihinde kararım vermiştir. Yargıtay 17 Mart 1994 tarihinde, l Ekim 1994 tarihli
tahkimnamenin yoklukla malûl olduğu gerekçesiyle verilen kararı bozmuştur.
Başvuran şirket, 6 Mayıs 1994 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'nde
yeniden usul işlemlerini başlatmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesi, çalışmaların
tasfiye edilmesi sırasında tarafların hak ve yükümlülüklerini açıklamak
amacıyla bilirkişi tayin edilmesi kararı almıştır.
Asliye Hukuk Mahkemesi 22 Mart 1995 tarihli kararla başvuran şirketin talep
ettiği tazminatı İdare'nin kısmen ödemesi kararı vermiştir.
Yargıtay her iki Tarafın yaptığı temyiz başvurusunun ardından, 27 Kasını 1995
tarihli kararla, 22 Mart 1995 tarihli kararı, davaya ilişkin en az beş temel
sorunun verilen sözkonusu kararın dayandığı bilirkişi raporuyla
aydınlatılmadığı gerekçesiyle bozmuştur. Bu sorular Yargıtay kararında
ayrıntılı olarak ortaya konulmuş ve dosyanın geri gönderildiği ilk derece
mahkemesinin dikkatine sunulmuştur.
Başvuran şirket 22 Nisan 1996 tarihinde, 27 Kasım 1995 tarihli kararın
düzeltilmesi talebinde bulunmuştur. Yargıtay bu talebi, 20 Mayıs 1996
tarihinde reddetmiştir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Dosya hakkında kendisine tekrar başvurulan Asliye Hukuk Mahkemesi,
Yargıtay'ın kararı bozma gerekçelerini gözönünde bulundurarak yeniden
bilirkişi tayin edilmesi kararı almıştır. Şubat 1997 ve 8 Nisan 1997 tarihli duruşmalar bilirkişi raporunun
sunulmamasından dolayı ertelenmiştir.
Bilirkişi raporunu l Haziran 1997 tarihinde, raporunu sunmuştur. Asliye Hukuk
Mahkemesi 4 Haziran 1997 tarihinde, tarafları yorumlarını sunmaya davet
etmiştir.
Başvuran şirket 23 Haziran 1997 tarihinde, yaptığı başvurusunda bilirkişinin
değiştirilmesini istemiştir. Temmuz 1997 tarihli duruşma, 7 Ekim 1997 tarihinde savunmacı tarafın
yorumlarını beklemek üzere 14 Ekim 1997 tarihine ertelenmiştir. Ekim 1997 tarihli duruşmada başvuran, şirket ek bilirkişi istemiştir ve
savunmacı taraf buna itiraz etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi bu talebi olumlu
bulmuş, yeni bir bilirkişi tayin etmiş ve bir sonraki duruşma tarihini 14 Aralık olarak belirlemiştir. Aralık ve 18 Şubat 1998 tarihli duruşmalar, bilirkişiler raporlarını
sunmadıklarından dolayı ertelenmiştir.
Bilirkişiler 31 Mart 1998 tarihinde raporlarını vermişlerdir.
Başvuran şirket 28 Nisan 1998 tarihinde, yapılan duruşma sırasında bir önceki
raporla çelişkili olduğu gerekçesiyle ek bilirkişi raporuna itiraz etmiştir.
Mahkeme ikinci bir ek bilirkişi tayin edilmesi kararı almıştır.
Başvuran şirket 4 Haziran 1998 tarihinde, mahkemeden yeni bilirkişiler tayin
edilmesini istemiştir. Mahkeme, davanın incelenmesini 8 Temmuz 1998 tarihli
duruşmaya ertelemiştir. Duruşma hakimin değişmesinden dolayı önce 20
Ekim 1998 tarihine, daha sonra da 9 Aralık 1998 tarihine ertelenmiştir.
Bu son tarihte Asliye Hukuk Mahkemesi yeniden bilirkişi tayin etmiştir. 2 Mart tarihli duruşma bilirkişi raporları mahkemeye sunulmadığından dolayı
ertelenmiştir.
Bu arada 22 Mart 1999 ve Nisan 1999 tarihlerinde iki ayrı bilirkişi raporu
dosyaya konulmuştur.
Taraflar 28 Nisan 1999 tarihli duruşmada, sözkonusu raporları incelemek ve
yasal süre olan otuz gün içinde cevap vermek amacıyla duruşmanın l Haziran tarihine ertelenmesini talep etmişlerdir.
l Haziran 1999 tarihinde tarafların talebi üzerine Asliye Hukuk Mahkemesi ek
bilirkişi tayin edilmesi kararı almıştır. Temmuz 1999 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi, bilirkişilerin başvuran
şirketin muhasebesini kontrol etmesini istemiştir. Eylül, 10 Kasım ve 9 Aralık 1999 tarihli duruşmalar iki bilirkişinin ek
raporlarını sunmadıkları gerekçesiyle ertelemiştir.
Ek bilirkişi raporları 12 Aralık 1999 tarihinde dosyaya konulmuştur. Başvuran
şirket bunlara itiraz etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi 10 Şubat 2000 tarihinde tarafların on gün içinde
ilave belgeleri (diğerleri arasında başvuran şirketin personel ve bakım
harcamalarına ilişkin belgeler) sunması kararı almıştır.
Asliye Hukuk Mahkemesi, 22 Mart 2000 tarihinde bilirkişilerden birini
değiştirmiş ve ek bir bilirkişi istemiştir. Nisan 2000 tarihinde bilirkişiler .görevlerinden ayrılmış ve iki yeni bilirkişi
tayin edilmiştir. 13 Haziran 2000 tarihinde yeni bir bilirkişi tayin edilmiştir.
Eylül 2000 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi bilirkişilerin değiştirilmesine
karar vermiş ve davanın incelenmesini 26 Kasım 2000 tarihine ertelenmiştir.
Bilirkişiler 19 Ocak 2001 tarihinde raporlarını vermişlerdir. Bu raporda bazı
hataların bulunduğunu iddia eden Tarafların talebi üzerine Asliye Hukuk
Mahkemesi ek bilirkişi tayin edilmesi kararı almıştır.
Asliye Hukuk Mahkemesi, bilirkişilerin raporlarını sunmakta geç kalmasının
ardından 27 Eylül 2001 tarihinde sona eren zorunlu süre saptamıştır. Bu
tarihte yapılan duruşmada bilirkişiler ek raporlarını sunmuştur ancak imzaları
eksiktir. Ekim 2001 tarihli duruşmada uygun şekilde tamamlanan ek bilirkişi raporu
dava taraflarına tebliğ edilmiştir. Kasım 2001 tarihli kararla Asliye Hukuk Mahkemesi, İdare'nin, başvuran
tarafından istenilen tazminatı kısmen ödemesi kararı almıştır.
Her iki taraf da temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay 15 Nisan 2002
tarihli kararla ilk derece mahkemesinin aldığı kararı onamıştır.
Kararın düzeltilmesi amacıyla her iki tarafın yaptığı başvurular, 16 Eylül 2002
tarihinde Yargıtay tarafından reddedilmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran şirket, yargılama süresinde, AİHS'nin 6§1 maddesinin öngördüğü
gibi "makul süre" prensibine riayet edilmediğini iddia etmiştir.
Hükümet bu sava itiraz etmiştir.
Gözönünde bulundurulması gereken dönem 6 Mayıs 1994 tarihinde, yani
başvuran şirketin Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'nde usul işlemlerini
başlattığı tarihten itibaren başlamaktadır. 17 Mart 1994 tarihinden önceki
dönemde, 22 Ekim 1996 tarihinde kabul edilemez olduğu bildirilen 23173/94
no'lu başvuru yapılmıştır ve bu dönem işbu başvurunun incelenmesinde
gözönünde bulundurulamaz. Ayrıca 17 Mart 1994 tarihli Yargıtay kararından
sonra başvurulan mahkemeler, aynı Yargıtay kararıyla yetkisi kabul edilmeyen
hakem mahkemesinde yürütülen yargılamaya dayanarak karar veremez.
Gözönünde bulundurulması gerek dönem, 16 Eylül 2002 tarihinde son
bulmuştur. Dolayısıyla bu dönem sekiz yıl dört ay ve dört mahkeme önünde
sürmüştür.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
AİHM, bu şikayetin AİHS'nin 35§3 maddesi uyarınca dayanaktan yoksun
olduğunu saptamıştır. Ayrıca şikayetin hiçbir kabul edilemezlik gerekçesine
aykırı düşmediğini ortaya koymuştur. Dolayısıyla bu şikayetin kabul edilebilir
olduğunu beyan etmek uygun olur.
B. Esasa ilişkin
Hükümet, hukuk davasının konusu ve sözkonusu ihtilafın spesifik verilerinden
kaynaklanan
davanın
karmaşıklığı
gözönünde
bulundurulduğunda,
değerlendirilecek olan yargılamanın genel süresi AİHS'nin 6§1 maddesinin
gerekli kıldığı makul süre sınırlarını aşmadığını savunmuştur.
Başvuran bu sava itiraz etmiştir.
AİHM, yargılama süresinin makul niteliğinin, dava koşullarına göre ve
içtihadının yer verdiği özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili
makamların tutumuyla beraber ilgililerin davanın sonucuna ilişkin beklentileri
gibi kriterler gözönünde bulundurularak değerlendirildiğini hatırlatmıştır.
AÎHM, davanın farklı bir zorluğunun bulunmadığı ve başvuran şirkete hiçbir
gecikmenin atfedilemeyeceği kanaatindedir. Ancak, mahkemenin tayin ettiği
bilirkişilere verilen sürelere riayet edilememesinden kaynaklanan bir çok
dönem olmuştur. AİHM, dava koşullan ışığında toplam sekiz yıl altı aylık
sürenin, kendi içinde, AİHS'nin 6§1 maddesinin güvence altına aldığı "makul
süre"nin gerekliliklerine cevap verdiğinin düşünülemeyeceğine kanaat
getirmiştir.
Bu unsurlar, AlHM'nin, başvuran şirketin davasının makul süre içinde
görülmediği sonucuna varması için yeterli olmaktadır. Dolayısıyla AİHS'nin
6§1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'YE EK l NO'LU PROTOKOL'ÜN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Ayrıca başvuran şirket, ihtilaf konusu yargılamanın uzunluğunun 1 No'lu
Protokol'ün güvence altına aldığı gibi mülkiyete saygı hakkının ihlal
edildiğinden şikayetçi olmuştur.
Hükümet bu sava itiraz etmiştir.
AİHM, bu şikayetin yukarıda incelenen şikayete bağlı olduğunu ve dolayısıyla
kabul edilebilir ilan edilmesinin gerektiğini belirtmiştir.
AİHM, 6§ l maddesine ilişkin sonucu gözönünde bulundurarak bu konuda bu
hükmün ihlalinin bulunduğunda incelemeye gerek olmadığı kanaatine
varmıştır (Bkz. 19 Şubat 1991 tarihli Zanghi-İtalya kararı, seri A no:194-C,
s.47, §23).
IH. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
AİHS'nin 41. maddesi gereğince,
A. Tazminat
Başvuran uğradığı maddi ve manevi zarar başlığı altında 28.697.188 euro
(EUR) talep etmiştir.
AİHM, manevi zarar başlığı altında başvuran şirkete 4.800 EUR verilmesinin
uygun olacağı kanaatindedir (Comingersoll S.A.-Portekiz, no: 35382/97, 2000-
IV).
B. Masraf ve Harcamalar
Ayrıca başvuran şirket, ulusal merciler ve AİHM'de yapılan masraf ve
harcamalar için tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuran bunun için kesin bir
rakam vermemiştir.
AİHM'nin içtihadına göre yapılan masraf ve harcamaların oranının gerçekliği,
gerekliliği ve makul niteliği oluşmadığı takdirde bu masraf ve harcamalar
başvurana geri ödenmez. Bu konuda elinde bulunan unsurlar ve yukarıda
belirtilen kriterler gözönünde bulundurulduğunda AİHM hakkaniyete uygun
hareket ederek 1.000 EUR tutarının makul olduğuna kanaat getirmiş ve
başvurana ödenmesine karar vermiştir.
C. Temerrüt faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
basit faize dayalı olarak %3 'lük bir faiz oranı uygulanacağını belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. 1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. 2. AİHS'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. 3. 1 No'lu Protokol’ün 1. maddesine göre yapılan diğer şikayetlerin
incelenmesine gerek olmadığına;
4. a) Bu kararın, AİHS'nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren
üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilmek üzere manevi
tazminat ve mahkeme masrafları için Savunmacı Hükümet'in 5.800 EURÖ'yu
(beş bin sekiz yüz euro) başvurana ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için,
yukarıda belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankasının kredi faiz oranına yüzde
üç puan eklenmek suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;
5.Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine oy birliğiyle
karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak verilmiş ve 11 Ocak 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77.
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło