40555/04

WyrokETPCz2008-07-17ECLI:CE:ECHR:2008:0717JUD004055504

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy nadmierna długość aresztu tymczasowego i przewlekłość postępowania karnego naruszyły prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego (art. 5 ust. 3) oraz prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie (art. 6 ust. 1) Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że długość aresztu tymczasowego, trwającego około 10 lat i 1 miesiąca, była nadmierna, ponieważ sądy krajowe przedłużały go, posługując się "podobnymi i stereotypowymi sformułowaniami" bez przedstawienia wystarczających i konkretnych powodów uzasadniających tak długie pozbawienie wolności. W odniesieniu do przewlekłości postępowania karnego, które trwało ponad 11 lat i nie zakończyło się przed śmiercią skarżącego, Trybunał stwierdził, że rząd nie przedstawił żadnych argumentów ani dowodów, które mogłyby uzasadnić taką długość postępowania. W obu przypadkach Trybunał odwołał się do swojego ugruntowanego orzecznictwa w podobnych sprawach, uznając, że nie ma podstaw do odmiennego rozstrzygnięcia.
Stan faktyczny
Skarżący, Ekrem Ütebay, urodzony w 1973 roku, został aresztowany 7 marca 1994 roku w Muş pod zarzutem członkostwa w PKK. Po przekazaniu do Stambułu, 21 marca 1994 roku został tymczasowo aresztowany przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa (DGM). Akt oskarżenia z 23 czerwca 1994 roku zarzucał mu i 45 innym osobom członkostwo w nielegalnej organizacji zbrojnej. Skarżący został zwolniony 5 kwietnia 2004 roku, po około 10 latach i 1 miesiącu aresztu. Postępowanie karne nadal toczyło się przed sądami krajowymi, gdy skarżący zmarł 14 czerwca 2005 roku. Jego rodzice i brat kontynuowali skargę.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądza 14 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową na rzecz Muteber Ütebay, Gıyasettin Ütebay i Ercan Ütebay. Odrzuca pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ÜTEBAY/TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 40555/04)   KARAR   STRAZBURG   Temmuz 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULĐ ĐꢀLEMLER   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 40555/04 no’lu davanın nedeni T.C.   vatandaꢀı Ekrem Ütebay’ın (“baꢀvuran”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 1 Ekim 2004   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi   uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranın vefatı üzerine ebeveynleri Muteber ve Gıyasettin Ütebay ile kardeꢀi Ercan   Ütebay baꢀvuruyu sürdüreceklerini beyan etmiꢀler ve baꢀvuranlar haline gelmiꢀlerse de pratik   nedenlerle Ekrem Ütebay baꢀvuran olarak tanımlanmaya devam edecektir.   Baꢀvuran, Ankara Barosu avukatlarından F. Babaoğlu tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuran, 1973 doğumludur ve Đstanbul’da yaꢀamaktaydı. 14 Haziran 2005 tarihinde   vefat etmiꢀtir.   Mart 1994’te baꢀvuran, PKK üyesi olduğundan ꢀüphe edilmesi nedeniyle Muꢀ’ta   polis tarafından gözaltına alınmıꢀtır. 13 Mart 1994’te sorgulanmak üzere Đstanbul Emniyet   Müdürlüğü’ne teslim edilmiꢀtir.   Mart 1994’te Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) sorgu hakimi önüne   çıkarılmıꢀ, hakim tutuklanmasına karar vermiꢀtir.   Haziran 1994 tarihli bir iddianame ile Cumhuriyet Savcısı, Đstanbul DGM önünde   baꢀvuran ve diğer kırk beꢀ sanık aleyhinde yasadıꢀı silahlı bir örgüte üye olmak ve devletin   anayasal düzenine zarar veren faaliyetler yürütmek suçlarından dava açmıꢀ ve baꢀvuranın   Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesine göre mahkum edilmesini istemiꢀtir.   Mart 1999’da aralarında askeri hakimin de bulunduğu üç hakimden oluꢀan Đstanbul   Devlet Güvenlik Mahkemesi, son savunma ifadelerinin mahkemeye sunulmamıꢀ olması   nedeniyle baꢀvuranın davasının, dosyadan ayrılması gerektiğine karar vermiꢀtir.   Haziran 1999’da Anayasa’da değiꢀiklik yapılmıꢀtır ve Đstanbul Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nde davalara bakan askeri hakimin yerine sivil hakim getirilmiꢀtir.   Baꢀvuran aleyhindeki dava, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde görülmeye   devam etmiꢀtir. Kovuꢀturma sürecinde DGM, iddia edilen suçun niteliğini ve delillerin   durumunu göz önüne alarak baꢀvuranın serbest bırakılma taleplerini reddetmiꢀtir.   Nisan 2004’te baꢀvuran serbest bırakılmıꢀtır. Baꢀvuran, 14 Haziran 2005’te vefat   ettiğinde dava halen yerel mahkemeler önünde devam etmekteydi.   HUKUK   I. ÖN ĐTĐRAZ   Hükümet, baꢀvuranın ailesinin iddia edilen ihlallerden etkilenmediği ve bu nedenle,   AĐHS’nin 34. maddesi bağlamında mağdur olduklarını iddia edemeyecekleri gerekçesiyle   davanın AĐHM kayıtlarından düꢀürülmesi gerektiğini belirtmiꢀtir.   AĐHM, daha önce baꢀvuranın AĐHM önündeki süreç sona ermeden vefat ettiği birçok   baꢀvuruda baꢀvuranın mirasçılarının veya yakın aile mensuplarının, davayı AĐHM önünde   devam ettirmek istediklerine iliꢀkin taleplerini kabul ettiğini yinelemektedir. Mevcut davada   AĐHM, ailenin davayı sürdürmeyi açıkça talep ettiğini, ayrıca, baꢀvuranın aleyhindeki   davanın ve tutuklu yargılanma süresinin, Sözleꢀme’nin 5/3 ve 6/1 maddelerinin ihlaline neden   olacak kadar uzun olduğu yönünde bir hükme varılmasında yeterince meꢀru beklentileri   bulunduğu kanısındadır.   Yukarıda kaydedilenleri göz önüne alan AĐHM, ailesinin baꢀvuranın yerine dava   iꢀlemlerine devam etmek istediği sonucuna varmıꢀtır. Sonuç olarak Hükümet’in davanın,   kayıtlardan düꢀürülmesine iliꢀkin itirazı reddedilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 5/3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, tutuklu yargılanmasının AĐHS’nin 5/3. maddesinde yer alan “makul süreyi”   aꢀtığı hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur.   Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢀtir.   A. Kabuledilebilirlik   Hükümet, AĐHM’den AĐHS’nin 35/1. maddesi bağlamında iç hukuk yollarının   tüketilmemiꢀ olması nedeniyle baꢀvuruyu reddetmesini talep etmiꢀtir. Ahmet   Sadık/Yunanistan davasına atıfta bulunan Hükümet, baꢀvuranın yerel mahkemeler önünde   ꢀikayette bulunmadığını iddia etmiꢀtir.   Baꢀvuran, Hükümet’in iddialarına itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, dava boyunca baꢀvuranın açıkça tutuklu yargılanma süresine iliꢀkin ꢀikayette   bulunduğunu ve mahkemeden, serbest bırakılmasını talep ettiğini tespit etmiꢀtir. Bu hususu   göz önüne alan AĐHM, baꢀvuranın 35/1 maddesinin gereklerini yerine getirmiꢀ olduğu   kanısındadır. Sonuç olarak, Hükümet’in itirazı reddedilmektedir.   AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin AĐHS’nin 35/3 maddesi bağlamında dayanaktan yoksun   olmadığını belirtmiꢀtir. Ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmamaktadır. Bu nedenle baꢀvuru, kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   Hükümet, baꢀvuranın tutuklu yargılanmasının iç hukuka uygun olduğunu belirtmiꢀtir.   Aleyhinde yapılan suçlamaların ciddiyetini ve dava dosyasındaki delilleri göz önüne alan   mahkeme tutukluluk süresini uzatmıꢀtır.   AĐHM mevcut davada göz önüne alınması gereken sürenin baꢀvuranın yakalandığı 7   Mart 1994’te baꢀladığını ve tutuksuz yargılanmasına baꢀlanan 5 Nisan 2004’te sona erdiğini   belirtmiꢀtir. Bu nedenle bu süre, yaklaꢀık 10 yıl 1 ay devam etmiꢀtir. Sözkonusu süre boyunca   yerel mahkemeler, “suçun niteliği, delillerin durumu ve tutukluk süresi göz önüne alınarak”   gibi benzer ve basmakalıp ifadeler kullanarak baꢀvuranın tutuklu yargılanma süresini   uzatmıꢀtır.   AĐHM, mevcut baꢀvurudakine benzer konuların ortaya çıktığı davalarda sıklıkla 5/3   maddenin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır.   Kendisine sunulan delilleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı   sonucuna varmasını sağlayacak bir delil ya da argüman sunmadığı kanısındadır. Konuya   iliꢀkin içtihadını göz önüne alarak mevcut davada baꢀvuranın tutuklu yargılanma süresinin   fazla olduğu ve AĐHS’nin 5/3 maddesini ihlal ettiği kanaatine varmıꢀtır.   Dolayısıyla sözkonusu madde ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, AĐHS’nin 6/1 maddesinin makul süre gereğinin ihlal edildiği hususunda   ꢀikayette bulunmuꢀtur.   Hükümet, iddiaya itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, göz önüne alınması gereken sürenin baꢀvuranın polis tarafından gözaltına   alındığı 7 Mart 1994’te baꢀladığını tespit etmiꢀtir. Dava dosyasında yerel mahkemelerin,   baꢀvuranın ölümü ardından davaya son vermeye karar verip vermediğine ve vermiꢀse davanın   ne zaman sona erdiğine iliꢀkin bilgi bulunmaması nedeniyle AĐHM, sözkonusu sürenin   uzunluğunu kesin olarak saptayamamaktadır. Ancak dava, baꢀvuranın vefat ettiği 14 Haziran   tarihinde devam etmekteydi ve bu nedenle tek aꢀamalı yargılamada on bir yıl üç ay   sürmüꢀtür.   A. Kabuledilebilirlik   AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin AĐHS’nin 35/3 maddesi bağlamında dayanaktan yoksun   olmadığını belirtmiꢀtir. Ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmamaktadır. Bu nedenle baꢀvuru, kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   AĐHM, dava süresinin makul olup olmadığının, dava olayları ıꢀığında ve davanın   karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili makamların tutumları gibi ölçütler göz önüne alınarak   değerlendirilmesi gerektiğini yinelemektedir.   AĐHM, mevcut baꢀvurudakine benzer konuların ortaya çıktığı davalarda sıklıkla 6/1   maddenin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır.   Kendisine sunulan delilleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in mevcut baꢀvuruda farklı bir   sonuca varmasını sağlayacak bir delil ya da argüman sunmadığı kanısındadır. Konuya iliꢀkin   içtihadını göz önüne alarak mevcut davada kovuꢀturma süresinin haddinden fazla olduğu ve   “makul süre” gereğini karꢀılamadığı kanaatine varmıꢀtır.   Dolayısıyla 6/1 madde ihlal edilmiꢀtir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”   A. Tazminat   Muteber Ütebay, Gıyasettin Ütebay ve Ercan Ütebay maddi ve manevi tazminat olarak   20,000 Euro (EUR) talep etmiꢀtir.   Hükümet, bu talebe itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, tespit edilen ihlal ve talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı   bulunmadığını kaydetmiꢀ ve bu nedenle talebi reddetmiꢀtir. Ancak baꢀvuranın, yalnızca ihlal   bulgusu ile telafi edilemeyecek bir takım manevi zararlara uğradığını kabul etmiꢀtir. Sonuç   olarak, dava koꢀullarını ve içtihadını göz önüne alan AĐHM, baꢀvuran için varisleri Muteber   Ütebay, Gıyasettin Ütebay ve Ercan Ütebay’a ortak olarak 14,000 Euro manevi tazminat   ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Mahkeme masrafları   Muteber Ütebay, Gıyasettin Ütebay ve Ercan Ütebay da avukatlık ücreti ve mahkeme   masrafları için 7000 Euro talep etmiꢀtir.   Hükümet bu talebe itiraz etmiꢀtir.   Sözkonusu talep için AĐHM Đç Tüzüğü’nün gerekli kıldığı ꢀekilde gerekçe   sunulmadığı için AĐHM, bu baꢀlık altında tazminat ödenmemesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   4. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve   uygulanabilecek her tür vergi ile birlikte Savunmacı Hükümet tarafından Muteber Ütebay,   Gıyasettin Ütebay ve Ercan Ütebay’a manevi tazminat olarak toplam 14,000 Euro (on dört bin   Euro) ödenmesine;   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına   kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının   üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları gereğince 17 Temmuz 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło