39327/02

WyrokETPCz2005-10-25ECLI:CE:ECHR:2005:1025JUD003932702

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania administracyjnego dotyczącego cofnięcia licencji na sprzedaż alkoholu naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że całkowity czas trwania postępowania krajowego, wynoszący około czterech lat i ośmiu miesięcy, był nadmierny. Kluczowe dla tej oceny były długie okresy bezczynności, w szczególności dwuletni i ośmiomiesięczny okres między decyzją Sądu Administracyjnego w Stambule a decyzją Rady Stanu w sprawie apelacji, a także dodatkowy roczny i czteromiesięczny okres do rozpatrzenia wniosku o sprostowanie. Rząd nie przedstawił żadnego wyjaśnienia dla tych opóźnień, co doprowadziło Trybunał do wniosku, że były one wynikiem działań władz krajowych.
Stan faktyczny
Skarżący, İbrahim Bülent Mete, prowadził restaurację w Stambule, posiadając licencję na sprzedaż alkoholu. Po zmianie statusu administracyjnego dzielnicy, władze lokalne cofnęły mu licencję, twierdząc, że restauracja znajduje się poza wyznaczoną strefą. Skarżący zaskarżył tę decyzję do sądów administracyjnych, wnosząc o jej uchylenie i wstrzymanie wykonania. Postępowanie to, obejmujące kilka instancji, trwało od listopada 1997 roku do sierpnia 2002 roku, kiedy to ostateczna decyzja Rady Stanu została mu doręczona.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje pozostałą część skargi za dopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zobowiązuje Państwo-Stronę do zapłaty skarżącemu kwoty 1 000 euro (tysiąc euro) tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, przeliczonej na liry tureckie według kursu obowiązującego w dniu płatności, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku zgodnie z art. 44 ust. 2 Konwencji, plus wszelkie należne podatki. 4. Zasądza odsetki za zwłokę według stopy równej stopie oprocentowania krótkoterminowych kredytów Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe, za okres od upływu wspomnianego trzymiesięcznego terminu do dnia zapłaty. 5. Oddala pozostałą część żądania skarżącego dotyczącego słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   METE - TÜRKİYE   (Başvuru no. 39327/02)   KARAR   STRAZBURG   Ekim 2005   Bu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Üzerinde   şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.   Mete – Türkiye davasında,   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire),   Başkan J.-P. COSTA,   Yargıçlar A.B. BAKA,   I.CABRAL BARRETO   R. TÜRMEN   V. BUTKEVYCH,   D. JOCIENE   D. POPOVIC ve   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Bölüm Sekreteri S. DOLLÉ’nin katılımı ile kapalı oturumda 4 Ekim 2005 tarihinde   toplanmış ve anılan tarihte izleyen kararı vermiştir:   USUL   1.Dava, İbrahim Bülent Mete (“başvuran”) isimli Türk vatandaşının, 26 Eylül 2002 tarihinde,   İnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine   dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AİHM’ye yaptığı başvurudan (no. 39327/02)   kaynaklanmaktadır.   2.Başvuran, Kırklareli Barosu’na bağlı Yılmaz Alkım isimli avukat tarafından temsil   edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) AİHM’deki yargılama için bir Ajan tayin etmemiştir.   3.17 Haziran 2004 tarihinde, AİHM, başvuruyu kısmen kabuledilebilir bulmuş ve işlemlerin   uzunluğuna ilişkin şikayeti bildirmeye karar vermiştir. AİHS’nin 29 § 3. maddesini   uygulayarak, başvurunun kabuledilebilirliği ile esaslarını aynı inceleyerek bir sonuca varmaya   karar vermiştir.   4.1 Kasım 2004 tarihinde, AİHM, Dairelerinin kompozisyonunu değiştirmiştir (25 § 1.   madde). Bu dava, yeni oluşturulmuş olan İkinci Daire’ye tevzi edilmiştir (52 § 1. madde).   5.Başvuran ve Hükümet, esaslara ilişkin görüş bildirmiştir (59 § 1. madde).   OLAYLAR   6.Başvuran 1961 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmektedir.   7.14 Mayıs 1990 tarihinde, Bakırköy Kaymakamlığı, Restoranında içki satışı için başvurana   ruhsat vermiştir.   8.Belirli olmayan bir tarihte, başvuranın restoranının bulunduğu Güngören, ayrı bir ilçe   olmuştur. 13 Ekim 1997 tarihinde, Güngören Kaymakamlığı, başvuranın restoranının alkollü   içki servisi yapılan restoranların bulunduğu bölgenin dışında kaldığı gerekçesiyle başvuranın   ruhsatını iptal etmiştir.   9.27 Ekim 1997 tarihinde, bu karar başvurana bildirilmiş ve restoranı işletmesi engellenmiştir.   10.3 Kasım 1997 tarihinde, başvuran, sözkonusu kararın iptali istemiyle İstanbul İdare   Mahkemesi’nde dava açmıştır. Aynı zamanda, kararın durdurulması talebinde de bulunmuştur.   11.23 Ocak 1998 tarihinde, İstanbul İdare Mahkemesi, başvuranın, işlemlerin durdurulması   talebini reddetmiştir. Başvuran, bu karara itiraz etmiştir. 18 Mart 1998 tarihinde, Bölge İdare   Mahkemesi başvuranın reddine itiraz etmiştir.   12.11 Haziran 1998 tarihinde, İstanbul İdare Mahkemesi, davanın esaslarına ilişkin kararını   vermiştir. Mahkeme, Güngören Kaymakamlığı’nın1 iptal kararının kanuna uygun olduğuna   karar vermiştir. Başvuran, temyiz için Danıştay’a gitmiştir ve ilk adım olarak, bir kez daha   Bu davada esaslara ilişkin olarak Bölge İdare Mahkemesi’nin yetkisi yoktu, ancak İdare Usulü Kanunu’nun 27.   maddesi uyarınca, § 11’deki durdurmaya ilişkin temyizde olduğu gibi, yalnızca usuli konulara ilişkin yetkisi   bulunmaktaydı.     Kaymakamlığın kararının yürütülmesinin durdurulmasını talep etmiştir. 12 Kasım 1998   tarihinde, Danıştay, bu talebi incelemeye almış ve reddetmiştir.   13.15 Şubat 2001 tarihinde, Danıştay, başvuranın temyiz başvurusunu reddetmiş ve birinci   derece mahkemesinin kararını onamıştır.   14.Başvuran, bu kararın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur. 24 Haziran 2002 tarihinde,   Danıştay, başvuranın talebini reddetmiştir.   15.15 Ağustos 2002 tarihinde, Danıştay’ın nihai kararı başvurana bildirilmiştir.   HUKUK   I.AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   16.Başvuran, işlemlerin uzunluğunun, AİHS’nin 6 § 1.maddesindeki “makul süre” şartı ile   uyumlu olmadığını öne sürerek şikayetçi olmuştur. Sözkonusu maddeye göre:   “Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, … konusunda karar verecek   olan, … bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek   hakkına sahiptir.”   A.Kabuledilebilirlik   17.Hükümet, AİHM’den, AİHS’nin 35 § 1. maddesinde yer alan iç hukuk yollarının   tüketilmesi şartını karşılamadığı için şikayetin kabul edilmemesini talep etmiştir. Başvuranın,   şikayetinin konusunu, bu tür konulara bakan yerel mahkemelere taşımadığını ileri sürmüştür.   18. AİHM, iç hukuk yollarının tüketilmesi yükümlülüğünün, başvuranın yalnızca etkili ve   yeterli iç hukuk yollarından, yani sözkonusu duruma çare bulma ve iddia edilen ihlallere   tazmin sağlamaya muktedir hukuk yollarından, normal olarak faydalanmasını gerektirdiğini   tekrarlar.   19.AİHM, Türk hukuk sisteminin işlemleri hızlandırmak için bir hukuk yolu sunmadığını ve   gecikme için herhangi bir tazminat sağlamadığını gözlemler. Buna göre, AİHM, başvuranın,   AİHS’nin 35 § 1. maddesinin maksadı açısından yerine getirebileceği hiçbir uygun ve etkili   hukuk yolu bulunmadığı sonucuna varmıştır (bkz. Hartman – Çek Cumhuriyeti, no. 53341/99,   § 69, AİHM 2003-VIII (bölümler)). Dolayısıyla, Hükümet’in ön itirazını reddeder.   20.AİHM, şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olmadığını not eder.   Kabuledilmez olduğunu ilanı için başka bir gerekçe tespit edilmemiştir.   B.Esaslar   21.AİHM, ele alınacak sürenin, 3 Kasım 1997’de başlayıp, Danıştay’ın başvuranın kararın   düzeltilmesi talebini reddettiği 24 Haziran 2002 tarihinde sona erdiğini not eder. Dolayısıyla,   işlemler yaklaşık dört yıl sekiz ay sürmüştür.   22.Hükümet, sözkonusu süre zarfında, başvuranın iki İdare Mahkemesi kararı, bir Bölge İdare   Mahkemesi kararı ve üç Danıştay kararı aldığını ifade etmiştir. Ayrıca, mahkemeler her   safhada dosyayı ayrıntılı olarak incelemiştir.   23.Başvuran, iddiasını muhafaza etmiştir.   24.AİHM, işlemlerin süresinin makuliyetinin, davanın olayları ışığında ve şu ölçütleri dikkate   alarak değerlendirilmesi gerektiğini tekrarlar: davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili   makamların tutumu ve ihtilafta başvuranın karşı karşıya olduğu riskler (bkz. diğerlerinin yanı   sıra Frylender – Fransa [BD], no. 30979/96, § 43, AİHM 2000-VII).   25. AİHM, bu davadaki konulara benzer konular ortaya koyan davalarda 6 § 1. maddenin ihlal   edildiğini sıklıkla tespit etmiştir (bkz. yukarıda anılan Frylender).   26.AİHM, yerel mahkemelerin, dört yıl sekiz ay boyunca altı karar aldığını not eder.Ancak,   AİHM, İstanbul İdare Mahkemesinin karar tarihi (11 Haziran 1998) ile Danıştay’ın   başvuranın bu kararın temyiz başvurusunu karara bağlaması (15 Şubat 2001) arasında - iki yıl   sekiz ay gibi – uzun bir süre geçmiş olmasını göz ardı edemez. Ayrıca, AİHM, bu kararla,   kararın düzeltilmesi talebini reddeden Danıştay kararı (24 Haziran 2002) arasında yaklaşık bir   yıl dört aylık ek bir süre geçtiğini de not eder. Hükümet, bu durumla ilgili herhangi bir   açıklama yapmamıştır. Bu tür bir açıklamanın veya suçlu tarafın başvuran olduğunu gösteren   herhangi bir göstergenin yokluğunda, gecikmenin, yerel mahkemelerin temyiz işlemlerini ele   almasından kaynaklandığı düşünülmelidir (bkz. mutatis mutandis, Nuri Özkan – Türkiye, no.   50733/99, § 21, 9 Kasım 2004 kararı ve a contrario, Çakmak ve Diğerleri – Türkiye, no.   53672/00, § 40, 25 Ocak 2005).   27.Konu ile ilgili içtihadını dikkate alarak AİHM, bu davada, işlemlerin uzunluğunun   haddinden fazla olduğu ve “makul süre” şartını karşılamadığı kanısındadır.   28.Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiştir.   II.AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   29.AİHS’nin 41. maddesi şöyledir:   “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği   takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A.Tazminat   30.Başvuran, 118.064.000.000 TL, (69.287 Euro) maddi, 100.000.000.000 TL (58.686 Euro)   manevi tazminat talep etmiştir.   31.Hükümet bu talepleri aşırı bularak itiraz etmiştir.   32.AİHM, tespit edilen ihlal ve talep edilen maddi tazminat arasında sebep sonuç bağı   görmemektedir, dolayısıyla bu talebi reddeder. Ancak, işlemlerin uzunluğu sebebiyle   başvuranın, sıkıntı ve hayal kırıklığı gibi, yalnızca bir ihlal tespitiyle tazmin edilemeyecek   manevi zarar yaşamış olması gerektiğini kabul etmektedir. Dava koşullarını ve içtihadını   dikkate alarak, AİHM, başvurana bu başlık altında 1.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.   B.Mahkeme masrafları   33.Başvuran, AİHM’deki mahkeme masrafları için herhangi bir ödeme talep etmemiştir.   C.Gecikme faizi   34. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı   faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir   YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,   1.Başvurunun kalan kısmın kabulüne;   2.AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3.(a)Sorumlu Devlet’in, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten   itibaren üç ay içinde, başvurana, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk   Lirası’na çevrilmek üzere 1.000 Euro (bin Euro) manevi tazminat ve uygulanabilecek her   türlü vergiyi ödemesine;   (b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa   Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle   elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   4. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine   KARAR VERMİŞTİR.   İngilizce hazırlanmış, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 25   Ekim 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   S. COLLE   Sekreter   J.-P COSTA   Başkan

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło