42296/07
WyrokETPCz2009-01-27ECLI:CE:ECHR:2009:0127JUD004229607
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy nadmierna długość tymczasowego aresztowania i postępowania karnego, a także brak skutecznych środków odwoławczych w prawie krajowym, naruszyły prawa skarżącego wynikające z art. 5 ust. 3, 5 ust. 4, 6 ust. 1 i 13 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego ugruntowanego orzecznictwa, stwierdził, że okres tymczasowego aresztowania trwający ponad dziesięć lat i trzy miesiące był nadmierny, naruszając art. 5 ust. 3 Konwencji. Brak skutecznych środków odwoławczych w prawie tureckim, pozwalających na kwestionowanie legalności i długości aresztowania, a także przewlekłości postępowania karnego, doprowadził do naruszenia art. 5 ust. 4 i art. 13 Konwencji. Przewlekłość samego postępowania karnego, trwającego ponad dziesięć lat i trzy miesiące, również stanowiła naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał nie znalazł żadnych szczególnych okoliczności, które uzasadniałyby odstąpienie od jego wcześniejszych ustaleń w podobnych sprawach przeciwko Turcji.Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Ali Çelik, urodzony w 1972 roku, był tymczasowo aresztowany w więzieniu w Diyarbakır. Został zatrzymany 12 października 1998 roku pod zarzutem przynależności do organizacji Hizbullah, a następnie aresztowany 19 października 1998 roku. 11 listopada 1998 roku prokurator wniósł akt oskarżenia, zarzucając skarżącemu próbę naruszenia porządku konstytucyjnego (na podstawie art. 146/1 dawnego kodeksu karnego). Postępowanie karne toczyło się przed Sądem Karnym w Diyarbakır, a skarżący pozostawał w areszcie tymczasowym przez ponad dziesięć lat i trzy miesiące w momencie wydania wyroku ETPCz.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 i 5 ust. 4 Konwencji. 3. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 i art. 13 Konwencji. 4. Zasądził na rzecz skarżącego 12 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, powiększone o odsetki. 5. Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
MEHMET ALĐ ÇELĐK – TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 42296/07)
KARAR
STRAZBURG Ocak 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı Mehmet Ali Çelik’in (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi’ne, 13 Eylül 2007 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına
Dair Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine yaptığı 42296/07 sayılı
baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır Barosu
avukatlarından M. Özbekli tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran, 1972 doğumludur ve Diyarbakır cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.
Baꢀvuran, 12 Ekim 1998 tarihinde Hizbullah örgütü üyesi olduğu ꢀüphesiyle gözaltına
alınmıꢀtır. Ekim 1998’te, Batman Sulh Ceza Mahkemesi, baꢀvuranın tutuklanmasına karar
vermiꢀtir. Kasım 1998’te, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı
baꢀvuran ile diğer üç kiꢀi aleyhinde ithamname vermiꢀtir. Baꢀvuran, eski Ceza Kanunu’nun
146/1 maddesi uyarınca anayasal düzeni bozmaya teꢀebbüsle suçlanmıꢀtır. Dava dosyasındaki
bilgiye göre, baꢀvuran aleyhindeki cezai yargılama Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi önünde
derdesttir ve baꢀvuranın tutukluluğu devam etmektedir.
Đlk derece mahkemeleri, her duruꢀmanın sonunda baꢀvuranın devam eden
tutukluluğunu resen veya baꢀvuranın talebi üzerine incelemiꢀlerdir. Mahkemeler, suçun
niteliğini, kanıtların durumunu ve dava dosyasının içeriğini göz önünde bulundurarak
baꢀvuranın tutukluluğunun devamına hükmetmiꢀlerdir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca, yargılama sırasında tutuklu bulunduğu
sürenin aꢀırı olduğu konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Baꢀvuran, ayrıca, tutukluluğunun
meꢀruiyetine itiraz edebileceği bir iç hukuk yolu bulunmadığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀ ve
bu ꢀikayetini AĐHS’nin 13. maddesine dayandırmıꢀtır.
AĐHM, bu ꢀikayetlerin AĐHS’nin 5. maddesinin 3.ve 4. fıkraları bakımından
incelenmesi gerektiği görüꢀündedir.
Hükümet, sözkonusu ꢀikayetlerin kabuledilebilirliği konusunda birçok itirazda
bulunmuꢀtur. Ancak, AĐHM, daha önceki birçok davada benzer itirazları reddetmiꢀtir (Koꢀti
ve Diğerleri / Türkiye, no. 74321/01; Mehmet ꢁah Çelik / Türkiye, no. 48545/99; Tamamboğa
ve Gül / Türkiye, no. 1636/02; Acunbay / Türkiye, no. 61442/00).
AĐHM, sözkonusu davada, daha önceki kararından ayrılmasını gerektirecek herhangi
bir özel koꢀul bulunmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, bu ꢀikayetler kabuledilebilir
niteliktedir.
Baꢀvuranın tutukluluk süresinin uzunluğu konusunda yapmıꢀ olduğu ꢀikayetle ilgili
olarak, AĐHM, gözönünde bulundurulması gereken sürenin baꢀvuranın gözaltına alındığı 12
Ekim 1998 tarihinde baꢀladığını ve dava dosyasında bilgiye göre sözkonusu kararın alındığı
tarihte davanın derdest olduğunu kaydeder. Dolayısıyla, gözönünde bulundurulması gereken
süre on yıl üç aydır.
AĐHM, tutukluluk süresine iliꢀkin benzer ꢀikayetler ortaya koyan davalarda sıklıkla
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlalini saptamıꢀtır (Çarkçı / Türkiye, no. 7940/05; Dereci / Türkiye,
no. 77845/01; Taciroğlu / Türkiye, no. 25324/02). Elindeki belgelerin tamamını inceleyen
AĐHM, sözkonusu davada farklı bir sonuca varması için Hükümet’in ikna edici herhangi bir
kanıt veya iddia ortaya koymadığı kanaatindedir. AĐHM, konuyla ilgili içtihadını gözönünde
bulundurarak, baꢀvuranın tutukluluk süresinin aꢀırı olduğuna ve bunun sonucu olarak
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiꢀtir.
Baꢀvuranın AĐHS’nin 5/4 maddesi uyarınca etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığı
yönündeki ꢀikayetiyle ilgili olarak, AĐHM, yine Türk hukuk sisteminin gerçekten çekiꢀmeli
veya baꢀarı olasılığı yüksek bir hukuk yolu sunmadığı yönündeki içtihadına atıfta bulunur
(Koꢀti ve Diğerleri, yukarıda kaydedilen, Bağrıyanık / Türkiye, no. 43526/04; Doğan Yalçın /
Türkiye, no. 15041/03). AĐHM, sözkonusu davada bu sonuçtan ayrılmasını gerektirecek
herhangi bir gerekçe bulunmadığı görüꢀündedir. Sonuç olarak, AĐHM, AĐHS’nin 5/4
maddesinin de ihlal edildiğine karar verir.
II. AĐHS’NĐN 6. VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca aleyhindeki cezai yargılamanın makul bir
süre içerisinde sonuçlandırılmadığı ve 13. madde uyarınca sözkonusu duruma itiraz
edebilmesi için herhangi bir iç hukuk yolu bulunmadığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Hükümet, bu iddialara itiraz etmiꢀtir.
AĐHM, ꢀikayetlerin kabuledilemez olduğu yönünde karar vermesi için herhangi bir
gerekçe bulunmaması nedeniyle sözkonusu ꢀikayetlerin kabuledilebilir nitelikte olduğuna
karar vermiꢀtir.
Yukarıda da belirtildiği gibi, gözönünde bulundurulması gereken süre, tek aꢀamalı bir
yargı için on yıl üç aydır.
AĐHM, sözkonusu davadakine benzer sorunlar içeren davalarda, sıklıkla AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (Sertkaya / Türkiye, no. 77113/01; Hasan Döner / Türkiye,
no. 53546/99; Uysal ve Osal / Türkiye, no. 1206/03). AĐHM, sözkonusu davada bu tespitinden
ayrılmasını gerektirecek herhangi bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir. Sonuç olarak,
baꢀvuran aleyhindeki cezai yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal
edilmiꢀtir.
AĐHM, ayrıca, Türk hukuk sisteminde baꢀvuranların yargılamanın uzun sürmesine
itiraz edebilecekleri etkili bir hukuk yolunun bulunmaması nedeniyle, daha önceki davalarda
AĐHS’nin 13. maddesinin ihlallerini tespit etmiꢀtir (Bahçeyaka / Türkiye, no. 74463/01;
Tendik ve Diğerleri, no. 23188/02).
Buna göre, AĐHS’nin 13. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
Baꢀvuran, manevi tazminat olarak 30,000 Euro talep etmiꢀ ve yargılama masraf ve
giderlerinin değerlendirilmesini AĐHM’nin takdirine bırakmıꢀtır.
Hükümet, baꢀvuranın talebine itiraz etmiꢀtir.
AĐHM, AĐHS’nin 5/3, 5/4, 6/1 ve 13. maddelerinin ihlalini tespit ettiğini kaydeder.
AĐHM, 5/4 ve 13. madde ihlallerinin tespitinin baꢀvuranın görmüꢀ olduğu manevi zarar için
tek baꢀına yeterli adil tatmin oluꢀturduğu kanaatindedir. Öte yandan, AĐHM, AĐHS’nin 5/3 ve
6/1 maddelerinin ihlali nedeniyle görülen manevi zararın, tek baꢀına tespit edilen ihlalle telafi
edilemeyeceğini kabul eder. AĐHM, hakkaniyete uygun temellere dayanarak, Avrupa Merkez
Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına eklenecek üç puanlık bir
artıꢀla birlikte, baꢀvurana 12,500 Euro ödenmesine karar verir.
Yargılama masraf ve giderleri için herhangi bir destekleyici belge sunulmamıꢀ olması
nedeniyle bu baꢀlık altında ödeme yapılmasına gerek olmadığı sonucuna varılmıꢀtır.
Ayrıca, tarafların verdiği bilgiye göre, baꢀvuran aleyhindeki cezai yargılama halen
derdest olup baꢀvuranın tutukluluğu devam etmektedir. AĐHM, bu koꢀullar altında, tespit
edilen ihlallerin sona ermesi için, adaletin doğru bir ꢀekilde iꢀlemesi için gerekli ꢀartlar
gözönünde bulundurularak baꢀvuran aleyhindeki cezai yargılamanın ivedilikle
sonuçlandırılması ve/veya bu yargılama sonuçlanıncaya kadar baꢀvuranın serbest bırakılması
gerektiği kanaatindedir (Yakıꢀan / Türkiye, no. 11339/03; Batmaz / Türkiye, no. 34497/06).
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 5/3 ve 5/4 maddelerinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 6/1 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğine;
4. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet
tarafından baꢀvurana manevi tazminat olarak 12,500 Euro (on iki bin beꢀ yüz Euro)
ödenmesine;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları gereğince 27 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło