38473/02

WyrokETPCz2006-07-25ECLI:CE:ECHR:2006:0725JUD003847302

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy niewykonanie prawomocnego orzeczenia sądu krajowego oraz przewlekłość postępowania administracyjnego naruszyły prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że prawo dostępu do sądu, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji, byłoby iluzoryczne, gdyby system prawny Umawiającego się Państwa pozwalał na to, by ostateczne i wiążące orzeczenie sądowe pozostawało bezskuteczne ze szkodą dla jednej ze stron. Wykonanie orzeczenia sądu musi być zatem traktowane jako integralna część „postępowania” w rozumieniu art. 6. W niniejszej sprawie władze tureckie nie podjęły niezbędnych środków w celu wykonania prawomocnego orzeczenia przez długi czas, co pozbawiło art. 6 ust. 1 jego podstawowego celu. Ponadto, Trybunał uznał, że postępowanie, które trwało ponad sześć lat i dziewięć miesięcy, nie zostało zakończone w „rozsądnym terminie”, biorąc pod uwagę brak złożoności sprawy i brak opóźnień ze strony skarżącego.
Stan faktyczny
Skarżący, Ahmet Kılıç, turecki obywatel, został zwolniony z pracy jako strażnik w Belevi Belediyesi w 1995 roku. Zaskarżył tę decyzję do sądu administracyjnego, który początkowo oddalił jego skargę. Po odwołaniu, Rada Stanu (Danıꢀtay) uchyliła decyzję sądu niższej instancji, a sąd administracyjny nakazał przywrócenie skarżącego do pracy oraz wypłatę zaległych wynagrodzeń. Pomimo prawomocnego orzeczenia na jego korzyść z grudnia 2001 roku (doręczonego w kwietniu 2002 roku), gmina nie dokonała żadnych płatności do dnia wydania wyroku ETPCz.
Rozstrzygnięcie
Uznaje pozostałą część skargi za dopuszczalną. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w związku z niewykonaniem orzeczenia. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w związku z długością postępowania. Zasądza na rzecz skarżącego 1.500 Euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. Zasądza na rzecz skarżącego 1.000 Euro tytułem kosztów i wydatków. Odrzuca pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

A V R U P A   COUNCIL   KONSEYİ   OF E U R O P E   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   AHMET KILIÇ - TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 38473/02)   KARAR   STRAZBURG   Temmuz 2006   Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,   üzerinde ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları   Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam   olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa   Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla   alıntılanabilir.   Dava, Ahmet Kılıç (“baꢀvuran”) isimli Türk vatandaꢀının, 12 Eylül 2002 tarihinde,   Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesine   dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı baꢀvurudan (no. 38473/02)   kaynaklanmaktadır.   OLAYLAR   I.DAVA OLAYLARI   Baꢀvuran 1963 doğumludur ve Amasya’da ikamet etmektedir. 9 Haziran 1993   tarihinde, Amasya – Taꢀova’ya bağlı Belevi Belediyesi’nde bekçi olarak çalıꢀmaya   baꢀlamıꢀtır. Türk hukukuna göre, statüsü, devlet memuru idi. 8 Haziran 1995 tarihinde, son   iki yıla ait üç adli sicil kaydına dayanarak, Belediye, baꢀvuranın iꢀ sözleꢀmesini feshetmiꢀtir.   Haziran 1995’te baꢀvuran, Samsun Đdare Mahkemesi’nde Belediye aleyhine dava açmıꢀtır.   Ayrıca, iꢀsiz kaldığı dönem için, faizle birlikte, 7.630.000 TL1 olan aylık maaꢀının   ödenmesini talep etmiꢀtir. 27 Kasım 1996 tarihinde, idare mahkemesi, baꢀvuranın talebini   reddetmiꢀtir. Baꢀvuran temyize gitmiꢀ ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiꢀtir. 27   Ağustos 1997 tarihli bir ara kararla, Danıꢀtay, idare mahkemesinin 27 Kasım 1996 tarihli   kararının ve Belediye’nin baꢀvuranı iꢀten çıkarma kararının yürütülmesini durdurmuꢀtur.   Baꢀvuran, Belediye’deki iꢀine tekrar baꢀlamıꢀtır. 3 ꢁubat 2000 tarihinde, Danıꢀtay,   Belediye’nin, yeni bir belediye baꢀkanı seçildikten sonra birkaç çalıꢀanı iꢀten çıkardığını   tespit etmiꢀtir. Belediye’nin, iꢀten çıkarmaya iliꢀkin olarak yeterli sebep göstermeyen, benzer   ve basmakalıp adli sicil kayıtlarını dayanak olarak aldığı belirlenmiꢀtir. Buna göre, Danıꢀtay,   Samsun Đdare Mahkemesi’nin kararını bozmuꢀtur. 31 Mayıs 2000 tarihinde, Samsun Đdare   Mahkemesi, Danıꢀtay kararına paralel olarak Belediye’nin kararını iptal etmiꢀtir. Mahkeme,   ayrıca, baꢀvuranın iꢀinin kendisine iadesine ve görev süresi için aylık maaꢀının ve ilgili maddi   haklarının kendisine ödenmesine hükmetmiꢀtir. 13 Aralık 2001 tarihinde, Danıꢀtay, Belediye   tarafından yapılan temyiz baꢀvurusunu reddetmiꢀtir. Bu karar, baꢀvurana 3 Nisan 2002   tarihinde tebliğ edilmiꢀtir. Bugüne kadar Belediye, baꢀvurana herhangi bir ödeme   yapmamıꢀtır.   HUKUK   I.HÜKÜMET’ĐN ÖN ĐTĐRAZI   Hükümet, baꢀvurunun, AĐHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca iç hukuk yolları   tüketilmediğinden dolayı reddedilmesi gerektiğini belirtmiꢀtir. Baꢀvuranın, Đdari Yargılama   Usulü Kanunu’nun 28 § 3. maddesi uyarınca tazminat talep etme yoluna gidebileceğini ileri   sürmüꢀtür.   Hükümet, davacıların, yetkililerin mahkeme kararlarını yerine getirmediği   gerekçesiyle Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesine atıfta bulunduğu, yerel idare   mahkemelerin birkaç kararını sunmuꢀtur.   Baꢀvuran, Hükümet tarafından ortaya konulan hukuk yolunun, idari yetkililerin bir   ödeme hükmüne riayet etmediği durumlarda etkili olmadığını öne sürmüꢀtür.   Haziran 1995’te yaklaꢀık olarak 176 ABD Doları.   AĐHM, Hükümet’in sunduğu kararlardan yalnızca birisinin bu karara benzer olduğunu   zira diğer ꢀikâyetlerin yanı sıra, yetkililerin, davacıya tazminat ödenmesine karar verildiği bir   kararı uygulamamaları ile ilgili olduğunu gözlemler. Ancak, bu kararda, idare mahkemesi,   davacının talebini ratione materiae inceleme yetkisi olmadığına ve baꢀvuranın bir hukuk   mahkemesine dava açmasına karar vermiꢀtir. AĐHM, sözkonusu kararda idare mahkemesi   tarafından ortaya konulmuꢀ olan hukuk yolunun, Tunç – Türkiye kararında (no. 54040/00, §§   19-20, 24 Mayıs 2005) etkili olmadığının tespit edildiğini not eder.   Yukarıda anlatılanlar ıꢀığında, AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddeder ve   baꢀvurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olmadığını not eder. Ayrıca,   herhangi baꢀka bir gerekçeden ötürü kabuledilmez olmadığını da not eder. Dolayısıyla   kabuledilebilir ilan edilmesi gereklidir.   II.AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin iki ihlalinin olduğunu ileri sürmüꢀtür.   Sözkonusu maddeye göre:   “Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda   kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme tarafından   davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun … olarak görülmesini istemek hakkına   sahiptir.”   Baꢀvuran öncelikle, Belediye’nin, mahkemenin kendisi lehine verdiği karara uygun   hareket etmemesinden ꢀikayetçi olmuꢀtur. Ayrıca, idari yargılamanın süresinin AĐHS’nin 6 §   1. maddesinde yer alan makul süre ꢀartını karꢀılamadığını ileri sürerek ꢀikâyetçi olmuꢀtur.   A.6 § 1. maddenin uygulanabilirliği   AĐHM, Belevi Belediyesi’nde bekçi olarak çalıꢀan ve devlet memuru olan baꢀvuranın,   § 1. maddeyi dayanak olarak alabileceğinin tartıꢀma konusu olmadığını not eder. AĐHM,   sahip olduğu statüye karꢀın, baꢀvuranın, Devlet’in veya kamu mercilerinin genel çıkarlarını   korumak için düzenlenmiꢀ kamu hukuku ve görevleri ile verilmiꢀ olan yetkileri hayata   geçirmekle ilgili doğrudan veya dolaylı bir iꢀtirak ortaya koyan bir konumunun bulunmadığını   not ederek, 6 § 1. maddenin dayanak olarak alınmamasına iliꢀkin herhangi bir gerekçe tespit   etmemiꢀtir (Pellegrin – Fransa [BD], no. 28541/95, AĐHM 1999, § 66).   Dolayısıyla, bu davada 6 § 1. madde uygulanabilir niteliğe sahiptir.   B.6. maddeye riayet   1.Mahkeme kararlarının uygulanmaması   Baꢀvuran, Belediye’nin, idare mahkemesinin kendisi lehine verdiği karara riayet   etmediğini ileri sürerek ꢀikayetçi olmuꢀtur.   Hükümet, bu ꢀikayetin esasına iliꢀkin herhangi bir görüꢀ bildirmemiꢀtir.   AĐHM, bir Sözleꢀmeci Devlet’in iç hukuk sistemi nihai ve bağlayıcı bir yargı   kararının, bir tarafın aleyhine olacak ꢀekilde hükümsüz ve geçersiz olmasına müsaade ettiği   takdirde, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ile teminat altına alınmıꢀ olan mahkemeye eriꢀim hakkının,   aldatıcı olacağını yineler. Dolayısıyla, herhangi bir mahkeme tarafından verilmiꢀ bir kararın   yürütülmesi, 6. maddenin maksatları açısından “yargılamanın” tamamlayıcı bir parçası olarak   görülmelidir (bkz. diğerlerinin yanı sıra, Hornsby – Yunanistan, 19 Mart 1997 kararı, Reports   of Judgments and Decisions 1997-II, ss. 510-11 § 40 et seq.).   Bu davada, AĐHM, 31 Mayıs 2000 tarihinde, Samsun Đdare Mahkemesi, idareye, görev   süresi için baꢀvurana aylık maaꢀını ve diğer maddi haklarının ödenmesi talimatı verdiği   gözlemler. Temyiz iꢀlemlerinin ardından, karar, 13 Aralık 2001’de kesinleꢀmiꢀtir. Karar   uygulanmamıꢀtır. AĐHM, bunun AĐHS’nin 6 § 1. maddesi kapsamında Devlet’in   sorumluluğunu bağladığı kanısındadır (Scollo – Đtalya, 28 Eylül 1995 kararı, Seri A no. 315-   C, § 44; yukarıda anılan Tunç, § 26).   Baꢀvuran için sözkonusu olan riskleri göz önüne alarak, AĐHM, bu davada nihai yargı   kararlarına riayet etmeye iliꢀkin olarak bu denli uzun süre gerekli tedbirleri almamakla, Türk   yetkililerin 6 § 1. maddenin hükümlerini, en önemli maksatlarından yoksun bıraktığı kanısına   varmıꢀtır.   Dolayısıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   2.Đdari yargılamanın uzunluğu   Baꢀvuran, idari yargılamanın, AĐHS’nin 6 § 1. maddenin gerektirdiği gibi makul bir   sürede sonuçlandırılmadığını ileri sürerek ꢀikâyetçi olmuꢀtur. Belediye’deki görevine geri   dönmüꢀ olmasına rağmen, yargılamanın sonuna kadar belirsizliğin yarattığı sıkıntı içinde   yaꢀadığını belirtmiꢀtir.   Hükümet, yargılamanın altı kademede yedi yıldan daha az sürdüğünü belirtmiꢀtir.   Yargılamanın uzunluğuna rağmen, yargılamanın etkinliğinin tehlikeye atılmadığını zira   baꢀvuranın Danıꢀtay’ın 27 Ağustos 1997 tarihli kararının ardından iꢀine geri döndüğünü öne   sürmüꢀtür.   AĐHM, yargılamanın uzunluğunun, dava ꢀartları ıꢀığında ve özellikle davanın   karmaꢀıklığı ve baꢀvuran ile ilgili makamların tutumu olmak üzere, AĐHM içtihadında ortaya   konulmuꢀ olan ölçütler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini tekrarlar. Davada   baꢀvuranın karꢀı karꢀıya olduğu riskler de dikkate alınmalıdır (bkz. diğerlerinin yanı sıra   Richard – Fransa, 22 Nisan 1998 kararı, Reports 1998-II, § 57).   Bu davada, AĐHM, ele alınacak sürenin, baꢀvuranın Samsun Đdare Mahkemesi’nde   dava açtığı 12 Haziran 1995 tarihinde baꢀladığını not eder. Bu süre, Danıꢀtay’ın, Belediye’nin   temyiz talebini reddettiği kararının baꢀvurana tebliğ edildiği 3 Nisan 2002 tarihinde sona   ermiꢀtir. Yargılama, birisinin davayla iki defa ilgilendiği, üç yargı kademesinde altı yıl dokuz   aydan fazla sürmüꢀtür.   AĐHM, davanın karmaꢀık olmadığını, zira baꢀvuranın Belevi Belediyesi’ndeki iꢀinden   çıkarılması ile ilgili olduğunu gözlemler. Ayrıca, baꢀvurana atfedilebilecek hiçbir gecikme   bulunmadığını gözlemler. Ancak, iꢀi ile ilgili olması ve Belediye’nin hala kendisine   ödenmesine karar verilmiꢀ olan meblağı ödememiꢀ olmasından dolayı, yargılama, baꢀvuran   için hayati öneme sahip idi.   Yetkililerin tutumuna gelince, AĐHM, yerel mahkemelerin, altı yıl altı ay boyunca -   biri geçici tedbir olan – beꢀ karar aldığını not eder. Ancak, davanın Danıꢀtay’da görülmesi   esnasında - üç yıl iki ay gibi – uzun bir sürenin geçmiꢀ olduğunu göz ardı edemez.   Buna göre, AĐHM, yargılamanın “makul süre” içinde sonuçlandırılmadığını tespit   etmiꢀtir. Sonuç itibarıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili   Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme,   gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A.Tazminat   Baꢀvuran, Samsun Đdare Mahkemesi’nin kararları ıꢀığında, görev yapmadığı süre için   aylık maaꢀ ve ilgili maddi haklarının kaybına iliꢀkin olarak 9.400 Euro maddi tazminat talep   etmiꢀtir. Ayrıca, 3.000 Euro manevi tazminat talep etmiꢀtir.   Hükümet, 1995 ve 1997 yılları arasında Belediye’de çalıꢀan bir bekçinin ortalama   maaꢀına iliꢀkin hayali hesaplamalara dayalı olduğunu ileri sürerek bu meblağlara karꢀı   çıkmıꢀtır. AĐHM’nin bu davada bir ihlal tespit etmesi halinde, bunun baꢀlı baꢀına baꢀvuranın   maruz kaldığı iddia edilen her türlü manevi zarar için yeterli tazmin teꢀkil edeceğini ifade   etmiꢀtir.   AĐHM, kararla ödenmesine hükmedilmiꢀ, ancak ödenmemiꢀ olan meblağın Hükümet   tarafından ödenmesinin baꢀvuranın maddi tazminat talebini karꢀılayacağı kanısındadır.   Manevi tazminata iliꢀkin olarak, AĐHM, baꢀvuranın zararının, yalnızca bir ihlal tespitiyle   yeterince telafi edilemeyeceği kanısındadır. Dava ꢀartlarını ve içtihadını dikkate alarak,   AĐHM baꢀvurana bu baꢀlık altında 1.500 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   B.Mahkeme masrafları   Baꢀvuran, yerel makamlarla ve AĐHM’de yapılan masraflar için 2.000 Euro talep   etmiꢀtir.   Hükümet, baꢀvuranın talebinin tamamen temelden yoksun olduğunu ileri sürmüꢀtür.   Elindeki belgeler temelinde ve eꢀitlik temelinde yaptığı değerlendirme sonucunda,   AĐHM baꢀvurana 1.000 Euro mahkeme masrafı ödenmesine karar vermiꢀtir.   c.Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir.   YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1.Baꢀvurunun kalan kısmın kabulüne;   2.Kararın uygulanmaması bağlamında, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3.Yargılamanın uzunluğu bağlamında AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   4.(a)Sorumlu Devlet’in baꢀvurana kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, kendisine   iç hukuk kararı uyarınca ödenecek olan meblağın ve aꢀağıdaki meblağların, ödeme tarihinde   geçerli olan kur üzerinden Türk Lirası’na çevrilerek ödenmesine:   (i)1.500 Euro (bin beꢀ yüz Euro) manevi tazminat;   (ii)1.000 Euro (bin Euro) mahkeme masrafı;   (iv)ve uygulanabilecek her türlü vergi;   (b)yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa   Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle   elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   5. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đngilizce hazırlanmıꢀ, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 25   Temmuz 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   S. DOLLE   J.-P COSTA   Yazı Đꢀleri Müdürü   Baꢀkan   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło