40299/98
WyrokETPCz2004-03-09ECLI:CE:ECHR:2004:0309JUD004029998
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy ostrzał wioski przez siły bezpieczeństwa, skutkujący obrażeniami i zniszczeniem mienia, oraz późniejsze nieskuteczne postępowanie krajowe, stanowiły naruszenie prawa do życia, prawa do poszanowania mienia i prawa do skutecznego środka odwoławczego, zgodnie z Konwencją i Protokołem nr 1?Ratio decidendi
Trybunał uznał skargę za dopuszczalną, odrzucając zarzuty rządu dotyczące niewyczerpania środków krajowych, powołując się na ugruntowane orzecznictwo, zgodnie z którym skargi złożone do żandarmerii w ramach prowadzonego śledztwa mogą być uznane za wystarczające i skuteczne. Następnie, Trybunał przyjął do wiadomości ugodę zawartą między stronami, w której rząd turecki uznał naruszenie art. 2, 13 Konwencji oraz art. 1 Protokołu nr 1 i zobowiązał się do wypłaty odszkodowania. Trybunał stwierdził, że ugoda jest zgodna z poszanowaniem praw człowieka określonych w Konwencji i jej Protokołach, co uzasadniało wykreślenie sprawy z listy.Stan faktyczny
Skarżący, Rıza Boztaş, Hatiye Boztaş i Nuriye Boztaş, mieszkali w wiosce Karşılar w regionie Tunceli, objętym stanem wyjątkowym i konfliktem między PKK a siłami bezpieczeństwa. 30 lipca 1997 roku, około godziny 22:00-23:00, żandarmeria z Geyiksuyu ostrzelała wioskę, niszcząc 20 domów (w tym skarżących) sześcioma pociskami haubicznymi i raniąc wielu mieszkańców. Wszczęto krajowe postępowanie, w którym prokurator uznał się za niewłaściwego, a śledztwo prowadzone przez dowódcę żandarmerii zakończyło się decyzją o braku podstaw do ścigania, utrzymaną przez Radę Stanu. Skarżący uzyskali raporty medycyny sądowej dotyczące ich obrażeń.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Stwierdził dopuszczalność skargi.
2. Postanowił wykreślić sprawę z listy.
3. Przyjął do wiadomości zobowiązanie stron do niezwracania się o przekazanie sprawy Wielkiej Izbie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
Rıza BOZTAŞ ve diğerleri - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no: 40299/98)
KARAR (Dostane Çözüm) Mart 2004
OLAYLAR
Olayların olduğu sırada, başvuranlar, Rıza Boztaş, Hatiye Boztaş ve Nuriye Boztaş, 1985
tarihinden bu yana yasadışı örgüt olan PKK ile güvenlik güçlerinin arasında çatışmaların
meydana geldiği Güneydoğu bölgesinde yer alan ve Olağanüstü Hal Bölgesine (OHAL) tabi
olan Tunceli Karşılar köyünde ikamet etmekteydiler. Temmuz 1997 tarihinde saat 22.00 veya 23.00 sularında, Geyiksuyu
Jandarma
Karakolu’na bağlı jandarmalar, karakoldan yaklaşık 15 km uzaklıkta bulunan Karşılar köyü
istikametine doğru ateş etmişlerdir. Başvuranlarınki dahil 20 ev, altı obüs topu ile yapılan
top atışı sonucunda yok edilmiştir. Bu saldırı sırasında, başvuranlar ile birlikte birçok köylü
yaralanmıştır.
Ertesi gün, Karşılar Jandarma Karakolu tarafından bir soruşturma başlatılmıştır.
Soruşturmadan sorumlu jandarmalar, köylülerin ifadelerini alarak tutanak düzenlemişlerdir.
Bu vesile ile başvuranlar, olaydan sorumlu kişiler hakkında şikayette bulunmuşlar ve
tazminat talebinde bulunmuşlardır. Ağustos 1997 tarihinde, Tunceli Milletvekili Kamer Genç, basın mensuplarına bazı
şarapnel parçaları göstererek bir basın açıklaması yapmış ve bu olayın bir terörist saldırısı
olduğuna dair savların kabul edilemez olduğunu belirtmiştir.
Saldırıdan bir hafta sonra, Geyiksuyu Jandarma Karakol komutanı birkaç askerle birlikte
Karşılar Köyüne intikal etmiş ve köylülere şu beyanda bulunmuştur:
“Olay günü izindeydim, eğer izne çıkmamış olsaydım bu olay meydana gelmezdi. Olaydan
sorumlu askerler burada, ne yaparsanız yapın, isterseniz öldürün”. Ağustos 1997 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı, dört köylünün ifadelerini almıştır. Bunlar
jandarmaya verdikleri ifadeleri tekrarlamışlardır. 26 Eylül 1997 tarihinde, Cumhuriyet
Savcısı, kendini “ratione personae” yetkisiz ilan ederek Memurin Muhakematı Hakkında
Kanun uyarınca dosyayı Tunceli Olağanüstü Hal Valisine sevk etmiştir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Vali tarafından muhakkik olarak görevlendirilen bir jandarma komutanı, Karşılar Köyünün sakininin ve operasyona katılan 22 askerin ifadelerini tekrar almıştır.
Bu arada, Fırat Üniversitesi Hastanesinde tedavi edilen başvuranlar, adli tıp raporu temin
etmişlerdir. Ocak 1998 tarihinde, muhakkik, askeri birliğin Geyiksuyu köyünü tehdit edecek bir
terörist grubun durdurulması amacıyla Istıran köyünü top ateşine tuttuğu ve Karşılar köyünün
hedef alındığına dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle men-i muhakeme kararı vermiştir. Şubat 1999 tarihinde başvuranlar, söz konusu men-i muhakeme kararına itirazda
bulunmuşlar, ancak, başvurularının akıbeti hakkında hiçbir bilgi edinememişlerdir.
Bu bağlamda, 28 Ocak 2000 tarihinde, Danıştay, dosyayı incelemesini müteakiben bahse
konu kararı onamıştır.
HUKUKA DAİR
Başvuranlar, köylerine yapılan askeri operasyon sonucunda yaralanmaların meydana
geldiğinden dolayı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin, aynı zamanda
evlerinin yıkılmasından dolayı da 1 nolu Ek Protokol’un 1. maddesinin ihlal edildiğini iddia
etmişlerdir. AİHS’nin 6. maddesine atıfta bulunan başvuranlar, bu konuda yürütülen
soruşturmaların yetersizliğinden şikayetçidirler. Ayrıca, başvuranlar, alevi ve Zaza kökenli
oldukları gerekçesiyle ayrımcılığa tabi tutulduklarını ileri sürerek AİHS’nin 14. maddesinin
ihlal edildiğini dile getirmişlerdir.
1. A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet, 30 Temmuz 1997 tarihinde vuku bulan olaydan dolayı başvuranların maddi ve
manevi tazminat talebi için idari ve hukuki yollara başvurmadıklarını belirtmiştir. Hükümet
başvuranların, terör mağdurlarına yönelik oluşturulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Fonuna başvurabileceklerinin altını çizmiş ve mevcut başvurunun yürütülen soruşturmanın
sonuçlanmadan 20 Ocak 1998 tarihinde yapıldığı gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini
ayrıca belirtmiştir.
Başvuranlar, Hükümet’in itirazına karşı çıkarak olayların meydana geldiği dönemde
Türkiye’nin Güneydoğusunda hüküm süren koşulların gözönüne alınması gerektiğini
vurgulamışlardır. 15 Ocak 1998 tarihli men-i muhakeme kararına dikkat çeken başvuranlar,
başvurularını AİHS’nin 35. maddesince ortaya konan süre çerçevesinde yaptıklarını ileri
sürmüşlerdir.
Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin savunması konusunda AİHM,
konuyla ilgili yerleşmiş içtihatlara atıfta bulunarak başvuranların olay günü köylerine
soruşturma çerçevesinde gelen jandarmalara şikayette bulunduklarını hatırlatmış ve
başvurmuş oldukları yolun AİHS’nin 35§1. maddesi gereğince yeterli ve etkili olduğunun
altını çizerek ifade etmiştir (Bkz, Sabri Oğraş ve diğerleri-Türkiye, n: 39978/98, 7 Mayıs
2002). Buna istinaden Hükümetin ön itirazı reddedilmiştir.
Başvurunun kabuledilemez nitelikte olduğuna ilişkin ön itiraz hakkında, AİHM, iç hukuk
yolunu tüketen bir başvuranın bu yolu etkisiz kılan koşulları daha sonra öğrendiğini ve aynı
zamanda başvuranın söz edilen koşulları öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği andan itibaren
altı ay kuralının hesaplanacağını hatırlatmıştır (Bkz, Bayram ve Yıldırım-Türkiye davası,
38587/97). Fakat, ilgililerin mevcut başvuru yapılmadan önce yürütülen cezai soruşturmanın
etkisiz olduğunun farkına varılması halinde AİHS’nin 6. maddesi uyarınca yapılan
şikayetlerin AİHS’nin 13. maddesi kapsamında incelenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle AİHM başvuruyu kabul etmiştir.
2. B. Esasa ilişkin olarak
Başvurunun kabul edilmesi halinde Hükümet, söz konusu başvuruyu dostane çözüm
çerçevesinde sonuçlandırma isteğinde bulunmuş ve bu doğrultuda AİHM aşağıda yer alan
beyanı sunmuştur:
“1. Türk Hükümeti, özellikle askeri bir operasyon neticesinde başvuranlar
Rıza Boztaş, Hatiye Boztaş ve Nuriye Boztaş’ın, evlerinin yıkılması ve ciddi
biçimde yaralanmalarına benzer olayları engelleme kararlılığına rağmen,
40299/98 no.lu davanın açılmasına neden olan olayların meydana gelmesinden
dolayı üzgündür.
2. Türk Hükümeti, mevcut davada iddia edildiği gibi kuvvet kullanıldığı için,
AİHS’nin 2., 13. ve 1 nolu Ek Protokol’un 1. maddesinin ihlal edildiğini kabul
etmektedir. Hükümet yaşama hakkının gelecekte güvence altına alınmasını
sağlamak için, gerekli tüm önlemleri alıp, etkili soruşturmaların yürütülmesini
zorunlu kılan talimatları vermeyi taahhüt etmiştir. Bu konuda, Hükümet, kısa
zamanda uygulamaya konan idari ve yasal önlemlerin yürütülen soruşturmaları
daha etkili kıldığını ve mevcut davadaki benzer koşullarda meydana gelen
ölümlerin azalmasını sağladığını belirtmiştir.
3.Türk Hükümeti’nin, yukarıda zikredilen başvurunun dostane çözüme
kavuşturulmak üzere başvuranlara, ex gratia kapsamında tazminat olarak
61.000 Euro (altmış bir bin Euro) ve masraf ve harcamalar olarak da 7.500
Euro (yedi bin beş yüz Euro) veya toplam 68.500 Euro (altmış sekiz bin beş
yüz Euro) ödeme yapmayı teklif ettiğini beyan ediyorum. Bu miktar
yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf olup, başvuran veya yasal temsilcisi
adına açılacak banka hesabına Euro cinsinden yatırılacaktır. AİHS’nin 39. ve
29. maddeleri uyarınca kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde
ödenecektir. Bu ödeme davanın nihai kararını oluşturacaktır. Ödemenin
öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda, sözkonusu sürenin bittiği
tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Hükümet, Avrupa Merkez
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit
faizi ödemeyi taahhüt etmektedir.
4. Hükümet, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin Türkiye hakkındaki
Mahkeme kararlarına ilişkin denetiminin bu ve benzeri davalarda, bu yöndeki
gelişmelerin sürmesi için uygun bir mekanizma oluşturacağı görüşündedir. Bu
bağlamda, gerekli işbirliği sürdürülecektir.
5. Bununla birlikte, Hükümet, AİHM’nin kararını vermesinin ardından,
AİHS’nin 43§1. maddesi gereğince davanın Büyük Daire’ye gönderilmesi
yönünde talepte bulunmayacağını taahhüt etmiştir.
Bu bağlamda, başvuranların temsilcisi Hükümet’in teklifine olumlu baktığını bildirerek
aşağıda yer alan beyanı AİHM’ye sunmuştur.
“1. Rıza Boztaş, Hatiye Boztaş ve Nuriye Boztaş’ın yasal temsilcisi olarak
Türk Hükümeti’nin, 40299/98 no. ile kayıtlı başvurunun dostane çözüme
kavuşturulmak üzere başvuranlara toplam 68.500 Euro (altmış sekiz bin beş
yüz Euro) ödeme yapmayı teklif ettiğini öğrenmiş bulunuyoruz.
2. Müvekkillerim ile görüş alış verişinde bulunduktan sonra, teklifi kabul
ettiğimizi ve başvuruya temel oluşturan olaylar ile ilgili olarak, Türkiye
aleyhindeki bütün taleplerimizden vazgeçtiğimizi bildiriyoruz. Davanın nihai
sonuca ulaştığını AİHM’nin nihai kararını vermesinin ardından, AİHS’nin
43§1. maddesi gereğince davanın Büyük Daire’ye gönderilmesi yönünde
talepte bulunmayacağımızı taahhüt ediyoruz .”
AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları anlaşmayı dikkate almakta (Sözleşmenin 39. Maddesi)
ve bu anlaşmanın, Sözleşme ve eki Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine
uygun olduğuna kanaat getirmektedir (Sözleşme'nin 37§1. ve İçtüzüğün 62§3. Maddeleri).
Dolayısıyla dava kayıttan düşürülmelidir
BU NEDENLERDEN DOLAYI AİHM, OYBİRLİĞİYLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Davanın, kayıttan düşürülmesine karar vermiş;
3. Tarafların davanın Büyük Daire'de tekrar görüşülmesini talep etmeyeceklerine ilişkin
taahhütlerini dikkate almıştır.
İşbu karar Fransızca olarak verilmiş ve 9 Mart 2004 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2.ve
3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Françoise ELENS-PASSOS
Sekreter Yardımcısı
Nicolas BRATZA
Başkan
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło