41665/02
WyrokETPCz2007-01-23ECLI:CE:ECHR:2007:0123JUD004166502
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego dotyczącego roszczenia odszkodowawczego za błąd medyczny naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że postępowanie sądowe, które trwało około sześciu lat i ośmiu miesięcy przez trzy instancje, było nadmiernie długie, zwłaszcza biorąc pod uwagę opieszałość Rady Stanu. Taki okres nie spełnia wymogu „rozsądnego terminu” określonego w art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał uznał, że art. 6 ust. 1 miał zastosowanie, ponieważ sprawa dotyczyła „prawa cywilnego” związanego z mieniem, nawet jeśli sądy krajowe odrzuciły roszczenie z przyczyn proceduralnych (przedawnienie).Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Emin Rodoplu, przeszedł dwie operacje oka w kwietniu 1994 roku, w wyniku których stracił funkcję prawego oka. Złożył skargę karną na lekarzy o zaniedbanie, która została odrzucona. Następnie złożył wniosek o odszkodowanie do Uniwersytetu Uludağ, który również został odrzucony. W październiku 1995 roku wniósł sprawę o odszkodowanie do sądu administracyjnego, która została odrzucona z powodu przedawnienia. Decyzja ta została podtrzymana przez Radę Stanu w grudniu 2000 roku, a wniosek o sprostowanie błędu został odrzucony w czerwcu 2002 roku.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Uznał skargę dotyczącą przewlekłości postępowania za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną.
2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
3. Zasądził skarżącemu 900 Euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1090 Euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków.
4. Odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
RODOPLU - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 41665/02)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ocak 2007
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
bazı düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (41665/02) baꢀvuru no’lu davanın nedeni, bu ülke
vatandaꢀı Mehmet Emin Rodoplu’nun (baꢀvuran) 12 Ekim 2002 tarihinde Avrupa Đnsan
Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne
(Mahkeme) yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Bursa Barosu avukatlarından L. Ezberci tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVA KOꢁULLARI doğumlu olan baꢀvuran Bursa’da ikamet etmektedir.
Baꢀvuran, 24 ve 28 Nisan 1994 tarihlerinde Uludağ Üniversitesi Hastanesi’nde iki göz
ameliyatı geçirmiꢀtir. Bu ameliyatlar sonucunda, baꢀvuranın sağ gözü iꢀlevini yitirmiꢀtir.
Ameliyatları gerçekleꢀtiren doktorlar 9 Haziran 1994 tarihinde baꢀvurana ortaya çıkan
lezyonlar nedeniyle sağ gözünün bir daha eski haline dönemeyeceğini bildirmiꢀlerdir.
Baꢀvuran, Bursa Cumhuriyet Savcılığı’na, dikkatsizlik ve görevi ihmal iddiasıyla 22 Haziran tarihinde sözkonusu cerrahi müdahaleleri gerçekleꢀtiren doktorlar hakkında ꢀikayette
bulunmuꢀtur.
Sözkonusu ꢀikayetin yetki sınırlarını aꢀtığını kanaatine varan Savcılık olayı Uludağ
Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk ve Đdare Komisyonu’na aktarmıꢀtır.
Adıgeçen komisyon 10 Ocak 1995 tarihinde, tartıꢀmalı cerrahi müdahalelerden sorumlu
doktorların mesleki sorumlulukları itibariyle herhangi bir kusur iꢀlemedikleri ve sözkonusu
olaylar sebebiyle soruꢀturma açılmasına gerek bulunmadığı kanaatine varmıꢀtır.
Baꢀvuran 10 Eylül 1995 tarihinde Uludağ Üniversitesi’ne uğradığı zararın tazmini talebiyle
müracaatta bulunmuꢀtur.
Rektörlük 18 Eylül 1995 tarihinde bu talebi reddetmiꢀtir. Rektörlük, konuyla ilgili tazminat
ödenmesini emreden adli bir karar olmaması nedeniyle tazminat ihtimali hususunda görüꢀ
belirtmeye yetkili olmadığını dile getirmiꢀtir.
Baꢀvuran 13 Ekim 1995 tarihinde Bursa Đdare Mahkemesi’nde adıgeçen Üniversite aleyhinde
tazminat davası açmıꢀtır.
Mahkeme idari yargılama usulüne iliꢀkin 2577 sayılı kanunun 13. maddesine dayanarak
baꢀvuranın talebinin 26 ꢁubat 1997 tarihi itibariyle zamanaꢀımına uğradığı gerekçesiyle
kabuledilemez olduğu hükmüne varmıꢀtır. Mahkeme kararında, baꢀvuranın görme kaybının
kalıcı nitelikte olduğunun kendisine bildirildiği tarih olan 9 Haziran 1994 tarihinden itibaren
bir yıl içinde baꢀvuruda bulunmuꢀ olması gerektiğini belirtmiꢀtir.
Danıꢀtay 7 Aralık 2000 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.
Baꢀvuran tarafından yapılan karar düzeltme talebi 17 Haziran 2002 tarihinde reddedilmiꢀtir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran yargılama süresinin «makul süre» ilkesine aykırı olduğunu iddia etmektedir. Ayrıca
baꢀvuran tazminat talebinin idari mahkemelerce reddedilmesinden ꢀikayetçi olmaktadır. Bu
noktada baꢀvuran AĐHS’nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet bu sava karꢀı çıkmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe dair
Hükümet içhukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır. Bu cihetle Hükümet, idari
yargılama usulüne iliꢀkin kanunun 13. maddesi uyarınca baꢀvuranın, itiraz edilen iꢀlemin
gerçekleꢀtiği tarihten itibaren bir yıl içinde idare mahkemelerine baꢀvurması gerektiği
hususunun altını çizmektedir. Baꢀvuran bu hususu ihmal etmiꢀtir.
Hükümet ayrıca sözkonusu ihtilafın medeni hak ve yükümlülüklere iliꢀkin olmaması
sebebiyle AĐHS’nin 6. maddesinin mevcut davada uygulanamaz olduğunu savunmaktadır.
Baꢀvuran Hükümet’in argümanlarına karꢀı çıkmaktadır.
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin uygulanabilirliğine iliꢀkin olarak AĐHM, dava konusu
«mülkiyete» iliꢀkin ve mülkiyet haklarının ihlali iddiası üzerine kurulmuꢀsa uyuꢀmazlığın
kaynağı ve idare mahkemelerinin yetkisi ne olursa olsun burada medeni bir hak sözkonusudur
(Procola – Luxembourg, 28 Eylül 1995 tarihli karar, § 38). Mevcut durumda baꢀvuran idare
mahkemelerine, hastanenin sorumluluğunu kabul ederek bir tazminat ödemesi için
baꢀvurmuꢀtu. Dolayısıyla bu davanın konusu bir mülkiyete iliꢀkin olup mülkiyet hakkıyla
ilgili bir ihlal iddiasına dayanmaktaydı.
Bu nedenle AĐHS’nin 6 § 1. maddesi mevcut davada uygulanabilirdir.
Đdare mahkemelerinin baꢀvuranın tzminat talebini redetmesine iliꢀkin olarak ise AĐHM bu
talebin davanın esasına bakılmaksızın sükut-u hak gerekçesiyle reddedildiğini tespit
etmektedir. Bu bakımdan AĐHM, ulusal mevzuatı yorumlama görevinin ilk elde ulusal
makamlara; bilhassa da mahkeme ve yüksek mahkemelere düꢀtüğünü, kendi rolünün ise bu
yorumların etkilerinin AĐHS’ye uygun olup olmadığını tespit etmekten ibaret olduğunu
hatırlatmaktadır. Bu durum özellikle, belge sunarken ve baꢀvuruda bulunurken riayet edilmesi
gereken süreleri belirleyen yargılama usullerinin mahkemeler tarafından yorumlanması
sözkonusu olduğunda geçerlidir (Tejedor Garcia – Đspanya, 16 Aralık 1997, § 31). AĐHM bir
baꢀvuruda bulunmak için yerine getirilmesi gereken formaliteler ve riayet edilmesi gereken
sürelerle ilgili düzenlemeyle adaletin iyi idaresinin ve bilhassa hukuki güvenliğe saygının
temin edilmesinin amaçlandığını gözlemlemektedir. Buna karꢀın, sözkonusu düzenlemenin
yahut bu düzenlemeye dayanılarak yapılan uygulamanın, yargılanabilirin müsait bir baꢀvuru
imkanından faydalanmasına mani olmaması gerekmektedir (Aepi S.A. – Yunanistan, no:
48679/99, § 23, 11 Nisan 2002). Son olarak AĐHM «mahkeme hakkının» mutlak bir hak
olmadığını ve mahkemeye baꢀvurma hakkının bu hakkın bir parçasını teꢀkil ettiğini ve bu
durumun zımnen özellikle de bir baꢀvurunun kabuledilebilirlik koꢀullarını ilgilendiren
sınırlandırmalara imkan tanıdığını hatırlatmaktadır. Zira, bu hak doğası gereği, belli bir takdir
payına sahip olan Devlet tarafından düzenlenmelidir (Garcia Manibardo – Đspanya,
no: 38695/97, § 36).
Mevcut davada AĐHM, baꢀvuranın içhukuk usulü kurallarına uygun hareket etmesine mani
olacak herhangi bir durum tespit edememektedir. Her hal ü karda baꢀvuran belirtilen kanuni
süreler içerisinde baꢀvuruda bulunabilme imkanına sahipti. Bu nedenle AĐHM ulusal
mahkemelerce verilen kabuledilemezlik kararının baꢀvuranın mahkemeye baꢀvurma hakkını
ihlal etmediğini takdir etmektedir. Bu itibarla AĐHM baꢀvurunun bu kısmının açıkça
dayanaktan yoksun olması sebebiyle AĐHS’nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi
gerektiğini değerlendirmektedir.
AĐHM baꢀvurunun geriye kalan kısmının AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bakımından açıkça
dayanaktan yoksun ilan edilemeyeceğini tespit etmektedir. Ayrıca AĐHM baꢀvurunun hiçbir
kabuledilemezlik gerekçesiyle karꢀılaꢀmamaktadır. Sonuç olarak AĐHM yargılama süresi
yönünden yapılan ꢀikayetin kabuledilebilir olduğunu ilan etmektedir.
B. Esasa dair
AĐHM Bursa Đdare Mahkemesi’ne baꢀvurunun 13 Ekim 1995 tarihinde yapıldığı hususunda
tarafların hemfikir olduğunu gözlemlemektedir. Aynı ꢀekilde yargılamanın Danıꢀtay’ın
baꢀvuran tarafından yapılan karar düzeltme talebini reddettiği tarih olan 17 Haziran 2002
tarihinde sona erdiği hususunda herhangi bir ihtilaf olmadığını tespit etmektedir.
Bu bakımdan AĐHM maddi hata düzeltme yargılamasının medeni bir hakka iliꢀkin olarak
yapılmıꢀ bir itiraza cevap vermek veya ceza alanına giren bir suçlamanın hukuka uygunluğu
hakkında hüküm vermek sözkonusu olduğunda AĐHS’nin 6. maddesinin uygulama alanına
girmeyeceği yönündeki içtihadını anımsatmaktadır (Wiot – Fransa, no: 43722/98, § 22, 7
Ocak 2003 ve Mehmet Özel ve diğerleri – Türkiye, no: 50913/99, § 34, 26 Nisan 2005).
Ancak AĐHM mevcut davada, baꢀvuran tarafından yapılan karar düzeltme baꢀvurusuyla
maddi bir hatanın düzeltilmesi değil sükut-u hak kurallarının yorumundan kaynaklanan bir
hukuk hatasının tespit edilmesine matuf olduğunu kaydetmektedir. Sonuç olarak AĐHM, karar
düzeltme safahatının dikkate alınmasının yerinde olacağını değerlendirmektedir.
Yargılamanın 13 Ekim 1995 tarihinde baꢀlayarak 17 Haziran 2002 tarihinde bittiği hususunda
taraflarla hemfikir olan AĐHM böylelikle yargılamanın üç aꢀama için yaklaꢀık altı yıl sekiz ay
sürdüğünü gözlemlemektedir.
Bu itibarla AĐHM, bir davanın süresinin makul olup olmadığı konusunda değerlendirme
yapılırken, dava koꢀullarına, AĐHM’ nin daha önceki içtihatlarında uyguladığı kriterlere ve
özellikle de davanın karmaꢀıklığına, baꢀvuranın ve yetkili mercilerin tutumlarına bakılması
gerektiğini hatırlatmaktadır (bkz.diğerleri arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa no:25444/94).
AĐHM, mevcut davada olduğu gibi geçmiꢀte de buna benzer sorunları incelemiꢀ ve AĐHS’nin § 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz., diğerleri arasında, Frydlender –
Fransa, no:30979/96, §§ 43-46).
Mevcut davada AĐHM, Danıꢀtay’ın temyiz incelemesinde gösterdiği aꢀırı yavaꢀlığı
kaydetmektedir. Adıgeçen mahkemenin sükut-u hak kararı alması için yaklaꢀık üç yıl geçmesi
gerekmiꢀtir. AĐHM’nin baꢀvuranın davasının makul bir süre içerisinde görülmediği sonucuna
varması için bu unsurlar kafidir.
Bu nedenle AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran maddi tazminat olarak 50.000.000.000 Türk Lirası (TL) [yaklaꢀık 34.039 Euro],
manevi tazminat içinse 300.000 Yeni Türk Lirası (YTL) [yaklaꢀık 204.234 Euro] talep
etmektedir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.
AĐHM tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı tespit edemediğinden
bu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın AĐHM manevi tazminat olarak baꢀvurana hakkaniyete
uygun olarak 900 Euro ödenmesinin yerinde olacağını takdir etmektedir.
B. Masraf ve harcamalar
Baꢀvuran ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 2.017 YTL
[yaklaꢀık 1099 Euro] talep etmektedir. Yaptığı masraf ve harcamaları ayrıntılandıran
baꢀvuran, ulusal mahkemeler önünde yaptığı masrafları için 17.000.000 TL [yaklaꢀık 9 Euro],
AĐHM önünde yaptığı masrafları içinse 2.000 YTL [yaklaꢀık 1090 Euro] talep etmektedir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre, bir baꢀvuran yaptığı masraf ve harcamaların iadesini
ancak sözkonusu masraf ve harcamaların gerçekliğini, zorunluluğunu ve makul oranda
olduğunu ispatladığı sürece elde edebilir. Mevcut davada AĐHM, elinde bulunan unsurlar ve
yukarıda anılan kriterler ıꢀığında, baꢀvurana, AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için
talep ettiği rakamın ödenmesine karar vermiꢀtir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
faiz oranına üç puan eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE
1. Yargılama süresi yönünden yapılan ꢀikayetin kabuledilebilir, geriye kalanının ise
kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü
vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana manevi tazminat olarak Euro (dokuz yüz), masraf ve harcamaları içinse 1.090 Euro (bin doksan) ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
6. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
Karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3.
maddesine uygun olarak 23 Ocak 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło