39457/03

WyrokETPCz2008-10-21ECLI:CE:ECHR:2008:1021JUD003945703

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skazanie i ukaranie grzywną właściciela i redaktora naczelnego gazety oraz tymczasowe zamknięcie gazety za opublikowanie artykułu, który rzekomo wskazywał funkcjonariusza publicznego jako cel dla organizacji terrorystycznych, stanowiło naruszenie wolności wyrażania opinii (art. 10 Konwencji)?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że ingerencja w wolność wyrażania opinii skarżących nie była „konieczna w społeczeństwie demokratycznym”, ponieważ uzasadnienia przedstawione przez władze krajowe nie były „istotne i wystarczające”. Sąd krajowy nie dokonał odpowiedniej oceny proporcjonalności, nie biorąc pod uwagę, czy nazwisko i rola pułkownika L.E. były publicznie znane, ani czy istniało realne zagrożenie wynikające z ujawnienia jego nazwiska. Trybunał podkreślił kluczową rolę prasy jako „publicznego stróża” i stwierdził, że ukaranie dziennikarza za rozpowszechnianie cudzych wypowiedzi, nawet jeśli mogą być obraźliwe, wymaga bardzo mocnych powodów, których w tej sprawie nie przedstawiono.
Stan faktyczny
Skarżący, Fevzi Saygılı i Bülent Falakaoğlu, byli odpowiednio właścicielem i redaktorem naczelnym gazety „Yeni Evrensel” w Stambule. Gazeta opublikowała 22 lutego 2001 r. artykuł zatytułowany „Wzrosła liczba porwań”, w którym oskarżono pułkownika L.E. o grożenie urzędnikowi partii HADEP i sugerowano jego udział w innych zaginięciach. Prokurator Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Stambule oskarżył skarżących o wskazywanie funkcjonariusza publicznego organizacjom terrorystycznym. Sąd Bezpieczeństwa Państwa skazał ich na kary grzywny i nakazał tymczasowe zamknięcie gazety na 3 dni. Sąd Kasacyjny utrzymał wyrok w mocy bez rozprawy.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę dotyczącą ingerencji w wolność wyrażania opinii za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji w odniesieniu do skazania i kar nałożonych na skarżących. 3. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego rozpatrywania pozostałej części skargi skarżących na podstawie art. 10 Konwencji. 4. Zasądził na rzecz skarżących zadośćuczynienie pieniężne: 664 EUR dla Fevzi Saygılı i 332 EUR dla Bülenta Falakaoğlu tytułem szkody majątkowej oraz 3000 EUR wspólnie tytułem szkody niemajątkowej, wraz z odsetkami. 5. Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   OF EUROPE   AVRUPA   KONSEYĠ   EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS   AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ   ĠKĠNCĠ DAĠRE   SAYGILI VE FALAKAOĞLU – TÜRKĠYE DAVASI   (Başvuru no. 39457/03)   KARAR   STRAZBURG   Ekim 2008   İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde   kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tâbi olabilir.   ____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayriresmi çeviri, DıĢiĢleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi ve Ġnsan Hakları   Genel Müdür Yardımcılığı (AKGY) tarafından yapılmıĢ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiĢ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koĢulu ile DıĢiĢleri   Bakanlığı, AKGY’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   SAYGILI VE FALAKAOĞLU – TÜRKĠYE KARARI   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 39457/03 no’lu davanın nedeni Fevzi Saygılı ve   Bülent Falakaoğlu adlı iki T.C. vatandaĢının (“baĢvuranlar”) Avrupa Ġnsan Hakları   Mahkemesi’ne 12 Kasım 2003 tarihinde, Avrupa Ġnsan Hakları SözleĢmesi’nin (“SözleĢme”)   34. maddesi uyarınca yapmıĢ olduğu baĢvurudur.   BaĢvuranlar, AĠHM önünde Ġstanbul Barosu avukatlarından K. T. Sürek, D. Avcı ve S.   Mutlu tarafından temsil edilmiĢtir.   OLAYLAR   DAVANIN KOġULLARI   BaĢvuranlar sırasıyla 1966 ve 1974 doğumludur ve Ġstanbul’da yaĢamaktadır.   Birinci baĢvuran Fevzi Saygılı Ġstanbul’da yayınlanan Yeni Evrensel adlı gazetenin   sahibi, ikinci baĢvuran Bülent Falakaoğlu ise yazı iĢleri müdürüdür.   Gazetenin 22 ġubat 2001 tarihli nüshasında yayımlanan “Kaçırma olayları arttı” baĢlıklı   haberde HADEP Cizre Ġlçe BaĢkanı Mehmet Dilsiz’in jandarma komutanlığı tarafından tehdit   edildiği, gerekçe gösterilmeden gözaltına alındığı belirtilmiĢ ve olayların sorumlusu olarak   ġırnak Jandarma Alay Komutanı Albay L. E. gösterilmiĢtir. Gazetenin 7 Mart 2001 tarihli   nüshasında ise “Cizre’de YaĢanan, Silopi için Ġpucu” baĢlıklı yazıda da kaçırılma olaylarına   değinilmiĢ ancak L. E.’nin adı zikredilmemiĢtir.   Ġstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı 25 Temmuz 2001 tarihli iddianamesinde   baĢvuranlar ve sözkonusu yazıları kaleme alan Veli BüyükĢahin’i terörle mücadelede görev   alan kamu görevlisini silahlı terör örgütlerine hedef göstermekle suçlamıĢ, sanıkların 3713   sayılı yasanın 6/1 maddesine göre cezalandırılmasını ve gazete hakkında 5680 sayılı yasanın   ek 2/1 maddesinin tatbik edilmesini talep etmiĢtir.   Ġstanbul DGM, 9 Nisan 2002 tarihli kararında baĢvuranların sözkonusu ikinci haberle   ilgili suçlamalardan beraatlerine karar vermiĢ ancak birinci haberin haber görünümü altında   Albay L. E.’nin silahlı terör örgütlerine hedef gösterilmesi amacıyla kaleme alındığına karar   vererek birinci baĢvuranı 757,080,000 TL, ikinci baĢvuranı ise 378,540,000 TL “ağır para   cezası”na çarptırmıĢtır. Mahkeme ayrıca 5680 sayılı kanunun Ek 2/1 maddesi gereğince   sözkonusu gazetenin 3 gün süre ile geçici olarak kapatılmasına karar vermiĢtir.   BaĢvuranlar ve savcı kararı temyize götürmüĢ, temyiz dilekçesinde baĢvuranlar,   Yargıtay’ın duruĢma yapmasını istemiĢ, dava konusu haberin haber verme ve bilgilendirme   niteliğinde bir “basın açıklaması” olduğunu, ayrıca verilen para cezasının aĢırı olduğunu   belirtmiĢler ve 5680 sayılı kanunun Ek 2/1 maddesinin uygulanmasından Ģikâyetçi   olmuĢlardır.   Temmuz 2003 tarihinde Yargıtay, birinci derece mahkemesi kararını duruĢma   yapmadan onamıĢtır.   SAYGILI VE FALAKAOĞLU – TÜRKĠYE KARARI   HUKUK   I. AĠHS’NĠN 10. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI   BaĢvuranlar 3713 sayılı kanunun 6. maddesine dayanan mahkûmiyet ve cezalarının ve   gazetelerinin geçici olarak kapatılmasının ifade özgürlüklerini ihlal etmesinden Ģikâyetçi   olmuĢtur. Bu bağlamdaki Ģikâyetlerini AĠHS’nin 10. maddesine dayandırmıĢlardır.   A. Kabuledilebilirlik   AĠHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baĢvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĠHM, baĢvurunun baĢka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik   unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baĢvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   1. Başvuranların 3713 sayılı kanunun 6/1 maddesine dayalı mahkûmiyet ve cezaları   (a) Tarafların görüşleri   Hükümet, baĢvuranların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin 10. maddenin 2.   paragrafı kapsamında haklı bir müdahale olduğunu savunmuĢtur. Özellikle L.E.’nin   sözkonusu makalede yansıtılıĢ biçimine vurgu yapmıĢlar ve isminin makalede açıkça   anılmasının terör örgütlerine hedef gösterme olduğunu ifade etmiĢlerdir. Hükümet, makale   içeriğinin bölgede Ģiddete ve nefret cinayetlerine yol açabileceğini savunmuĢtur.   (b) AĠHM’nin değerlendirmesi   AĠHM, baĢvuranların mahkûmiyet ve cezalarının 10/1 madde ile korunan ifade   özgürlüğü hakkına bir müdahale teĢkil ettiğine dair taraflar arasında ihtilaf olmadığını   kaydeder. Aynı zamanda bu müdahalenin hukuki olduğu ve 10/2 maddede belirtilen suç   iĢlenmesinin önlenmesi gibi meĢru bir amaca hizmet ettiği de tartıĢma konusu değildir. Bu   davada tartıĢma konusu olan müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup   olmadığıdır.   AĠHM, 10. maddeye iliĢkin kararlarında ortaya koyduğu temel ilkeleri hatırlatır (bkz.   özellikle Şener – Türkiye, no. 26680/95; İbrahim Aksoy – Türkiye, no. 28635/95, 30171/96 ve   34535/97; Lingens – Avusturya, A Serisi no. 103; Fressoz and Roire – Fransa [BD], no.   29183/95; Sürek – Türkiye (no. 1) [BD], no. 26682/95 ve Kuliś – Polonya, no. 15601/02).   Somut davayı da bu ilkeler ıĢığında inceleyecektir.   AĠHM, dava konusu müdahaleyi, makalenin içeriği ve yayınlanmıĢ olduğu dönemin   koĢulları dahil olmak üzere davanın tamamı ıĢığında incelemelidir. Özellikle tartıĢma konusu   müdahalenin “ulaĢılması hedeflenen amaç ile orantılı” ve ulusal makamların bunu haklı   çıkarmak için gösterdiği gerekçelerin “ilgili ve yeterli” olup olmadığıdır. Mahkeme ayrıca ele   aldığı davaların zeminini, özellikle de terörle mücadele ile bağlantılı sorunları dikkate alır   (bkz. Üstün – Türkiye, no. 37685/02).   Ancak hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlette basının vazgeçilmez rolü   unutulmamalıdır. Suç iĢlenmesinin önlenmesi ve asayiĢ ve üçüncü Ģahısların itibarının   korunması gibi amaçlarla konulmuĢ bazı sınırların aĢılmaması gerekse de siyaset ve halkı   ilgilendiren diğer konularda bilgi ve fikir aktarmak basının görevidir. Basının özgürlüğü   SAYGILI VE FALAKAOĞLU – TÜRKĠYE KARARI   siyasi liderlerinin fikir ve tavırlarını öğrenmeleri ve haklarında bir kanaat oluĢturmalarında   halka sunulmuĢ en iyi araçlardan biridir (bkz. Castells – İspanya, A Serisi no. 236). Basın   özgürlüğü aynı zamanda bir dereceye kadar abartı ve hatta tahrike izin verir (bkz. Prager and   Oberschlick – Avusturya, A Serisi no. 313).   AĠHM ayrıca düzenlenmiĢ olsun ya da olmasın, röportaj ve Ģahısların beyanlarına   dayanan haberlerin basının “halkın gözcüsü” olma görevini yerine getirmesinde en önemli yol   olduğunu hatırlatır. BaĢka bir Ģahsın sözlerinin yayılmasına yardımcı olduğu için bir   gazetecinin cezalandırılması basının halkı ilgilendiren konuların tartıĢılmasına katkısına ciddi   Ģekilde engel olacaktır ve bunu yapmak için çok geçerli nedenler bulunmuyorsa bu yola   baĢvurulmamalıdır (bkz. örneğin Kuliś – Polonya, yukarıda anılan). Gazetecilerden   baĢkalarını rencide ya da tahrik edebilecek ya da itibarını zedeleyebilecek beyanlara resmen   ve sistematik olarak mesafeli durmaları yönünde genel bir koĢul getirilmesi, basının güncel   olaylar, görüĢler ve fikirler hakkında bilgi verme rolüyle bağdaĢmamaktadır (bkz. örneğin   Thoma – Lüksemburg, no. 38432/97).   Somut dava koĢullarına dönülecek olursa AĠHM, dava konusu yazının Veli BüyükĢahin   adlı politikacının Türkiye’nin güneydoğusunda yaĢanan kaybolma olayları hakkındaki sözleri   ile ilgili olduğunu kaydeder. Makalede BüyükĢahin, devleti sözkonusu kaybolma olaylarının   sorumlularının bulunması için yeterince çaba sarf etmemekle eleĢtirmiĢtir. Aynı zamanda   birtakım ciddi iddialar ortaya atmıĢtır. Ġlk olarak Albay L.E.’yi bir HADEP üyesini tehdit   etmekle suçlamıĢ, ikinci olarak da L.E.’nin baĢka iki HADEP üyesinin kaybolmasındaki   muhtemel sorumluluğunu ima etmiĢtir. AĠHM, DGM’nin sözkonusu yazının Albay L.E.’yi   terör örgütlerine hedef göstermek amacıyla yazıldığı ve baĢvuranların bu yazının   yayınlanmasından sorumlu oldukları kanaatine varmıĢ olduğunu gözlemler.   AĠHM, sözkonusu makaleyi incelemiĢtir. Ġlk olarak Türkiye’nin güneydoğusundaki   kaybolma olaylarının Ģüphesiz halkı ilgilendiren bir konu olduğu kanısındadır. Ancak AĠHM,   BüyükĢahin’in sözlerinin güvenlik güçlerinin, özellikle de Albay L.E.’nin görevlerini kötüye   kullandığı iddiasını içerdiği ve bu ifadelerin, doğru değilse hakaret niteliğinde ve ilgilileri   halkın gözünde küçük düĢürebilecek sözler olduğunu kaydeder. Bu bağlamda AĠHM, kamu   görevlilerini, görevlerini yerine getirmelerini etkilemek ve halkın kendilerine ve makamlarına   olan güvenini sarsmak için bilinçli olarak yapılan kırıcı, hakaret içeren ve küçük düĢürücü   saldırılardan korumanın zorunlu olabileceğini hatırlatır (bkz. Nikula – Finlandiya, no.   31611/96). Ne var ki AĠHM, baĢvuranlar hakkındaki davanın konusunun hakaret değil Terörle   Mücadele Yasası’na muhalefet olması nedeniyle bu hususun bu baĢvurunun konusu   olmadığını kaydeder (bkz. Falakaoğlu ve Saygılı – Türkiye, no. 11461/03).   AĠHM, ulusal mahkeme kararlarında belirtilen gerekçeleri incelemiĢ ve bunları aĢağıda   belirtilen nedenlerden dolayı baĢvuranların ifade özgürlüğü haklarına müdahaleyi haklı   çıkaracak kadar gerekli görmemiĢtir. Ġlk olarak AĠHM, baĢvuranların mahkûm edilmesine yol   açan gerekçelerde Albay L.E.’ye getirilen suçlamaların niteliğine dayanılmadığı veya   herhangi bir özel önem atfedilmediğinin DGM kararından anlaĢıldığını kaydeder (bkz. mutatis   mutandis, Halis – Türkiye, no. 30007/96). Ġkinci olarak terörle mücadelede Albay L.E.’nin adı   ve rolünün kamuoyu tarafından bilinip bilinmediği ve isminin ifĢası nedeniyle gerçek bir   tehlike ile karĢı karĢıya kalıp kalmadığı hususu dikkate alınmamıĢtır. Bu Ģekilde DGM,   konumu itibariyle en azından kendi bölgesinde iyi tanınmıĢ olabilecek bir albayın kimliğinin   gizlenmesi ile isminin kamu yararına ifĢa edilmesi arasında bir yarar muhasebesi   yapamamıĢtır. Bu bağlamda AĠHM, hakaret içeren bazı kısımlar haricinde makalenin, bir   bütün olarak ele alındığında bir kamu görevlisine karĢı Ģiddete teĢvik ettiği ve dolayısıyla   SAYGILI VE FALAKAOĞLU – TÜRKĠYE KARARI   Albay L.E.’yi önemli bir fiziksel Ģiddet tehlikesiyle karĢı karĢıya bıraktığı Ģeklinde   yorumlanamayacağını kaydeder (bkz. Koç ve Tambaş – Türkiye, no. 50934/99). AĠHM’ye   göre alınan tedbirin gerekliliğinin değerlendirilmesindeki temel unsurlar bunlardır.   Dava koĢullarını bir bütün olarak göz önünde bulunduran AĠHM, ulusal makamların   takdir yetkisini de dikkate almakla birlikte, baĢvuranların ifade özgürlüğüne yapılan Ģikâyet   konusu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olduğunu göstermeye yetecek   gerekçeye dayanmadığını tekrarlar. Bu tespit AĠHM’nin baĢvuranların ceza hukukuna göre   tayin edilen mahkûmiyet ve cezalarının hedeflenen amaçla orantılı olup olmadığının   belirlenmesi için incelemeyi sürdürmesini gereksiz kılmaktadır.   Buna göre AĠHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiĢtir.   2. 5680 sayılı kanunun 2/1 maddesi uyarınca gazetenin geçici olarak kapatılması   Dava olayları, tarafların görüĢleri ve yukarıda belirtilen 10. maddenin ihlalinin tespiti   dikkate alındığında AĠHM somut baĢvuruda dile getirilen temel hukuki sorunun incelenmiĢ   olduğu kanaatindedir. Bu nedenle baĢvuranların 10. maddeye dayalı, kalan Ģikâyetine dair   ayrı bir hüküm verilmesine gerek görmemektedir (bkz. örneğin Eser Ceylan – Türkiye, no.   14166/02; K.Ö. – Türkiye, no. 71795/01; Mehmet ve Suna Yiğit – Türkiye, no. 52658/99 ve   Uzun – Türkiye, no. 37410/97).   II. AĠHS’NĠN 6. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI   BaĢvuranlar davalarının bağımsız ve tarafsız bir mahkemede görülmemesinden Ģikâyetçi   olmuĢtur. Bu bağlamda DGM’lerin yapısı ve DGM hakimlerinin Hakimler ve Savcılar   Yüksek Kurulu’na bağlı olmalarından Ģikâyetçi olmuĢtur. BaĢvuranlar ek olarak Yargıtay’ın   kararını gerekçelendirmemesinden ve duruĢma yapmamasından Ģikâyetçi olmuĢlardır.   AĠHM, daha önce benzer Ģikâyetleri inceleyip reddettiğini hatırlatır (bkz. diğerlerinin   yanı sıra Maçin – Türkiye (no. 2), no. 38282/02; Falakaoğlu – Türkiye, no. 77365/01 ve   Emire Eren Keskin – Türkiye, no. 49564/99). AĠHM somut davada daha önceki tespitlerinden   ayrılmasını gerektirecek özel bir koĢul görmemektedir. Dolayısıyla baĢvurunun bu bölümü,   AĠHS’nin 35/3 maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle AĠHS’nin   35/4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.   III. AĠHS’NĠN 41. MADDESĠNĠN UYGULANMASI   AĠHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iĢbu SözleĢme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   SözleĢmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   BaĢvuranlar toplamda 2,496 Euro maddi tazminat talep etmiĢtir. Bu miktar gazetenin 3   gün süreyle kapatılmasından doğan zararlar ve baĢvuranlar tarafından ödenen para cezalarını   SAYGILI VE FALAKAOĞLU – TÜRKĠYE KARARI   (sırasıyla 664 ve 332 Euro) içermektedir. BaĢvuranlar ek olarak 10,000 Euro manevi tazminat   talebinde bulunmuĢlardır.   Hükümet miktarlara itiraz etmiĢtir.   AĠHM, gazetenin geçici olarak kapatılmasına iliĢkin olarak uğrandığı iddia edilen   zararları, belge ibraz edilmemiĢ olması nedeniyle spekülatif ve dayanaksız olarak   değerlendirerek reddeder. Ancak tespit edilen ihlal ve baĢvuranların ödemek zorunda   kaldıkları para cezaları arasında bir illiyet bağı olduğunu tespit etmiĢtir. Bu nedenle   baĢvuranlar tarafından talep edilen miktarın tamamının ödenmesine karar verir.   Ek olarak AĠHM, baĢvuranların dava koĢullarında belli bir miktar sıkıntı ve endiĢe   yaĢadıklarının kabul edilebileceği kanaatindedir. AĠHS’nin 41. maddesinin gerektirdiği   hakkaniyet temelinde bir değerlendirmeyle baĢvuranlara ortak bir miktar olarak 3,000 Euro   ödenmesine hükmeder.   B. Yargılama masraf ve giderleri   BaĢvuranlar AĠHM önündeki masraf ve harcamalar için 3,000 Euro ödenmesini talep   etmiĢler, Hükümet miktara itiraz etmiĢtir.   BaĢvuranlar yaptıkları masraf ve harcamaları AĠHM Ġç Tüzüğü’nün 60. maddesinin   gerektirdiği Ģekilde kanıtlayamamıĢ olmaları nedeniyle bu baĢlık altında ödeme   yapılmamasına hükmeder.   C. Gecikme faizi   AĠHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine   uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiĢtir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĠHM OYBĠRLĠĞĠYLE,   1. BaĢvuranların ifade özgürlüğüne müdahale edildiği iddiasına iliĢkin Ģikâyetin   kabuledilebilir, baĢvurunun kalan kısmının ise kabuledilemez olduğuna;   2. BaĢvuranların mahkûmiyetleri ve cezalarına iliĢkin olarak AĠHS’nin 10. maddesinin ihlal   edildiğine;   3. BaĢvuranların AĠHS’nin 10. maddesine dayalı Ģikâyetlerinin kalan kısmının ayrıca   incelenmesinin gerekli olmadığına;   4. (a) Sorumlu Devlet’in baĢvuranlara, AĠHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleĢtiği   tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden yeni Türk   Lirası’na çevrilerek:   (i) Saygılı’ya 664 Euro (altı yüz altmıĢ dört Euro), Falakaoğlu’na 332 Euro (üç yüz   otuz iki Euro) maddi tazminat;   (ii) ortaklaĢa 3,000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat;   (iii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;   SAYGILI VE FALAKAOĞLU – TÜRKĠYE KARARI   (b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa   Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle   elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliĢkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMİŞTİR.   ĠĢbu karar Ġngilizce olarak hazırlanmıĢ ve AĠHM Ġç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları uyarınca 21 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiĢtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło