42234/02
WyrokETPCz2008-07-17ECLI:CE:ECHR:2008:0717JUD004223402
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak niezależnego i skutecznego śledztwa w sprawie zarzutów nieludzkiego i poniżającego traktowania przez policję stanowi naruszenie proceduralnego aspektu art. 3 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał podkreślił, że art. 3 Konwencji nakłada na państwa obowiązek przeprowadzenia skutecznego śledztwa w przypadku wiarygodnych zarzutów złego traktowania, nawet jeśli nie ma wystarczających dowodów na bezpośrednie naruszenie. Stwierdził, że śledztwo prowadzone przez organy administracyjne, takie jak urząd gubernatora, który jest odpowiedzialny za siły bezpieczeństwa, nie może być uznane za niezależne. Szybkość przeprowadzenia wstępnego śledztwa przez zastępcę komisarza (w ciągu jednego dnia) również wzbudziła wątpliwości co do jego rzetelności. W konsekwencji, Trybunał uznał, że władze krajowe nie spełniły proceduralnych wymogów art. 3 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Ümit Erdem, prawnik, uczestniczył w antywojennej demonstracji w Stambule w 2001 roku, która została rozpędzona przez policję. Twierdził, że policja użyła wobec niego nadmiernej siły, w tym gazu pieprzowego, pałek i kopnięć, powodując obrażenia, w tym złamanie żebra. Złożył skargę do prokuratury, a jego obrażenia zostały potwierdzone w niektórych raportach medycznych. Władze krajowe, w tym prokuratura i gubernator, odmówiły wszczęcia postępowania karnego przeciwko policjantom, opierając się na wstępnym śledztwie przeprowadzonym przez zastępcę komisarza policji.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę na podstawie art. 3 za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdził brak naruszenia art. 3 Konwencji w odniesieniu do obrażeń skarżącego z dnia 14 października 2001 r. 3. Stwierdził naruszenie art. 3 Konwencji w odniesieniu do nieprzeprowadzenia przez władze niezależnego śledztwa w sprawie okoliczności obrażeń skarżącego z dnia 14 października 2001 r. 4. Zasądził skarżącemu 5 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 500 EUR tytułem kosztów i wydatków. 5. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ÜÇÜNCÜ DAĐRE
ERDEM – TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 42234/02)
KARAR
STRAZBURG Temmuz 2008
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 42234/02 baꢀvuru numaralı davanın nedeni T.C.
vatandaꢀı Mehmet Ümit Erdem’in (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 7 Ekim tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesinin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi uyarınca
yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından A.T. Ocak tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran 1976 doğumludur ve avukat olarak çalıꢀtığı Đstanbul’da ikamet etmektedir.
A. 14 Ekim 2001 tarihinde gerçekleꢀen olaylar
Polis kamerasındaki verilerin çevriyazımının da aralarında bulunduğu resmi belgelere
göre, birtakım siyasi parti ve sivil toplum örgütleri, 14 Ekim 2001 tarihinde Đstanbul ꢁiꢀli
Meydanı’nda savaꢀ karꢀıtı gösteri düzenlemek istemiꢀlerdir. Ancak, Đstanbul Valisi buna izin
vermemiꢀtir. Söz konusu tarihte, saat 11:30 civarında, söz konusu partilerin bayraklarını
taꢀıyan yaklaꢀık 500 kiꢀilik bir grup, Kadıköy Meydanı’ndaki vapur iskelesine doğru
yürümeye baꢀlamıꢀtır. Organizatörler, megafonlarla, gösterinin yasadıꢀı olduğu, bulundukları
yerde basın açıklaması yapamayacakları ve dağılmamaları halinde polisin kuvvete baꢀvurmak
zorunda kalacağı konusunda uyarılmıꢀlardır. Kalabalık, “Yankee evine dön”, “Emperyalist ve
sömürgeci savaꢀa hayır”, “Terörist Amerika”, “Savaꢀ için değil; Eğitim ve sağlık için para”,
“Ortadoğu emperyalizmin mezarı olacak” gibi sloganlar atmıꢀtır. EMEP Partisi’nin baꢀkanı
L.T., uyarılara rağmen, sözlü basın açıklaması yapmaya devam ettiği için Çevik Kuvvet
müdahalede bulunmuꢀ ve dağılmayı reddeden kırk altı kiꢀiyi yakalamıꢀtır.
Baꢀvuran, baꢀvuru formunda, Çevik Kuvvet polis memurlarının kalabalık üzerinde
aꢀırı güç kullandığı sırada kendisinin de kalabalık arasında bulunduğunu iddia etmiꢀtir. Karꢀı
koymadığı halde, polisin, herhangi bir ön uyarıda bulunmadan, suratına biber gazı sıktığını,
coplarıyla kendisine vurduğunu ve tekme attığını belirtmiꢀtir. Biber gazı sıkılması sonucunda,
baꢀvuranın gözlerinde ve yüzünde yanma hissi oluꢀmuꢀ ve nefes almakta güçlük çekmiꢀtir.
Tekmelendikten ve coplarla dövüldükten sonra kollarında, bacaklarında, göğsünde ve
kaburgalarında ağrı hissetmiꢀtir. Daha sonra, baꢀvuran, yaralılara yardımcı olmak ve gözaltına
alınan kiꢀilerin isimlerini kaydetmek için Kadıköy’de kalmıꢀtır. Bu sırada, yüksek rütbeli bir
polis memurunun bir kiꢀiyi dövdüğüne ve gözaltına aldığına tanıklık etmiꢀtir. Aynı polis
memuru, daha sonra baꢀvurana küfretmeye baꢀlamıꢀ ve onu itmiꢀtir. Daha sonra bazı polis
memurları baꢀvuranı bölgeden uzaklaꢀtırmıꢀtır.
B. Baꢀvuranın kötü muamele ꢀikayetine yönelik cezai soruꢀturma
Olaydan yaklaꢀık iki saat sonra, baꢀvuran Kadıköy Savcılığı’na gitmiꢀ, polis
memurları tarafından maruz kaldığı muamele hakkında resmi ꢀikayette bulunmuꢀ ve bir
hastaneye sevk edilme talebinde bulunmuꢀtur. Bilhassa, basın bildirisi okunduğu sırada,
Çevik Kuvvet’in, herhangi bir ön uyarıda bulunmadan, biber gazı sıkmaya ve kendilerine
vurmaya baꢀladığını ifade etmiꢀtir. Sırtına darbeler aldığını ve tekmelendiğini belirtmiꢀtir.
Polis memurlarının yüzlerinde maskeler olduğu için failleri teꢀhis etmesinin mümkün
olmadığını ileri sürmüꢀtür.
Aynı tarihte, baꢀvuran, Numune Hastanesi’nde bir doktor tarafından muayene
edilmiꢀtir. Doktor, baꢀvuranın sırtının sağ kısmında yer alan bir bölgede 3x15 cm çapında
hiperemi (kan hücumu), sağ uyluk kemiğinde hassasiyet ve sağ omzunda ağrı tespit etmiꢀtir.
Baꢀvuran, sağ kolunda ve sırtında ekimotik bölgeler olduğunu kaydeden bir ortopediste
gönderilmiꢀtir. Baꢀvuran ayrıca baꢀka bir hastanede görevli bir doktor tarafından muayene
edilmiꢀ ve doktor baꢀvuranın sağ kolunda ve kaburga-omurga bölgesinde hiperemik alanlara
rastlamıꢀtır. Aynı tarihte birtakım röntgenler çekilmiꢀtir.
Ertesi gün, baꢀvuran, Adli Tıp Kurumu’nun Kadıköy ꢀubesi tarafından muayene
edilmiꢀtir. Doktor, baꢀvuranın sağ omzundaki ağrı dıꢀında bir travmaya rastlamamıꢀtır. Ekim 2001 tarihinde, baꢀvuranın röntgenlerini inceleyen bir doktor, sağ tarafında
on birinci kaburga kıkırdağında kapalı kırık olduğunu kaydetmiꢀtir. Kasım 2001 tarihinde, Kadıköy Cumhuriyet Savcısı, baꢀvurana yapılan kötü
muameleden sorumlu olduğu iddia edilen polis memurları hakkında yargılama yapabilmek
için Đstanbul Valisi’nden yetki talep etmiꢀtir. Bu talep, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca yapılmıꢀtır. Kasım 2001 tarihinde, baꢀvuran, kendisinin bel ağrısı çektiğini tespit eden ve on
günlük istirahat veren bir doktor tarafından muayene edilmiꢀtir. Aralık 2001 tarihinde, Đstanbul’da görevli bir komiser yardımcısı, Vali adına,
baꢀvuranın kötü muamele iddialarına yönelik ön soruꢀturma yürütmekle görevlendirilmiꢀtir.
Aynı tarihte, komiser yardımcısı, raporunu hazırlamıꢀ ve Valiliğe teslim etmiꢀtir.
Rapor, yargılama yetkisinin reddedilmesi gerektiğini tavsiye etmiꢀtir. Rapordan, raporun
hazırlanması esnasında komiser yardımcısının, kalabalığı dağıtmakta görev alan polis
memurları tarafından düzenlenen 14 Ekim 2001 tarihli olay raporunu ve olayın video
görüntüsünün ayrıntılı kaydını dikkate aldığı anlaꢀılmaktadır. Komiser yardımcısının raporuna
göre, göstericiler dağılma emrine uymadıklarından polis memurları göstericileri dağıtmak için
kuvvete baꢀvurmak zorunda kalmıꢀlardır. Baꢀvuran, “olaylardan sonra göz altına alınan
kiꢀilerden birisi” değildi. Rapor, ayrıca, olayda yer alan polis memurlarına, o olaydan bu
yana, bir gösteri sırasında görevlerini nasıl yerine getirmeleri gerektiğinin hatırlatıldığını ifade
etmiꢀtir. Aralık 2001 tarihinde, Đstanbul Valisi, komiser yardımcısının raporu ve ifadelerinde
yer alan bilgilere dayanarak, polis memurlarının yargılanmasına iliꢀkin gerekli yetkiyi
vermeyi reddetmiꢀtir. Ocak 2002 tarihinde, zamanaꢀımı süresi içinde, baꢀvuran, Bölge Đdare
Mahkemesi’nde, Vali’nin kararına itirazda bulunmuꢀtur. Baꢀvuran, diğer hususların yanı sıra,
polis memurları tarafından bölgeden zorla uzaklaꢀtırılmasının öncesinde Çevik Kuvvet
ꢀeflerinden bir tanesinin kendisine küfrettiğini ve bir daha görmesi halinde söz konusu kiꢀiyi
tanıyacağını belirtmiꢀtir. Sağlık raporlarına iꢀaret eden baꢀvuran, halen tedavi altında
olduğunu ileri sürmüꢀtür.
Bu süre içinde, 8 Ocak 2002 tarihinde, Kadıköy Savcısı, Vali’nin 21 Kasım 2001
tarihli kararına dayanarak, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet ꢁubesi’nde görevli
güvenlik güçleri hakkında cezai kovuꢀturma baꢀlatmama kararı vermiꢀtir. Baꢀvuranın bu
karara itirazı, Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 15 Mart 2002 tarihinde
reddedilmiꢀtir. Mayıs 2002 tarihinde, Đstanbul Bölge Đdare Mahkemesi, Đstanbul Valisi’nin kararını
onamıꢀtır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, 14 Ekim 2001 tarihinde maruz kaldığı muamelenin, AĐHS’nin 3. maddesine
aykırı olarak, insanlık dıꢀı ve onur kırıcı muamele oluꢀturduğu konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Söz konusu madde ꢀöyledir:
“Hiç kimse iꢀkenceye, insanlık dıꢀı ya da onur kırıcı ceza veya iꢀlemlere tabi tutulamaz.”
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da
kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir
niteliktedir.
B. Esas
1. Tarafların görüꢀleri
Hükümet, ilk olarak, baꢀvuranın gerçekten gösteride yer aldığının ve polis memurları
tarafından kullanılan kanuni güç sonucu yaralandığının kanıtlanmadığını ileri sürmüꢀtür.
Đkinci olarak, baꢀvuran polis memurları tarafından yaralanmıꢀ olsa dahi, olay günü
düzenlenen sağlık raporlarında yer alan bulguların baꢀvuran üzerinde aꢀırı güç kullanıldığını
ortaya koymadığını kaydetmiꢀtir. Hükümet, ek olarak, dava koꢀullarına yönelik etkili bir
soruꢀturmanın yürütüldüğünü ileri sürmüꢀtür. Bu bağlamda, yetkililer tarafından alınan
önlemlere iꢀaret etmiꢀtir.
Baꢀvuran, polis memurlarının, barıꢀçıl bir gösteriye katılan kiꢀiler üzerinde aꢀırı güç
kullandığını ileri sürmüꢀtür. Bu bağlamda, söz konusu gün gördüğü muamelenin iꢀkence ve
onur kırıcı muamele oluꢀturduğunu iddia etmiꢀtir. Ayrıca, yetkililerin, olaya yönelik düzgün
bir soruꢀturma yürütmediklerini belirtmiꢀtir. Bilhassa, ꢁükrü isimli polis memurunun fillerine
yönelik bir soruꢀturma yürütülmemiꢀtir.
2. AĐHM’nin değerlendirmesi
AĐHM, kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerektiğini
yinelemiꢀtir. AĐHM, delilleri değerlendirmek maksadıyla “her türlü makul ꢀüpheden uzak”
delil ölçütüne baꢀvurmaktadır (bkz. Talat Tepe – Türkiye, no. 31247/96, 21 Aralık 2004).
Bununla birlikte, böyle bir delil, yeterli derecede kuvvetli, belirli ve tutarlı bir göstergeler
demetinden yahut çürütülemeyen karineler demetinden doğabilmektedir (bkz., Labita – Đtalya
[BD], no. 26772/95).
AĐHM, baꢀvuranın yaralarının, ister polis ister bir baꢀkası tarafından gerçekleꢀtirilmiꢀ
olsun, 3. madde kapsamına girecek ölçüde ciddi olduğu kanaatindedir. Bu yaralardan 3.
madde uyarınca Devlet’in sorumlu tutulması gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir. Somut
davada, Hükümet, baꢀvuranın, polisin kuvvete baꢀvurduğu gösterinin gerçekleꢀtiği yerde
bulunduğuna itiraz etmiꢀtir (bkz., örneğin, karꢀıt olarak, Necdet Bulut – Türkiye, no.
77092/01, 20 Kasım 2007; Eser Ceylan – Türkiye, no. 14166/02, 13 Aralık 2007; yukarıda
anılan Balçık ve Diğerleri). Baꢀvuran, iddiaları haricinde, tanık ifadeleri gibi, olay yerinde
bulunduğunu destekleyici, aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olan bir kanıt sunmamıꢀtır.
Yukarıda belirtilenler ıꢀığında ve dava dosyasında baꢀvuranın bulunduğunu iddia ettiği yerde
olduğunu kanıtlayan belgelerin mevcut olmaması karꢀısında, AĐHM, “her türlü makul
ꢀüpheden uzak” olarak baꢀvuranın 14 Ekim 2001 tarihinde aldığı yaralardan Devlet’in
sorumlu olduğu kararına varabilmek için olaylara ve delillere iliꢀkin yeterli dayanağın mevcut
olmadığını değerlendirmiꢀtir (bkz., yukarıda anılan Balçık ve Diğerleri).
Ancak, AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesinin, “savunulabilir” olduğu ve “makul ꢀüphe
uyandırdığı” sürece, özel ꢀahıslar tarafından gerçekleꢀtirilmiꢀ olsa dahi, kötü muamele
iddialarına yönelik yetkililerin soruꢀturma yürütmesini gerektirdiğini yinelemiꢀtir (bkz.,
özellikle, Ay – Türkiye, no. 30951/96, 22 Mart 2005). AĐHM içtihadı tarafından belirlenen
geçerli asgari standartlar, soruꢀturmanın bağımsız, tarafsız, kamuya açık olmasını ve yetkili
makamların örnek titizlikle ve çabuklukla hareket etmelerini gerektirmektedir (bkz., örneğin,
Çelik ve Đmret – Türkiye, no. 44093/98, 26 Ekim 2004). Buna ek olarak, bir soruꢀturmanın
etkili sayılabilmesi için, yetkililer, olaya iliꢀkin delilleri (baꢀka delillerin yanı sıra, mağdur
durumda olduğu iddia edilen kiꢀinin iddialarına iliꢀkin ayrıntılı ifade, görgü tanığı ifadesi, adli
tıp delilleri, ve uygun olduğu hallerde ek sağlık raporları) ele geçirmek için alabilecekleri
makul olan tüm önlemleri almalıdırlar (bkz., özellikle, Batı ve Diğerleri – Türkiye, no.
33097/96 ve no. 57834/00).
AĐHM, baꢀvuranın tanıklığının, iddialarının ciddiyetinin ve aldığı yaraları doğrulayan
sağlık raporlarının, iddia edildiği gibi kötü muameleye maruz kalmıꢀ olabileceğine dair makul
ꢀüphe uyandırdığı görüꢀündedir. Dolayısıyla, soruꢀturma gerekli olmuꢀtur.
AĐHM, somut davada, Cumhuriyet Savcısı tarafından açılan soruꢀturma dosyasının, sayılı Kanun hükümleri uyarınca Đstanbul Valiliği’ne geçtiğini kaydetmiꢀtir. Bir komiser
yardımcısı tarafından ön soruꢀturma yapılmıꢀtır. Bu bağlamda, AĐHM, komiser yardımcısının,
görevlendirildiği gün içinde ön soruꢀturmayı tamamlayıp tavsiye raporunu sunmasını ꢀaꢀırtıcı
bulmuꢀtur. Vali, müteakiben, ön soruꢀturma zarfında toplanan bilgilere dayanarak, sanık polis
memurları hakkında takipsizlik kararı almıꢀtır.
AĐHM, Valilik gibi idari bir kurum tarafından yürütülen bir soruꢀturmanın,
baꢀkanlığını dava konusu fiili iꢀleyen güvenlik güçlerinden sorumlu olan vali yapacağından,
bağımsız olarak kabul edilemeyeceği ꢀeklindeki geçmiꢀ davalardaki kararını yineler. Ayrıca,
baꢀlattıkları soruꢀturmalar, çoğu kez, olayda yer alan birimlerle hiyerarꢀik yönden bağlantılı
güvenlik güçleri tarafından yürütülmektedir (bkz., diğer kararların yanı sıra, Kurnaz ve
Diğerleri – Türkiye, no. 36672/97, 24 Temmuz 2007; ve bu kararda anılan davalar). AĐHM,
somut davada farklı bir karara varmak için bir gerekçe görmemiꢀtir. AĐHM, güvenlik
güçlerinin olaya iliꢀkin sorumluluğuna yönelik soruꢀturma yürütme görevinin Valiliğe
verilmesi kararının, söz konusu tarihte ne olduğu hakkında bağımsız karar verebilme
olasılığına iliꢀkin ꢀüphe uyandırması gerektiği görüꢀündedir.
AĐHM, yukarıda belirtilenler ıꢀığında, yerel makamların, 14 Ekim 2001 tarihinde
baꢀvuranın yaralanması sırasında mevcut olan koꢀullara yönelik bağımsız bir soruꢀturma
yürütemedikleri kararına varmıꢀtır.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 10. VE 11. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, ayrıca, yukarıda belirtilen olayların, bilhassa güvenlik güçleri tarafından
kullanılan aꢀırı kuvvetin, AĐHS’nin 10. ve 11. maddeleri uyarınca olan haklarının ihlalini
oluꢀturduğu konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.
AĐHM, bu ꢀikayetlerin sadece AĐHS’nin 11. maddesi açısından değerlendirilmesi
gerektiği kararını vermiꢀtir.
AĐHM, yukarıdaki çıkarımları karꢀısında, somut dava koꢀullarında, baꢀvuranın, bu
baꢀlık altındaki haklarına müdahale yapıldığını kanıtladığı konusunda ikna olmamıꢀtır.
AĐHM, baꢀvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AĐHS’nin 35.
maddesinin 3. ve 4. paragrafları gereğince reddedilmesi gerektiği kararını vermiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran, toplam olarak, 31.320 Euro maddi ve manevi tazminat talebinde
bulunmuꢀtur. Maddi tazminat talebine destek olarak, 27.000.000 Türk Lirası (yaklaꢀık 19
Euro) tutarında iki hastane faturası sunmuꢀtur.
Hükümet, bu miktara karꢀı çıkmıꢀtır.
AĐHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı
görmemiꢀ ve bu nedenle bu talebi reddetmiꢀtir. Diğer taraftan, baꢀvurana, 5.000 Euro manevi
tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, ayrıca, AĐHM’de yapılan yargılama masraf ve giderlerine karꢀılık 6.644
Euro talep etmiꢀtir. Yasal temsilcisi tarafından düzenlenen bir maliyet dökümü ve bir posta
makbuzu sunmuꢀtur.
Hükümet bu miktara karꢀı çıkmıꢀtır.
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, baꢀvuran, ancak mahkeme
masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı
durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu
bilgileri ve yukarıda belirtilen kriterleri göz önünde tutan Mahkeme, AĐHM’de yapılan
yargılama masraf ve giderlerine karꢀılık 500 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca olan ꢀikayetin kabuledilebilir; baꢀvurunun geri kalanının
kabuledilemez olduğuna;
2. Baꢀvuranın 14 Ekim 2001 tarihinde aldığı yaralara iliꢀkin olarak AĐHS’nin 3. maddesinin
ihlal edilmediğine;
3. Baꢀvuranın 14 Ekim 2001 tarihinde yaralanması sırasında mevcut olan koꢀullara yönelik
yetkililerin bağımsız bir soruꢀturma yürütmemesine iliꢀkin olarak AĐHS’nin 3. maddesinin
ihlal edildiğine;
4. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere
Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana aꢀağıdaki miktarların ödenmesine;
(i) Manevi tazminat olarak 5.000 Euro (beꢀ bin Euro) ile birlikte bu miktara tabi
olabilecek her türlü vergi;
(ii) Yargılama masraf ve giderleri olarak 500 Euro (beꢀ yüz Euro) ile birlikte bu
miktara tabi olabilecek her türlü vergi;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa
Merkez Bankası’nın o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç
puan fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve
3. paragrafları gereğince 17 Temmuz 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
Stanley Naismith
Katip Yardımcısı
Josep Casadevall
Baꢀkan
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło