39434/98
WyrokETPCz2005-05-31ECLI:CE:ECHR:2005:0531JUD003943498
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy zamknięcie partii politycznej Emek Partisi przez władze tureckie, oparte wyłącznie na jej programie, stanowiło naruszenie wolności zrzeszania się gwarantowanej przez art. 11 Konwencji, w szczególności czy było "konieczne w społeczeństwie demokratycznym"?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że choć ingerencja w wolność zrzeszania się była przewidziana prawem i miała uzasadniony cel (ochrona integralności terytorialnej), nie była "konieczna w społeczeństwie demokratycznym". ETPCz podkreślił, że partia została zamknięta zanim rozpoczęła działalność, wyłącznie na podstawie jej programu. Trybunał stwierdził, że zasady głoszone przez EP, dotyczące analizy rozwoju klasy robotniczej i krytyki działań rządu, nie były sprzeczne z podstawowymi zasadami demokracji. Trybunał odrzucił argument rządu, że cele partii były podobne do celów organizacji terrorystycznych, wskazując, że takie podejście ograniczałoby demokratyczną debatę. Brak wezwań do przemocy lub projektu podważającego reżim demokratyczny oznaczał, że zamknięcie partii nie odpowiadało "pilnej potrzebie społecznej".Stan faktyczny
Emek Partisi (EP) została założona w Turcji w marcu 1996 roku. W maju 1996 roku Prokurator Generalny Sądu Kasacyjnego wystąpił do Trybunału Konstytucyjnego o jej zamknięcie, zarzucając, że program partii narusza integralność terytorialną, jedność narodową i język urzędowy państwa. Trybunał Konstytucyjny zamknął partię w lutym 1997 roku, uznając, że jej program dążył do podziału narodu tureckiego i tworzenia mniejszości, co było niezgodne z Konstytucją i ustawą o partiach politycznych. Decyzja ta skutkowała konfiskatą majątku partii i zakazem pełnienia funkcji publicznych przez jej założycieli i kierownictwo.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdził naruszenie art. 11 Konwencji. 2. Stwierdził, że nie ma potrzeby badania pozostałych skarg na podstawie art. 9, 10 i 14 Konwencji. 3. Zasądził od Rządu pozwanego 15 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 3 000 EUR tytułem kosztów i wydatków, wraz z odsetkami za zwłokę.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
EMEK PARTİSİ VE ŞENOL- TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no:39434/98)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG MAYIS 2005
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde
kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
__________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
İŞLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 39434/98 başvuru no’lu davanın nedeni, Emek
Partisi (EP) ve Türkiye Cumhuriyeti uyruklu Osman Nuri Şenol’ün (Başvuranlar), 11 Ağustos tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS) eski 25.
maddesi gereğince Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptıkları başvurudur.
Başvuranlar İstanbul Barosu avukatlarından K.T. Sürek tarafından temsil
edilmektedirler.
OLAYLAR
Birinci başvuran EP, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan siyasi bir partidir.
İkinci başvuran, Osman Nuri Şenol olayların geçtiği dönemde bu siyasi partinin başkanı idi.
EP, 25 Mart 1996 tarihinde kurulmuş, ardından parti tüzüğü ve programına ilişkin
bilgiler İçişleri Bakanlığı’na verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, 22 Mayıs 1996 tarihinde, Anayasa Mahkemesi’ne
EP’nin kapatılması yönünde talepte bulunmuştur. Cumhuriyet Başsavcısı, iddianamesinde
partiyi, Anayasa’yı ve Siyasi Partiler Kanunu’nu ihlal etme suçuyla itham etmiştir.
Cumhuriyet Başsavcısı’na göre, EP tüzüğünün içeriği ve hedefleri, toprak bütünlüğünü, milli
birliği ve devletin resmi dilini ihlal etmektedir.
Başvuran Parti’nin avukatı, 24 Haziran 1996 tarihinde, yazılı ön savunmalarını
sunmuştur. Avukat, Cumhuriyet Başsavcısı’nın iddianamesinde, bir yandan milli birliğin
korunması amacıyla Türk dilinin eğitimde ve kültürel faaliyetlerde kullanılan tek dil olmasını
savunarak, Türkiye’deki gerçekleri görmezden geldiğini, diğer yandan EP’nin ise bu birliğe
karşı azınlıkların oluşmasını hedeflediğini belirtmektedir. Avukat, azınlıklar gibi toplumsal
oluşumların yapay olamayacağını ve siyasi söylemlerini dile getiren devlet adamları
tarafından da kabul edilen tarihi olayların sözkonusu olduğunu hatırlatmıştır. Başvuran
Parti’nin avukatı, kapatılma talebinin gerçek amacının, çalışanlara siyaset yapmayı
yasaklamak olduğunu ve onları sadece birer seyirciye indirgemek isteğinin yattığı sonucuna
varmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 27 Haziran 1996 tarihinde, esas hakkındaki
görüşlerini sunmuştur.
Başvuran Parti de, 15 Ağustos 1996 tarihinde, esas hakkındaki savunmalarını
sunmuştur. Parti’nin avukatı, özellikle AİHS’nin 10, 11, 17 ve 18. maddeleri ile beraber 1
No’lu Ek Protokol’ün 3. maddesine atıfta bulunmuştur.
Taraflar 7 Ekim 1996 tarihinde, Anayasa Mahkemesi önünde savunmalarını sözlü
olarak sunmuşlardır.
Anayasa Mahkemesi, 14 Şubat 1997 tarihinde, Siyasi Partiler Kanunu’nun 101.
maddesi uyarınca, tüzük ve programı “devletin toprak bütünlüğünün yanısıra milli birliği ve
resmi dilini ihlal eden nitelikte” olduğu ve dolayısıyla sözüedilen Kanun’un 78 a) ve 81 a) ve
b) maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle EP’nin kapatılması kararı vermiştir.
Anayasa Mahkemesi, verdiği kararda, ilk olarak etnik kökeni ne olursa olsun Türk
topraklarında yaşayan kişilerin, ortak kültürleri aracılığıyla birlik oluşturduğuna dair anayasal
ilkeleri hatırlatmaktadır. Anayasa Mahkemesi’ne göre, bu kişilerin hepsi Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşıydı ve Türk milletini oluşturmaktaydı. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, Lozan
Anlaşması’na göre, farklı bir dil veya etnik kökenin kendi başına, bir gruba azınlık niteliğini
kazandırmaya yeterli olmadığını hatırlatmaktadır.
EP programının, toprak bütünlüğünü ve milli birliğini ihlal eden nitelikte sözler
içerdiğine dair iddia hakkında, Anayasa Mahkemesi, kürt kökenli vatandaşların, Türkiye’nin
her bölgesinde diğer Türk vatandaşlarla aynı haklara sahip olduklarını belirtmiştir. Aksini
söylemek terörist örgütlerin eylemlerini haklı bulma anlamına gelecektir.
Anayasa Mahkemesi, “programın bütünlüğünü incelerken, ‘emperyalizm’, ‘kürt
zulmü’, ‘Kürt ve Türk işçiler’, ‘devletin demokratikleşme şekli’ vs. gibi sözlerin anlamının
açıkça anlaşıldığını” belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, EP programının önerilerinin,
Kürtçe’nin gelişmesini ilerletme maskesi altında, Türkiye’nin milli birliğini ve toprak
bütünlüğünü bozacak azınlıkları oluşturmayı hedeflediğine kanaat getirmektedir. Sonuç
olarak, EP’ninkine benzer bölücülüğü ve Türk milletinin bölünmesini destekleyici hedefler,
kabul edilemez. Dolaysıyla bu hedefler sözkonusu partinin kapatılmasını haklı
göstermektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin, EP’nin kapatılması yönünde verdiği karar, 2820 sayılı
Kanun’un 107§1 maddesine uygun olarak parti mallarının satılıp Hazine’ye aktarılmasına
ipso jure neden olmuştur.
Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar 26 Haziran 1998 tarihinde, Resmi Gazete’de
yayınlanmıştır. Verilen bu kararla, parti kurucularının ve yöneticilerinin başka bir siyasi
oluşumda benzeri görevlerde bulunmaları yasaklanmıştır (Anayasa’nın 69. maddesi ve 2820
sayılı Kanun’un 95§1 maddesi).
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS’NİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, EP’nin kapatılmasının, AİHS’nin 11. maddesinin güvence altına aldığı
dernek kurma özgürlüklerini ihlal ettiğini iddia etmektedirler.
AİHM, sözkonusu parti kapatmanın, AİHS’nin 11. maddesinin güvence altına aldığı
başvuranların dernek kurma hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu
olmadığını not etmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 11§2.
madde bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz
edilmemektedir (Bkz. Sosyalist Türkiye Partisi (STP) ve diğerleri-Türkiye, 12 Kasım 2003,
no: 26482/95, § 27 ve 28). AİHM, bu değerlendirmeyi benimsemektedir. Buna karşın
uyuşmazlık, bu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna
dayanmaktadır.
Hükümet, bu noktada, toprak bütünlüğünü tehdit eden ve binlerce ölüme yol açan bir
terörizm döneminde, siyasi parti yöneticilerinin, teröristlere destek veren beyanlarda
bulunmaktan, iddialarını dile getirmekten veya övgüler yağdırmaktan çekinmeleri gerektiğini
savunmaktadır. Anayasa Mahkemesi tarafından dikkate alınan dava konusu sözlere atıfta
bulunan Hükümet, bu koşullarda EP’nin kapatılmasının “demokratik toplumda gerekli”
olduğuna ve kamu düzeninin korunması gibi zorunlu bir sosyal ihtiyaca cevap verdiğine
kanaat getirmektedir.
AİHM, EP’nin, daha faaliyetlerini başlatamadan kapatıldığını dolayısıyla, bu önlemin
sadece EP’nin programına dayanarak alındığını not etmektedir. Ulusal mahkemeler gibi
AİHM de dava konusu müdahalenin gerekliliğini değerlendirirken EP’nin programına
dayanarak karar verecektir.
Bu davada uygulanacak içtihat, Refah Partisi ve diğerleri-Türkiye kararının (no:
41340/98, 41342/98, 41343/98 ve 41344/98, 2003-II) 86-89 ve 96-100 paragraflarında
tanımlanmıştır. Özellikle AİHM’ye göre, bir siyasi parti ancak iki koşulda mevzuatın veya
devletin yasal veya anayasal yapılarının değiştirilmesi yönünde kampanya yürütebilir: 1) bu
amaçla kullanılan bütün yollar her bakımdan yasal ve demokratik olmalıdır; 2) önerilen
değişikliğin kendisi, temel demokratik prensiplerle bağdaşmalıdır. Kaçınılmaz olarak
buradan, sorumlularının şiddete başvurmayı teşvik eden veya demokrasinin bir veya birçok
kuralına riayet etmeyen veya demokrasiyi yıkmayı amaçlayan ve de demokrasinin tanıdığı
hak ve özgürlükleri tanımayan siyasi bir projeyi öneren siyasi partinin, bu gerekçelerden
dolayı verilen yaptırımlara karşı AİHS’nin korunmasını ileri süremeyeceği sonucu ortaya
çıkmaktadır (Yazar ve diğerleri-Türkiye, no: 22723/93, 22724/93 ve 22725/93, 2002-II, § 49,
sözüedilen Refah Partisi ve diğerleri, § 98).
EP’nin demokrasi ilkelerine aykırı amaç güdüp gütmediği sorusu konusunda, Türkiye
Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, EP’yi, milli ve toprak bütünlüğünü yıkmak amacıyla Türk
milletini bir yanda Türkler diğer yanda Kürtler olmak üzere ikiye ayırmaya çalışmakla
suçlamıştır.
AİHM, EP’nin programının dava konusu bölümlerinin, işçi sınıfının Türkiye’de ve
dünyada gelişmesi hakkındaki analizi ve Hükümet’in bölücü faaliyetlerle nasıl mücadele
ettiği üzerine yapılan eleştiriyi içerdiğini saptamaktadır. AİHM, EP’nin savunduğu ilkelerin,
ortaya konulduğu gibi, demokrasinin temel ilkelerine aykırı olmadığını kabul etmektedir.
EP’nin hedeflerinin, terör faaliyetlerini meşru göstermek amacıyla PKK tarafından öne
sürülen hedeflerle benzerlik gösterdiğine dair Hükümet’in savı konusunda, AİHM, yukarıda
belirtilen ilkelerin siyasi bir oluşum tarafından savunulmasının, terör eylemlerine verilen bir
destek olarak algılanmasına indirgenildiği takdirde, bu konuya ilişkin sorunları demokratik
tartışmalar çerçevesinde inceleme olasılığını azaltacağını ve de silahlı hareketlerin bu ilkelerin
savunmasını tekeline almasına neden olacağını, bunun da, 11. maddenin amacına ve
dayandığı demokratik ilkelerle ters düşeceğini hatırlatmaktadır (sözüedilen Yazar ve diğerleri,
§ 57).
EP’nin, ülkedeki demokratik rejimi tehlikeye sokacak nitelikte siyasi bir projesinin
bulunmadığı ve/veya siyasi amaçlar için kuvvete başvurma çağrısının veya kanıtın
bulunmadığı gözönüne alınırsa, sözkonusu partinin kapatılmasının, “zorunlu toplumsal bir
ihtiyaca” cevap verdiği ve de “demokratik toplumda gerekli” olduğu makul olarak
düşünülemez.
Dolayısıyla AİHS’nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 9, 10 VE 14. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar ayrıca, AİHS’nin 9, 10 ve 14. maddelerinin ihlal edildiğini iddia
etmektedirler. AİHM, 11. madde alanında incelenen aynı olaylara ilişkin şikayetleri ayrıca
incelemeye gerek olmadığına kanaat getirmektedir (Bkz. Özgürlük ve Demokrasi Partisi
(ÖZDEP)-Türkiye, no: 23885/94, § 49, 1999-VIII).
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuranlar, 15.000 Euro tutarında manevi zarara uğradıklarını iddia etmektedirler.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM, EP’nin henüz faaliyetlerine başlamadan kapatılmasına karşın, (a contrario, 25
Mayıs 1998 tarihli Sosyalist Parti ve diğerleri-Türkiye kararı, 1998-III, § 67), kapatılmasının
başvuranlarda ve diğer parti kurucuları ile üyelerinde (mutatis mutandis Comingersoll S.A.-
Portekiz, no: 35382/97, 2000-IV) yoksunluk hissi uyandırdığı kanısındadır. AİHM,
hakkaniyete uygun olarak başvuranlara istedikleri rakamın tümünü vermenin uygun olacağına
kanaat getirmektedir.
B. Masraf ve Harcamalar
Başvuranlar ayrıca, hiçbir kanıt sunmadan ulusal mahkemeler ve AİHM’de yapılan
masraf ve harcamalar için 3.000 Euro talep etmektedirler.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM, Strazburg organları önündeki usul işlemlerinin süresini ve karmaşıklığını
gözönüne alarak, istenilen rakamın tümünü başvuranlara ödemenin uygun olacağına kanaat
getirmektedir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;
2. AİHS’nin 9 ve 10. maddeleri ile birlikte 14. maddeye göre yapılan diğer şikayetleri
incelemeye gerek olmadığına;
3. a) Bu kararın, AİHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’sına çevrilmek üzere Savunmacı
Hükümet’in;
i. manevi tazminat için 15.000 Euro ( on beş bin Euro)
ii. masraf ve harcamalar için 3.000 Euro (üç bin Euro)
iii. miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte başvuranlara
ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına üç puan eklenmek
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;
karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 31 Mayıs 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77.
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło