39081/97
WyrokETPCz2006-01-10ECLI:CE:ECHR:2006:0110JUD003908197
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy dziesięciodniowe zatrzymanie bez postawienia przed sędzią oraz brak skutecznego środka odwoławczego do zakwestionowania legalności zatrzymania naruszyły prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego z art. 5 ust. 3 i 4 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że aresztowanie i zatrzymanie skarżących było oparte na "uzasadnionym podejrzeniu" popełnienia przestępstwa, zgodnie z art. 5 ust. 1 lit. c Konwencji, wynikającym z konkretnych faktów. Stwierdził jednak naruszenie art. 5 ust. 3, ponieważ dziesięciodniowy okres zatrzymania bez postawienia przed sędzią przekroczył dopuszczalne granice, nawet w sprawach dotyczących terroryzmu. Naruszenie art. 5 ust. 4 wynikało z braku skutecznego środka odwoławczego do zakwestionowania legalności zatrzymania, co Trybunał uznał za nieskuteczne już na etapie dopuszczalności.Stan faktyczny
Skarżący, Hüseyin Bora, Şeh Mehmet Başkurt, Mehmet Can Tekin i Nurhan Ekdi, byli członkami i kierownikami Partii Demokracji Ludowej (HADEP) w Diyarbakır. Zostali zatrzymani 31 sierpnia 1997 roku pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji PKK lub wspierania jej. Po dziesięciu dniach zatrzymania, 9 września 1997 roku, prokurator zdecydował o ich zwolnieniu, jednak 26 września 1997 roku postawił im zarzuty na podstawie art. 169 Tureckiego Kodeksu Karnego. Ostatecznie, 9 listopada 2000 roku, Sąd Bezpieczeństwa Państwa uniewinnił ich z powodu braku wystarczających dowodów.Rozstrzygnięcie
Skarga uznana za dopuszczalną. Brak naruszenia art. 5 ust. 1 lit. c Konwencji. Stwierdzenie naruszenia art. 5 ust. 3 Konwencji. Stwierdzenie naruszenia art. 5 ust. 4 Konwencji. Zasądzenie zadośćuczynienia pieniężnego na podstawie art. 41 Konwencji. Odrzucenie pozostałych żądań dotyczących słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
BORA VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 39081 / 97)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ocak 2006
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek
olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (39081/97) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu ülke
vatandaꢀları Hüseyin Bora, ꢁeh Mehmet Baꢀkurt, Mehmet Can Tekin ve Nurhan Ekdi’nin
(baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na 17 Ekim 1997 tarihinde Avrupa Đnsan
Hakları Sözleꢀmesi’nin eski 25. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuranlar
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından M.Vefa
tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
Baꢀvuranlar Bora, Tekin ve Ekdi 1962, Baꢀkurt 1959 doğumlu olup Diyarbakır’da ikamet
etmektedirler. Olayların meydana geldiği dönemde baꢀvuranlar Halkın Demokrasi Partisi’nin
(HADEP) üyeleri ve yöneticileriydi.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı tarafından yürütülen
soruꢀturma kapsamında yasadıꢀı örgüt PKK üyesi olmakla suçlanan baꢀvuranlar 31 Ağustos tarihinde saat 6.50’de evlerinde yakalanmıꢀlar ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü
Terörle Mücadele ꢀubesinde gözaltına alınmıꢀlardır.
Cumhuriyet Savcısı 9 Eylül 1997 tarihinde baꢀvuranları dinlemiꢀ ve serbest bırakılmalarını
kararlaꢀtırmıꢀtır.
Cumhuriyet Savcısı 26 Eylül 1997 tarihinde, sözü edilen örgütün üyeleri ile temas halinde
oldukları, HADEP’in yerel teꢀkilatlarına sıklıkla gelen gençlere örgüt propagandası yaptıkları
ve PKK militanlarının ailelerine maddi destek sağladıkları gerekçeleriyle baꢀvuranları
TCK’nın 169. maddesine dayalı olarak yasadıꢀı örgüt PKK’ya yardım ve yataklık etme suçu
ile itham etmiꢀtir. Cumhuriyet Savcısı gerekçelerinde diğer sanıkların ifadelerine, tutuklama
ve arama tutanaklarına yer vermiꢀtir.
DGM, 9 Kasım 2000 tarihinde aleyhlerinde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle
baꢀvuranları beraat ettirmiꢀtir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 5 § 1 c) MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuranlar gözaltına alınmalarının AĐHS’nin 5 § 1 c) maddesinde öngörülen kısıtlamalara
uygun olmadığını savunmaktadırlar.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AĐHM, yapılan ꢀikayetin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı ve
kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçenin yer almadığı tespitini yapmaktadır. O halde
baꢀvuru kabuledilebilir bulunmalıdır.
B. Esas hakkında
Hükümet, baꢀvuranların TCK’nın 169. maddesince silahlı bir çeteye yardım ve yataklık etme
suçu ile itham edilmeleri için makul gerekçelerin mevcut olduğunu savunmaktadır. Hükümet,
baꢀvuranların sözkonusu silahlı örgütle olası bağlantılarının terörle mücadele ꢀubesi ekipleri
tarafından bu örgüte iliꢀkin düzenlenen soruꢀturmada, baꢀvuranların evlerine düzenlenen
aramalarda ve ꢀüpheli görülen diğer sanıkların ifadeleri sonucu ortaya çıkarıldığını dile
getirmektedir.
AĐHM «yasal yollar»’ın da izlenmesi dahil olmak üzere, tutulu bulundurma ile ilgili
«uygunluğun», AĐHS’nin özü itibariyle ulusal yargıya bırakıldığını ve esasla ilgili usul
kurallarına uyulmasını izlemekle yetindiğini hatırlatarak, her türlü hürriyetten yoksun bırakma
iꢀlemiyle ilgili olarak AĐHS’nin 5. maddesinin bireyi keyfilikten koruma zorunluluğunu
getirdiğini belirtmektedir (Bkz. Wassink-Polonya kararı, 27 Eylül 1990, seri: A no: 185, s.11,
§ 24).
Olayda, AĐHM, baꢀvuranların yasadıꢀı örgüte bağlı oldukları iddiası ile yakalandıkları
tespitini yapmaktadır. Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi karꢀısında baꢀvuranlar
aleyhlerinde yapılan yasadıꢀı örgüte bağlı olma ithamlarından sorgulanmıꢀlar ve tutuklu
yargılanmaları kararlaꢀtırılmıꢀtır.
Bu tespit ıꢀığında, somut olaylara dayanması nedeniyle duyulan ꢀüphelerin gerekli düzeye
ulaꢀtığı sonucu çıkmaktadır (özellikle diğer sanıkların ifadeleri, yakalama ve arama
tutanakları).
Sonuç olarak AĐHM, baꢀvuranların AĐHS’nin 5 § 1. maddesi uyarınca ceza gerektiren suç
iꢀlediğine dair «makul delillere» dayalı olarak yakalanıp tutuklandıklarına itibar etmektedir.
O halde AĐHS’nin 5 § 1 c) maddesi ihlal edilmemiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 5 § 3. ve 4. MADDELERĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuranlar gözaltı süresinin aꢀırılığından ve bu sürenin yasallığına karꢀı baꢀvuru yolunun
bulunmayıꢀından ꢀikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 5 § 3. ve 4. maddelerinin ihlal edildiğini ileri
sürmektedirler.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet, AĐHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca iç hukuk yolları tüketilmediğinden AĐHM’den
baꢀvurunun bu bölümünü reddetmesi talebinde bulunmaktadır. Bu bağlamda, baꢀvuranların
yetkili ulusal mahkemeler nezdinde hiçbir zaman gözaltının meꢀruluğuna ve sürenin
uzunluğuna dair baꢀvuruda bulunmadıklarını savunmaktadır. Hükümete göre baꢀvuranların
CMUK’un 128 § 4. maddesinde öngörülen baꢀvuru yollarını kullanmaları mümkündü.
Baꢀvuranlar, Hükümetin savına karꢀı çıkmaktadırlar. sayılı Kanun’dan çıktığından beri, CMUK’un 128 § 4. maddesinde düzenlenen “habeas
corpus”, bu tür baꢀvuruda olduğu gibi, teoride, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev
alanına giren suçlar ile itham edilen kiꢀilerin de istifade edebilecekleri bir iç hukuk yolu
olmuꢀtur. Ancak, baꢀvuranın durumuyla benzer baꢀvurularda, pratikte de etkili bir baꢀvuru
yolu sağladığını gösterir örnekler Hükümet tarafından sunulamamıꢀtır. (Bkz. Öcalan, §§ 68- ve Çelepkulu-Türkiye kararı, no: 41975/98, 7 Haziran 2005).
Sonuç itibariyle Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazı reddedilmektedir.
AĐHM, mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik içtihatları (Bkz. özellikle Sakık ve diğerleri-Türkiye
kararı, 26 Kasım 1997, 1997-VII, s. 2623-2624, § 44) ve sunulan deliller ıꢀığında bu
ꢀikayetlerin esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir. Baꢀvurunun kabuledilemez
bulunması için baꢀka hiçbir gerekçe tespit edilmemiꢀtir.
B. Esas hakkında
Hükümet özellikle gözaltı süresinin uygunluğu hakkında, yasa ile öngörülen sınırları
aꢀmadığını belirtmekte, bu çerçevede, baꢀvuranların da itham edildiği ve «kanıtların bir araya
getirilmesindeki güçlük nedeniyle dosyanın ön hazırlık soruꢀturmasının uzun bir süreyi
gerektirdiği» terör suçlarına değin yürütülen soruꢀturmanın özel yapısına ve güçlüklerine
dikkat çekmektedir. Bu hazırlık süreci yargı kararının alınmasındaki süreyi kısaltmaktadır.
AĐHM, geçmiꢀte de pek çok kez dile getirdiği üzere, terör amaçlı suçlarda yetkililerin özel
sorunlarla karꢀılaꢀtıklarını kabul etmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Brogan ve diğerleri-
Đngiltere, 29 Kasım 1988, seri: A no: 145-B, § 61; Murray-Đngiltere, 28 Ekim 1994, seri: A
no: 300-A, § 58; Aksoy-Türkiye kararı, 18 Aralık 1996, 1996-VI, § 78; Sakık ve diğerleri-
Türkiye kararı, 26 Kasım 1997, 1997-VII, § 41; ve sözü edilen Dikme kararı, § 64). Ancak
bu durum yetkililere, terör suçları sözkonusu olduğu zaman zanlıları iç hukuk mercilerinin ve
Sözleꢀme organlarının kontrolü dıꢀında tutuklama ve gözaltına alma serbestisi bulunduğu
anlamına gelmemektedir (Bkz. mutatis mutandis, sözü edilen Murray kararı, § 58).
Bu baꢀvuruda, baꢀvuranların gözaltı süresi yakalandıkları 31 Ağustos 1997 tarihinde
baꢀlamakta ve 9 Eylül 1997’de sona ermektedir. Dolayısıyla bu süre on gündür.
AĐHM, Brogan ve diğerleri kararında, toplumu terör suçlarından koruma amacı güdülse dahi,
ilgilinin yetkili bir hakim karꢀısına çıkarılmaksızın dört gün altı saat gözaltında tutulmasının, § 3. maddede öngörülen kesin sınırların dıꢀına çıktığına hükmetmiꢀtir (Bkz. sözü edilen
Brogan ve diğerleri kararı, s. 33, § 62).
AĐHM, baꢀvuranların yetkili bir hakim önüne çıkarılmaksızın on gün süreyle tutulu
bulundurulmasının gerekli olduğu hususunu kabul edememektedir.
Bu nedenle, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
Madde 5 § 4
Hükümet, baꢀvuranların CMUK’un 128 § 4. maddesi gereğince serbest bırakılma talebinde
bulunabileceklerini savunmaktadır.
AĐHM, sözü edilen baꢀvuru yolunun etkisiz olduğunu yukarıda değerlendirmiꢀ olduğundan,
aynı gerekçelerle AĐHS’nin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI
A. Maddi ve manevi tazminat
Baꢀvuranların her biri 5.000 Euro maddi, 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedirler.
Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmıꢀtır.
AĐHM, davayı farklı açılardan dikkate alarak ve AĐHS’nin 41. maddesince hakkaniyete uygun
olarak baꢀvuranların her birine 3.500 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.
B. Masraf ve harcamalar
Baꢀvuranlar, iç hukukta ve AĐHM yetkili organları nezdinde yapmıꢀ oldukları masraf ve
harcamalara iliꢀkin 8.385 Euro talep etmektedirler.
Hükümet bu miktara karꢀı çıkmıꢀtır.
Sunulan deliller, Mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik içtihadı ve Avrupa Konseyi tarafından
verilen Adli yardım ıꢀığında, AĐHM masraf ve harcamalar için baꢀvuranlara toplam 1.370
Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
faiz oranının 3 puan fazlası uygulanacaktır.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 5 § 1 c) maddesinin ihlal edilmediğine;
3. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;
4. AĐHS’nin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiğine;
5. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf
tutulmak suretiyle Savunmacı Hükümetin ;
i.
manevi tazminat için baꢀvuranların her birine 3.500’er (üç bin beꢀ yüz) Euro;
ii.
masraf ve harcamalar için baꢀvuranlara toplam 1.370 (bin üç yüz yetmiꢀ) Euro
ödemesine;
iii.
belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faizin
uygulanmasına;
6. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 10 Ocak 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło