41220/07
WyrokETPCz2009-02-03ECLI:CE:ECHR:2009:0203JUD004122007
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie skarżących części nieruchomości bez odszkodowania, na podstawie przepisów krajowych dotyczących linii brzegowej, stanowiło naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje wcześniejsze orzecznictwo, w którym stwierdzano naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 w podobnych sprawach dotyczących unieważnienia aktów własności nabytych w dobrej wierze i przekazania mienia na własność publiczną bez wypłaty odszkodowania. Trybunał nie znalazł podstaw do odstąpienia od tej ugruntowanej linii orzeczniczej, zwłaszcza w kontekście braku krajowych środków odwoławczych zapewniających rekompensatę w takich sytuacjach. Uznał, że pozbawienie własności bez odszkodowania stanowiło nieproporcjonalne obciążenie dla skarżących.Stan faktyczny
Skarżący, Süleyman, Ali i Mustafa Kalyoncu, byli właścicielami działki o powierzchni 3223 m² oraz kawiarni o powierzchni 140 m² w Rize, w pobliżu wybrzeża. Sąd Cywilny Pierwszej Instancji w Rize orzekł o unieważnieniu aktu własności dla 104,36 m² działki i nakazał rozbiórkę 17,35 m² kawiarni, argumentując, że teren ten znajduje się na linii brzegowej i nie może być przedmiotem własności prywatnej. Decyzja ta została podtrzymana przez Sąd Kasacyjny.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna.
2. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji.
3. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkody niemajątkowe poniesione przez skarżących.
4. Zasądza, aby państwo pozwane zapłaciło skarżącym wspólnie, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, 10 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 3 500 euro tytułem kosztów i wydatków, powiększone o wszelkie należne podatki.
5. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
OF EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
KALYONCU – TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 41220/07)
KARAR
STRAZBURG Şubat 2009
İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde
kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tâbi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
KALYONCU – TÜRKİYE KARARI
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 41220/07 no’lu davanın nedeni Süleyman
Kalyoncu, Ali Kalyoncu ve Mustafa Kalyoncu adlı üç T.C. vatandaşının (“başvuranlar”)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM”) 19 Eylül 2007 tarihinde, İnsan Hakları ve
Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“AİHS”) 34. maddesi uyarınca
yapmış olduğu başvurudur.
Başvuranlar, AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından Y. Demirci, E. Uslu ve E.
Günay tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
Başvuranlar Rize’de deniz kıyısı yakınında 3,223 m2’lik bir arsa ve üzerinde 140 m2’lik
bir kafeteryanın malikidir. 3 Ekim 2006 tarihinde Rize Asliye Hukuk Mahkemesi, özel
mülkiyete tâbi olamayacak olan kıyı şeridinde bulunduğu gerekçesiyle arsanın 104.36 m2’lik
bölümüne ait tapunun iptali ve kafeterya alanının 17.35 m2’lik bölümünün yıkılmasına karar
vermiştir. 12 Mart 2007 tarihinde Yargıtay, birinci derece mahkemesi kararını onamıştır.
HUKUK
Başvuranlar yetkililerin 1 no’lu Protokolün 1. maddesine aykırı olarak kendilerine
tazminat ödemeden mülklerinden mahrum bırakmalarından şikâyetçi olmuş, Hükümet iddiayı
reddetmiştir.
AİHM, daha önce benzer davaları kabuledilebilir olarak ilan ettiğini (bkz. özellikle
Abacı – Türkiye, no. 33431/02 ve Turgut vd. – Türkiye, no. 1411/03) ve iyi niyetle edinilmiş
ancak daha sonra tazminat ödenmeden kamu mülkiyetine geçirilmiş tapu iptal olaylarına
ilişkin olarak 1 no’lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini hatırlatır (bkz.
N.A. vd. – Türkiye, no. 37451/97). AİHM ayrıca benzer durumlarda tazminatın ödendiği
emsal iç hukuk kararı bulunmayışını dikkate alır. Bu nedenle mahkeme başka türlü karar
vermesi için gerekçe bulunmaması karşısında başvurunun kabuledilebilir olduğuna hükmeder.
Esasa ilişkin olarak AİHM, yukarıda anılan davalardaki tespitlerinden ayrılmak için neden
görmemektedir. Dolayısıyla 1 no’lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit
etmektedir.
Başvuranlar 100,000 Euro maddi, 30,000 Euro manevi tazminat talep etmişlerdir.
Ayrıca ulusal mahkemeler önündeki masraf ve harcamalar için 4,000 Euro, AİHM ve ulusal
mahkemelerdeki yargılamaya ilişkin avukatlık ücreti olarak 9,000 Euro talep etmişlerdir. Bu
bağlamda ulusal mahkemelerin verdiği birtakım makbuzları ibraz etmişlerdir. Hükümet
dayanaksız, spekülatif ve aşırı olduğu gerekçesiyle taleplere karşı çıkmıştır.
Başvuranların manevi tazminat taleplerine ilişkin olarak AİHM, mevcut dava
koşullarında ihlal tespitinin yeterli adil tatmin sağladığı görüşündedir (bkz. Doğrusöz ve Aslan
– Türkiye, no. 1262/02). Ancak ilgili içtihat ve başvuranların mülküne uygulanan
kamulaştırmanın kısmi oluşu ışığında (karşılaştır Terzioğlu vd. – Türkiye, no. 16858/05,
23953/05, 34841/05, 37166/05, 19638/06 ve 17654/07; Miçooğulları – Türkiye, no. 75606/01;
Kutluk vd. – Türkiye, no. 1318/04) AİHM başvuranlara ortaklaşa 10,000 Euro maddi tazminat
KALYONCU – TÜRKİYE KARARI
ve elindeki bilgilere dayanarak 3,500 Euro yargılama masraf ve giderleri ödenmesine
hükmeder. AİHM ayrıca gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi
faizlerine uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğunu
değerlendirir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS’ye ek 1 no’lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. İhlal tespitinin başvuranlar tarafından uğranan manevi zararların telafisi için tek başına
yeterli olduğuna;
4. (a) Sorumlu devletin başvuranlara, AİHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirası’na
çevrilmek üzere ortaklaşa:
(i) 10,000 Euro (on bin Euro) manevi tazminat;
(ii) 3,500 Euro (üç bin beş yüz Euro) yargılama masraf ve giderleri;
(iii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları uyarınca 3 Şubat 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
2
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło