41746/04

WyrokETPCz2009-11-24ECLI:CE:ECHR:2009:1124JUD004174604

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość tymczasowego aresztowania, brak skutecznego środka odwoławczego w celu zakwestionowania jego legalności i uzyskania odszkodowania, a także przewlekłość postępowania karnego oraz brak skutecznego środka odwoławczego w związku z tą przewlekłością, naruszyły prawa skarżącego wynikające z art. 5 ust. 3, 4 i 5, art. 6 ust. 1 oraz art. 13 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że okres tymczasowego aresztowania trwający ponad dziewięć lat był nadmierny i naruszył prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie lub zwolnienia z aresztu. Stwierdził również, że skarżący nie miał dostępu do skutecznego środka odwoławczego w celu zakwestionowania legalności aresztowania ani uzyskania odszkodowania za jego przewlekłość. Ponadto, Trybunał uznał, że całe postępowanie karne, trwające ponad trzynaście lat, było nadmiernie długie i naruszyło prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie. Brak skutecznego środka odwoławczego w prawie krajowym w związku z przewlekłością postępowania również stanowił naruszenie Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Güldede Çeven, urodzony w 1977 r., został zatrzymany 8 września 1995 r. w ramach operacji przeciwko nielegalnej organizacji DHKP/C. 22 września 1995 r. został aresztowany. Prokurator wszczął przeciwko niemu sprawę karną o "próbę obalenia porządku konstytucyjnego". Został zwolniony z aresztu 22 listopada 2004 r. 13 września 2007 r. sąd skazał go na dożywocie, które następnie obniżono do piętnastu lat więzienia ze względu na jego wiek w momencie popełnienia czynu. Wyrok został zatwierdzony przez Sąd Kasacyjny 1 grudnia 2008 r.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał pozostałą część skargi za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3, 4 i 5 Konwencji. 3. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 4. Stwierdził naruszenie art. 13 Konwencji. 5. Zasądził na rzecz skarżącego 19 000 EUR zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 EUR na pokrycie kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku. 6. Odrzucił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ÇEVEN -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:41746/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Kasım 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (41746/04) no’lu davanın nedeni (T.C.   vatandaꢀı) Güldede Çeven’in (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 2 Eylül 2004   tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa   Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından H. Akgül tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran 1977 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Eylül 1995 tarihinde, baꢀvuran, yasadıꢀı bir örgüt olan DHKP/C üyelerine yönelik yürütülen   bir operasyon çerçevesinde yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır.   Eylül 1995 tarihinde, baꢀvuranın, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet   Savcısı tarafından ifadesi alınmıꢀtır. Bilahare baꢀvuran, sözkonusu mahkemenin nöbetçi   hakimi karꢀısına çıkarılmıꢀ ve hakim baꢀvuranın tutuklanmasına hükmetmiꢀtir.   Ekim 1995 tarihli bir iddianame ile savcı, “Anayasal düzeni yıkmaya teꢀebbüs” suçunun   cezalandırılmasını öngören eski Türk Ceza Kanunu’nun 146/1 maddesi uyarınca baꢀvuran   hakkında ceza davası açmıꢀtır.   Haziran 2004 tarihinde, 5190 sayılı yasa ile Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıꢀtır.   Baꢀvuranın davası Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale edilmiꢀtir.   Kasım 2004 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranı serbest bırakmıꢀtır.   Eylül 2007 tarihli bir kararla, Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranı, müebbet hapis cezasına   mahkum etmiꢀtir. Bilahare olayların meydana geldiği dönemde baꢀvuranın yaꢀını göz önüne   alan Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranın cezasını on beꢀ yıl hapis cezasına indirmiꢀtir.   Aralık 2008 tarihinde, Yargıtay sözkonusu kararı onamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5/3, 5/4 ve 5/5 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, tutukluluk süresinin uzunluğundan ve sözkonusu tutukluluğun yasallığının   incelenmesini sağlayan baꢀvuru yolunun bulunmayıꢀından da ꢀikayetçidir. Baꢀvuran,   tutukluluk süresinin uzunluğu nedeniyle maruz kaldığı zararları talep etme imkanının   bulunmamasından dolayı da mağdur olduğunu dile getirmektedir. Baꢀvuran, bu bağlamda,   AĐHS’nin 5/3, 5/4 ve 5/5 maddelerine atıfta bulunmaktadır.   Kabuledilebilirliğe iliꢀkin olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde   baꢀvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan   bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru   kabuledilebilir niteliktedir.   Esasa iliꢀkin olarak ise, Hükümet, özellikle baꢀvuranın ꢀüphelendiği suçun niteliği ve ciddi   baꢀka suçlar iꢀleme riski göz önüne alındığında baꢀvurana uygulanan tutululuk süresinin uzun   olmadığını savunmaktadır.   Baꢀvuran, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, baꢀvuranın tutukluluk süresinin 8 Eylül 1995 tarihinde baꢀladığını ve Ağır Ceza   Mahkemesi tarafından serbest bırakıldığı tarih olan 22 Kasım 2004 tarihinde sona erdiğini   kaydetmektedir. Yargılama süresi dokuz yıl iki aydan fazla sürmüꢀtür. AĐHM, müteaddit   defalar mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan çok sayıda dava incelediğini ve   AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀtığını hatırlatmaktadır (Yücel-Türkiye   (no:2), baꢀvuru no: 31152/04, 8 Nisan 2008). Mevcut davada Hükümet’in baꢀka bir sonuca   ulaꢀmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmaması nedeniyle AĐHM, AĐHS’nin 5/3   maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmıꢀtır.   Sözkonusu tespit AĐHS’nin 5/4 ve 5/5 maddeleri kapsamında yapılan ꢀikayetler için de   geçerlidir. AĐHM, Bağrıyanık-Türkiye (baꢀvuru no: 43256/04, 5 Haziran 2007), Abdülkadir   Aktaꢀ-Türkiye (baꢀvuru no: 38851/02, 31 Ocak 2008) ve Cahit Solmaz – Türkiye (baꢀvuru no:   34623/03, 14 Haziran 2007) kararlarında belirttiği aynı gerekçelerle AĐHS’nin 5/4 ve 5/5   maddesinin ihlal edildiği kanaatindedir.   II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesi ile öngörülen “makul süre” ilkesini ihlal   ettiğini iddia etmektedir.   Hükümet, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   Kabuledilebilirliğe iliꢀkin olarak, AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesi kapsamında hiçbir   kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit etmektedir. Baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   Esasa iliꢀkin olarak ise, AĐHM, ihtilaflı yargılamanın baꢀvuranın yakalandığı tarih olan 8   Eylül 1995 tarihinde baꢀladığını ve Yargıtay karar tarihi olan 1 Aralık 2008 tarihinde sona   erdiğini tespit etmektedir. Dolayısıyla, sözkonusu yargılama on üç yıl üç ay sürmüꢀtür.   AĐHM, müteaddit defalar mevcut davada ortaya konan sorunlara benzer davalarda AĐHS’nin   6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmıꢀtır (Pélissier ve Sassi-Fransa, baꢀvuru no:   25444/94, Kalachnikov-Rusya, baꢀvuru no: 47095/99 ve Temel ve Taꢀkın-Türkiye, baꢀvuru   no: 40159/98, 30 Haziran 2005).   Konuya iliꢀkin içtihadını göz önüne alan AĐHM, mevcut davada, ihtilaflı yargılama süresinin   uzun olduğu ve “makul süre” ilkesini karꢀılamadığı kanaatindedir.   Bu itibarla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, yargılama süresinin uzun olması sorununu ulusal mahkemeler önünde sunmasına   imkan tanıyacak etkili bir baꢀvuru yolunun bulunmayıꢀından da ꢀikayetçi olmaktadır.   Baꢀvuran, bu bağlamda, AĐHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.   AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin hiçbir kabuledilemezlik unsuru içermediği kanaatindedir.   Dolayısıyla sözkonusu ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.   Esasa iliꢀkin olarak ise, AĐHM, müteaddit defalar, mevcut davadaki sorunlara benzer   sorunları ortaya koyan davalarda AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmıꢀtır   (Tendik ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005 ve Bahçeyaka-Türkiye,   baꢀvuru no: 74463/01, 13 Temmuz 2006). Nitekim, Türk hukuk düzeni, ihtilaflı yargılama   süresine itirazda bulunabilmesi için baꢀvurana hiçbir etkili iç hukuk yolu sunmamaktadır.   Dolayısıyla AĐHS’nin 13. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca adil tatmin hususu ile ilgili olarak, baꢀvuran, 36.630 Euro   maddi tazminat, 250.000 Euro manevi tazminat ve 15.000 Euro yargılama masraf ve gideri   talep etmektedir. Belge olarak baꢀvuran, posta makbuzlarını, avukatlık ücret makbuzlarını ve   tercüme faturalarını belge olarak sunmaktadır.   Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.   AĐHM, ileri sürülen maddi tazminatla tespit edilen ihlaller arasında hiçbir illiyet bağı   görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın, AĐHM, hakkaniyete uygun   olarak, baꢀvurana, 19.000 Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir. Yargılama   masraf ve giderleri ile ilgili olarak, AĐHM, tüm masraflar için baꢀvurana 1.000 Euro   ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.   Ayrıca AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine   uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 5. maddesinin 3, 4, ve 5. paragraflarının ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   4. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;   5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet   tarafından baꢀvurana aꢀağıdaki miktarların ödenmesine;   (i) her türlü vergiden muaf tutularak, 19.000 Euro (on dokuz bin Euro) manevi tazminat   (ii) her türlü vergiden muaf tutularak 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   6. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 24 Kasım 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło