3869/04
WyrokETPCz2009-10-27ECLI:CE:ECHR:2009:1027JUD000386904
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie prawa własności nieruchomości bez odszkodowania, w oparciu o przepisy prawa krajowego stosowane wstecznie, stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia chronionego art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że pozbawienie skarżącego prawa własności nieruchomości, bez możliwości uzyskania odszkodowania, stanowiło naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. Sąd krajowy, stosując wstecznie art. 38 ustawy nr 2942, pozbawił skarżącego możliwości dochodzenia roszczeń odszkodowawczych za wywłaszczenie. Trybunał podkreślił, że w podobnych sprawach, gdzie nieruchomości nabyte w dobrej wierze zostały przekazane państwu bez odszkodowania na podstawie tego samego artykułu, stwierdzał już naruszenia Konwencji. Brak odszkodowania w takich okolicznościach narusza wymóg zachowania „sprawiedliwej równowagi” między interesem publicznym a ochroną praw jednostki.Stan faktyczny
Skarżący, Şükrü Efendioğlu, nabył działkę w 1989 roku. W 1993 roku dowiedział się, że pod częścią jego nieruchomości (działka nr 13324) przebiega linia wodociągowa. W 2000 roku, Istanbul Water and Sewerage Administration (ISKI) wniosła o unieważnienie aktu własności skarżącego i zarejestrowanie nieruchomości na swoje nazwisko, twierdząc, że działka była de facto zajęta od 1970 roku. Sąd krajowy przychylił się do wniosku ISKI, powołując się na art. 38 ustawy nr 2942, co skutkowało pozbawieniem skarżącego własności bez odszkodowania. Skarżący zmarł w 2009 roku, a jego spadkobiercy kontynuowali postępowanie.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Uznał skargę za dopuszczalną.
2. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1.
3. Uznano, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 6 Konwencji.
4. Zasądził od Rządu pozwanego na rzecz spadkobierców skarżącego kwotę 350 000 EUR tytułem szkody majątkowej oraz 560 EUR tytułem kosztów i wydatków.
5. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
EFENDĐOĞLU – TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 3869/04)
KARAR
STRAZBURG Ekim 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
_____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 3869/04 no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı
ꢁükrü Efendioğlu’nun (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 7 Ekim 2003
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleꢀme’nin (“AĐHS”)
34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (“AĐHM”) önünde, Đstanbul Barosu
avukatlarından I. Kahraman tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR
DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran 1930 yılında doğmuꢀ, Erzurum’da ikamet etmiꢀ ve 11 Haziran 2009
tarihinde vefat etmiꢀtir.
Baꢀvuran, 6 Nisan 1989 tarihinde Đstanbul’da bulunan 5784 parsel sayılı arsayı satın
almıꢀtır. Arsa daha sonra beꢀe bölünmüꢀtür (parsel no. 13320, 13321, 13322, 13323 ve
13324). yılında Ümraniye Belediyesi'nin tapu kaydına ꢀerh koydurması üzerine,
baꢀvuran, 13324 parsel numaralı taꢀınmazın altından su isale hattı geçtiğini öğrenmiꢀtir.
A. Baꢀvurana ait 13324 parsel numaralı tapu kaydının iptaline iliꢀkin kovuꢀturma Nisan 2000 tarihinde, Đstanbul Su ve Kanalizasyon Đdaresi (ĐSKĐ), baꢀvurana ait
taꢀınmazın tapu kaydının iptali ve kendi adına tescili için Üsküdar Asliye Hukuk
Mahkemesi’ne dava açmıꢀtır. Đstanbul Su ve Kanalizasyon Đdaresi, taꢀınmazın altına su isale
hattı döꢀenmesi nedeniyle söz konusu taꢀınmaza 1970 yılından beri fiilen el konulduğunu,
dolayısıyla 2942 No.lu Kanun’un 38. maddesi uyarınca taꢀınmazın kendi adına tescil edilmesi
gerektiğini belirtmiꢀtir.
Yargılama sırasında, bir bilirkiꢀi heyeti delilleri incelemiꢀ ve mahkemeyle birlikte olay
yeri incelemesi gerçekleꢀtirmiꢀtir. 17 Temmuz 2001 tarihinde, bilirkiꢀi heyeti tarafından
sunulan raporda, diğer hususlar meyanında, söz konusu arsa değerinin 305,972,500,000 TL1
olduğu belirtilmiꢀtir. Rapor ekinde ise 13324 parsel numaralı taꢀınmazın fiilen yol olarak
kullanıldığı kaydedilmiꢀtir. Aralık 2001 tarihinde, Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesi, davayı Ümraniye Asliye
Hukuk Mahkemesi’ne göndermiꢀtir. Haziran 2002 tarihinde, Ümraniye Asliye Hukuk Mahkemesi, su isale hattının
inꢀasına iliꢀkin resmi belgeler baꢀta olmak üzere delilleri göz önünde bulundurarak, ĐSKĐ’nin
taꢀınmazın kendi adına tescili için yapmıꢀ olduğu talebi kabul etmiꢀtir. Mahkeme, 2942 No.lu
Kanun’un 38. maddesince öngörülen yasal sürenin dolması nedeniyle baꢀvuranın taꢀınmaz
üzerindeki mülkiyet hakkının sona erdiğine karar vermiꢀtir. Sözkonusu zamanda yaklaꢀık 265,163 Euro.
Baꢀvuran temyize gitmiꢀtir. Arsanın önceki sahibiyle ilgili bir davaya atıfta bulunan
baꢀvuran, diğer hususlar meyanında, söz konusu su isale hattının 13324 parsel numaralı
arsanın değil bir baꢀka arsanın altından geçtiğini ve 1993 yılında tapu kaydına ꢀerh konması
nedeniyle 2942 No.lu Kanun’un 38. maddesinde öngörülen yasal sürenin dolmadığını
belirtmiꢀtir.
Yargıtay, 10 Aralık 2002 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.
Baꢀvuranın karar düzeltme talebi 17 Mart 2003 tarihinde reddedilmiꢀtir. Söz konusu karar 8
Nisan 2003 tarihinde baꢀvurana tebliğ edilmiꢀtir.
B. Sonraki geliꢀmeler Nisan 2003 tarihinde, Anayasa Mahkemesi 2942 No.lu Kanun’un 38. maddesini
iptal etmiꢀtir.
Belirtilmeyen bir tarihte, baꢀvuran, diğer hususlar meyanında, kendi araꢀtırmalarına
göre su isale hattının 13324 parsel numaralı arsanın altından geçmediği ve önceki mahkeme
kararının hatalı resmi belgelere ve devlet memurlarının yalan beyanlarına dayandığı
gerekçesiyle Ümraniye Asliye Hukuk Mahkemesi’nden yargılamanın yeniden yapılmasını
talep etmiꢀtir. Aralık 2003 tarihinde, Ümraniye Asliye Hukuk Mahkemesi, baꢀvuranın önceki
yargılamada benzer taleplerde bulunduğu, bu tür davalarda resmi belgeler mevcutken söz
konusu arazinin kazılarak incelenmesine gerek olmadığı ve 2942 No.lu Kanun’un 38.
maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından sonradan iptal edilmesine rağmen bunun yeniden
yargılama yapılmasını gerektirmediği gerekçeleriyle baꢀvuranın talebini reddetmiꢀtir.
Baꢀvuranın temyiz talebi ve sonradan yaptığı karar düzeltme talebi, sırasıyla 17 Mayıs ve 28 Eylül 2004 tarihlerinde Yargıtay tarafından reddedilmiꢀtir. yılında, Ümraniye Sulh Hukuk Mahkemesi, baꢀvuranın talebi üzerine yerinde
inceleme yapmıꢀtır. Görevlendirilen bilirkiꢀiler söz konusu su isale hattının baꢀvurana ait
taꢀınmazın değil onun yanındaki taꢀınmazın altından geçtiği sonucuna varmıꢀlardır. yılında, Ümraniye Sulh Hukuk Mahkemesi, ĐSKĐ’nin talebi üzerine, arsa
üzerinde bir baꢀka inceleme gerçekleꢀtirmiꢀtir. Görevlendirilen bilirkiꢀiler, su isale hattının
13324 parsel numaralı taꢀınmazın değil onun yanındaki taꢀınmazın altından geçtiği sonucuna
varmıꢀlardır.
HUKUK
I.
LOCUS STANDI (DAVA EHLĐYETĐ)
AĐHM, baꢀvuranın 11 Haziran 2009 tarihinde vefat ettiğini ve varislerinin (Emine
Efendioğlu, Ali Rıza Efendioğlu, Abdul Hadi Efendioğlu, Veysel Efendioğlu, Muzaffer
Efendioğlu ve Feyza Efendioğlu) baꢀvuruyu takip etmek istediklerini ifade ettiklerini
kaydeder. Hükümet, söz konusu duruma itiraz etmemiꢀtir. Sonuç olarak, AĐHM, varislerin söz
konusu yargılamayı baꢀvuranın yerine devam ettirebileceklerine karar verir. Ancak, ꢁükrü
Efendioğlu’ndan baꢀvuran olarak bahsedilmeye devam edilecektir.
II.
KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK
Hükümet, AĐHS’nin 35/1 maddesinde öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi
kuralına uyulmadığı gerekçesiyle AĐHM’den baꢀvurunun reddini talep etmiꢀtir. Hükümet, bu
bağlamda, baꢀvuranın ꢀikayetini ulusal mahkemeler önünde dile getirmediğini ve
taꢀınmazının de facto kamulaꢀtırılması veya kanuna aykırı bir ꢀekilde kullanılması nedeniyle
tazminat talebinde bulunmadığını ileri sürmüꢀtür. Hükümet, ayrıca, baꢀvuranın araziyi iꢀgal
davası, iptal davası veya haksız fiil davası açabileceğini iddia etmiꢀtir.
Baꢀvuran, yukarıdaki iddialara cevap vermemiꢀtir.
AĐHM, önceki davalarda Hükümet’in benzer iddialarını inceleyip reddettiğini hatırlatır
(I.R.S. ve Diğerleri / Türkiye, no. 26338/95; Börekçioğulları (Çökmez) / Türkiye, no.
58650/00). AĐHM, söz konusu davada, yukarıdaki kararlarda varmıꢀ olduğu sonuçtan
ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel koꢀul bulunmadığı kanaatindedir. Sonuç olarak,
AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddeder.
Ayrıca, AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca baꢀvuranın ꢀikayetinin açıkça dayanaktan
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.
III. 1 NO.LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, tazminat ödenmeden taꢀınmazının elinden alınmıꢀ olması nedeniyle
AĐHS’nin 1 No.lu Protokolü'nün 1. maddesinin ihlal edildiği konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.
A. Tarafların ifadeleri
Hükümet, baꢀvurana ait tapu kaydının iptalinin ve taꢀınmazın ĐSKĐ adına tescilinin iç
hukuka uygun olduğunu ve AĐHS’nin 1 No.lu Protokolü'nün 1. maddesinde her koꢀulda tam
tazminatın ödeneceğine dair bir ibare bulunmadığını ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuran, tam tazminat ödenmeden mülkiyet hakkından mahrum bırakılmasını
gerektiren herhangi bir kamu çıkarı bulunmadığını ifade etmiꢀtir. Baꢀvuran, bu bağlamda, No.lu Kanun’un 38. maddesinin sonradan Anayasa Mahkemesi tarafından iptal
edildiğini ifade etmiꢀtir. Ayrıca, taꢀınmazının altından su isale hattının geçmediğinin çok net
olduğunu kaydeden baꢀvuran, yetersiz soruꢀturma nedeniyle tazminat ödenmeden
taꢀınmazının elinden alındığını ifade etmiꢀtir.
B. AĐHM’nin değerlendirmesi
AĐHM, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine iliꢀkin kararlarda belirlediği temel ilkelere
atıfta bulunur (Börekçioğulları (Çökmez) / Türkiye). AĐHM, söz konusu davayı bu ilkeler
ıꢀığında inceleyecektir.
Söz konusu davada, taꢀınmazın baꢀvuran adına kayıtlı olduğu konusu tartıꢀmalı
değildir. Ümraniye Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla tapu kaydı ĐSKĐ adına tescil
edilmiꢀtir. Söz konusu karar 10 Aralık 2002 tarihinde Yargıtay tarafından onanmıꢀtır.
Dolayısıyla, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin 2. cümlesi uyarınca, ulusal mahkemeler
tarafından verilen karar, açık bir ꢀekilde baꢀvuranın taꢀınmazının elinden alınmasına neden
olmuꢀtur. Bu nedenle, AĐHM, söz konusu müdahalenin 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine
dayanıp dayanmadığını incelemelidir.
AĐHM, Ümraniye Asliye Hukuk Mahkemesi’nin söz konusu taꢀınmazın ĐSKĐ adına
tescili yönündeki kararının, 4 Kasım 1983 tarihinde yürürlüğe giren 2942 No.lu Kanun’un 38.
maddesine dayanması nedeniyle kanunla öngörüldüğüne karar verir. AĐHM, bu bağlamda,
baꢀvuranın, 2004 ve 2008 tarihli bilirkiꢀi raporlarına atıfta bulunarak, ulusal mahkemelerin No.lu Kanun’un 38. Maddesi uyarınca söz konusu taꢀınmazın ĐSKĐ’nin mülkiyetinde
olduğu yönünde vermiꢀ oldukları kararı eleꢀtirdiğini kaydeder. Ancak, söz konusu dava
koꢀullarında, incelenmesi gereken temel sorunun “orantılılık” (izlenen amaç ile kullanılan
yollar arasında adil bir denge bulunması) olması nedeniyle, AĐHM’nin bu konuyla ilgili
olarak bir taraf seçmesine gerek yoktur.
AĐHM, bu davada, baꢀvuranın söz konusu taꢀınmaza ait tapu kaydının, 2942 No.lu
Kanun’un kamulaꢀtırma tarihinden itibaren 20 yıl içerisinde kamulaꢀtırmaya karꢀı tazminat
davası açılabileceğini öngören 38. maddesi uyarınca, Su ve Kanalizasyon Đdaresi Genel
Müdürlüğü adına tescil edildiğini hatırlatır. Geriye dönük olarak bu hükmü uygulayan ulusal
mahkemeler, baꢀvuranı tapu kaydının iptali karꢀılığında tazminat elde etme imkanından
mahrum bırakmıꢀlardır. AĐHM, bu bağlamda, daha önce benzer davaları incelediğini ve iyi
niyetle edinilen ancak 2942 No.lu Kanun’un 38. maddesi uyarınca tazminat ödenmeksizin
Devlet mülkiyetine geçirilen taꢀınmazlara ait tapu kayıtlarının iptali nedeniyle 1 No.lu
Protokol’ün 1. maddesinin ihlalini tespit ettiğini hatırlatır (Đnci (Nasıroğlu) / Türkiye, no.
69911/01; Börekçioğulları (Çökmez) ve Diğerleri; I.R.S. ve Diğerleri). AĐHM, söz konusu
davada bu tespitinden ayrılması için herhangi bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir.
Dolayısıyla, AĐHM, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar verir.
IV.
ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER AĐHS MADDELERĐ
Baꢀvuran, ayrıca, AĐHS’nin 6. ve 7. maddeleri uyarınca, ilk derece mahkemesinin
davanın esasına iliꢀkin karar verme ꢀekli konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Baꢀvuran, özellikle,
ilk derece mahkemesinin isale hattının baꢀvuranın taꢀınmazının altından geçip geçmediği
konusunda yeterince araꢀtırma yapmadan karar verdiğini ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, baꢀvuranın ꢀikayetlerinin yalnızca AĐHS’nin 6. maddesi bağlamında
incelenmesi gerektiği kanaatindedir. Ayrıca, dava olaylarını, tarafların ifadelerini ve 1 No.lu
Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği yönündeki tespitini göz önünde bulunduran AĐHM,
söz konusu baꢀvuruda ortaya konan temel hukuki sorunu incelediği kanaatindedir.
Dolayısıyla, AĐHM, baꢀvuranın 6. madde uyarınca yaptığı diğer ꢀikayetle ilgili olarak ayrıca
karar vermesine gerek olmadığı sonucuna varır (Günaydın Turizm ve Đnꢀaat Ticaret Anonim
ꢁirketi / Türkiye, no. 71831/01; K.Ö. / Türkiye, no. 71795/01; Mehmet ve Suna Yiğit / Türkiye,
no. 52658/99; Uzun / Türkiye, no. 37410/97).
V.
AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran, maddi tazminat olarak, baꢀvuru tarihinden itibaren iꢀleyecek faizi ile
birlikte 899,222 Euro, manevi tazminat olarak 100,000 Euro talep etmiꢀtir. Baꢀvuran, maddi
tazminat talebini, söz konusu yargılama kapsamında inꢀaat mühendisi Sevim Ünal tarafından Haziran 2008 tarihinde hazırlanan ve Ümraniye Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunulan
bilirkiꢀi raporuna dayandırmıꢀtır.
Hükümet, talep edilen miktarlara itiraz etmiꢀtir. Hükümet, taꢀınmazın değerinin gerçek
olmayan hesap ve tahminlere dayandığını ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuranın maddi tazminat talebiyle ilgili olarak Hükümet tarafından iddianın aksini
destekleyici herhangi bir belge ortaya konmaması nedeniyle, dava dosyasında yer alan
bilirkiꢀi raporlarını, fotoğrafları, haritaları, davanın koꢀullarını ve özellikle söz konusu
taꢀınmazın geçmiꢀte ve günümüzde umumi yol olarak kullanılmasını göz önünde bulunduran
AĐHM, baꢀvuranın haklı beklentilerini karꢀılayacak götürü bir miktarın belirlenmesinin uygun
olacağı kanaatindedir. Dolayısıyla, AĐHM, bu baꢀlık altında, baꢀvuranın varislerine ortaklaꢀa
350,000 Euro ödenmesine karar verir.
Baꢀvuranın manevi tazminat talebiyle ilgili olarak, AĐHM, söz konusu dava
koꢀullarında tespit edilen ihlalin tek baꢀına yeterli adil tatmin oluꢀturduğuna karar verir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, ayrıca, yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama
masraf ve giderleri için 560 Euro talep etmiꢀtir. Baꢀvuran, talebini destekleyen belgeler
sunmuꢀtur.
Hükümet, talep edilen miktara itiraz etmiꢀtir.
AĐHM’nin içtihadına göre, bir baꢀvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Söz konusu davada, elindeki bilgileri ve
yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulunduran AĐHM, baꢀvuranın talep ettiği miktarın
tamamının ödenmesine karar verir.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca yapılan ꢀikayetin ayrıca incelenmesine gerek
olmadığına;
4. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet
tarafından baꢀvuranın varislerine maddi tazminat olarak ortaklaꢀa 350,000 Euro (üç
yüz elli bin Euro), yargılama masraf ve giderleri için ortaklaꢀa 560 Euro (beꢀ yüz
altmıꢀ Euro) ödenmesine;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları gereğince 27 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło