40154/98
WyrokETPCz2004-07-20ECLI:CE:ECHR:2004:0720JUD004015498
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skarżący był poddany nieludzkiemu lub poniżającemu traktowaniu w areszcie, naruszając art. 3 Konwencji, oraz czy miał dostęp do skutecznego środka odwoławczego w tej sprawie, zgodnie z art. 13 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że państwo ponosi odpowiedzialność za obrażenia odniesione przez osobę znajdującą się pod jego kontrolą w areszcie, jeśli nie przedstawi przekonującego wyjaśnienia ich pochodzenia. Stwierdził, że obrażenia skarżącego, udokumentowane medycznie, nie mogły powstać w sposób przedstawiony przez rząd, a jego oświadczenie zostało podpisane pod przymusem. Dodatkowo, Trybunał uznał, że krajowe postępowanie wyjaśniające w sprawie zarzutów złego traktowania, prowadzone przez organy administracyjne składające się z urzędników państwowych, nie było skuteczne ani niezależne, co naruszyło prawo do skutecznego środka odwoławczego.Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Emin Yüksel, student, został aresztowany 4 kwietnia 1997 roku w Diyarbakır pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji. W trakcie dwudniowego zatrzymania twierdził, że był poddany złemu traktowaniu, które spowodowało obrażenia, w tym stłuczenia nosa i złamanie zęba. Mimo że podpisał oświadczenie, iż uderzył się w nos o umywalkę, później wycofał się z niego, twierdząc, że zostało wymuszone. Złożył skargę karną przeciwko policjantom, ale prokurator przekazał sprawę do Rady Administracyjnej Prowincji, która odmówiła wszczęcia postępowania karnego z powodu braku dowodów.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 3 Konwencji oraz naruszenie art. 13 Konwencji w związku z art. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 10 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 3 000 EUR tytułem kosztów i wydatków. Odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
MEHMET EMİN YÜKSEL/ TÜRKİYE KARARI
(Başvuru No. 40154/98)
KARAR (20 Temmuz 2004)
(ÖZET ÇEVİRİ)
Dava Türk vatandaşı Mehmet Emin Yüksel'in 19 Ocak 1998 tarihinde
AİHS'nin eski 25. maddesi uyarınca Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları
Komisyonu'na 40154/98 no ile yaptığı başvurudan kaynaklanmaktadır.
Başvuran gözaltında iken Sözleşmenin 3. maddesine aykırı olarak
işkenceye varacak derecede kötü muameleye tabi tutulduğunu ileri sürmüştür.
Ayrıca 13. maddenin gereklerine uygun olarak etkili bir iç hukuk yolundan
faydalanamadığını ileri sürmüştür. Son olarak polis memurları aleyhinde
başlatılan işlemlere müdahil olarak katılamamasının madde 6/1'i ihlal ettiğini
ileri sürmüştür.
Mahkeme 2 Aralık 2003 tarihinde kısmi kabuledilebilirlik kararı vermiştir.
Başvuranın kötü muamele ve iç hukuk yolu ile ilgili şikayetlerini kabuledilebilir,
diğerlerini kabuledilemez bulmuştur.
Başvuran ve Hükümet esaslar hakkındaki şikayetlerini sunmuşlardır.
Dava Olayları
Başvuran 1972 doğumlu olup Diyarbakır'da yaşamaktadır. Başvuran
olaylar esnasında Dicle Üniversite Tıp Fakültesinde öğrenci idi.
Başvuran 4 Nisan 1997 tarihinde yakalanmış ve Diyarbakır Emniyet
Müdürlüğü'nden polislerce gözaltına alınmıştır. Yasadışı örgüt YEKBUN'a üye
olmakla suçlanmışlardır.
Polis memurları YEKBUN'a üye olması ile ilgili olarak başvuranı
sorgulamalardır. Başvuran sorgulama esnasında gördüğü kötü muamele
sonucunda vücudunda ödem oluştuğunu, burnunda çürükler oluştuğunu ve bir
dişinin kırıldığını ileri sürmüş Hükümet ise başvuranın uykusuzluktan dolayı
düşerek başını lavaboya çarptığını ileri sürmüştür. Nisan 1997 tarihinde başvuran yüzünü yıkarken burnunu lavaboya
çarptığını belirten bir ifadeye imza atmıştır. Diyarbakır Devlet Hastanesi'ne
götürülmüş ve Dr. R.C. tarafından muayene edilmiştir. Aynı gün başvuran
çıkarıldığı Devlet Güvenlik Mahkemesinde yasadışı örgüt üyesi olduğunu
reddetmiş ve kötü muamele gördüğünü ileri sürerek imzaladığı ifadenin
gerçekleri yansıtmadığını belirtmiştir. Mahkeme başvuranın tutuksuz
yargılanmasına karar vermiştir.
Başvuran 8 Nisan 1997 tarihinde ilgili polis memurları aleyhinde
Diyarbakır Savcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. .Başsavcı başvuranın
Adli Tıp Enstitüsünden bir uzman tarafından incelenmesini istemiştir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Nisan 1997 tarihinde Diyarbakır Başsavcısı başvuranın kötü
muamele iddiası hakkında yetkisizlik kararı vermiş ve Memurin Muhakematı
Kanunu uyarınca dosyayı Diyarbakır İl İdare Kurulu'na havale etmiştir.
Diyarbakır DGM 13 Haziran 1997 tarihinde başvuranın beraat etmesine
karar vermiştir. Mahkeme başvuranın baskı altında sorgulandığını dikkate
almıştır.
Diyarbakır İl İdare Kurulu kanıt yetersizliği sebebiyle 26 Haziran 1997
tarihinde polis memurları hakkında men-i muhakeme kararı vermiştir.
Başvuran 6 Ağustos 1997 tarihinde Yüksek İdare Mahkemesi'ne itirazda
bulunmuştur. Ayrıca Diyarbakır İdare Kurulu'na dilekçe sunmuş ve dava
dosyasının bir kopyasını talep etmiştir. Dilekçesine yanıt alamamıştır.
Bölge İdare Mahkemesi, İdare Kurulu'nun men-i muhakeme kararım 14
Mayıs 1999 tarihinde onamıştır. Bölge İdare Mahkemesinin kararı 26 Temmuz tarihinde başvurana bildirilmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI
İlgili iç hukuk Batı ve Diğerleri (33097/96 ve 57834/00) kararı ve Tahsin
Acar (26307/95) kararlarında bulunabilir.
HUKUK
SÖZLEŞMENİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, kötü muameleye maruz kaldığından ve 3. madde
bağlamındaki şikayeti hakkında etkili ve yeterli bir soruşturma
yapılmadığından şikayetçi olmuştur.
Başvuran gördüğü kötü muamelenin işkenceye vardığını, polis
memurlarınca dövüldüğünü, burnunda yara oluştuğunu ve bir dişinin kırıldığım
ileri sürmüştür. Başvuran ayrıca psikolojik zarar gördüğünü de savunmuştur.
Hükümet başvuranın kötü muamele ile ilgili detaylı bilgi vermediğini tıbbi
raporda belirtilen yaraların nasıl oluştuğuna ve ne zaman oluştuğuna dair
detaylı bilgi vermediğini belirtmiştir. Ayrıca Hükümet, başvuranın imzaladığı
burnunu lavaboya çarptığını belirten ifadeye dayanmaktadır.
2. Mahkeme'nin Değerlendirmesi
Mahkeme'ye göre, bir kimsenin gözaltından sağlığını kaybetmiş olarak
çıktığı ve durumunu belgeleyen tıbbi raporların bulunduğu durumlarda
sözkonusu durumu açıklığa kavuşturmak Hükümetin görevidir.
Mahkeme değerlendirme yaparken kanıtların şüpheye yer vermeyecek
nitelikte olması gerektiğini düşünmektedir. Sözkonusu olaylar, ilgili kimseler,
yetkililerin kontrolü altında iken meydana gelmişse, yaraların nasıl oluştuğuna
dair ciddi şüpheler ortaya çıkar. Bu durumda ikna edici bir açıklama yapmak
yetkililerin sorumluluğundadır.
Mahkeme gözaltı süresinin başlangıcında başvuranın tıbbi incelemeden
geçmediğini ve kendi tercihi olan bir doktorla veya avukatla görüşmesine izin
verilmediğini belirtmiştir. 6 Nisan 1997'de başvuranın gözaltına alınmasından
iki gün sonra Dr. R.C. tarafından muayene edilmiştir. Serbest bırakıldıktan
sonra ise tekrar muayene edilmiş ve iki gün iş göremez raporu verilmiştir.
Mahkeme başvuranın lavaboya çarpmak suretiyle aynı anda azı
dişlerinden birinin kırılmasını ve burnunun yara almasını inandırıcı
bulmamıştır. Ayrıca başvuran baskı altındayken sözkonusu ifadeyi
imzalamıştır.
Mahkemenin görüşüne göre kötü muamele veya işkenceye dair izler
uluslararası hukuka göre etkili bir araştırmaya tabi tutulmalı ve fiziksel
bulgularla kötü muamele iddiası arasında ilişki kurulmalıdır.
Mahkeme gözaltında tutulan kimselerin devletin sorumluluğu altında
olduğunu ve oluşan yaralar ve izler hakkında açıklama yapmaları gerektiğini
düşünmektedir. Mahkeme 6 ve 8 Nisan 1997 tarihli tıbbi raporlarda kayıtlı
yaraların Hükümetin sorumluluğunda olduğu görüşündedir.
Bu nedenle Sözleşmenin 3. maddesi ihlal edilmiştir.
Mahkeme, soruşturmadaki eksikliklerle ilgili olarak 3. madde bağlamında
ayrı bir tespitte bulunmak için sebep görmemektedir. Bu konunun 13. madde
kapsamında incelenmesi daha uygundur.
II. SÖZLEŞMENİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
1. Tarafların İfadeleri
Başvuran Sözleşmenin 13. maddesi bağlamında kötü muamele
hakkındaki şikayetini sunabileceği bir iç hukuk yolu olmadığını iddia etmiştir.
Başvuran kötü muameleden sorumlu kimselerin kimliklerinin tespit edilip
cezalandırılmalarını
sağlayacak
etkili
ve
yeterli
bir
soruşturma
yapılmadığından şikayetçi olmuştur. Ayrıca Diyarbakır İl İdare Kurulu'nun
kararının, polis memurları aleyhinde dava açılmasını imkansız kıldığını ileri
sürmüştür. Son olarak Diyarbakır İl İdare Kurulu devlet memurlarından
oluştuğu için bağımsız olmadığını iddia etmiştir.
Hükümet, cezai işlemlere ek olarak başvuranın hukuk ve idare
mahkemelerinden maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceğini
savunmuştur.
Mahkemenin Değerlendirmesi
Bir kimsenin devlet görevlileri tarafından kötü muamele veya işkenceye
uğradığına dair şikayeti varsa "iç hukuk yolu" tazminat ödenmesinin yanısıra
sorumluların kimliğinin tespitini ve cezalandırılmasını ayrıca şikayetçinin
soruşturmaya katılımını gerektirir.
Mahkeme'ye göre ayrıca, devlet görevlilerinin sorumlu olduğu kötü
muamele veya işkence hakkında yapılan soruşturmanın etkili olabilmesi için,
soruşturmayı yürüten kimselerin olaya karışan kimselerden bağımsız olmasını
gerektirmektedir. Bu sadece hiyerarşik ve kurumsal değil uygulamada da
bağımsız olmayı gerektirmektedir.
Mahkeme sorumlu devletin Sözleşmenin 3. maddesi bağlamında kötü
muameleden sorumlu olduğunu tespit etmiştir.
Şikayetçi, Diyarbakırdaki başsavcıya kötü muameleye uğradığından
şikayet etmiştir. Savcı yetkisizlik kararı vermiş ve dosyayı Diyarbakır İl İdare
Kurulu'na göndermiştir. İl İdare Kurulu da soruşturma ile ilgili adım atmamış ve
delil yetersizliğinden dolayı cezai işlemlerin sonlandırılmasına karar vermiştir.
Mahkeme ayrıca daha önceki birçok davada İl İdare Kurulları tarafından
yürütülen soruşturmaların bağımsız olarak nitelendirilmediğini; bu kurulların
devlet memurlarından oluştuğunu tekrarlamıştır.
Mahkeme yukarıda anlatılan işlemlerin etkili, yeterli ve bağımsız
olduğunun iddia edilemeyeceğini, 13. maddenin gereklerini karşılamadığı ileri
sürülmüştür.
Bu nedenlerden dolayı Mahkeme 13. maddenin ihlal edildiğini öne
sürmüştür.
Zararlar
Başvuran, manevi tazminat için 40,000 Euro talep etmiştir.
Hükümet başvuranın talebi üzerine yorum yapmamıştır.
Mahkeme, yalnızca ihlal bulgusu ile başvuranın çektiği sıkıntının tazmin
edilemeyeceği görüşündedir. Mahkeme hakkaniyete uygun olarak bir
değerlendirme yaparak manevi tazminat için başvurana 1 0,000 Euro
ödenmesine karar vermiştir.
Mahkeme Masrafları
Başvuran mahkeme masrafları için 3,000 Euro talepte bulunmuştur.
Hükümet başvuranın talebi hakkında yorum yapmamıştır.
Mahkeme başvuranın talebinin makul olduğu görüşündedir, bu yüzden
talep edilen meblağın tamamını ödemiştir.
C. Gecikme Faizi
Mahkeme gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı faiz
oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygulanmasının
uygun olacağı görüşündedir.
YUKARIDAKİ NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE
1. Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğine;
2. Sözleşmenin 3. maddesi ile bağlantılı olarak 13. maddenin ihlal
edildiğine;
3. a) Sorumlu Devletin başvurana Sözleşmenin 44/2 maddesi uyarınca
kararın kesinlik kazandığı tarihten itibaren üç ay içinde aşağıdaki meblağları
uygulanabilecek her türlü vergi ile birlikte ödeme günündeki kur üzerinden
Türk Lirasına çevrilerek
i)
Manevi tazminat için 10,000 Euro,
ii)
Mahkeme masrafları için 3,000 Euro,
b) Yukarıda değinilen üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe
kadar geçen süre için yukarıdaki meblağlara Avrupa Merkez Bankası'nın
uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın
uygulanmasına,
4. Başvuranın diğer adil tazmin taleplerinin reddedilmesine karar
vermiştir.
Karar İngilizce olarak hazırlanmış olup 20 Temmuz 2004 tarihinde İç
Tüzüğün 77/2 ve 3. paragrafları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło