42138/07;42143/07

WyrokETPCz2010-01-26ECLI:CE:ECHR:2010:0126JUD004213807

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość tymczasowego aresztowania i postępowania karnego naruszyła prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego oraz prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 5 ust. 3 i art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że długość tymczasowego aresztowania oraz postępowania karnego, które trwało prawie dziesięć lat przed sądem pierwszej instancji, była nadmierna. Podkreślił, że skarżący pozostawali w areszcie przez cały ten okres. Trybunał odrzucił argumenty rządu dotyczące złożoności sprawy i powagi zarzutów, uznając, że nie uzasadniają one tak długiego czasu trwania postępowania i pozbawienia wolności. Powołał się na swoje ugruntowane orzecznictwo w podobnych sprawach, w których stwierdzano naruszenia art. 5 ust. 3 i art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący Mahmut Demir i Mustafa Đpek zostali zatrzymani 19 stycznia 2000 r. pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji Hizbullah. 31 stycznia 2000 r. zostali tymczasowo aresztowani. W maju 2000 r. postawiono im zarzut próby obalenia porządku konstytucyjnego. Postępowanie karne, które rozpoczęło się w lipcu 2000 r., nadal trwało przed sądem pierwszej instancji w Diyarbakır w momencie wydania wyroku ETPCz, a skarżący pozostawali w areszcie tymczasowym przez prawie dziesięć lat.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Postanowił połączyć skargi. 2. Uznał skargi za dopuszczalne. 3. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. 4. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 5. Zasądził na rzecz każdego ze skarżących kwotę 15 600 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, powiększoną o odsetki ustawowe. 6. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   DEMĐR VE ĐPEK/TÜRKĐYE   (B a ꢀvuru no. 42138/07 ve 42143/07)   KARAR   STRAZBURG   Ocak 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   _____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel   Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak   belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi   ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULĐ ĐꢀLEMLER   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan iki davanın (no. 42138/07 ve 42143/07)   nedeni T.C. vatandaꢀları (“baꢀvuranlar”) Mahmut Demir ve Mustafa Đpek’in, 11 Eylül 2007   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler   Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.   OLAYLAR   I. DAVA KOꢀULLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1974 ve 1970 doğumludur ve halen Diyarbakır’da tutuklu   bulundurulmaktadır.   Ocak 2000’de yasadıꢀı bir örgüt olan Hizbullah’a üye oldukları ꢀüphesiyle polis   tarafından gözaltına alınmıꢀlardır.   Ocak 2000’de Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi yargıcı, baꢀvuranların   yargılama öncesi tutuklu bulundurulmalarına karar vermiꢀtir.   Mayıs 2000’de Diyarbakır DGM Savcısı, eski Ceza Kanunu’nun 146/1 maddesi   uyarınca anayasal düzeni bozmaya teꢀebbüs etmekle suçladığı baꢀvuranlar aleyhinde bir   iddianame yayınlamıꢀtır.   Temmuz 2000’de Diyarbakır DGM Üçüncü Dairesi önünde ilk duruꢀma   düzenlenmiꢀtir.   Haziran 2004 tarihli gazetede yayımlanan 16 Haziran 2004 tarihli 5190 No’lu   Kanun’a göre, devlet güvenlik mahkemeleri kaldırılmıꢀtır. Baꢀvuranlar aleyhindeki dava,   Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi Altıncı Dairesi’ne havale edilmiꢀtir.   Her duruꢀma sonunda, Diyarbakır DGM ve müteakiben Diyarbakır Ağır Ceza   Mahkemesi, resen ya da baꢀvuranların talepleri üzerine baꢀvuranların tutuklanmalarına karar   vermiꢀtir. Her defasında, itham edildikleri suçun niteliğini, suçu iꢀlemiꢀ olduklarına dair   kuvvetli bir ꢀüphenin mevcut olduğunu ve delillerin durumunu göz önüne alarak tutuklu   yargılanmalarının devamına karar vermiꢀlerdir.   Dava dosyasındaki bilgilere göre, yargılama halen Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi   Altıncı Dairesi önünde devam etmektedir ve baꢀvuranların halen tutuklu olarak   yargılanmaktadır.   HUKUK   Olayların ve hukuk kısmının benzer olmasını göz önüne alan AĐHM, baꢀvuruları   birleꢀtirmeye karar vermiꢀtir.   I. AĐHS’NĐN 5/3, 6/1 VE 6/2 MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar AĐHS’nin 5/3 maddesi uyarınca yargılanma öncesi tutukluluk sürelerinin   aꢀırı olduğundan ꢀikayetçi olmuꢀlardır. Ayrıca, AĐHS’nin 6/2 maddesi uyarınca tutuklu   yargılanmalarının uzun sürmesinin, masum varsayılma haklarını ihlal ettiğini belirtmiꢀlerdir.   Son olarak, AĐHS’nin 6/1 maddesine dayanarak aleyhlerindeki cezai yargılamanın makul bir   süre içerisinde tamamlanmadığını iddia etmiꢀlerdir.   AĐHM baꢀvuranların AĐHS’nin 5/3 ve 6/2 maddeleri bağlamındaki ꢀikayetlerinin,   yalnızca 5/3. madde açısından incelenmesi gerektiği kanaatindedir (bkz. Güler/Türkiye   (karar), no. 14152/02, 28 Eylül 2006; Tamamboğa ve Gül/Türkiye, no. 1636/02, 26. paragraf,   Kasım 2007).   A. Kabuledilebilirlik   Hükümet AĐHM’den AĐHS’nin 5/3 maddesine dayanılarak iç hukuk yollarının   tüketilmediği yönünde yapılan ꢀikayeti, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca reddetmesini   istemiꢀtir. Hükümet, baꢀvuranların ne eski CMUK’un 298. ve 299. maddeleri uyarınca (1412   sayılı Kanun) ne de 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yeni CMK’nın 104. maddesinin 2.   paragrafı uyarınca (5271 sayılı Kanun) tutuklu yargılanmalarının devamına itiraz ettiklerini   ileri sürmüꢀtür.   AĐHM, Hükümet’in eski CMUK kapsamında sağlanan iç hukuk yolunun etkin   olmadığı hususundaki ön itirazını incelemiꢀ ve reddetmiꢀ olduğunu yineler (bkz., özellikle,   Koꢀti ve Diğerleri/Türkiye, no. 74321/01, paragraflar 19-24, 3 Mayıs 2007). AĐHM ayrıca   Hükümet tarafından yeni CMK kapsamında gösterilen iç hukuk yolunun, benzer ꢀekilde ꢁayık   ve Diğerleri kararında incelenmiꢀ ve ꢀimdiki ꢀartlara göre eksik bulunmuꢀ olduğunu   kaydeder. Hükümet’in, yeni CMK’nın 271/1. maddesinin öngördüğü çekiꢀmeli yargılamanın   uygulandığı iç hukuk davalarına örnek göstermemesini göz önüne alan AĐHM, mevcut davada   ꢁayık ve Diğerleri kararında vardığı sonuçtan farklı bir sonuca varmak için gerekçe   görmemektedir. Sonuç olarak AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddeder. Ayrıca, mevcut   baꢀvuruların kabuledilemez olduğu sonucu varmak için gerekçe bulunmadığını ve bu nedenle,   kabuledilebilir oldukları sonucuna varılması gerektiğini kaydeder.   B. Esas   Hükümet, özellikle davanın karmaꢀıklığı, suçların ciddiyeti, sanık sayısı ve organize   suçların da dahil olduğu davalarda delillerin toplanmasında karꢀılaꢀılan zorluklar göz önüne   alındığında, baꢀvuranların tutuklu yargılanma ve aleyhlerinde baꢀlatılan cezai takibat   sürelerinin makul olduğunu ileri sürmüꢀtür.   AĐHM sözkonusu yargılamanın 19 Ocak 2000’de baꢀladığını ve halen ilk derece   mahkemesi önünde devam etmekte olduğunu kaydeder. Bu nedenle, tek aꢀamalı yargılamada   hemen hemen on yıl sürmüꢀtür. AĐHM ayrıca bu süre boyunca baꢀvuranların tutuklu olarak   yargılanmalarına devam edildiğini kaydeder.   AĐHM tutukluluğun ve ceza yargılamasının uzun sürdüğü davalarda sıklıkla AĐHS’nin   5/3 ve 6/1 maddelerinin ihlal edildiğini tespit etmektedir (bkz., örneğin, Dereci/Türkiye, no.   77845/01, 41. paragraf, 24 Mayıs 2005; Taciroğlu/Türkiye, no. 25324/02, 24. paragraf, 2   ꢁubat 2006; Çarkçı/Türkiye, no. 7940/05, 21. paragraf, 26 Haziran 2007; Hasan   Döner/Türkiye, no. 53546/99, 54. paragraf, 20 Kasım 2007; Uysal ve Osal/Türkiye, no.   1206/03, 33. paragraf, 13 Aralık 2007; Can ve Gümüꢀ/Türkiye, no. 16777/06 ve 2090/07, 21.   paragraf, 31 Mart 2009). Kendisine sunulan delilleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in mevcut   davalarda farklı sonuçlara varması için ikna edici delillerin ya da iddiaların öne sürülmediği   kanaatindedir. Konuya iliꢀkin içtihadını göz önüne alan AĐHM, baꢀvuranların tutuklanma   öncesi yargılanma ve aleyhlerinde baꢀlatılan cezai takibat sürelerinin, AĐHS’nin 5/3 ve 6/1   maddelerini ihlal edecek kadar aꢀırı olduğu sonucuna varmıꢀtır.   III. 41. MADDENĐN UYGULANMASI   A. Zararlar ve yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranların her biri maddi tazminat olarak 40,000 Euro ve manevi tazminat olarak   40,000 Euro talep etmiꢀlerdir.   Hükümet, bu taleplere itiraz etmiꢀtir.   AĐHM ileri sürülen maddi zarara iliꢀkin olarak, baꢀvuranların taleplerini destekleyen   deliller sunmadıklarını gözlemler; bu nedenle AĐHM, talepleri reddeder.   Ancak AĐHM baꢀvuranların, mevcut davada ihlal bulgusunun baꢀlı baꢀına yeterli   tazmini teꢀkil etmeyeceği bir manevi zarara uğramıꢀ olmaları gerektiği kanaatindedir.   Hakkaniyet temelinde, 41. madde uyarınca, baꢀvuranların her birine bu baꢀlık altında 15,600   Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   Baꢀvuranlar AĐHM önünde yapılan yargılamalarda yaptıkları masraf ve harcamalar   için tazminat talep etmemiꢀlerdir ve bu, AĐHM’nin resen incelemesi gereken bir konu değildir   (bkz. Tutar/Türkiye, no. 11798/03, 31. paragraf, 10 Ekim 2006).   AĐHM son olarak tarafların sundukları bilgilere göre, baꢀvuranların aleyhindeki cezai   takibatın devam etmekte olduğunu kaydeder. AĐHM, bu koꢀullar altında tespit ettiği ihlallerin   telafi edilmesi için en uygun yolun, adaletin en doğru ꢀekilde uygulanmasının gerekleri göz   önüne alınarak baꢀvuranlar aleyhinde baꢀlatılan cezai takibatın mümkün olan en kısa sürede   sona erdirilmesi olduğu kanısındadır.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı orana yüzde üç puanlık bir ekleme yapılarak belirlenmesi gerektiği kanaatindedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvuruları birleꢀtirmeye;   2. Baꢀvuruların kabuledilebilir olduğuna;   3. AĐHS’nin 5/3 ve 6/1 maddelerinin ihlal edildiğine;   4. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere Sorumlu   Devlet tarafından baꢀvuranların her birine 15,600 Euro (on beꢀ bin altı yüz Euro) manevi   tazminat ve buna ek olarak ödeme gününde uygulanabilecek her tür verginin ödenmesine;   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına   kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının   üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları gereğince 26 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło