40516/98

WyrokETPCz2007-10-02ECLI:CE:ECHR:2007:1002JUD004051698

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy fizyczne użycie siły przez funkcjonariusza policji wobec skarżącej, która była wezwana na komisariat, stanowiło nieludzkie lub poniżające traktowanie w rozumieniu art. 3 Konwencji, oraz czy brak skutecznego dochodzenia w tej sprawie naruszył art. 13 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że użycie siły fizycznej przez komisarza policji wobec skarżącej, która była pozbawiona wolności i znajdowała się pod kontrolą władz, stanowiło naruszenie art. 3 Konwencji, ponieważ było nieproporcjonalne i poniżające, prowadząc do obrażeń i poczucia strachu. Trybunał podkreślił, że nawet jeśli skarżąca sprowokowała komisarza, jego reakcja była nadmierna i nieuzasadniona. Dodatkowo, Trybunał stwierdził naruszenie art. 13, ponieważ krajowe postępowania wyjaśniające, w tym raport policyjnego inspektora i decyzje władz administracyjnych, nie były niezależne i skuteczne, nie pozwalając na ustalenie faktów i odpowiedzialności za złe traktowanie.
Stan faktyczny
Skarżąca, lekarka Fahriye Çalıꢀkan, została wezwana na komisariat policji w Gölmarmara w związku z zarzutami nielegalnej sprzedaży biletów. Według jej relacji, komisarz S.Ç. zaatakował ją fizycznie, uderzając, szczypiąc i plując, co spowodowało obrażenia potwierdzone raportami medycznymi. Władze krajowe wszczęły postępowanie karne przeciwko skarżącej za napaść na funkcjonariusza, a także postępowanie administracyjne przeciwko komisarzowi S.Ç., które jednak zakończyło się decyzją o braku potrzeby ścigania.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza naruszenie art. 3 Konwencji; Stwierdza naruszenie art. 13 Konwencji; Zasądza skarżącej 7 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody materialne i niemajątkowe; Zasądza skarżącej 3 000 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków; Oddala pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   DÖRDÜNCÜ DAĐRE   FAHRĐYE ÇALIꢀKAN -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢁvuru no:40516/98)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ekim 2007   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (40516/98) no’lu davanın nedeni (T.C.   vatandaꢀı) Fahriye Çalıꢀkan’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na 28 Kasım   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) Temel Đnsan Haklarını güvence   altına alan eski 25. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đzmir Barosu avukatlarından S.Cengiz tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Hekimlik mesleğini yürütmekte olan baꢀvuran 1952 yılı doğumlu olup Manisa’da ikamet   etmektedir.   A. Baꢁvuruya neden olan olay   Ağustos 1994 tarihinde, baꢀvuran, Gölmarmara’da (Manisa) Komiser S.Ç hakkında suç   niteliği taꢀıyan bazı davranıꢀlar sergilediği iddiasıyla idari soruꢀturma talebinde bulunmuꢀtur.   Fakat baꢀvuran bir sonuç elde edememiꢀtir.   Ardından, baꢀvuranın üyesi olduğu kültürel bir dernek tarafından organize edilen gösteriye ait   biletlerin satıꢀlarının izinsiz olup olmadığı konusunda da baꢀvuran ve sözkonusu Komiser   arasında baꢀka bir uyuꢀmazlık meydana gelmiꢀtir.   Ekim 1994 tarihinde saat dokuza doğru, polis memurları, biletleri ve toplanan parayı   vermesi için Gölmarmara Karakolu’na çağrıldığını baꢀvurana bildirmek için baꢀvuranın   muayenehanesine gelmiꢀlerdir. Baꢀvuran, talep edilen biletleri ve toplanan parayı   muayenehanesinde bulunan polis memurlarına sunmak istemiꢀtir. Ancak polis memurları   baꢀvurana biletlerin bizzat celp kağıdında imzası bulunan Komiser S.Ç.’ye verilmesi   gerektiğini söylemiꢀlerdir.   Böylece baꢀvuran bekleyen hastaların bakıꢀları altında polis memurlarının eꢀliğinde karakola   getirilmiꢀtir. Baꢀvuran karakolda S.Ç.’den baꢀka bir memurla görüꢀmek istemiꢀtir.   Đzleyen olaylar konusunda tarafların çeliꢀkili ifadeleri bulunmamaktadır.   Baꢀvuranın beyanlarına göre, saat 9:30 sularında baꢀvuran Komiser Yardımcısı ile görüꢀürken   S.Ç. odaya girmiꢀ ve baꢀvuranın üzerine atılmıꢀtır. S.Ç, küfretmiꢀ, baꢀvuranı sarsmıꢀ,   baꢀvuranın baꢀına vurmuꢀ, kollarından çimdiklemiꢀ ve son olarak yüzüne tükürmüꢀtür.   Hükümet’e göre baꢀvuran karakola geldiğinde S.Ç.’ye sözlü saldırıda bulunmuꢀ ardından   tokat atmıꢀtır; sonrasında ise karakola zorla getirildiğini ileri sürerek karakolu terk etmek   istemiꢀtir.   B. Baꢁvuran aleyhinde yürütülen usul iꢁlemleri ve bu aꢁamada elde edilen tıbbi veriler   Ekim 1994 tarihinde; saat 16.00 sularında; baꢀvuran ve S.Ç; Gölmarmara Sağlık   Merkezi’nde tıbbi muayeneden geçmiꢀlerdir.   Baꢀvuranın muayenesini yapan doktor, baꢀvuranın sol kolunun iç yüzeyinde 7–8 cm ebadında   bir ekimoz ve hematom, sol omuz bölgesinde hiperemi ve saç derisinde tahriꢀ meydana   gelmiꢀ olduğunu saptamıꢀtır. Doktor ayrıca sözü edilen tahriꢀin sebebinin saptanması için   baꢀvuranın bir dermatologa muayene olmasını önermiꢀtir.   Komiser S.Ç hakkında düzenlenen raporda sol kulağında 5 cm ebadında bir hiperemi olduğu   ifade edilmiꢀtir.   S.Ç, baꢀvuranın kendisine saldırdığı ve küfür ettiği iddiasıyla baꢀvuran hakkında ꢀikayette   bulunmak için karakola müracaat etmiꢀtir. Baꢀvuran saat 16.30 sularında Gölmarmara   Cumhuriyet Savcısı’na (“Savcı”) ifade vererek kendisine yöneltilen suçlamaları kabul   etmemiꢀtir.   Savcı, Türk Ceza Kanunu’nun 258. maddesi uyarınca baꢀvuranı devlet memuruna   “mukavemet” suçundan dolayı ivedilikle Gölmarmara Asliye Ceza Mahkemesi Hakimine   sevk etmiꢀtir.   Günün ilerleyen saatlerinde baꢀvuranı sorgulamasının ardından Hakim, “suç eyleminin kamu   hassasiyetine dokunur nitelikte olması” nedeniyle baꢀvuranın kefaletle serbest bırakılmasına   karar vermiꢀtir. Ancak mahkeme veznesi kapanmıꢀ olduğundan ve Savcı da kefalet bedelini   nakit almayı kabul etmediğinden baꢀvuran Akhisar cezaevine gönderilmiꢀtir.   Yine 11 Ekim 1994 tarihinde, bir rahatsızlığın ardından baꢀvuran, Akhisar Devlet Hastanesi   nörologu tarafından muayene edilmiꢀtir. Mide bulantısı, görme bozukluğu ve beyin sarsıntısı   gözlemleyen nörolog baꢀvuranı acilen Ege Üniversitesi Nöroꢀirurji Servisine havalesini   istemiꢀtir.   Ertesi gün 12 Ekim 1994 tarihinde baꢀvuranın eꢀi kefalet bedelini ödemiꢀtir. Baꢀvuran serbest   kalır kalmaz Ege Üniversitesi Nöroꢀirurji Servisi’nde muayene olmuꢀtur. Fakat sözkonusu   muayenenin raporu ileri bir tarihte çıkmıꢀtır.   Ekim 1994 tarihinde, baꢀvuran kendi isteği üzerine Đzmir Đnsan Hakları Derneği doktorları   tarafından yeniden muayene edilmiꢀtir. Muayene raporunda baꢀvuranın sağ kolunun arka   kısmında 2x7cm ebadında bir ekimoz ve sağ ön kol distal kısımda 2x3 cm ebadında bir   ekimoz belirtilmiꢀtir. Bir sonraki gün gerçekleꢀtirilen psikiyatrik muayenede, baꢀvuranın   uykusuzluk ve bellek kaybı problemleri yaꢀadığı, odaklanma kapasitesinin düꢀtüğü, kaygı ve   yaꢀadığı olayların sürekli olarak aklına gelmesi sonucunda korku duyduğu belirtilmiꢀtir.   Psikiyatra göre baꢀvuran, bir hafta önce yaꢀadığı olaylardan kaynaklanan muhtemel bir post   travmatik nevroz rahatsızlığı yaꢀamaktadır. Ancak, tanının kesinleꢀebilmesi için belirtilerin   bir aydan fazla sürmesi gerekmektedir. .   Ekim 1994 tarihinde, baꢀvuran Hakimin S.Ç.’nin arkadaꢀı olması nedeniyle tarafsızlığını   tartıꢀma konusu yaparak Hakime itiraz etmiꢀ, ayrıca, kendisine yöneltilen suçlamanın   tutuklanmasını haklı göstermediğini ve bu tedbiri almak için ileri sürülen “kamu hassasiyeti”   gerekçesinin, kefaletle serbest bırakılmasını sağlayan gerekçe ile çürütüldüğünü iddia   etmektedir.   Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi 2 Kasım 1994 tarihli bir karar ile baꢀvuranın itirazını   reddetmiꢀtir.   Hakim tarafından re’sen görevlendirilen bilirkiꢀi, 6 Ocak 1995 tarihinde, dava konusu olaya   iliꢀkin tarafların çeliꢀkili beyanlarının ve görgü tanıklarının olaya iliꢀkin ifadelerinin, dile   getirilen olayların tam olarak nasıl geliꢀtiğinin açıklanmasına olanak tanımadığı yönünde   görüꢀ bildirmiꢀtir.   Ege Üniversitesi Nöroꢀirurji Servisi, 2 ꢁubat 1995 tarihinde, 12 Ekim 1994 tarihli muayeneye   iliꢀkin bir rapor sunmuꢀtur. Sözkonusu raporda baꢀvuranın sol çeper kemiğinde beꢀ gün   çalıꢀmasını engelleyecek bir hematom oluꢀtuğu belirtilmiꢀtir.   Haziran 1995 tarihli bir karar ile Hakim, baꢀvuranı, memura “mukavemet” suçundan   dolayı değil de ancak sırasıyla Türk Ceza Kanunu’nun 271. ve 260. maddeleri uyarınca   “müessir fiil” ve “yasaya muhalefet” suçlarından dolayı suçlu bulmuꢀtur. Hakim, olay günü   baꢀvuranın Komiser S.Ç.’yi tokatladığını ve polis memurları tarafından karakola zorla   getirildiğini ileri sürerek karakolu izinsiz olarak terk ettiğini belirtmiꢀtir. Bununla birlikte,   Hakim’e göre, baꢀvuranın saç derisinde meydana gelen tahriꢀe Komiser S.Ç.’nin sebebiyet   verdiği aꢀikardır, ancak, Komiser’in baꢀvurandan önce mi davrandığı yoksa baꢀvurana   karꢀılık mı verdiği belirsizdir. Sözkonusu belirsizlik baꢀvuran lehine değerlendirilerek, Türk   Ceza Kanunu’nun 272. maddesi uyarınca provokasyon olduğuna karar verilmiꢀtir.   Böylece, baꢀvuran bir ay hapis cezasına ve para cezasına çarptırılmıꢀtır ve hapis cezası paraya   çevrilmiꢀtir.   Baꢀvuranın temyize baꢀvurması üzerine Yargıtay, 21 Mayıs 1996 tarihinde, yasaya muhalefet   oluꢀturan suç unsurlarının bir araya gelmemiꢀ olması sebebiyle sözkonusu kararı bozmuꢀtur.   Dava dosyasının yeniden incelenmesinin ardından 2 Temmuz 1996 tarihinde, Hakim   baꢀvuranın yasaya muhalefet suçundan beraat etmesine ancak baꢀvuranın Komiser S.Ç.’ye   tokat atmasına iliꢀkin olan kararın devamına karar vermiꢀtir.   Bu son karar, 27 Kasım 1996 tarihinde, Yargıtay tarafından onanmıꢀtır.   C. Komiser S.Ç. hakkında yürütülen usul iꢁlemleri   Ekim 1994 tarihinde, S.Ç.’nin kendisine kötü muamelede bulunduğu suçlamasıyla   baꢀvuran, Gölmarmara Kaymakamlığı’na bir ꢀikayet dilekçesi sunmuꢀtur. Baꢀvuran ꢀikayetini   desteklemek amacıyla 11 Ekim 1994 tarihinde düzenlenen sağlık raporlarını da   Kaymakamlığa sunmuꢀtur.   Ekim 1994 tarihinde baꢀvuran, ꢀikayetini Savcılık önünde yinelemiꢀtir ve eksiksiz bir   rapor alabilmek için yeniden muayene edilmesini talep etmiꢀtir.   Kasım 1994 tarihinde Gölmarmara Savcılığı yetkisi olmadığını belirtmiꢀ ve memurlar   hakkında kovuꢀturma yapılmasına iliꢀkin yasa uyarınca davayı Manisa Valiliği Đdare   Kurulu’na göndermiꢀtir.   Baꢀvuran hakkında yürütülen davada tanık olan polis memurları müfettiꢀ sıfatıyla hareket   eden Manisa Emniyet Müdür Yardımcısı tarafından yeniden sorgulanmıꢀlardır. S.Ç.’ye bağlı   olarak görev yapan üç polis memuru, S.Ç.’ye karꢀı saldırgan tutumlar sergileyen kiꢀinin   baꢀvuran olduğunu ve bu tutumunu S.Ç.’ye tokat atarak sonlandırdığını belirttikleri   beyanlarını yinelemiꢀlerdir.   Đdari soruꢀturmayı yürüten müfettiꢀ, 23 Kasım 1994 tarihli raporunda, “baꢀvuranın sol kol,   baꢀ ve saç derisinde” “tahriꢀler” meydana geldiğini saptayan 11 Ekim 1994 tarihli raporu   eleꢀtirerek eğer baꢀvuran gerçekten ꢀiddet görmüꢀ olsaydı baꢀvuranın vücudunda sadece basit   “tahriꢀlerin” değil “ekimozların” saptanacağını belirtmiꢀtir. Müfettiꢀ, daha sonraki raporlarda   “tahriꢀlerin” giderek daha ağır tanımlamaları dönüꢀtüklerini ve baꢀka arazların da eklendiğini   ifade etmiꢀtir. Müfettiꢀe göre bu durum belli bir “korumacılık” ve doktorların meslektaꢀlarına   duyduğu merhamet ile açıklanmaktadır.   ꢁubat 1995 tarihinde, müfettiꢀ raporunu dikkate alarak Đl Disiplin Kurulu, delil   yetersizliğinden S.Ç. hakkında kovuꢀturma yapılmasına gerek olmadığına karar vermiꢀtir.   Haziran 1995 tarihinde, Manisa Valiliği Đdare Kurulu sözkonusu kararı onaylamıꢀ ve   kovuꢀturmanın gerekli olmadığını tefhim etmiꢀtir.   Baꢀvuran sözkonusu karara karꢀı çıkmıꢀ ancak 13 Haziran 1997 tarihinde, Danıꢀtay,   kovuꢀturma yapılmasına gerek olmadığına dair hükmü onamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 3. ve 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, karakolda Komiser S.Ç.’yi AĐHS’nin 3. maddesine aykırı davranıꢀlarda bulmakla   itham etmiꢀ ve konuya iliꢀkin ꢀikayetlerini sunmak için etkili bir baꢀvuru yolunun   bulunmadığını belirtmiꢀtir.   A.Tarafların Argümanları   1.Baꢀvuran   Baꢀvuran, bölgedeki sosyal ve politik faaliyetlerden dolayı Komiser S.Ç. ile aralarında   yaꢀanan kiꢀisel uyuꢀmazlıklar nedeniyle S.Ç’nin kendisini yıldırmaya çalıꢀtığını ve kendinse   karꢀı kaba tutumları olduğunu belirtmiꢀtir. Baꢀvuran, tıbbi delillerin AĐHS’nin 3. maddesinin   ihlalini kanıtlamak açısından yeterli olduğuna kanaat getirmektedir.   Baꢀvuran ayrıca durumu karꢀısında Türk adaletinin duyarsızlığını da eleꢀtirmektedir. Konuya   iliꢀkin olarak baꢀvuran öncelikle mahkumiyetine sebebiyet veren yargılamayı kanıt olarak   göstermektedir. Bu konuya iliꢀkin olarak baꢀvuran, Asliye Ceza Hakimi tarafından hiçbir   inandırıcılığı olmayan taraflı polis memurlarının ifadelerine atfedilen önemden dolayı üzüntü   duymuꢀtur. Aslında, baꢀvurana göre polis memurları ile dolu bir karakolda bir bayanın bir   komisere ꢀiddete uygulayabileceğini ve ardından hiçbir ꢀey olmamıꢀ gibi karakolu terk   edeceğini düꢀünmek sadece basit bir saçmalıktır.   Baꢀvuran yalnızca mahkumiyetinin keyfi olmasından değil aynı zamanda iꢀlediği suçlardan   sorumlu tutulmasını engellemeye çalıꢀan taraflı bir soruꢀturma neticesinde S.Ç.’nin   cezalandırılmamıꢀ olmasından da ꢀikayetçidir.   2. Hükümet   Hükümet, baꢀvuranın ileri sürdüğü düꢀmanlık senaryolarının baꢀvuranın bir polis memuruna   ꢀiddet kullanmasını hiçbir ꢀekilde haklı göstermeyeceğini belirtmiꢀtir. Hükümet’e göre   mevcut davada Komiser S.Ç. “baꢀvuranın saldırılarının sürmesini önlemek ve kendini   savunmak için güç kullanarak baꢀvuruya direnmiꢀtir.”   Hükümet, olay günü alınan iki sağlık raporuna dikkat çekerek baꢀvuranın kötü muameleye   maruz kaldığını tespit etmeye olanak tanıyan hiçbir kesin bilginin olmadığını belirtmiꢀtir.   Ayrıca Hükümet, 2 ꢁubat 1995 tarihinde yani olaydan yaklaꢀık üç ay sonra Ege Üniversitesi   Hastanesi tarafından verilen sağlık raporunun inandırıcılığının olmadığını savunmaktadır.   Ekim 1994 tarihinde yapılan muayeneye göndermede bulunan bu rapor hiçbir sonuç   içermemekte ayrıca raporun neden muayeneden sonra hazırlanmadığı açıklanmamaktadır.   Hükümete göre, Đzmir Đnsan Hakları Derneği doktorlarının tıbbi görüꢀlerinin de geçerliliği   bulunmamaktadır. Zira sözkonusu dernek ne bir sağlık kuruluꢀudur ne de tıbbi bilgiler vermek   için Bakanlık izni bulunmaktadır. Benzerlerinde olduğu gibi sözkonusu derneğin faaliyetleri   kendisine baꢀvuranları tercih edilen doktorlarla görüꢀtürmek ile sınırlıdır.   Son olarak Hükümet, mevcut davada yürütülen soruꢀturmanın hiçbir eleꢀtiriye konu   olamayacağı kanaatindedir. S.Ç. hakkında kovuꢀturma yapılmasına gerek olmadığına dair   karara itiraz ettiğinden baꢀvuranın, AĐHS’nin 13. maddesi uyarınca etkili baꢀvuru yolunun   bulunmadığı iddiası haksızdır.   B. AĐHM’nin Takdiri   1. AĐHS’nin 3. maddesine riayet edilmesine iliꢀkin   AĐHM, kiꢀi özgürlüğünden yoksun kaldığında veya daha genel olarak güvenlik güçleriyle   karꢀı karꢀıya kaldığı zaman, kendi tutumunun zorunlu kıldığı haller dıꢀında, kendisine karꢀı   fiziksel güç kullanılmasının insanlık onuruna bir saldırı olduğunu ve ilke olarak AĐHS’nin 3.   maddesi ile güvence altına alınan hakkın ihlal edildiğini hatırlatmaktadır (Sultan Öner ve   diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 73792/01, 17 Ekim 2006 ve R.L. ve M.-JD.-Fransa, baꢀvuru   no: 44568/98, 19 Mayıs 2004).   Mevcut davada dava konusu olayın, baꢀvuranın üyesi olduğu bir dernek tarafından organize   edilen bir gösterinin biletlerini izinsiz sattığı gerekçesiyle 11 Ekim 1994 tarihinde çağrıldığı   Gölmarmara Karakolunda gerçekleꢀtiğine itiraz edilmemektedir. Ayrıca, baꢀvurana karꢀı güç   kullanan kiꢀinin Komiser S.Ç. olduğunu kimse yadsımıꢀ değildir.   AĐHM, olay günü iki sağlık raporunun, ertesi gün üçüncü sağlık raporunun ve 18 Ekim 1994   tarihinde son sağlık raporunun düzenlendiğini not etmektedir.   Đlk sağlık raporunda “muhtemelen dövülmüꢀtür” sonucuna ulaꢀmadan önce, baꢀvuranın sol   kolunun iç yüzeyinde 7-8 cm ebadında bir ekimoz ve hematom, sol omuz bölgesinde   hyperemie ve saç derisinde tahriꢀ olduğu belirtilmiꢀtir.   Akhisar Devlet Hastanesi nörologu tarafından birkaç saat sonra düzenlenen raporda mide   bulantısı, görme bozukluğu ve beyin sarsıntısı saptanarak baꢀvuranın acilen Ege Üniversitesi   Nöroꢀirurji Servisinde muayene edilmesi salık verilmiꢀtir.   Ekim 1994 tarihinde Ege Üniversitesi Hastanesi’nde görevli bir nörolog tarafından   gerçekleꢀtirilen muayeneden sonra verilen 2 ꢁubat 1995 tarihli sağlık raporunda ise   baꢀvuranın çeper kemiğinde beꢀ gün iꢀ yapmasını engelleyecek bir hematom olduğu   belirtilmiꢀtir.   Ekim 1994 tarihli dördüncü rapor Đzmir Đnsan Hakları Derneği doktorlarının imzasını   taꢀımaktadır. Raporun fizyopatolojik kısmında, baꢀvuranın sağ kolunun arka kısmında 2x7cm   ebadında ve sağ ön kolda 2x3 cm ebadında ekimoz saptandığı belirtilmiꢀtir. Raporun   psikopatolojik kısmında ise, post travmatik nevroz tanısına uygun düꢀebilecek uykusuzluk,   bellek kaybı, konsantrasyon eksikliği, kaygı ve korku bulguları saptandığı belirtilmiꢀtir.   Yukarıda söylenenler ıꢀığında, AĐHM, üçüncü ve dördüncü sağlık raporlarının inandırıcılığına   itiraz eden Hükümet’in görüꢀünü paylaꢀmamaktadır. Zira sözkonusu olan üçüncü ve dördüncü   sağlık raporları aslında ilk iki raporu destekler nitelikte olduğundan doktorların dürüstlüğü ve   yetkileri ꢀüphe götürmemektedir.   AĐHS’nin 3. maddesinin ihlalinin kanıtlanması için gerekli delil düzeyi açısından ise (Ölmez-   Türkiye, baꢀvuru no: 39464/98, 20 ꢁubat 2007) AĐHM, sağlık raporlarının Komiser S.Ç.’nin   baꢀvuranın saçını çektiği, kolunu çimdiklediği ve baꢀına vurduğu iddialarına yeterince   inandırıcılık kazandırdığı kanaatine varmaktadır.   Mevcut davada Komiser S.Ç.’nin sözkonusu davranıꢀının baꢀvuranın sözlü saldırısından ya   da tokat atmasından kaynaklandığı muğlaktır. Önemli olan S.Ç. tarafından uygulanan fiziksel   gücün gerekli ve orantılı olup olmadığının araꢀtırılmasıdır. Bu bağlamda AĐHM, meydana   gelen yaralanmalara ve olaylara özgü koꢀullara büyük önem atfetmektedir (R.L. ve M.-J.D.).   Bu koꢀullarda AĐHM, Komiser S.Ç.’nin olayların meydana geldiği anlarda aꢀırı kızgın olan   baꢀvuranı önlemek için harekete geçtiğini varsaymaya hazırdır. Ancak bu durum, basit bir   dernek sorunu için çağrıldığı karakolda baꢀvuranın tek bayan olduğu gerçeğini değiꢀtirmez.   Ayrıca AĐHM, baꢀvuranın sonunda bir komiser ile kavga etmesine neden olan koꢀulların tam   olarak ne olduğunu anlamakta zorluk çekmektedir zira dosyada baꢀvuranı ꢀiddet kullanma   noktasına getiren olaylarla ilgili hiçbir ꢀey bulunmamaktadır.   Ne olursa olsun, tokatlanmıꢀ olmanın etkisinde olsa bile Komiser S.Ç.’nin kendisine bağlı   çalıꢀanların yanında baꢀvuranı beꢀ gün iꢀ göremez duruma getirecek ꢀekilde saldırmanın   dıꢀında daha sağduyulu davranması gerekirdi.   Mevcut davada, aꢀağılayıcı ve maruz kalan kiꢀide orantısız ölçüde korku ve zayıflık hissi   uyandırabilecek bir davranıꢀ sözkonusu olup, gerektiği kadar güç kullanmadan söz etmek   mümkün değildir. (kıyaslayınız, R.L. ve M.-J.D., Rehbock-Slovenya, baꢀvuru no: 29462/95).   Sonuç olarak AĐHS’nin 3. maddesi esası bakımından ihlal edilmiꢀtir.   2. AĐHS’nin 13. maddesine riayet edilmesine iliꢀkin   Konuya iliꢀkin ilkelerden doğan içtihatlar ıꢀığında, mevcut davada, AĐHM, baꢀvuranın   AĐHS’nin 3. maddesine dayanan “savunabilir” ꢀikayeti karꢀısında hukuki mercilerin tepkisi   göz önüne alarak, sadece AĐHS’nin 13. maddesi ile tanınan tazmin hakkından baꢀvuranın   yararlanma olanağının bulunup bulunmadığını araꢀtırmakla yükümlüdür (Bkz. özellikle sözü   edilen Ölmez).   Mevcut davada baꢀvuran, 14 Ekim ve 19 Ekim 1994 tarihlerinde, Komiser S.Ç. hakkında idari   ve cezai soruꢀturma baꢀlatılması talebiyle sırasıyla Gölmarmara Kaymakamlığı’na ve   Gölmarmara Savcılığı’na ꢀikayette bulunmuꢀtur. Savcılık 18 Kasım 1994 tarihinde,   memurlar hakkında kovuꢀturma yapılmasına iliꢀkin yasa uyarınca davayı Đl Đdare Kurulu’na   göndermiꢀtir. Baꢀvuranın her iki ꢀikayetinin incelenmesi için müfettiꢀ olarak Manisa Emniyet   Müdür Yardımcısı görevlendirilmiꢀtir.   Emniyet Müdür Yardımcısı soruꢀturma müfettiꢀi olarak hazırladığı raporu, 23 Kasım 1994   tarihinde sunmuꢀtur. Rapora göre, baꢀvuranın ꢀikayetini desteklemek için hazırlanan sağlık   raporları doktorlar arası bir dayanıꢀmanın ürünüdür ve Komiser S.Ç. sözlü ve fiziksel   saldırıların asıl kurbanı olduğundan S.Ç.’nin davranıꢀları meꢀru müdafaa kapsamındadır.   Böylece S.Ç. hakkında kovuꢀturma yapılmasına gerek yoktur. Manisa Valiliği Đl Đdare Kurulu   ve Đl Disiplin Kurulu sözkonusu görüꢀü eksiksiz kabul etmiꢀ ve S.Ç. hakkında kovuꢀturma   yapılmasına gerek olmadığına karar vermiꢀtir. Daha sonra ise Gölmarmara Asliye Ceza   Mahkemesi bu kararın aksini ifade etmiꢀtir.   Baꢀvuranın katılımı olmadan gerçekleꢀtirilen iki yargılama göz önüne alındığında (Bkz, örnek   Slimani-Fransa, baꢀvuru no: 57671/00) AĐHM, sadece daha önce birçok davada, mevcut   davadaki bu organlar tarafından yürütülen soruꢀturmaların yürütmeye karꢀı bağımsız   olmadıkları için ciddi ꢀüpheler uyandırdıklarını hatırlatmakla yetinmektedir (örneğin, Sultan   Öner ve diğerleri).   Mevcut davada, polis kökenli polis müfettiꢀi tarafından hazırlanan soruꢀturma raporunu   olduğu gibi kabul eden Manisa Đdare Kurulu’nun kararı, baꢀvuranın iddialarına iliꢀkin   olayların nasıl meydana geldiğinin ve olayların sorumluların belirlenmesine olanak   vermemesi nedeniyle yargı sisteminin gücünü büyük ölçüde zayıflatan bir unsur olmuꢀtur.   Baꢀvuranın idari ve hukuki merciler önünde hakkını arayabilmesi için bir devlet memuru   tarafından kötü muameleye maruz kaldığının kanıtlanmıꢀ olması gerektiğinden yürütülen   soruꢀturmalar baꢀvuranın gördüğü muamelenin telafisi için hiçbir makul dayanak   oluꢀturamamıꢀ dolayısıyla etkili biçimde gerçekleꢀtirilememiꢀlerdir (sözü edilen Ölmez).   Bu durumda AĐHS’nin 13. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Maddi ve Manevi Tazminat   Doktor muayene ücretinin 62.10 YTL olduğunu hatırlatarak baꢀvuran aꢀağıdaki biçimde ifade   ettiği ꢀekliyle gelir kaybına uğradığını ve maddi zarara maruz kaldığını iddia etmektedir.   - - Duruꢀmalara katıldığı için çalıꢀamadığı 20 iꢀ gününün karꢀılığı olarak 762,50 Euro;   Ege Üniversitesi tarafından verilen 5 gün iꢀ göremezlik raporunun karꢀılığı olarak   193,75 Euro;   - Baꢀvuranın on beꢀ gününü alan üç ayrı il değiꢀikliği için yol masraflarının karꢀılığı   olarak 582,10 Euro;   - - Maruz kaldığı ꢀok nedeniyle çalıꢀmasının “psikolojik” olarak mümkün olmadığı 25   günün karꢀılığı olarak 970,30 Euro;   Yaꢀanan olayların yerel basında yer alması nedeniyle çok sayıda hasta   kaybetmesinden dolayı muayene ücretinin karꢀılığı olarak 1. 562,50 Euro;   Böylece bu baꢀlık altında baꢀvuran tarafından talep edilen miktarlar 4.071,15 Euro   tutarındadır.   Baꢀvuran, ayrıca olaylar nedeniyle maruz kaldığı küçük düꢀürücü tutumlardan dolayı 25.000   Euro manevi tazminat istemektedir.   AĐHM, mevcut tespit edilen ihlalleri ve ilgili içtihadını göz önüne alarak, baꢀvurana,   hakkaniyete uygun olarak maddi ve manevi tazminat için 7.000 Euro ödenmesine karar   vermiꢀtir.   B. Yargılama Masraf ve Giderleri   Baꢀvuran, ayrıca aꢀağıda belirttiği miktarları da masraf ve giderler olarak talep etmektedir:   - - - - Kendisinin ve avukatlarının yol masrafları için 635,35 Euro;   Ege Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleꢀtirilen tıbbi iꢀlemler için 271,25 Euro;   Đletiꢀim, tercüme ve kırtasiye masrafları için 645 Euro;   Đhlalin tespit edilmesi halinde 4.000 Euro’su ödenmek üzere avukatlık ücreti için   5.250 Euro;   Baꢀvuran, 6.801,60 Euro tutarındaki iddialarını desteklemek için aꢀağıdaki belgeleri   sunmuꢀtur:   - - Baꢀvuranın imzasının bulunduğu 21 Mart 2006 tarihli avukatlık ücret sözleꢀmesi;   Avukat Cengiz’e 2.000 YTL (yaklaꢀık 1.123 Euro) ödenmesine iliꢀkin iki adet   makbuz;   - Posta makbuzu.   Hükümet, bu miktarların abartılı olduğu, yazılı belgelerle desteklenmediği ve avukatlık ücret   sözleꢀmesinde belirlenen ücretin tarafların karꢀılıklı çıkarlarına iliꢀkin olduğu ve AĐHM ile   ilgili olmadığı kanaatindedir.   AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini,   gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir (Bkz.   örneğin, Bottazzi-Đtalya, baꢀvuru no: 34884/97, Sawicka-Polonya, baꢀvuru no: 37645/97).   Mevcut davada olaya iliꢀkin olarak sahip olduğu unsurların tamamını ve yukarıda sözü edilen   ilkeleri göz önüne alarak AĐHM, baꢀvurana, yargılama masraf ve giderleri için KDV’den   muaf tutulmak üzere 3.000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM, OY BĐRLĐĞĐ ĐLE   1. AĐHS’nin 3. maddesinin esası bakımından ihlal edildiğine;   2. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten   itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na   çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet   tarafından baꢀvurana aꢀağıdaki miktarların ödenmesine;   i.Maddi ve manevi tazminat olarak 7.000 Euro (yedi bin Euro);   ii.Yargılama masraf ve giderleri için 3.000 Euro (üç bin Euro);   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM iç tüzüğünün 77/2. ve 77/3. maddelerine   uygun olarak 2 Ekim 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   10

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło