39210/98;39974/98
WyrokETPCz2005-04-26ECLI:CE:ECHR:2005:0426JUD003921098
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy rozwiązanie partii politycznej Demokrasi ve Değişim Partisi (DDP) w Turcji, oparte wyłącznie na jej programie, bez jakichkolwiek działań politycznych, naruszyło prawo do wolności zrzeszania się z art. 11 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że ingerencja w wolność zrzeszania się, choć przewidziana prawem i mająca uzasadniony cel (ochrona integralności terytorialnej), nie była "konieczna w społeczeństwie demokratycznym". Trybunał podkreślił, że partia polityczna może proponować zmiany w strukturze prawnej i konstytucyjnej państwa, pod warunkiem że użyte środki są legalne i demokratyczne, a proponowane zmiany są zgodne z podstawowymi zasadami demokracji. W przypadku DDP, Trybunał uznał, że program partii nie propagował przemocy, a jej zasady nie były sprzeczne z demokratycznymi podstawami. Rozwiązanie partii, która nie podjęła żadnych działań politycznych i której program nie był sprzeczny z zasadami demokracji, nie spełniało wymogu "konieczności".Stan faktyczny
Demokrasi ve Değişim Partisi (DDP) została założona 3 kwietnia 1995 roku. Prokurator Generalny Sądu Kasacyjnego wniósł o jej rozwiązanie do Trybunału Konstytucyjnego, zarzucając, że program partii narusza jedność narodową, integralność terytorialną i język urzędowy państwa. Trybunał Konstytucyjny 19 marca 1996 roku rozwiązał DDP, opierając się wyłącznie na treści jej programu, bez odnotowania jakichkolwiek działań politycznych. Majątek partii został przekazany Skarbowi Państwa, a jej założycielom i kierownikom zakazano działalności politycznej na pięć lat.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza naruszenie art. 11 Konwencji. 2. Uznaje, że nie ma potrzeby rozpatrywania skarg dotyczących art. 9, 10 i 14 Konwencji. 3. Nie zasądza odszkodowania. 4. Zasądza od pozwanego państwa na rzecz skarżących kwotę 4 316 euro tytułem kosztów i wydatków. 5. Zasądza odsetki ustawowe proste od tej kwoty.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
DEMOKRASİ VE DEĞİŞİM PARTİSİ/TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru No: 39210/98, 39974/98)
Strazburg Nisan 2005
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (39210/98 ve 39974) başvuru no’lu davanın nedeni siyasi
bir parti olan Demokrasi ve Değişim Partisi’nin (DDP) Fehmi D. ve Refik K. (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları
Komisyonuna 17 Kasım 1997 tarihinde (başvuru no: 39210/98) ve 5 Kasım 1996 (başvuru no: 39974/98) Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) Temel İnsan Haklarını güvence altına alan eski 25. maddesi uyarınca
yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır barosu
avukatlarından S. G. tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
I. OLAYLARIN MEVCUT KOŞULLARI Nisan 1995’te Demokrasi ve Değişim Partisi (DDP) kurulmuş ve parti programı İçişleri Bakan-
lığı’na iletilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı (Başsavcı) 5 Haziran 1995 tarihli iddianamesi ile Anayasa Mahkemesi’ne
başvurarak DDP’nin kapatılması yönünde dava açmıştır. Sözkonusu partinin siyasi programında yer alan bazı
bölümlere atıfta bulunan Başsavcı, partiyi Anayasa’yı ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununu ihlal etmekle itham
etmiştir. Başsavcıya göre kürt halkının varlığının ve temel hak ve özgürlüklerinin Türk ulusundan ayrı değerlendi-
rilmesinin ulusal birliğe, toprak bütünlüğüne ve Devletin resmi diline yönelik bir ihlali oluşturmaktadır. AİHS’nin § 2. ve 17. maddelerine göndermede bulunan Başsavcı bu hükümlerin ulusal güvenliğin sağlanması, kamunun
güvenliği ve kamu düzeninin korunması amacıyla dernek kurma özgürlüğüne bir kısıtlama getirmediğini ifade
etmektedir. Temmuz 1995 tarihinde başvuran partinin avukatları yazılı ön görüşlerini iletmiş ve DDP’nin
kurulmasının ardından iki ay içinde ve herhangi bir siyasi eylemde bulunmaksızın kapatıldığını savunmuşlardır.
Avukatlar ayrıca partinin kapatılmasının uluslararası metinlerin olduğu kadar Paris Şartı’nın ve AİHS’nin 9, 10.
ve 14. maddelerinin ihlali anlamına geldiğini iddia etmektedirler. Mart 1996 tarihinde Anayasa Mahkemesi, özellikle partinin programının «Devletin toprak bütünlüğüne,
ulusal birliğe ve Devletin resmi diline saldırı nitelinde olduğuna ve Siyasi Partiler Kanunu’nun 78 a) ve 81 a) ve
b) maddelerinin ihlaline neden olduğuna» atıfta bulunarak DDP’nin feshedilmesine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin DDP’yi feshetme kararının ardından partinin nakit mali malvarlığı 2820 sayılı
Kanun’un 107 § 1. maddesine uygun olarak ipso jure bakımından Hazineye aktarılmıştır. Ekim 1997’de Anayasa Mahkemesi’nin kararı resmi gazetede yayımlanmış, bu karar uyarınca beş yıl
süreyle partinin kurucularına ve yöneticilerine başka bir siyasi partinin çatısı altında benzer faaliyetlerinden men
cezası getirilmiştir (Anayasa’nın 69. ve 2820 sayılı Kanunun 95 § 1. maddesi).
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS’NİN 11. MADDESİ’NİN İHLALİ HAKKINDA
Başvuranlar DDP’nin kapatılmasının AİHS’nin 11. maddesi ile güvence altına alınan dernek kurma
özgürlüğüne yönelik bir ihlali oluşturduğunu ileri sürmektedirler.
AİHM, sözkonusu partinin feshedilmesi ile 11. madde ile garanti altına alınan başvuranların dernek kurma
özgürlüklerine bir müdahalenin olduğu hususunda taraflar arasında itilafın bulunmadığını not etmektedir. Yapılan
müdahalenin yasayla öngörüldüğüne, AİHS’nin 11 § 2 maddesi uyarınca toprak bütünlüğünün korunması gibi
meşru bir amacı taşıdığına itiraz
_____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
edilmemektedir (Bkz. Sosyalist Türkiye Partisi (STP) ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 26482/95, §§ 27 ve 28, 12
Kasım 2003). AİHM bu uygulamayı kabul etmektedir. Bununla birlikte, yapılan müdahalenin «demokratik bir
toplum için gereklilik» taşıyıp taşımadığının incelenmesi gerekmektedir.
Hükümet bu noktada, terörün ulusal toprak bütünlüğünü tehdit ettiği ve binlerce ölüme neden olduğu bir
dönemde, siyasi bir partinin yöneticilerinin terörist grupların beyanlarını, savlarını ve eylemlerini destekler
mahiyetli beyanlar vermekten kaçınmaları gerektiğini savunmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararına
atıfta bulunan Hükümet, DDP’nin feshedilmesinin «demokratik bir toplum için» zorunluluk arz ettiğini ve kamu
düzeninin korunması gibi sosyal bir ihtiyacı karşıladığını ifade etmektedir.
AİHM, DDP’nin faaliyetlerine başlamadan önce feshedildiğini ve bu önlemin yalnızca parti programına day-
alı olarak alındığını not etmektedir. Ulusal yargı makamları nezdinde olduğu gibi, AİHM sözkonusu müdahalenin
gerekliliği üzerinde duracaktır.
AİHM, Refah Partisi kararındaki içtihadın bu noktada tatbik edilmesini gerekli görmektedir (Bkz. Refah
Partisi ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 41340/98, 41342/98, 41343/98 ve 41344/98, §§ 86-89 ve 96-100, AİHM
2003-II.).
AİHM özellikle bir siyasi partinin bir yasada ya da Devletin yasal ve anayasal yapılarında değişiklik yapmayı
iki koşulla önerebileceğini düşünmektedir: birincisi bu amaçla kullanılan araçlar yasal ve demokratik olmalıdır;
ikincisi önerilen değişikliğin kendisi temel demokratik ilkelerle uyuşmalıdır. AİHM, liderleri şiddeti teşvik eden,
demokrasiye saygı duymayan demokrasiyi, demokraside tanımlanan hak ve özgürlükleri yok etmeyi amaçlayan
siyasi bir partinin, bu gerekçelerle kendisine karşı uygulanan yaptırımlara karşı Sözleşmenin korumasını talep ed-
emeyeceğini düşünmektedir (Bkz, 9 Nisan 2002 tarihli Yazar ve diğerleri-Türkiye kararı, n: 22723/93,22724/93
ve 22725/93, § 49 ve mutatis mutandis, 1 Temmuz 1961 tarihli Lawless-İrlanda kararı, §§ 46-47, Refah Partisi ve
diğerleri-Türkiye kararı, no: 41340/98, 42342/98, 41343/98 ve 41344/98, § 98).
DDP’nin demokratik ilkelere aykırı amaçları izleyip izlemediğinin bilinmesi gerekmektedir, Türk Anayasa
Mahkemesi DDP’yi Türk ulusunu Kürtler ve Türkler olarak ikiye bölmeye çalışmakla ve ulusal bütünlüğü ve to-
prak bütünlüğünü yıkma amacında olmakla itham etmiştir.
AİHM, DDP programının sözü edilen taraftarlarının amacının tarihi bir tespitte bulunma ve Türkiye’deki
kürt sorununa değin politikaların durumunu irdeleyen, Türkiye’yi bağlayıcılığı bulunan uluslararası sözleşmelerce
öngörülen kürt kökenli vatandaşların haklarının tanınması ve onlar üzerindeki baskıyı durdurma eğilimli ön-
erilerde bulunma olarak özetlenebileceğini belirtmektedir. AİHM, DDP tarafından savunulan ilkelerin demokratik
temel prensiplere aykırı olmadığını kabul etmektedir.
Ayrıca AİHM, DDP’nin programının politik bir araç olarak hiçbir şiddet unsurunu tasvip etmediği
tespitinde bulunmaktadır.
Hükümetin DDP’nin hedeflerinin silahlı eylemleri savunan PKK terör örgütü ile benzerlikler taşıdığı
yönündeki savına gelince, AİHM, bahsekonu prensiplerin özetlenebilir tek bir savunması olduğu varsayıldığında,
siyasi bir oluşum açısından, terörist eylemlere karşı yapılan bir desteğin, demokratik bir tartışma çerçevesinde bu
sorunları ele alma olasılığını azaltacağını ve 11. maddenin ruhu ile ve dayalı olduğu demokratik ilkelerle çelişe-
ceğini hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen Yazar ve diğerleri kararı).
DDP’nin siyasi bir programını demokratik bir ülke rejiminde uygulayamaması ve/veya politik amaçlarla şiddete
başvuruyu doğrulamaması ve teşvik etmemesi ölçüsünde, partinin «sosyal bir ihtiyacı» karşılama ve «demokratik
bir toplum için zorunluluk» gibi gerekçelerle feshedilmesi makul görülmemektedir.
Bu durumda AİHS’nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 9, 10. VE 14. MADDELERİNİN İHLAL EDİLMESİ HAKKINDA
Başvuranlar ayrıca AİHS’nin 9, 10. ve 14. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. AİHM, aynı
olaylarla 11. maddenin alanına giren şikâyetlerini ayrıca incelemeyi gereksiz bulmuştur (Bkz. Özgürlük ve De-
mokrasi Partisi (ÖZDEP)-Türkiye no: 23885/94, § 49, AİHM 1999-VIII).
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI ÜZERİNE
AİHS’nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.
A. Tazminat
Başvuranların temsilcisi sözü edilen zararla ilgili olarak hiçbir adil tazmin talebinde bulunmamıştır. Bu
nedenle AİHM, bu başlık altında tazminat ödenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. Willekens-Belçika kararı, no:
50859/99, 24 Nisan 2003, § 27).
B. Masraf ve harcamalar
Başvuranlar, yerel mahkemeler ve AİHM nezdinde yapmış oldukları harcamalar için 4.316 Euro talep et-
mektedirler. Kanıtlayıcı belge niteliğinde Diyarbakır barosunun yayımladığı ve uygulanan minimum ücret tarifes-
ini sunmaktadırlar.
Hükümet bu konuda görüş bildirmemiştir.
AİHM, özellikle davanın Strazburg organları önündeki karmaşık yapısını ve uzunluğunu göz
önünde bulundurarak talep edilen miktarın ödenmesini kararlaştırmıştır.
C. Gecikme faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı % 3 'lük bir faiz oranının
uygulanacağını belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine ;
2. AİHS’nin 9. ve 10. maddeleriyle birlikte 14. maddeye yönelik yapılan şikâyetin incelenmesine gerek
olmadığına;
3. a) Tazminat başlığı altında bir ödemenin yapılmasının gerekli olmadığına;
b) Savunmacı Devletin AİHS’nin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay
içinde döviz kuru üzerinden T.L.’ye çevrilmek üzere masraf ve harcamalara ilişkin başvuranlara
4.316 (dört bin üç yüz on altı) Euro ödemesine;
c) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun
olarak 21 Nisan 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło