40987/98

WyrokETPCz2005-12-20ECLI:CE:ECHR:2005:1220JUD004098798

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skazanie właściciela gazety za opublikowanie wywiadu z liderem organizacji terrorystycznej stanowiło naruszenie wolności wypowiedzi gwarantowanej w art. 10 Konwencji, oraz czy postępowanie przed Sądem Bezpieczeństwa Państwa, w skład którego wchodził sędzia wojskowy, naruszyło prawo do rzetelnego procesu z art. 6 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że ingerencja w wolność wypowiedzi skarżącego, choć przewidziana prawem i mająca uzasadnione cele, nie była "niezbędna w społeczeństwie demokratycznym". Podkreślono, że opublikowany artykuł miał charakter informacyjny, nie zachęcał do przemocy, zbrojnego oporu ani nienawiści, a sądy krajowe nie przedstawiły wystarczających powodów do usprawiedliwienia ingerencji. Waga nałożonej kary również została uznana za nieproporcjonalną. W odniesieniu do art. 6 § 1, Trybunał stwierdził, że Sąd Bezpieczeństwa Państwa, w skład którego wchodził sędzia wojskowy, nie spełniał wymogów niezależnego i bezstronnego sądu, co uzasadniało obawy skarżącego o brak sprawiedliwego procesu.
Stan faktyczny
Skarżący, Vedat Korkmaz, jest właścicielem gazety "Evrensel". W numerze z 17 sierpnia 1996 r. opublikowano artykuł zatytułowany "PKK zakończyło zawieszenie broni", informujący o oświadczeniu lidera PKK złożonym telefonicznie w studiu telewizji MED TV. Tego samego dnia sąd nakazał konfiskatę gazety. Skarżący został skazany na grzywnę w wysokości 265.837.500 lir tureckich na podstawie art. 6 § 2 ustawy nr 3713 o zwalczaniu terroryzmu za publikowanie oświadczeń organizacji terrorystycznych. Wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdza naruszenie art. 6 Konwencji; stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji; zasądza na rzecz skarżącego 2.500 EUR tytułem szkody majątkowej i niemajątkowej oraz 1.500 EUR tytułem kosztów i wydatków; oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĠ   AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ   KORKMAZ - TÜRKİYE DAVASI (no:1)   (Başvuru no:40987/98)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Aralık 2005   İşbu karar AİHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup   bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.   ____________________________________________________________________________________________   © T.C. DıĢiĢleri Bakanlığı, 1998. Bu gayriresmi çeviri, Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları   Genel Müdür Yardımcılığı (AKGY) tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı, AKGY’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (40987/98) başvuru no’lu davanın   nedeni, Vedat Korkmaz’ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na (Komisyon) 3   Mart 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) eski 25. maddesi uyarınca   yapmış olduğu başvurudur.   Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu   avukatlarından K. T. Sürek tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOġULLARI   Başvuran 1965 doğumlu olup İstanbul’da ikamet etmektedir.   Vedat Korkmaz İstanbul’da Deniz Basın Yayım Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi’nin   en büyük ortağı olup, yayımlanan 3.500 tirajlı Evrensel gazetesinin sahibidir.   Evrensel gazetesinin 17 Ağustos 1996 tarihli nüshasında “PKK ateşkesi bitirdi”   başlıklı bir haber yayımlanmıştır. Haberde “MED TV” kanalının Londra’daki stüdyolarında   düzenlenen bir basın açıklamasına telefonla katılan PKK liderinin, tek taraflı olarak daha önce   ilan ettiği ateşkesi bitirdiğini açıkladığı ifade edilmektedir.   Başvurana göre sözkonusu haber ülkenin diğer gazetelerinde de yayımlanmıştır.   Ağustos 1996 tarihinde İstanbul 3 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi sözkonusu   gazetenin tüm yurtta toplatılmasına karar vermiştir.   Eylül 1996 tarihinde DGM Cumhuriyet Savcısı, terör örgütlerinin bildiri veya   açıklamalarını yayımlayanların cezalandırılmasını öngören 3713 sayılı Kanun’un 6§2.   maddesi gereğince başvuran aleyhine ceza davası açmıştır.   DGM önündeki savunması sırasında başvuran dava konusunu teşkil eden makalenin   bilgi mahiyetli yayımlandığını ileri sürmüştür.   Şubat 1997 tarihinde DGM başvuranı 265.837.500,- Türk Lirası ağır para cezasına   çarptırmıştır. Kararına gerekçe olarak da dava konusunu teşkil eden makalenin başlığını   göstermiştir.   Başvuran kararı temyiz etmiştir. Gerekçe olarak da AİHS’nin 6, 10 ve 14. maddelerini   göstermiştir.   Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesi başvurana tebliğ edilmemiştir.   Ekim 1997 tarihinde, Yargıtay DGM’nin mahkumiyet kararını onamıştır. 18 Kasım   tarihinde, Yargıtay’ın kararı dava dosyasına eklenmiş, böylece karar tarafların   kullanımına sunulmuştur.   Başvuran 85.000.000 Türk Lirası tutarında ödeme yapmış, cezasının kalan kısmı ise   ertelenmiştir.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĠHS’NĠN 10. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI HAKKINDA   Başvuran, ceza mahkumiyeti ile AİHS’nin 10. maddesine aykırı olarak ifade   özgürlüğünün ihlal edildiğinden şikayetçi olmaktadır.   AİHM dava konusu mahkumiyetin başvuranın ifade özgürlüğüne müdahale teşkil   ettiğinin taraflar arasında tartışma konusu oluşturmadığının altını çizmektedir. Bununla   birlikte müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğü ve 10§2 madde uyarınca kamu düzeninin,   ulusal güvenliğin ve toprak bütünlüğünün korunması gibi pek çok meşru amaç taşıdığı da   tartışma götürmezdir (Bkz. Yağmurdereli –Türkiye, no: 29590/96, §40, 4 Haziran 2002).   AİHM bu değerlendirmeyi kabul etmektedir. Bununla birlikte burada önemli olan   müdahalenin “demokratik toplumda gerekli olup olmadığının” tespit edilmesi konusudur.   Hükümet başvuranın mahkum edilmesinin demokratik toplumda gerekli olduğunu   belirtmektedir. Bunu da sözkonusu gazetenin sanki terör örgütü PKK’nın sözcüsüymüş gibi   dava konusu bilgiyi yayımlamasıyla açıklamaktadır.   AİHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da   incelemiş ve AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz. özellikle   Ceylan-Türkiye [GC], no: 23556/94, § 38, CEDH 1999-IV; Öztürk-Türkiye [GC], no:   22479/93, § 74 CEDH 1999-VI, İbrahim Aksoy-Türkiye no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97,   § 80, 10 Ekim 2000; Karkın-Türkiye, no:43928/98, § 39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-   Türkiye, no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003).   AİHM mevcut davayı içtihatları ışığı altında incelemiş ve Hükümetin davayı farklı   şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. AİHM metinlerde   kullanılan kelimeler ile bunların kullanıldığı bağlamı özel olarak dikkate almış ve   incelemesine sunulan davayı çevreleyen koşulları, özellikle de terörle mücadeleye bağlı   zorlukları gözönünde bulundurmuştur (Bkz. İbrahim Aksoy, adıgeçen karar, § 60, ve İncal-   Türkiye, 9 Haziran 1998, Karar ve Hükümlerin Derlemesi 1998-VI, s. 1568, § 58).   Dava konusu haberde özetle bir televizyon kanalı tarafından PKK lideri A. Öcalan ile   yapılan bir telefon konuşması yer almaktadır. Programda A. Öcalan örgüt tarafından ilan   edilen ateşkesle ilgili olarak gazetecilerin sorularını yanıtlamış ve Kürt sorunu ile ilgili   öngördüğü çözümlerden bahsetmiştir.   AİHM, DGM’nin dava konusu bilginin yayımlanmasının Terörle Mücadele   Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca suç teşkil ettiğine karar vermekle yetindiğini   gözlemlemiştir.   AİHM ulusal mahkemelerin kararlarında yer alan gerekçeleri inceleyerek bunların   başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahaleyi haklı göstermeye yeterli görülemeyeceği   sonucuna varmıştır (Bkz., mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4) [GC], no: 24762/94, § 58, 8   Temmuz 1999). Mahkeme özellikle yasadışı örgüt üyesinin görüşmeler yapmasının ya da   beyanda bulunmasının ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi haklı kılmadığını   hatırlatmaktadır (Bkz. Özgür Gündem, adıgeçen karar, § 63). AİHM dava konusu bilgide   kullanılan ifadelerin olgusal içerikli olduğunu, şiddete, silahlı direnişe teşvik etmediğini   gözlemlemektedir. Ayrıca kine teşvik edici bir konuşma olmamasının dikkate alınması   gereken temel unsur niteliğinde olduğunu düşünmektedir (Bkz. a contrario, Sürel-Türkiye   no:1 [GC], no: 26682/95, § 62, CEDH 1999-IV, ve Gerger-Türkiye [GC], no: 24919/94, §50,   Temmuz 1999).   AİHM, müdahalenin orantılılığı sözkonusu olduğunda, verilen cezaların niteliği ile   ağırlığının da gözönünde bulundurulacak unsurlar olduğunu hatırlatır. Bu itibarla AİHM,   başvuranın 265.837.500 TL para cezasına mahkum edildiğini kaydeder. Bu koşullar altında   AİHM başvuranın mahkum edilmesinin “demokratik toplumda gereklilik” ilkesi ile   bağdaşmadığı görüşündedir. Dolayısıyla AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.   II. AĠHS’NĠN 6. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI HAKKINDA   Başvuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin,   bünyesinde bir askeri hakim bulunmasından dolayı, adil bir yargılama sağlayabilecek   “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığı iddiasında bulunmaktadır. Başvuran ayrıca   Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın tebliğnamesinin kendisine tebliğ edilmediğinden   şikayetçi olmaktadır. Başvuran AİHS’nin 6 §§ 1 ve 3 b) maddelerinin ihlal edildiğini iddia   etmektedir.   1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında   AİHM daha önce buna benzer şikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini ve   bunların AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz.   adıgeçen Özel-Türkiye, no: 42739/98, §§ 33-34, 7 Kasım 2002, ve Özdemir-Türkiye   no:59659/00, §§ 35-36, 10 Temmuz 2001).   AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak   hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, Ceza Kanunu’nda öngörülen   suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan başvuranın, aralarında asker   kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe duymasının   anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı almasından haklı   olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle başvuranın, bu yargı merciinin tarafsız ve bağımsız   olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir (Incal –Türkiye,s. 1573, §72   in fine).   AİHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin   AİHS’nin 6 § 1 maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı   sonucuna varmıştır.   2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın tebliğnamesinin bildirilmemesi hakkında   AİHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve   bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kişilere adil bir   yargılama temin edebileceğinin varsayılamayacağını hatırlatır.   Başvuranın, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde görülmesi hakkının   ihlal edildiği tespiti ışığında, AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesine dayanan diğer şikayeti   incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıştır (Bkz. diğerleri arasında adıgeçen Çıraklar-   Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, Derleme 1998-VII, §§ 44-45).   III. AĠHS’NĠN 41. MADDESĠNĠN UYGULANMASI HAKKINDA   AİHS’nin 41. maddesinde belirtilen unsurlar.   A. Tazminat   Başvuran, ödediği para cezası ve gazetenin toplatılmasından dolayı 5.150 Amerikan   Doları (beş bin yüz elli) değerinde maddi zarara uğradığını iddia etmekte, uğradığı manevi   zararın tazmini için ise 3.000,- (üç bin) Amerikan Doları talep etmektedir.   Parasal kayba uğradığı iddiası ile ilgili olarak AİHM başvuranın olayların geçtiği   dönemde yaklaşık 500,- (beş yüz) Euro’ya tekabül eden 85.000.000 Türk Lirası tutarında   ödeme yaptığına ilişkin belge sunduğunu gözlemlemektedir. Gazetenin toplanmasıyla ilgili   olarak ileri sürülen iddialar konusunda ise, başvuran AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edilmesi   nedeniyle kazanç kaybına uğradığını ispatlayacak hiçbir delil sunmamaktadır, bu nedenle   AİHM bu talebi reddetmektedir. Manevi tazminatla ilgili olarak AİHM başvuranın davanın   koşulları nedeniyle bir takım sıkıntılar yaşamış olabileceğini kabul etmektedir. AİHM   uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini için başvurana 2.500,- (ikibin beşyüz) Euro   ödenmesine karar vermiştir.   AİHM bir mahkumiyet kararının Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine göre tarafsız ve   bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en   uygun tazminin, başvuranın gecikmeksizin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından   yeniden yargılanması olacağı kanaatine varmıştır (Bkz. Öcalan-Türkiye [GC], no: 46221/99, §   in fine, CEDH 2005-…).   B. Masraf ve Harcamalar   Başvuran, AİHM ve yerel mahkemeler nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için   3.000 Euro tazminat talebinde bulunmaktadır.   AİHM içtihatlarına göre, başvurana ancak gerçekten yapılan ve makul bir miktardaki   masraf ve harcamaların geri ödenebileceğini hatırlatır. Elindeki mevcut unsurlar göz önüne   alındığında AİHM masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (bin beş yüz) ödenmesinin makul   olduğuna karar vermiştir.   C. Gecikme Faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĠHM OYBĠRLĠĞĠYLE,   1. AİHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiğine;   2. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AİHS’nin 44§2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay   içinde, Savunmacı Hükümet tarafından başvurana, maddi ve manevi tazminat için 2.500 Euro   (iki bin beş yüz), masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (bin beş yüz) ödenmesine ve bu   miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) bu miktarların ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmesine;   c) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eşit oranda basit faizi ödenmesine;   4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   karar vermiştir.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3   maddesine uygun olarak 20 Aralık 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło