41496/98;41499/98;41501/98;41502/98;41959/98;42602/98;43606/98
WyrokETPCz2006-03-21ECLI:CE:ECHR:2006:0321JUD004149698
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak sądowej kontroli decyzji o przeniesieniu urzędników państwowych, podjętych przez gubernatora regionu stanu wyjątkowego, narusza prawo do skutecznego środka odwoławczego z art. 13 Konwencji, oraz czy samo przeniesienie narusza wolność zrzeszania się z art. 11 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że przeniesienie skarżących, będących członkami lub liderami związków zawodowych, nie stanowiło naruszenia art. 11 Konwencji, ponieważ nie uniemożliwiło im kontynuowania działalności związkowej w nowych miejscach pracy. Kluczowe dla rozstrzygnięcia w zakresie art. 13 było stwierdzenie, że krajowe przepisy (dekret-ustawa nr 285) wyłączały sądową kontrolę decyzji o przeniesieniu podjętych przez gubernatora regionu stanu wyjątkowego. Trybunał uznał, że taka szeroka dyskrecja władzy wykonawczej, pozbawiona nadzoru sądowego, nie zapewniała wystarczających gwarancji przed potencjalnymi nadużyciami i tym samym pozbawiła skarżących skutecznego środka odwoławczego w rozumieniu art. 13 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, w większości nauczyciele oraz jeden inżynier, byli członkami lub liderami związków zawodowych w Diyarbakır w Turcji. Zostali oni przeniesieni służbowo do innych miast na podstawie decyzji władz, powołujących się na dekrety-ustawy nr 285 i 430. Niektórzy skarżący próbowali zaskarżyć te decyzje przed krajowymi sądami administracyjnymi, jednak ich skargi zostały odrzucone bez merytorycznego rozpatrzenia, na podstawie art. 7 dekretu-ustawy nr 285, który wyłączał możliwość kontroli sądowej decyzji podjętych na wniosek gubernatora regionu stanu wyjątkowego.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Połączył skargi.
2. Uznał skargi za dopuszczalne.
3. Stwierdził brak naruszenia art. 11 Konwencji.
4. Stwierdził naruszenie art. 13 Konwencji.
5. Zasądził każdemu skarżącemu 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, powiększone o odsetki.
6. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ADEMYILMAZ VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 41496/98, 41499/98, 41501/98, 41502/98, 41959/98,
41602/98, 43606/98)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Mart 2006
NĐHAĐ KARAR Temmuz 2006
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
bazı düzeltmelere tabi olabilir.
____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla
alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 41496/98, 41499/98, 41501/98, 41502/98,
41959/98, 42602/98, 43606/98 baꢀvuru no’lu davaların nedeni, 21 Nisan 1998 tarihinde
(Nigar Ademyılmaz, 41496/98; Muazzez Onuk (Özder), 41499/98; Ahmet Mefahir Altındağ,
41501/98) 15 Nisan 1998 tarihinde (Hüseyin Elçi, 41502/98) 2 Mayıs 1998 tarihinde (Nadir
Bingöl, 41959/98) 11 Haziran 1998 tarihinde (Haydar Kılıçoğlu, 42602/98) ve 23 Ağustos tarihinde (Abdulhalim Kaçmaz, 43606/98) Türk vatandaꢀları Nigar Ademyılmaz,
Muazzez Onuk (Özder), Ahmet Mefahir Altındağ, Hüseyin Elçi, Nadir Bingöl, Haydar
Kılıçoğlu ve Abdulhalim Kaçmaz’ın Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) eski 25.
maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.
Adli yardımdan faydalanan baꢀvuranlar, Diyarbakır Barosu avukatlarından M. Vefa
tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
I. DAVA KOꢀULLARI
1. Nigar Ademyılmaz (Baꢀvuru no: 41496/98)
Baꢀvuran, 1992 yılında Diyarbakır’da öğretmenlik yaptığı sırada Eğitim Sen’e üye
olmuꢀtur. yılında, baꢀvuran yönetim kurulu üyesi seçilmiꢀ ve yönetim kurulu sekreteri
olmuꢀtur.
Baꢀvuran, 20 Ocak 1998 tarihinde Diyarbakır Valisi’nin kararıyla 285 ve 430 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ve Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiꢀtirme Yönetmeliği’nin
29. maddesi uyarınca Konya’ya tayin edilmiꢀtir.
2. Muazzez Onuk (Özder) (Baꢀvuru no: 41499/98)
Baꢀvuran, olayların meydana geldiği sırada Diyarbakır’da öğretmenlik yapmaktadır.
Baꢀvuran, aynı zamanda sendikal faaliyetlerde bulunduğu Eğitim Sen üyesidir. Ocak 1998 tarihli bir kararla, Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü baꢀvurana
Karaman’a tayin edildiğini bildirmiꢀtir.
3. Ahmet Mefahir Altındağ (Baꢀvuru no: 41501/98)
Baꢀvuran, olayların meydana geldiği sırada Diyarbakır’da öğretmenlik yapmaktadır.
Baꢀvuran, aynı zamanda sendikal faaliyetlerde bulunduğu Eğitim Sen üyesidir. ꢁubat 1998 tarihli bir kararla, Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü baꢀvurana
Kütahya’ya tayin edildiğini bildirmiꢀtir.
4. Hüseyin Elçi (Baꢀvuru no: 41502/98)
Baꢀvuran, olayların meydana geldiği sırada Diyarbakır’da öğretmenlik yapmaktadır.
Baꢀvuran, aynı zamanda sendikal faaliyetlerde bulunduğu Eğitim Sen üyesidir.
Eylül 1996 tarihli bir kararla, Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü baꢀvurana
Karabük’e tayin olduğunu bildirmiꢀtir.
Baꢀvuran, sözkonusu kararın iptal edilmesi için Diyarbakır Đdare Mahkemesi’ne
baꢀvurmuꢀtur. Aralık 1997 tarihinde tebliğ edilen 25 Eylül 1997 tarihli kararla, Đdare Mahkemesi, sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesi uyarınca, Olağanüstü Hal Bölge
Valisi’nin teklifi ile alınan kararlar aleyhine adli bir iꢀlem yapılamayacağı gerekçesiyle
esasını incelemeden sözkonusu baꢀvuruyu reddetmiꢀtir.
5. Nadir Bingöl (Baꢀvuru no: 41959/98)
Baꢀvuran, olayların meydana geldiği sırada Karayolları Genel Müdürlüğü’nde
mühendis olarak çalıꢀmaktadır. Baꢀvuran, aynı zamanda, Diyarbakır’da bulunan Enerji Yapı
Yol-Sen baꢀkanıdır. Mart 1998 tarihli bir kararla, Karayolları 9. Bölge Dairesi baꢀvurana Kastamonu’ya
tayin edildiğini bildirmiꢀtir.
Baꢀvuran, Diyarbakır Đdare Mahkemesi’ne tayin kararının iptal edilmesi istemiyle
baꢀvuruda bulunmuꢀtur. 16 Nisan 1999 tarihinde, 285 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 7. maddesi uyarınca, Olağanüstü Hal Bölge Valisi’nin teklifi ile alınan
kararlar aleyhine adli bir iꢀlem yapılamayacağı gerekçesiyle sözkonusu baꢀvuru
reddedilmiꢀtir.
6. Haydar Kılıçoğlu (Baꢀvuru no: 42602/98)
Baꢀvuran, olayların meydana geldiği sırada Diyarbakır’da öğretmenlik yapmaktadır.
Baꢀvuran, aynı zamanda, Diyarbakır Eğitim Sen baꢀkanıdır. Mayıs 1998 tarihli bir kararla, Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü baꢀvurana
Kırklareli’ne tayin edildiğini bildirmiꢀtir.
7. Abdulhalim Kaçmaz (Baꢀvuru no: 43606/98) yılında baꢀvuran, Diyarbakır’da öğretmenlik yaptığı sırada Eğitim Sen’e üye
olmuꢀtur. 18 Mart 1995 tarihinde baꢀvuran Diyarbakır Bismil’de Sendika Temsilciliği’ni
kurmuꢀtur. Haziran 1996 tarihli bir kararla Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü baꢀvurana
isteği üzerine Çanakkale’ye tayin edildiği bildirilmiꢀtir.
Baꢀvuran Diyarbakır Đdare Mahkemesi’ne sözkonusu tayin kararının iptal edilmesi
istemiyle baꢀvuruda bulunmuꢀtur. ꢁubat 1998 tarihinde, Đdare Mahkemesi, 285 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 7. maddesi uyarınca, Olağanüstü Hal Bölge Valisi’nin teklifi ile alınan
kararlar aleyhine adli bir iꢀlem yapılamayacağı gerekçesiyle esasını incelemeden sözkonusu
baꢀvuruyu reddetmiꢀtir.
HUKUK AÇISINDAN
I. KABUL EDĐLEBĐLĐRLĐĞE ĐLĐꢀKĐN
A. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında
Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 11. maddesine atıfta bulunarak, tayin kararlarının dernek
kurma ve toplanma özgürlüklerini ihlal ettiğini iddia etmektedirler.
1. Đç hukuk yollarının tüketilmediği iddiası
Kılıçoğlu, Onuk (Özder), Ademyılmaz ve Altındağ isimli baꢀvuranlarla ilgili olarak
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazını yöneltmektedir. Hükümet, ilgili kiꢀilerin
ꢀikayetlerini dile getirmek üzere ulusal makamlara herhangi bir baꢀvuruda bulunmadıklarını
belirtmektedir.
Baꢀvuranlar, OHAL Bölge Valiliği’nin iꢀlemleri ile ilgili olarak adli denetimin
bulunmadığını iddia etmektedirler.
AĐHM bu itirazın, AĐHS’nin 11. maddesi ile birlikte 13. maddesine iliꢀkin ꢀikayetle
ilgili olduğuna karar vermiꢀtir. Bu nedenle, ꢀikayetin esastan incelenmesine karar vermiꢀtir.
2. Kabul edilebilirliğe iliꢀkin diğer kriterler
AĐHM, içtihatlarından doğan kriterler ıꢀığında ve elindeki mevcut unsurların tümünü
gözönüne alarak, AĐHS’nin 11. maddesine iliꢀkin ꢀikayetin esastan incelenmesi gerektiği
kanaatine varmıꢀtır. AĐHM baꢀvuruda hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi ile
karꢀılaꢀılmadığını tespit etmiꢀtir.
B. AĐHS’nin 6. ve 13. maddelerinin ihlal edildiği iddiası hakkında
Baꢀvuranlar, aleyhlerinde alınan tayin kararlarına itiraz edebilecekleri etkili bir
baꢀvuru yolu bulunmadığını ileri sürmektedirler. Baꢀvuranlar birlikte ya da ayrı olarak
AĐHS’nin 6. ve 13. maddelerine atıfta bulunmaktadırlar.
AĐHM, bu ꢀikayeti AĐHS’nin 13. maddesi kapsamında incelemeye karar vermiꢀtir.
AĐHM tarafların argümanları ıꢀığında, bu ꢀikayetin olaylar ve hukuk açısından,
baꢀvuru incelemesinin halihazırdaki aꢀamasında çözüme kavuꢀturulamayan fakat esastan
incelemeyi zorunlu kılan ciddi problemler ortaya çıkardığı kanaatindedir. Sonuç olarak, bu
ꢀikayet, AĐHS’nin 35 § 3 maddesindeki anlamıyla açıkça dayanaktan yoksun olarak ilan
edilemez.
II. ESAS HAKKINDA
A. AĐHS’nin 11. maddesi
Hükümet, AĐHS’nin 11. maddesinin kamu yararı için memurların tayin edilmesini
yasaklamadığını belirtmektedir. Hükümet, ayrıca, baꢀvuranların tayin edilmiꢀ olmalarının, ne
sendika üyesi olmalarına ne de sendikal faaliyetlerde bulunmalarına herhangi bir engel teꢀkil
etmediğini belirtmektedir.
Baꢀvuranlar hizmet gereği memurların tayin edilebileceklerine katılmaktadırlar. Buna
karꢀın, tayin oldukları bölgede değil de, OHAL bölgesinde öğretmen açığı olduğunu
belirtmektedirler. Baꢀvuranlar, tayin kararlarının sendika üyesi ya da yöneticisi oldukları
sırada alındığını ve bunun sendikal faaliyetlerde bulunma haklarını en aza indirgediğini ifade
etmektedirler.
AĐHM, baꢀvuranlar tarafından dile getirilen ꢀikayetle ilgili olarak daha önce Ertaꢀ
Aydın ve Diğerleri-Türkiye ve adıgeçen Bulga ve Diğerleri davalarında, AĐHS’nin 11.
maddesinde yer alan sendikal faaliyetlerde bulunma hakkının ihlal edilmediği yönünde karar
verdiğini hatırlatmaktadır.
AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀ ve davayı farklı sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil
bulunmadığı kanaatine varmıꢀtır. Bununla ilgili olarak, sözkonusu tayin kararları
baꢀvuranların bir sendikaya üye olmalarına, sendikal faaliyetlerde bulunma haklarına bir
engel ya da sınırlama getirmemektedir. Bu nedenle, dava konusu önlemler alınmasına
rağmen, sözkonusu sendikalara üyeliklerinin devam ettiği ve tayin oldukları bölgelerde
sendikal faaliyetlerde bulunmaları engellenmediği dikkate alındığında baꢀvuranlar bu
haklarını kaybetmemiꢀtir (Ertaꢀ Aydın ve diğerleri, adıgeçen ve Schmidt ve Dahlström-Đsveç, ꢁubat 1976 tarihli karar, A serisi no:21).
AĐHM mevcut davanın koꢀullarının tümü ıꢀığında, baꢀvuranların aleyhlerine alınan
tayin kararları nedeniyle sendikal faaliyetlerde bulunma haklarının esastan ihlal edildiğini
açıklayamadıklarını gözlemlemektedir.
Sonuç olarak, AĐHS’nin 11. maddesi ihlal edilmemiꢀtir.
B. AĐHS’nin 13. maddesi
AĐHM, baꢀvuranların AĐHS’nin 11. maddesine iliꢀkin olarak yaptıkları ꢀikayetin,
AĐHS tarafından güvenceye alınan haklar kapsamına girmediğini ve bu nedenle AĐHS’nin 13.
maddesine iliꢀkin iddiaların “savunulabilir ꢀikayet” olarak değerlendirilmeyeceğine kanaat
getirmektedir.
AĐHM dosyada yer alan unsurların, baꢀvuranların sendikal faaliyetlerde bulunma
haklarına yönelik herhangi bir ihlal olduğu yönünde karar verilmesine imkan vermediği
görüꢀündedir. Bununla birlikte, bu durum AĐHS’nin 11. maddesinin savunulabilir niteliğini
değiꢀtirmemektedir (Boyle ve Rice-Birleꢀik Krallık, 27 Nisan 1988 tarihli karar, A serisi, no:
131, s. 23, §52). AĐHM’nin baꢀvurunun esasına iliꢀkin kararı, ulusal mahkemeler önünde
etkili baꢀvuru zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
AĐHM, AĐHS’nin 13. maddesinin AĐHS’de yer alan hak ve özgürlüklerden yararlanma
imkanı sağlayabilecek baꢀvuru yolunu güvenceye aldığını hatırlatmaktadır. Bu nedenle bu
madde, AĐHS’ye iliꢀkin savunulabilir bir ꢀikayetin içeriğinin incelenmesi ve uygun olan
düzeltmeyi sağlayabilecek iç hukuk yolunu gerekli kılmaktadır (Bkz. diğerleri arasında,
Kulda-Polonya [GC], no: 30210/96, § 157, CEDH 2000-XI).
AĐHM, OHAL Bölge Valisi’ne tayin konusunda geniꢀ ayrıcalıklar tanıyan 285 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 (g) maddesine dayanarak, Valinin kamu sektörü
personelinin baꢀka bir bölgeye tayinini isteyebileceğini hatırlatmaktadır. Bulga ve diğerleri ve
Ertaꢀ Aydın ve diğerleri kararlarında, OHAL valisinin tayin konusunda geniꢀ ayrıcalıkları
bulunması nedeniyle adli denetim yoksunluğunun, muhtemel suiistimalleri engellemek için
yeterli teminatları sunmadığı yönünde görüꢀ bildirmiꢀti (Bkz. aynı zamanda Çetin ve
diğerleri, adıgeçen).
Yukarıda yer alan nedenlerden dolayı, baꢀvuranların iç hukuk yollarını tüketmek
zorunluluğundan bağıꢀık tutuldukları düꢀünülebilir. Bu nedenle AĐHM Hükümetin itirazını
kabul etmemektedir.
Bununla birlikte, AĐHM aynı gerekçelerle OHAL Bölge Valisi tarafından
baꢀvuranların aleyhlerine alınan tayin kararlarına karꢀı ulusal mahkemeler önünde itiraz
olanağı sağlayan bir iç hukuk yolunun bulunmayıꢀından dolayı 13. maddenin ihlal edildiği
kararına varmıꢀtır.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Nigar Ademyılmaz, Muazzez Onuk (Özder),Hüseyin Elçi, Nadir Bingöl, Haydar
Kılıçoğlu, Abdulhalim Kaçmaz isimli baꢀvuranların her biri 8.000 Euro (sekiz bin) manevi
tazminat ve 2.500 Euro (iki bin) maddi tazminat talep etmektedir.
Ahmet Mefahir Altındağ 15.000 Euro (on beꢀ) manevi tazminat, 31.085 Euro (otuz bir
bin seksen beꢀ) maddi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.
AĐHM, OHAL Bölge Valisi tarafından aleyhlerine alınan tayin kararlarına itiraz
edilmesini sağlayacak ulusal mahkeme önünde bir iç hukuk yolunun bulunmayıꢀından dolayı
baꢀvuranların manevi zarara uğradıklarını düꢀünmektedir. Bu nedenle hakkaniyete uygun
olarak baꢀvuranlardan her birine 500 Euro (beꢀ yüz) ödenmesini uygun görmektedir.
B. Masraf ve Harcamalar
Baꢀvuranlar aynı zamanda AĐHM ve ulusal mahkemeler nezdinde yapmıꢀ oldukları
masraf ve harcamalar için 23. 942 Euro talep etmektedirler. Bununla ilgili olarak Diyarbakır
Barosu tarafından yayınlanan asgari ücret tarifelerini sunmaktadırlar.
Hükümet bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, sözkonusu ücret ve masraflar için baꢀvuranlardan her birinin Avrupa Konseyi
tarafından verilen 685 Euro tutarında adli yardımdan faydalandıklarını gözlemlemektedir.
AĐHM, masraf ve harcamalar adı altında herhangi bir miktarın ödenmesine gerek olmadığına
kanaat getirmiꢀtir.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKCELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvuruların birleꢀtirilmesine;
2. Baꢀvuruların kabul edilebilir olduğuna;
3. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edilmediğine;
4. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
5. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay
içinde, döviz kuru üzerinden YTL.’ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü
vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvuranların her birine manevi
tazminat için 500 Euro (beꢀ yüz) ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
6. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3
maddesine uygun olarak 21 Mart 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
Mevcut karar ekinde AĐHS’nin 45 § 2 ve iç tüzüğünün 74 § 2 maddelerine uygun
olarak Sn. Mularoni’nin mutabık kararı yer almaktadır.
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 29.07.2026. · Źródło