41968/98
WyrokETPCz2006-02-02ECLI:CE:ECHR:2006:0202JUD004196898
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy długotrwałe zatrzymanie bez postawienia przed sędzią oraz brak skutecznej kontroli sądowej legalności zatrzymania naruszyły art. 5 ust. 3 i 4 Konwencji? Czy sąd krajowy, w którego skład wchodził sędzia wojskowy, był niezawisłym i bezstronnym sądem w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że sześciodniowe zatrzymanie skarżącego bez postawienia go przed sędzią naruszyło art. 5 ust. 3 Konwencji, powołując się na precedens Brogan i inni, gdzie nawet krótszy okres uznano za naruszający Konwencję. Stwierdził również naruszenie art. 5 ust. 4, ponieważ w danych okolicznościach, mimo zgodności zatrzymania z prawem krajowym, brak było skutecznej kontroli sądowej. Co do art. 6 ust. 1, Trybunał podtrzymał swoje wcześniejsze stanowisko, że obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa podważa jego niezawisłość i bezstronność, co uzasadnia obawy skarżącego. W związku ze stwierdzeniem naruszenia art. 6 ust. 1, Trybunał uznał za zbędne odrębne rozpatrywanie zarzutów z art. 6 ust. 3 b) i c).Stan faktyczny
Skarżący, Duran Sekin, urodzony w 1967 roku, został zatrzymany 23 listopada 1997 roku przez policję w Tokat pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji zbrojnej TKP/ML-TİKKO. Prokurator przedłużył jego zatrzymanie do 29 listopada 1997 roku. 26 grudnia 1997 roku prokurator Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Ankarze oskarżył go o członkostwo w organizacji i udział w jej działaniach. 9 czerwca 1998 roku Sąd Bezpieczeństwa Państwa skazał go na piętnaście lat ciężkiego więzienia. Wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny 24 lutego 1999 roku. 17 sierpnia 2004 roku, na mocy ustawy o resocjalizacji, kara skarżącego została zmniejszona do pięciu lat, a on sam został zwolniony tego samego dnia.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna.
2. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 i 4 Konwencji.
3. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
4. Stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania zarzutów z art. 6 ust. 3 b) i c) Konwencji.
5. Zasądza od Rządu pozwanego na rzecz skarżącego, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, kwotę 1 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 euro tytułem kosztów i wydatków, płatne w lirach tureckich według kursu wymiany obowiązującego w dniu płatności, wolne od wszelkich podatków.
6. Stwierdza, że od upływu wskazanego terminu do dnia zapłaty, do zasądzonych kwot będzie doliczane oprocentowanie proste równe stopie procentowej Europejskiego Banku Centralnego dla podstawowych operacji refinansujących, powiększonej o trzy punkty procentowe.
7. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
DURAN SEKİN - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no: 41968 / 98)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG Şubat 2006
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek
olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
__________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (41968/98) başvuru no’lu davanın nedeni bu ülke
vatandaşı Duran Sekin’in (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na 4 Mayıs 1998
tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin eski 25. maddesi uyarınca yapmış olduğu
başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu
avukatlarından E. Çıtak tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR doğumlu başvuran Tokat’ta ikamet etmektedir. Kasım 1997 tarihinde, yasadışı silahlı örgüt TKP/ML-TİKKO (Türkiye İşçi Köylü
Kurtuluş Ordusu) üyesi olmakla suçlanan başvuran Tokat Emniyet Müdürlüğü Terörle
Mücadele Şubesi ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Cumhuriyet Savcısı, başvuranın gözaltı süresinin 29 Kasım 1997 tarihine dek uzatılmasını
kararlaştırmıştır.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 26 Aralık 1997 tarihinde
başvuranı yasadışı örgüt üyesi olmak ve örgütün gerçekleştirdiği bazı eylemlere katılmak
suçları ile itham ederek mahkumiyetini talep etmiştir.
DGM, 9 Haziran 1998 tarihli bir kararla başvuranı itham edilen suçlardan suçlu bulmuş ve
TCK’nın 168 § 2. maddesinin uygulanmasına istinaden on beş yıl ağır hapis cezasına
çarptırmıştır.
Başvuran temyize gitmiştir.
Yargıtay, 24 Şubat 1999 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 17 Ağustos 2004 tarihli bir kararla başvuranın 4959 sayılı
hükümlülerin topluma yeniden kazandırılmasına ilişkin Yasa’dan yararlanmasına karar
vermiş ve cezasını beş yıla indirmiştir. Başvuran aynı gün tahliye edilmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS’NİN 5 §§ 3. ve 4. MADDELERİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, gözaltı süresinin uzunluğu nedeniyle AİHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğini
ileri sürmektedir.
İkinci olarak, gözaltı süresinin yasallığının denetiminin imkânsızlığından ve bu bağlamda
AİHS’nin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiğinden şikayetçi olmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümet, başvuranın
davaya bakan hakim nezdinde CMUK’un 128 § 4. maddesinde öngörülen başvuru yolunu
kullanarak gözaltı süresinin yasallığını denetleyebileceğini savunmaktadır.
Başvuran bu sava karşı çıkmaktadır.
AİHM, AİHS’nin 35 § 1. maddesinde öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının, bir
başvuranın öne sürdüğü ihlallerin giderilmesine yönelik olarak iç hukuki düzende bulunan
olağan başvuru yollarını kullanması zorunluluğunu getirdiğini hatırlatmaktadır. Bununla
birlikte, bu başvurular etkili, kabul edilebilir ve teoride olduğu kadar pratikte de yeterli
derecede bir kesinliğe sahip bulunmalıdır. AİHS’nin 35 § 1. maddesi, ilgili iç organ önünde
de en azından özü itibariyle ve iç hukukta belirtilen şekilde AİHM önünde belirtilen
şikayetlerin dile getirilmesini fakat etkili ve yerinde olmayan başvuru yollarına
gidilmemesini öngörmektedir (Bkz. Aksoy-Türkiye kararı 18 Aralık 1996, 1996-VI, s. 2275-
2276, §§ 51-52 ve Akdivar ve diğerleri-Türkiye kararı, 16 Eylül 1996, 1996-IV, s. 1210, §§
65-67).
AİHM, Hükümetin savını destekleyecek nitelikte iç hukuk kararları sunmadığı tespitinde
bulunmaktadır. Bununla birlikte, bu nokta AİHS’nin 5 § 4. maddesine yapılan şikayetin özüne
sıkı sıkıya bağlıdır; AİHM bu incelemeyi şikayetin esası ile ilgili incelemeyle birleştirmeye
karar vermiştir.
AİHM, 5. madde uyarınca yapılan şikayetlerin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun
bulunmadığı tespitinde bulunmaktadır. Şikayetlerin kabuledilemezliğine dair hiçbir gerekçe
bulunmamaktadır.
B. Esas hakkında
1. 5 § 3. maddeye yönelik şikayet
Başvuran gözaltı süresinin uzunluğundan şikayetçi olmaktadır.
Hükümet gözaltı süresinin, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte bulunan yasalara
uygun olduğunu savunmaktadır.
AİHM, sözkonusu gözaltı süresinin başvuranın yakalandığı 23 Kasım 1997 tarihinde
başlayarak tutulu bulundurulduğu 29 Kasım 1997 tarihinde sona erdiğini ve bu sürenin altı
gün olduğunu not etmektedir.
AİHM, Brogan ve diğerleri kararında ilgilinin, yetkili bir hakim karşısına çıkarılmaksızın
gözaltında bulundurulduğu dört gün altı saatlık sürenin, toplu halde işlenen terör suçlarının
önlenmesi amaçlansa dahi 5 § 3. maddede öngörülen sınırların ötesinde olduğuna
hükmetmiştir (Bkz. sözü edilen Brogan ve diğerleri kararı, s. 33, § 62).
AİHM, başvuranın yetkili bir «hakim önüne» çıkarılmaksızın altı gün süreyle tutulu
bulundurulmasının gerekli olduğu hususunu kabul edememektedir.
Bu nedenle, AİHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiştir.
2. 5 § 4 madde’ye yönelik şikayet
Gözaltı süresinin yasallığının denetlenmesi ile ilgili olarak AİHM özellikle, sözkonusu gözaltı
süresinin yürüklükte bulunan yasaya uygun olduğunu dikkate almakta, bu koşullar altında
yetkili hakim karşısında yapılacak bir itirazın sonuç almaktan uzak olduğunu vurgulamaktadır
(Bkz. Öcalan-Türkiye kararı, no: 46221/99, § 70 AİHM 2005-…).
AİHM, Hükümetin itirazını reddetmekte, aynı gerekçelerle AİHS’nin 5 § 4. maddesinin ihlal
edildiği sonucuna varmaktadır.
II. AİHS’NİN 6 §§ 1. VE 3. MADDELERİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
AİHS’nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunan başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
bünyesinde askeri bir hakimi bulundurması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
olmadığını ileri sürmektedir.
Başvuran, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniyle
AİHS’nin 6 § 3 b) maddesinde öngörülen çelişmeli yargı ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal
edildiğini öne sürmekte ve aynı zamanda 6 § 3 c) maddesine uygun olarak gözaltı sırasında
avukat bulundurma hakkından yararlanamadığını iddia etmektedir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet, başvuranın 6 §§ 1. ve 3 b) ve c) maddesiyle ilgili bu şikayetlerini 26 Nisan 1999
tarihinde tamamlayıcı bir başvuru olarak dile getirdiğini gözlemlemektedir. Yargıtay,
başvuran tarafından Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin
karar verme durumunda olmadığından başvuranın başvurusunu İlk derece mahkemesi’nin
sözkonusu kararı verdiği 9 Haziran 1998 tarihinden başlayarak altı ay içinde yapması
gerekirdi.
Başvuran bu sava karşı çıkmakta ve Yargıtay kararını başlangıç tarihi olarak dikkate
almaktadır.
AİHM, Özdemir-Türkiye (sözü edilen karar, § 26) davasında da benzer şikayetin dile
getirildiği tespitinde bulunmaktadır. Bu sonucu değiştirecek hiçbir unsur bulamadığından
Hükümetin itirazı reddedilmektedir.
AİHM ayrıca, AİHS’nin 6 §§ 1 ve 3 b) ve c) maddeleri çerçevesinde yapılan şikayetlerin 35 §
3. madde uyarınca dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Başvurunun kabuledilemez
bulunması için hiçbir gerekçe tespit edilmemiş, başvuru kabuledilebilir bulunmuştur.
B. Esas hakkında
1. 6 § 1. madde hakkında şikayet
Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve
bunların AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. Özel-
Türkiye kararı, no: 42739/98, §§ 33-34, 7 Kasım 2002 ve Özdemir kararı, §§ 35-36).
Sunulan delillerin incelenmesinin ardından AİHM, mevcut başvuruda Hükümetin davanın
seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun
yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karşısında
başvuranın TCK’ya dayalı suçlardan yargılanması konusunda endişe duymasının anlaşılabilir
olduğu tespitinde bulunmaktadır. Başvuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin kararını davanın niteliğine yabancı gerekçelere dayandırdığı yönünde bir
şüphe duyabilir. Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı
yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir (sözü edilen Incal kararı s. 1573, §
72).
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
AİHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna
varmıştır.
2. 6 § 3 b) ve c) maddesi hakkında şikayet
Hükümet bir ihlal olduğu tespitine karşı çıkmaktadır.
AİHM, benzer kararlarda verdiği hükümleri hatırlatarak bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan
yoksun bir mahkemenin her halükarda kendi yargısına tabi kişilere adil bir yargılama
sunamayacağı hususunu hatırlatmaktadır.
Bu noktada bir ihlal tespiti ışığında AİHM, başvuranın adil yargılanma hakkının ihlal edildiği
hususndaki şikayetlerinin ayrıca incelenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. diğerleri
arasında, Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998, 1998-VII, §§ 44-45).
III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran, maddi zarar konusunda takdiri AİHM’ye bırakmakta, uğradığı manevi zararla ilgili
olarak 15.000 Euro talep etmektedir.
AİHM, maddi zarara ilişkin delillerin dava dosyasında yer almadığını hatırlatmaktadır (Bkz.
Demir ve diğerleri-Türkiye kararı 23 Eylül 1998, 1998-IV, § 63).
O halde başvurana bu yönde bir tazminat ödenmesi gerekmemektedir.
Manevi zararla ilgili olarak AİHM, başvurana 1.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6 § 1 maddesine göre tarafsız ve
bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği görüşüne vardığında, prensip olarak en
uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranı yeniden
yargılamanın olacağı kanaatine varmaktadır (Bkz. sözü edilen Gençel kararı, § 27).
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran, iç hukukta ve AİHM yetkili organları nezdinde yapmış oldukları masraf ve
harcamalara ilişkin takdiri yine AİHM’ye bırakmaktadır.
AİHM sunulan deliller ışığında başvurana masraf ve harcamalar için makul olarak toplam
1.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3
puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS’nin 5 §§ 3. ve 4. maddelerinin ihlal edildiğine;
3. AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. AİHS’nin 6 § 3 b) ve c) maddelerinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
5. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin
başvurana;
i.
manevi tazminat için 1.000 (bin) Euro;
ii.
iii.
masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;
belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin
uygulanmasına;
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 2 Şubat 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło