4211/02

WyrokETPCz2008-11-13ECLI:CE:ECHR:2008:1113JUD000421102

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy sąd wojskowy, składający się wyłącznie z sędziów wojskowych, orzekający w sprawie cywila oskarżonego o unikanie służby wojskowej, spełnia wymogi niezawisłości i bezstronności z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje wcześniejsze orzecznictwo, zgodnie z którym sąd wojskowy złożony wyłącznie z sędziów wojskowych, orzekający w sprawie cywila, który nie jest zobowiązany do lojalności wobec armii, budzi uzasadnione obawy co do jego niezawisłości i bezstronności. Obawy skarżącego, że sąd wojskowy mógłby opierać swoją decyzję na względach innych niż istota sprawy, zostały obiektywnie potwierdzone. W konsekwencji, sąd wojskowy nie zapewnił rzetelnego procesu zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Özkan Erükçü, urodzony w 1970 roku, w 1994 roku uzyskał fałszywe zaświadczenie lekarskie od podoficera (O.A.), które zwolniło go ze służby wojskowej. W 2000 roku władze wojskowe odkryły fałszerstwo i skarżący został aresztowany. Postawiono mu zarzut użycia fałszywych dokumentów w celu uniknięcia służby wojskowej. Sąd wojskowy skazał go na dziesięć miesięcy ciężkiego więzienia. Odwołanie skarżącego zostało odrzucone przez Wojskowy Sąd Kasacyjny.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdza dopuszczalność skargi dotyczącej art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał jednogłośnie stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezawisłości i bezstronności sądu wojskowego. Trybunał jednogłośnie stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania pozostałych skarg. Trybunał większością 5 do 2 głosów stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi sprawiedliwe zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Trybunał jednogłośnie zasądza 1000 euro na pokrycie kosztów i wydatków. Trybunał większością 5 do 2 głosów oddala pozostałe żądania sprawiedliwego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   ERÜKÇÜ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 4211/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Kasım 2008   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   T.C. vatandaꢀı Özkan Erükçü (baꢀvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 20   Ağustos 2001 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin   Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan   4211/02 numaralı baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir.   Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul barosu avukatlarından   A. Güler tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuran 1970 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuran askerlik hizmeti iꢀlemlerini baꢀlatmak üzere 3 Mayıs 1994 tarihinde Maltepe   Askerlik ꢁubesi’ne (ꢁube) müracaat etmiꢀtir. Talebi üzerine ꢀube sağlık kontrolü için   Gümüꢀsuyu Askeri Hastanesi’ne yönlendirmiꢀtir. Baꢀvuran ise GATA Haydarpaꢀa Askeri   Hastanesi’ne giderek O.A. adlı bir astsubayın hazırladığı çürük raporunu almıꢀtır. Bu çürük   raporunu vermesi üzerine baꢀvuran askerlik hizmetinden muaf tutulmuꢀtur.   Belirtilmeyen bir tarihte, askeri yetkililer baꢀvuranın verdiği raporun sahte olduğunu anlamıꢀ   ve adı geçeni asker kaçağı listesine almıꢀlardır.   Baꢀvuran 17 Nisan 2000 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıꢀtır.   Genelkurmay Baꢀkanlığı Askeri Mahkeme Savcısı (Askeri Mahkeme) 21 Nisan 2000 tarihli   bir iddianame ile Askeri Ceza Kanunu’nun 81/1 maddesine dayalı olarak baꢀvuranı askerlik   hizmetinden kaçmak amacıyla sahte evrak kullanmak suçu ile itham etmiꢀtir. O.A. da suç   ortağı olduğu gerekçesiyle gözaltına alınmıꢀtır.   Mayıs 2000 tarihinde yapılan ilk duruꢀmada baꢀvuran kendisine rapor düzenleyen   O.A.’nın maksadını hemen anlayamadığını ifade ederek yapılan suçlamaları reddetmiꢀtir.   Baꢀvuran hiçbir zaman askerlik ꢀubesine böyle bir raporu vermediğini ileri sürmüꢀtür. Bahse   konu olaylara dayanarak müvekkilinin kandırıldığını iddia eden baꢀvuranın avukatı Askeri   Ceza Kanunu’nun 81/2 maddesinin ikinci bendi uyarınca «daha az» bir cezaya çarptırılmasını   talep etmiꢀtir. Avukat ihtilaf konusu suçun TCK’nın 356. maddesinde yer alan «resmi   makamlara sahte evrak vermek» kapsamına girdiğini, bunun ise askeri mahkemenin yetki   alanına girmediğini öne sürmüꢀtür. Avukat ayrıca Ö. Erükçü’nün serbest bırakılmasını talep   etmiꢀtir.   Yine aynı gün 15 Mayıs 2000’de askeri mahkeme bilirkiꢀi görüꢀüne baꢀvurmuꢀ, bilirkiꢀi   askerliğe elveriꢀsiz raporunun tek baꢀına bir kiꢀiyi askerlik hizmetinden muaf tutmaya   yetmeyeceğini, rapor sonuçlarının yetkili tam teꢀekküllü bir hastane tarafından doğrulanması   gerektiğini ifade etmiꢀtir. Baꢀvuran bunun üzerine aynı gün serbest bırakılmıꢀtır.   Askeri Mahkeme 6 Ekim 2000 tarihinde Askeri Ceza Kanunu’nun 81/1 maddesi uyarınca   baꢀvuranı on ay ağır hapis cezasına çarptırmıꢀtır.   Aralık 2000 tarihinde 4616 sayılı Kanun yürürlüğe girmiꢀtir. Bu Kanun Nisan 1999   tarihine kadar iꢀlenen suçlardan dolayı açılan ceza davalarının ertelenmesini öngörmekteydi.   Kanun’un 5 a) bendi uyarınca diğerlerinin yanı sıra Askeri Ceza Kanunu’nun 81. maddesi   alanına giren suçlar da muafiyet kapsamında yer almaktaydı.   Askeri Mahkeme’nin bu hükmü baꢀvurana 4 Nisan 2001 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir. Baꢀvuran   özellikle O.A.’nın duruꢀmaya katılmadığı gerekçesiyle kararı temyize götürmüꢀtür. Baꢀvuran   ayrıca 4459 sayılı Kanun’dan yararlanma talebini belirtmiꢀ ve 81. maddenin 4616 sayılı   Kanun’un uygulama alanında yer almamasının eꢀitlik ilkesine aykırı olduğunu iddia etmiꢀtir.   Askeri Yargıtay 16 Haziran 2001 tarihli nihai kararı ile temyiz edilen kararı onamıꢀ ve 4616   sayılı Kanun’un Anayasa’ya aykırı olduğu itirazını reddetmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran sivil bir kiꢀi olarak yalnızca askeri hakimlerden oluꢀan bir mahkeme tarafından   yargılanmasının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesi ile bağdaꢀmadığından, askeri mahkemedeki   ceza davasının hakkaniyete uygun gerçekleꢀmediğinden ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran bu   bağlamda AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunmaktadır.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ꢀikayetlerin dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. ꢁikayetler kabuledilebilir niteliktedir.   A. Askeri Mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında   AĐHM bu baꢀvurudakine benzer ꢀikayetleri ortaya koyan baꢀvuruları daha önce de   incelediğini ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz.   Ergin (no:6); Onaran-Türkiye kararı no: 65344/01, 5 Haziran 2007; Düzgören-Türkiye no:   56827/00 9 Kasım 2006; Özel vd.-Türkiye kararı no: 37626/02, 31 Ocak 2008).   AĐHM, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir   tespit ve delil sunmadığını kaydetmektedir. Bunun yanı sıra sivil kiꢀi olarak orduya sadakat   göstermek zorunluluğu olmayan baꢀvuranın yalnızca askeri hakimlerden oluꢀan bir   mahkemede askerlik hizmetinin yerine getirilmemesine iliꢀkin görülen davada ordu mensubu   hakimler tarafından yargılanmaktan endiꢀe duymasının anlaꢀılabilir olduğu tespitinde   bulunmaktadır. Baꢀvuran hakkında açılan davada askeri mahkemenin kararını dava   konusunun özüne yabancı gerekçelere dayandırmasından endiꢀe duyabilir. Bu nedenle   baꢀvuranın bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki ꢀüpheleri objektif   olarak doğrulanmaktadır (sözü edilen Ergin (no: 6) kararı, ve sözü edilen Özel vd. kararı).   AĐHM bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.   B. Ceza davasının adilliği hakkında   Baꢀvuran hapis cezasına çarptırılması ile sonuçlanan ceza davasının adil olmadığını öne   sürmekte, bu bağlamda askeri mahkemenin en önemli tanığın duruꢀmaya katılmasını   reddettiğinden ve temyize gittiği Askeri Yargıtay’ın kararından haberdar olamadığından   yakınmaktadır.   AĐHM, benzer kararlarda verdiği hükümleri hatırlatarak bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan   yoksun bir mahkemenin her halükarda kendi yargısına tabi kiꢀilere adil bir yargılama   sunamayacağı kanısına varmaktadır.   Baꢀvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlalinin tespiti ıꢀığında   AĐHM, bu ꢀikayetin incelenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. diğerleri arasında, Çıraklar-   Türkiye, 28 Ekim 1998).   II. DĐĞER ĐDDĐALAR HAKKINDA   Baꢀvuran resen yapılan bilirkiꢀi incelemesi sonuçlarını dikkate almaksızın Askeri Ceza   Kanunu’nun 81. maddesinde yer alan suç kapsamında mahkum edilmesi nedeniyle AĐHS’nin   7. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Baꢀvuran ayrıca herhangi bir AĐHS hükmüne   atıfta bulunmadan Askeri Ceza Kanunu’nun 81. maddesinin 4616 sayılı Kanun’un uygulama   kapsamından çıkarılmasının kanun önünde eꢀitlik ilkesine aykırı olduğunu iddia etmektedir.   Baꢀvuran son olarak 4459 sayılı Kanun’dan yararlanan kiꢀilerin her türlü adli kovuꢀturmadan   muaf olacağı hükmünün açıkça yer almasına rağmen mahkum edildiğinden yakınmaktadır.   AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespiti ıꢀığında, mevcut baꢀvuruda yer alan   temel hukuki sorunu incelediğine itibar etmektedir. Dava olaylarının bütünü ve tarafların   argümanları dikkate alındığında, AĐHM yapılan bu ꢀikayetleri ayrıca incelemeyi gerekli   görmemektedir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   A. Tazminat   Baꢀvuran 100.000 Euro maddi tazminat, 100.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM öne sürülen maddi zarar ile ilgili olarak sözkonusu dava AĐHS’nin 6/1 maddesinin   gereklerine uygun olarak gerçekleꢀtirilseydi sonucunun ne olacağı konusunda spekülasyonda   bulunamayacağını ifade etmektedir. O halde baꢀvurana bu yönde bir tazminat ödenmesine   gerek görmemektedir (Bkz. Findlay-Birleꢀik Krallık kararı, 25 ꢁubat 1997, Kartal ve   Kızıldağ-Türkiye kararı no: 59641/00, 8 Nisan 2008).   Manevi zarara gelince, AĐHM mevcut dava koꢀullarında ihlal tespitinin tek baꢀına baꢀvuran   açısından adil bir tatmin oluꢀturacağı kanısındadır.   AĐHM ayrıca, bu baꢀvurudaki gibi özel bir durumda, bağımsızlık ve tarafsızlık koꢀullarını   yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında, ilgilinin talebi   doğrultusunda yeni bir sürecin ya da yargılamanın baꢀlatılmasının ilke olarak tespit edilen   ihlalin giderilmesi bakımından uygun bir yöntemi oluꢀturduğu görüꢀündedir (Bkz. sözü edilen   Kartal ve Kızıldağ kararı; Özel vd. kararı ve Ergin kararı).   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama giderleri için 25.000 Euro talep   etmektedir. Baꢀvuran bu yönde avukatı ile imzaladığı ve temsil ve tercüme masraflarını   kapsayan 15.000 Euro tutarındaki sözleꢀmeyi sunmaktadır. Baꢀvuran baꢀka herhangi bir   kanıtlayıcı belge sunmamıꢀtır.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar   ıꢀığında AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama giderleri için baꢀvurana 1.000 Euro   ödenmesine karar verir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME,   1. Oybirliğiyle, AĐHS’nin 6/1 maddesi hakkındaki ꢀikayetlerin kabuledilebilir olduğuna;   2. Oybirliğiyle, askeri mahkemenin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olması nedeniyle   AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. Oybirliğiyle, kalan diğer ꢀikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;   4. 2’ye karꢀı 5 oy ile, ihlal tespitinin kendisinin baꢀvuranın uğradığı manevi zararı gidermesi   bakımından adil bir tatmini oluꢀturduğuna;   5. Oybirliğiyle,   a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden YTL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana yargılama   giderleri olarak 1.000 (bin) Euro ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   6. 2’ye karꢀı 5 oy ile, adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 13 Kasım 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   Mevcut karar ekinde AĐHS’nin 45/2 ve Đçtüzüğün 74/2 maddesi uyarınca yargıçlar I. Ziemele   ve A. Power’ın karꢀı oy görüꢀü yer almaktadır.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło