38891/03

WyrokETPCz2007-02-27ECLI:CE:ECHR:2007:0227JUD003889103

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania cywilnego dotyczącego roszczenia konsumenckiego, w szczególności spowodowana długotrwałymi sporami o właściwość sądów krajowych, naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji, ponieważ postępowanie krajowe, trwające około pięciu lat, było nieuzasadnione. Kluczowym czynnikiem przyczyniającym się do przewlekłości były długotrwałe spory o właściwość rzeczową między sądami krajowymi, które zajęły ponad trzy lata. Trybunał uznał, że władze krajowe nie przedstawiły przekonującego wyjaśnienia dla tak długiego okresu, a złożoność sprawy, zachowanie skarżącego i władz nie uzasadniały tej długości. Ponadto, Trybunał uznał, że wniosek o sprostowanie, który miał na celu usunięcie niezgodnej z prawem praktyki, stanowił część postępowania objętego art. 6, co miało znaczenie dla oceny terminu sześciu miesięcy.
Stan faktyczny
Skarżący, stowarzyszenie na rzecz rozwoju świadomości konsumentów, złożył w 1998 roku pozew przeciwko Türk Telekom A.Ş. do Sądu Handlowego w Kadıköy, domagając się zniesienia opłaty pobieranej od konsumentów, którą uważał za niezgodną z prawem. Sprawa była przedmiotem długotrwałych sporów o właściwość rzeczową między Sądem Handlowym a Sądem Konsumenckim, które trwały ponad trzy lata. Ostatecznie Sąd Konsumencki oddalił powództwo skarżącego w 2002 roku, a Sąd Kasacyjny podtrzymał tę decyzję w 2003 roku, oddalając również wniosek o sprostowanie.
Rozstrzygnięcie
Trybunał, jednomyślnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 § 1 Konwencji. 3. Zasądził od Rządu pozwanego na rzecz skarżącego 750 euro tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 500 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków, wraz z odsetkami za zwłokę. 4. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   TÜKETİCİ BİLİNCİNİ GELİŞTİRME DERNEĞİ - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 38891/03)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Şubat 2007   İşbu karar AİHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup,   şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (38891/03) başvuru no’lu davanın nedeni Tüketici   Bilincini Geliştirme Derneği’nin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 11 Kasım   tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Temel İnsan Haklarını güvence altına   alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları   Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul barosu avukatlarından M. Ş. Kısacık tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   Başvuran 1997 yılında kurulmuş ve merkezi İstanbul’da bulunan bir dernektir.   Başvuran 17 Nisan 1998 tarihinde Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi’ne Türk Telekom   A.Ş.’nin tüketicilerden aldığı ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürdüğü ücretin kaldırılması   talebiyle müracaat etmiştir.   Ticaret mahkemesi 23 Şubat 2001 tarihinde ratione materiae bakımından görevsizlik kararı   vererek dosyayı İstanbul Tüketici mahkemesine göndermiştir.   Tüketici mahkemesi 23 Mart 2001 tarihinde ticaret mahkemesi lehine karar vermiştir.   Yargıtay 8 Haziran 2001 tarihinde Tüketici mahkemesinin kararını bozmuş ve mahkemenin   sözkonusu davada yetkili olduğuna karar vermiştir.   Tüketici mahkemesi esasa dayalı olarak 12 Temmuz 2002 tarihinde başvuranın davasını   reddetmiştir.   Yargıtay 20 Şubat 2003 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.   Başvuran tarafından 16 Haziran 2003 tarihinde yapılan temyiz başvurusu reddedilmiştir.   HUKUK AÇISINDAN   I. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran yargı sürecinin uzunluğu ile AİHS’nin 6 § 1. maddesinde öngörülen «makul süre»   ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.   A. Kabuledilebilirlik üzerine   Hükümet, AİHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle   AİHM’den başvuruyu reddetmesi talebinde bulunmaktadır. Hükümete göre bu süre Yargıtay   kararının tarihi olan 20 Şubat 2003 tarihinden itibaren başlamaktadır.   AİHM, Yargıtay’ın kararın tashihi başvurusunu 16 Haziran 2003 tarihinde reddettiği tespitini   yapmaktadır. Bu karar başvurana 25 Temmuz 2003 tarihinde tebliğ edilmiştir. Yargıtay’a 11   Kasım 2003 tarihinde başvuruda bulunan başvuran AİHS’nin 35 § 1. maddesinde yer alan   koşulu yerine getirmiştir. Bu durumda itirazın reddedilmesi gerekir.   AİHM bu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı tespitini   yapmaktadır. Ayrıca başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi yer almamaktadır.   B. Esas hakkında   AİHM, dikkate alınacak dönem için tarafların Kadıköy Ticaret mahkemesi’ne yapılan 17   Nisan 1998 tarihi üzerinde hemfikir olduklarını gözlemlemektedir.   Süreci tamamlanan tarihin belirlenmesi ile ilgili, AİHM bu konudaki yerleşik içtihadını   hatırlatarak buna göre medeni bir hak üzerine bir itirazı çözümlemeyi öngörmemesi ve cezai   alanda bir suçlamanın esasını belirlememesi doğrultusunda, maddi bir hatanın düzeltilmesine   değin sürecin ilke olarak AİHS’nin 6. maddesi’nin uygulama alanına girmediğini   hatırlatmaktadır (Bkz. Wiot-Fransa kararı, no: 43722/98, 7 Ocak 2003 ve Mehmet Özel vd.-   Türkiye kararı, no: 50913/99, 26 Nisan 2005). Bununla birlikte AİHM, bu başvuruda   başvuran tarafından yapılan tashih başvurusunun maddi bir hatanın düzeltilmesini değil,   ilgiliye göre yasaya aykırı bulunan Türk Telekom A.Ş.’nin yapmış olduğu uygulamanın   kaldırılmasını amaçladığını hatırlatmaktadır (Bkz. Kök-Türkiye kararı, no: 1855/02, 19 Ekim   2006). Sonuç olarak, AİHM tashihe ilişkin dönemin dikkate alınması gerektiği kanısındadır.   AİHM, sürecin 17 Nisan 1998 tarihinde başlayıp 16 Haziran 2003’te sona erdiğini   gözlemlemektedir. Netice itibariyle, davanın pek çok kez ele alındığı iki dereceli yargılamada   dava yaklaşık beş yıl sürmüştür.   AİHM yargı sürecinin makul yapısının mahkemenin yerleşik içtihadından doğan kriterleri   ışığında özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin tutumu ile   değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı,   no: 25444/94).   AİHM, davayı inceleyen mahkeme sayısı dikkate alındığında sürecin uzunluğunun makul   olmadığı saptamasını yapmaktadır. Bunun yanı sıra AİHM, ulusal mahkemelerin üç yıldan   fazla bir süre boyunca yalnızca ratione materiae bakımından yetkili olup olmadıkları üzerinde   durduklarını ifade etmektedir.   Mahkemeye sunulan bütün delil unsurlarının incelenmesinden AİHM, Hükümetin makul   olmayan bu süreç hakkında ikna edici bir açıklamayı veya tespitini getiremediğini   kaydetmektedir.   Bu unsurlar AİHM’ye dava koşullarında başvuranın davasının makul bir süre zarfında   incelenmediği sonucuna varması için yeterli bulunmaktadır. Bu nedenle, AİHS’nin 6 § 1.   maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI   A. Tazminat   Başvuran 10.000 Euro maddi ve 40.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu miktara karşı çıkmıştır.   AİHM öne sürülen maddi tazminat ile ihlal tespiti arasında hiçbir illiyet bağı kuramadığından   bu talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, manevi tazminat olarak başvurana 750 Euro   ödenmesini kararlaştırmıştır.   B. Masraf ve harcamalar   Başvuran iç hukukta ve AİHM önünde yapmış olduğu yargı giderleri için 3.950 Euro talep   etmektedir.   Hükümet bu miktara itirazda bulunmuştur.   AİHM hakkaniyete uygun olarak başvurana bu doğrultuda 500 Euro ödenmesini   kararlaştırmıştır.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf   tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin başvurana manevi tazminat olarak 750 (yedi yüz elli)   Euro ve yargı giderleri için 500 (beş yüz) Euro ödemesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin   uygulanmasına;   4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 27 Şubat 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło