40530/98
WyrokETPCz2005-12-22ECLI:CE:ECHR:2005:1222JUD004053098
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego trwającego osiem lat i siedem miesięcy, w którym skarżący był oskarżony o pomoc i podżeganie do organizacji zbrojnej, naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że długość postępowania karnego, trwającego osiem lat i siedem miesięcy, była nadmierna. Oceniając rozsądny termin, Trybunał wziął pod uwagę brak szczególnej złożoności sprawy, minimalny wpływ zachowania skarżącego na opóźnienia oraz znaczące okresy bezczynności ze strony władz sądowych, w szczególności dwuletni okres, w którym nie podjęto żadnych działań prawnych wobec skarżącego. Trybunał podkreślił, że państwa są zobowiązane do zorganizowania swoich systemów wymiaru sprawiedliwości w taki sposób, aby spełniały wymóg rozsądnego terminu.Stan faktyczny
Skarżący, Cemil Aydoğan, został aresztowany w listopadzie 1993 roku pod zarzutem pomocy i podżegania do organizacji zbrojnej. Po początkowym zwolnieniu i ponownym aresztowaniu, jego sprawa została przekazana do Państwowego Sądu Bezpieczeństwa w Diyarbakır. W marcu 1999 roku został skazany na trzy lata i dziewięć miesięcy więzienia, ale Sąd Kasacyjny uchylił ten wyrok w grudniu 1999 roku z powodu przedawnienia. Ostatecznie, w czerwcu 2002 roku, postępowanie przeciwko skarżącemu zostało umorzone, po tym jak przez ponad dwa lata nie podjęto wobec niego żadnych działań prawnych.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał pozostałą część skargi za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 6 000 euro z tytułu szkody niemajątkowej oraz odsetki za zwłokę. 4. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
AYDOĞAN - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no:40530/98)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG ARALIK 2005
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde
kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 40530/98 başvuru no’lu davanın nedeni, Türk
vatandaşı Cemil Aydoğan (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 26 Şubat tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS) eski 25.
maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından M.
Özer tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR doğumlu başvuran, Mardin’de ikamet etmektedir.
Silahlı örgüte yardım ve yataklık yapmakla suçlanan başvuran, 4 Kasım 1993
tarihinde, Mardin Emniyet Müdürlüğü tarafından yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Ceza Mahkemesi, 8 Kasım 1993 tarihinde başvuranın ifadesini almış ve daha sonra
serbest bırakmıştır. Aynı gün, Ağır Ceza Mahkemesi önünde Mardin Cumhuriyet
Başsavcısı’nın itirazı üzerine, başvuran tutuklanmıştır. Cumhuriyet Başsavcısı 9 Kasım 1993
tarihinde, görevsizlik kararı vererek dava dosyasını Diyarbakır Devlet Güvenlik
Mahkemesi’ne (DGM) sevk etmiştir.
DGM Cumhuriyet Başsavcısı, 30 Kasım 1993 tarihinde verdiği iddianameyle,
başvuranın ve diğer dört sanığın Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 169. maddesine dayanarak
mahkum edilmelerini istemiştir.
Hazırlık duruşması 6 Aralık 1993 tarihinde gerçekleşmiştir.
DGM 25 Ocak 1994 tarihinde, ilk defa başvuranı ve diğer sanıkları dinlemiştir.
DGM, yargılama sırasında daha önce müsadere edilen altı ateşli silah hakkında
inceleme yapılmasını istemiş ve diğer dört sanığı dinlemiştir.
DGM, 13 Aralık 1994 tarihli duruşmada, başvuranın serbest bırakılmasına karar
vermiştir. Diğer sanıklar hakkındaki başvuranın serbest bırakılmasından sonraki
yargılamanın, 2 Şubat 1995, 9 Ağustos 1995, 3 Ekim 1995, 3 Ocak 1996, 11 Haziran 1996, 7
Ağustos 1996, 8 Ekim 1996, 3 Nisan 1997, 5 Haziran 1997 ve 23 Ekim 1997 tarihli
duruşmalarına ne başvuran ne avukatı katılmıştır.
DGM, 4 Mart 1999 tarihinde toplam otuz duruşma yaptıktan sonra, başvuranı üç yıl
dokuz ay hapis cezasına çarptırmıştır.
Yargıtay, 2 Aralık 1999 tarihinde, başvuran hakkındaki kamu davasının zamanaşımına
uğradığını tespit ettiğinden dolayı verilen kararı bozmuş ve dava dosyasını DGM’ye geri
göndermiştir.
Ne başvuran ne de avukatı, 10 Şubat 2000 tarihli duruşmaya katılmıştır. Başvuran ve
avukatı DGM’nin yaptığı ihtar üzerine, 6 Nisan 2000 tarihli duruşmaya katılmışlar ve
Yargıtay’ın bozma kararına ilişkin görüşlerini sunmuşlardır.
Bu son tarih ile 7 Haziran 2002 tarihleri arasında gerçekleşen on dört duruşma
sırasında, başvuran hakkında hiçbir hukuki işlem yapılmamıştır.
DGM 7 Haziran 2002 tarihinde, başvuran aleyhine açılan kamu davasını kayıttan
düşürülmesine karar vermiştir. Dava, diğer sanıklar adına devam etmektedir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS’NİN 6§1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, yargılama süresinin AİHS’nin 6§1 maddesinde öngörülen “makul süreyi”
aştığını iddia etmektedir.
Hükümet, özellikle davanın karmaşıklığını ve sanık sayısını gözönüne alarak, bu sava
itiraz etmektedir.
Değerlendirmeye alınacak dönem, 4 Kasım 1993 tarihinde başlamış ve 7 Haziran 2002
tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla yargılama süresi, üç derecedeki mahkemeler için sekiz yıl
yedi aydır.
A. Kabuledilebilirlik Hakkında
AİHM, bu şikayetin AİHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AİHM, başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesinin
bulunmadığını belirtmektedir.
B. Esas Hakkında
AİHM, yargılama süresinin makul yönünün dava koşullarına göre ve AİHM
içtihadının yer verdiği özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili makamların
tutumları gibi kriterleri gözönüne alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri
arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa, no: 25444/94, § 67, AİHM 1999-II).
AİHM, dava konusu teşkil eden yargılamanın özel bir karmaşıklık arz etmediğini
tespit etmektedir.
AİHM, başvuranın tutumunun yargılama süresinin bu denli uzamasını
gerektirmediğine kanaat getirmektedir. Zira, sadece yaklaşık iki aylık bir gecikmeye neden
olan, başvuranın 10 Şubat 2000 tarihindeki duruşmaya katılmaması başvurana isnat edilebilir.
AİHM, adli makamların tutumu konusunda, sadece Devlet’e isnat edilebilecek
yavaşlıkların, “makul sürenin” aşıldığını tespit etmeye itebileceğini hatırlatmaktadır (Bkz.
diğerleri arasında, Gergouil-Fransa, no: 40111/98, § 19, 21 Mart 2000).
AİHM, kendisine sunulan bütün unsurları inceledikten sonra, başvuranın 13 Aralık tarihinde serbest bırakılmasından sonraki yargılamanın sadece diğer sanıklarla ilgili
olduğunu belirtmektedir. Zaten başvuranın mahkemeye çıkması, DGM tarafından gerçekten
gerekli görülmemiştir.
Ayrıca AİHM, 6 Nisan 2000 ile başvuran aleyhinde başlatılan kamu davasının kayıttan
düştüğü 7 Haziran 2002 tarihleri arasında başvuran hakkında DGM’nin hiçbir hukuki işlem
yapmadığını gözlemlemektedir.
AİHM, Hükümet’in bu süreleri açıklayıcı hiçbir argüman ya da olay sunmadığına
kanaat getirmektedir. İlgili mahkemenin çalışma yoğunluğu olsa bile, böyle bir argüman
geçerli bir açıklama oluşturmamaktadır. Zira AİHS’nin 6§1 maddesi, Sözleşmeci Devletleri,
mahkemelerin yükümlülüklerinin her birini, özellikle makul süre ile ilgili yükümlülüğü yerine
getirebilmeleri amacıyla adalet sistemlerini düzenleme zorunluluğu getirmektedir (Bkz.
Portington-Yunanistan, 23 Eylül 1998 tarihli karar, 1998-VI, s. 2633, § 33).
AİHM, yukarıda varılan sonuçları gözönüne alarak, bu durumda yargılama süresinin
aşırı olduğuna ve “makul süre” gerekliliğine cevap vermediğine kanaat getirmektedir.
Dolayısıyla AİHS’nin 6§1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran, yargılamanın ticari faaliyetleri üzerinde olumsuz etkilerinin olduğuna
kanaat getirdiğinden, maddi zararı için 153.000 Amerikan Doları (Dolar) ve manevi zararı
için ise 150.000 Dolar istemektedir.
Başvuran, AİHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için hiçbir talepte
bulunmamaktadır.
AİHM, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı
görmediğinden talebi reddetmektedir. Ancak AİHM, manevi zarar adı altında başvurana 6.000
Euro verilmesinin uygun olacağına kanaat getirmektedir.
B. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilebilir olduğuna;
2. AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edilmiş olduğuna;
3. a) Bu kararın, AİHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in
başvurana manevi tazminat için 6.000 Euro (altı bin Euro) miktara yansıtılabilecek her türlü
vergiden muaf tutularak ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;
4. Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 22 Aralık 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77.
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło