42437/98
WyrokETPCz2004-10-28ECLI:CE:ECHR:2004:1028JUD004243798
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie tureckiego Sądu Bezpieczeństwa Państwa narusza prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy skazanie skarżącego za przynależność do nielegalnej organizacji zbrojnej, w kontekście jego działalności wydawniczej, naruszyło jego prawo do wolności wyrażania opinii z art. 10 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał powtórzył swoje ugruntowane stanowisko, że obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa, orzekającego w sprawach cywilów oskarżonych o przestępstwa związane z bezpieczeństwem państwa, narusza wymóg niezawisłości i bezstronności sądu. Skarżący miał obiektywnie uzasadnione obawy co do bezstronności takiego sądu, który mógł ulec nieuzasadnionym wpływom. W odniesieniu do art. 10, Trybunał uznał, że skazanie skarżącego nie nastąpiło z powodu treści jego publikacji (propagandy separatystycznej czy podżegania do nienawiści), lecz z powodu przynależności do nielegalnej organizacji zbrojnej. Działalność wydawnicza skarżącego była jedynie jednym z elementów dowodowych wskazujących na jego przynależność do tej organizacji, a nie podstawą samego skazania, dlatego nie doszło do ingerencji w wolność wyrażania opinii.Stan faktyczny
Skarżący, Rıza Dinç, turecki obywatel i prawnik, został aresztowany w 1994 roku w związku z operacją przeciwko nielegalnej organizacji PRK/Rızgari. Był współzałożycielem wydawnictwa Komal Yayınevi i wydawcą magazynu Sterka Rızgari. Został oskarżony i skazany przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Konya za przynależność do tej organizacji, a jego działalność wydawnicza została uznana za dowód wspierania organizacji. Skarżący twierdził, że jego zeznania zostały wymuszone, a sąd nie był niezawisły.Rozstrzygnięcie
1. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 2. Stwierdza, że nie ma potrzeby rozpatrywania innych zarzutów z art. 6 Konwencji. 3. Stwierdza brak naruszenia art. 10 Konwencji. 4. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 5. Zasądza na rzecz skarżącego 3000 EUR na pokrycie kosztów i wydatków. 6. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
ÜÇÜNCÜ DAĐRE
RIZA DĐNÇ V. TÜRKĐYE DAVASI
(B a ꢀvuru No. 42437/98)
KARAR
STRAZBURG Ekim 2004
KESĐN
02/02/2005
Bu karar Sözleꢀmenin 44. maddesi 2. fıkrasında belirtilen koꢀullarda
kesinleꢀecektir. Ancak ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.
____________________________________________________________________________________________________
© T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayriresmî çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đliꢀkiler Genel
Müdürlüğü, Đnsan Hakları Daire Baꢀkanlığı tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme açısından bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu
çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Adalet
Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đliꢀkiler Genel Müdürlüğü, Đnsan Hakları Daire Baꢀkanlığına atıfta bulunmak suretiyle
ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR
Rıza Dinç v. Türkiye davasında,
Baꢀkan,
G. RESS
Yargıçlar,
I. CABRAL BARRETO,
R. TÜRMEN,
J. HEDIGAN,
M. TSATSA-NIKOLOVSKA,
H.S. GREVE,
K. TRAJA,
ve
Daire Yazı Đꢀleri Müdürü
V. BERGER’in
Katılımıyla toplanan Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Đkinci Daire)
(“Mahkeme”) 13 Mart 2003 ve 7 Ekim 2004, tarihlerinde kapalı oturumda
gerçekleꢀtirdiği müzakereler sonucunda 7 Ekim 2004 tarihinde aꢀağıdaki
kararı vermiꢀtir:
USUL
1. Davanın temelinde, bir Türk vatandaꢀı olan baꢀvuran Rıza DĐNÇ’in
(“baꢀvuran”) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karꢀı, 15 Haziran 1998
tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na (“Komisyon”) baꢀvurmak
suretiyle Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đliꢀkin
Sözleꢀme’nin (“Sözleꢀme”) eski 25. maddesine göre yönelttiği bir baꢀvuru
bulunmaktadır (No. 42437/98).
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR
2. Baꢀvuran Đstanbul Barosuna bağlı Avukat F. Karakaꢀ tarafından
temsil edilmiꢀtir. Türk hükümeti (“Hükümet”) Mahkeme önünde sürdürülen
yargılamada temsilci atamamıꢀtır.
3. Baꢀvuru 11. Protokolün yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Kasım 1998
tarihinde Mahkemeye tevdi edilmiꢀtir (11 No.lu Protokolün 5. maddesinin
2. fıkrası).
4. Baꢀvuru Mahkemenin üçüncü dairesine tevzi edilmiꢀtir (Đçtüzüğün
52. maddesinin 1. fıkrası). Bu daire bünyesinde davayı incelemekle görevli
heyet (Sözleꢀmenin 27. maddesinin 1. fıkrası) Đçtüzüğün 26. maddesinin 1.
fıkrasına göre oluꢀturulmuꢀtur.
5. Mahkeme
Kasım 2001 tarihinde dairelerin oluꢀumunu
değiꢀtirmiꢀtir (Đçtüzüğün 25. maddesinin 1. fıkrası). Đꢀbu baꢀvuru oluꢀumu
bu ꢀekilde değiꢀtirilen üçüncü daireye tevzi edilmiꢀtir (52. maddenin 1.
fıkrası).
6. Daire 13 Mart 2003 tarihli kararıyla baꢀvurunun kabul edilmesine
karar vermiꢀtir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KENDĐNE HAS KOꢁULLARI
7. Baꢀvuran 1963 doğumlu olup, Đstanbul’da ikamet etmektedir.
8. PRK/Rızgari (Kürdistan Kurtuluꢀ Partisi / Kurtuluꢀ) adlı yasadıꢀı bir
örgüte karꢀı 1 Ekim 1994 tarihinde yapılan bir operasyon sırasında baꢀvuran
ve S.Y adlı bir kiꢀi Mersin Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele ꢁubesi
tarafından gözaltına alınmıꢀtır.
9. Gözaltı sırasında baꢀvuran avukat yardımından yararlanmamıꢀtır.
10. Baꢀvuran 12 Ekim 1994 tarihinde polis tarafından sorgulanmıꢀtır.
Baꢀvuran ifadesinde avukat olduğunu ve baꢀka birçok kiꢀi ile birlikte Komal
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR
Yayınevi (Komal Yayın dağıtım limited ꢀirketi) adlı bir yayıncılık ve dağıtım
ꢀirketi kurduğunu söylemiꢀtir. Baꢀvuran Sterka Rızgari adlı derginin ilk üç
sayısının yayınlanmasından sonra, tutuklu olan ortaklarından birisi R.M adlı
kiꢀinin tavsiyesi üzerine S.Y adlı kiꢀiyi dergiye muhabir olarak iꢀe almak
üzere Mersin’e geldiğini ifade etmiꢀtir.
11. Aynı gün düzenlenen S.Y. ile yüzleꢀtirme tutanağında baꢀvuran
PRK/Rızgari üyesi olmadığını, avukatlık yaptığını, Komal Yayınevi’nin
ortağı olduğunu ve Sterka Rızgari adlı dergiyi yayınladığını beyan etmiꢀtir.
Baꢀvuran masum olduğunu ve S.Y. ile yayınladığı dergi için kendisine
muhabirlik teklif etmek üzere buluꢀmak için Mersin’e geldiğini söylemiꢀtir.
S.Y. ise bu beyanları reddetmiꢀ, R.M. adlı kimseyi tanımadığını ve muhabir
olmak üzere hiçbir teklif almadığını beyan etmiꢀtir. S.Y. iꢀvereni F.A. adlı
kiꢀinin isteği üzerine kendisine telefonla ulaꢀacak olan bir kiꢀiye, yani
baꢀvurana, içinde ne olduğunu bilmediği bir çantayı teslim etmek üzere
Mersine geldiğini ifade etmiꢀtir. S.Y. aynı zamanda M.ꢁ.K. adlı kiꢀinin
evinde bulunan bir bilgisayarı iꢀverenine götüreceğini ve baꢀvuran ile F.A.
arasındaki iliꢀkinin mahiyetini bilmediğini ifade etmiꢀtir.
12. Mersin Emniyet Müdürlüğü 13 Ekim 1994 tarihli fezleke ile
Cumhuriyet Savcılığından baꢀvurana ve diğer kiꢀilere karꢀı yasa dıꢀı örgüte
üye olmaktan kamu davası açılmasını talep etmiꢀtir.
13. Cumhuriyet Savcısı tarafından 14 Ekim 1994 tarihinde baꢀvuranın
ifadesi alınmıꢀtır. Baꢀvuran gözaltında verdiği ifadesini ve 12 Ekim 1994
tarihli yüzleꢀtirme tutanağındaki beyanlarını tekrar etmiꢀtir. Öte yandan
baꢀvuran S.Y. ile örgüt adına buluꢀmak için gelmediğini, gözaltına
alındığından itibaren kötü muameleye maruz kaldığını ve S.Y. ile yapılan
yüzleꢀtirme ile ilgili tutanağın zorla kendisine imzalattırıldığını beyan
etmiꢀtir. Baꢀvuran aynı zamanda ifadesinin altına yazılan “hiçbir manevi
baskı veya zorlama olmaksızın serbest irade ile alınan beyanların
doğruluğu” ꢀeklindeki ibareyi kabul etmediğini belirtmiꢀtir.
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR
14. Aynı gün baꢀvuran hakim tarafından sorgulanmıꢀ, masum olduğunu
ifade etmiꢀ, daha önceki beyanlarını tekrar etmiꢀ ve gözaltında iken
ifadesinin zorla alındığını beyan etmiꢀtir. Hakim baꢀvuranın tutuklanmasına
karar vermiꢀtir.
15. Baꢀvuranın gözaltına alınması ile ilgili belirsiz bir tarihte sorumlu
polislerin istinabe yoluyla ifadelerine baꢀvurulmuꢀtur.
16. 24 Kasım 1994 tarihinde Savcılık tarafından F.A.’nın ifadesi
alınmıꢀtır. [F.A.] polis tarafından gözaltına alınan Đ.A.’nın kardeꢀi
olduğunu, kendisini yaklaꢀık iki ay önce Ankara’da gördüğünü ve ondan iki
koli ve bir çantayı Mersine getirmesini istediğini beyan etmiꢀtir. Bu malları
akrabası olan M.ꢁ.K.’ya teslim ettiğini, daha sonra kardeꢀinin kendisinden
habersiz PRK/Rızgari üyesi olduğunu öğrendiğini ve içinde bilgisayarların
da bulunduğu söz konusu malların bu yasadıꢀı örgüt için getirildiğini
öğrendiğini ifade etmiꢀtir.
17. Ceza Kanununun 168. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele
Kanununun 5. maddesine dayanarak, Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi
(“Devlet Güvenlik Mahkemesi”) savcısı baꢀvuran aleyhine 30 Aralık 1994
tarihli iddianame ile PRK/Rızgari üyesi olduğu ve özellikle Komal yayınevi
gibi paravan ꢀirketler kurduğu ve örgütün propagandasını yapmak ve örgüte
maddi destek sağlamak amacıyla yayıncılık ve dağıtımcılık yaptığı ve
nihayet Sterka Rızgari dergisindeki faaliyetleri suçlamasıyla ceza davası
açmıꢀtır.
18. Baꢀvuran 11 Nisan 1995 tarihinde serbest bırakılmıꢀtır.
19. Baꢀvuran 19 Aralık 1995 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi
önünde savunma yapmıꢀtır. Baꢀvuran Sterka Rızgari dergisinin örgütün
yayın organı olmadığını; F.A.’yı avukatlığını yaptığı için tanıdığını;
hakkında açılan davanın siyasi amacı olan bir dava olduğunu beyan etmiꢀtir.
Baꢀvuran gözaltında alınan ifadesinin doğru olduğunu kısmen kabul etmiꢀ
ve polisin özellikle S.Y. ile yüzleꢀtirme ve çantaların taꢀınması ile ilgili
yanlıꢀ beyanları tutanağa geçirdiğini belirtmiꢀtir. Baꢀvuran savcılıkta ve
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR
hakim huzurunda verdiği beyanlarını ise kabul etmiꢀ, dergisinin amacının
Güneydoğu Anadolu ile ilgili resmi ideolojiyi eleꢀtirmek ve Kürt sorununa
değinmek olduğunu ifade etmiꢀtir.
20. Devlet Güvenlik Mahkemesi baꢀvuranı Ceza Kanununun 168.
maddesinin 2. fıkrasına ve 3713 sayılı Kanunun 5. maddesine dayanarak ve
hafifletici sebepleri de dikkate alarak, PRK/Rizgari üyesi olmaktan on iki
yıl altı ay ağır hapis cezasına mahkûm etmiꢀtir. Devlet Güvenlik
Mahkemesi gerekçesinde baꢀvuranın PRK üyesi olmadığı; diğer sanık S.Y.
ile buluꢀmasının örgüt ile ilgisi olmadığı; kendisi ile ortağı R.M.’nin isteği
üzerine ve Sterka Rızgari dergisinde çalıꢀmak üzere iꢀ teklifi yapmak
amacıyla buluꢀtuğu yönündeki savunmasının içeriğine atıf yapmıꢀtır. Devlet
Güvenlik Mahkemesi, S.Y.’nin savcılıkta ve hâkim önündeki F.A.’nın talebi
üzerine baꢀvuran ile kendisine müsadere edilen malları teslim etmek üzere
buluꢀtuğunu beyan ettiğini vurgulamıꢀtır. Ardından Devlet Güvenlik
Mahkemesi gerekçesinde [ꢀu ꢀekilde karar vermiꢀtir], her ne kadar sanık
S.Y. daha sonradan önceki ifadelerinden vazgeçerek baꢀvuranla Sterka
Rızgari dergisinde muhabir olarak çalıꢀmak üzere buluꢀtuğunu beyan
etmiꢀse de, S.Y.’nin ifadelerini bu ꢀekliyle dikkate almayacağını, zira bu
ifadelerin baꢀvuranın yasa dıꢀı örgüt ile olan bağlantısını inkar amacıyla
yapılan beyanlar olduğu ifade edilmiꢀtir. Đstinabe yoluyla alınan R.M.’nin
ifadeleri için de Devlet Güvenlik Mahkemesi bunların da baꢀvuranın yasa
dıꢀı örgüt ile bağlantısını inkar etmek için kullanılan ifadeler oluğuna ve
dolayısıyla R.M.’nin bu ifadelerinin de dikkate alınmayacağına karar
vermiꢀtir. Öte yandan Devlet Güvenlik Mahkemesi, devletin üniter yapısını
bozmak amacında olan PRK/Rızgari örgütünün ideolojisini ve bakıꢀ açısını
benimseyen baꢀvuranın Sterka Rızgari dergisi ve Komal yayınevi sahibi
sıfatıyla bu yayınların söz konusu yasa dıꢀı silahlı örgütün resmi yayın
organı olduğunu gösterdiğini ifade etmiꢀtir. Devlet Güvenlik Mahkemesi
daha sonra örgütün kurucusu olan R.M.’nin ifadesinde baꢀvuranın örgüt ile
olan iliꢀkilerinin bir yayınevi kurmak ꢀeklinde olduğunu ve baꢀvuranın
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR
Sterka Rızgari dergisi ve Komal yayınevinde yaptığı yasal faaliyetlerin bu
çerçevede faaliyetler olduğunu beyan ettiğini kaydetmiꢀtir.
21. Belirsiz bir tarihte baꢀvuran söz konusu kararı temyiz etmiꢀtir.
Baꢀvuran 3 Kasım 1997 tarihli Yargıtay’a sunduğu savunma amaçlı ek
temyiz dilekçesinde ise baꢀka bazı talepler ile birlikte duruꢀma yapılmasını
da talep etmiꢀtir.
22. Yargıtay 2 Aralık 1997 tarihli ve 17 Aralık 1997 tarihinde açıklanan
kararı ile ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK KURALLARI VE UYGULAMASI
23. 1. Baꢀvuru ile ilgili iç hukuk kuralları ve uygulaması Mahkemenin
Özel v. Türkiye (No. 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002) ve Gençel
v. Türkiye (No. 53431/99, §§ 11-12, 23 Ekim 2003) kararlarında
açıklanmıꢀtır.
HUKUKĐ DEĞERLENDĐRME
I. SÖZLEꢁMENĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
HAKKINDA
24. Baꢀvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik
Mahkemesi heyetinde bir askeri hakim bulunması dolayısıyla bu
mahkemenin “bağımsız ve tarafsız” bir mahkeme olarak kabul
edilemeyeceğini ileri sürmektedir.
Baꢀvuran aynı zamanda Devlet Güvenlik Mahkemesinde ve Yargıtay’da
yapılan yargılamanın adil olmadığını iddia etmektedir. Bu bağlamda
gözaltında avukat yardımından yararlanmaksızın alınan ifadelerine
dayanılarak ve ifadesini alan polisleri sorgulama imkanı elde edemeden
mahkum edildiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısının görüꢀünün
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR
kendisine tebliğ edilmediğinden ve Yargıtay tarafından verilen kararın
gerekçeli olmadığından ꢀikayet etmektedir.
Baꢀvuran bu ꢀikâyetleri bağlamında aꢀağıda ilgili bölümleri yer alan
Sözleꢀmenin 6. maddesinin 1. fıkrası ile 3. fıkrasının b), c) ve d) bentlerinin
ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
“1. Herkes davasının, (...) cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların
esası konusunda karar verecek olan, (...) bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
tarafından, kamuya açık olarak (...) görülmesini isteme hakkına sahiptir.
(...)
3. Bir suç ile itham edilen herkes aꢀağıdaki asgari haklara sahiptir:
(...)
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak;
c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından
yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise
ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir
avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;
d) Đddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da
iddia tanıklarıyla aynı koꢀullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin
sağlanmasını istemek;
(…).”
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında
25. Mahkeme birçok defa somut baꢀvuru ile benzer sorunlara iliꢀkin
aynı nitelikteki davalara bakmıꢀ ve Sözleꢀmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının
ihlal edildiğine karar vermiꢀtir (bk. yukarıda anılan Özel kararı, §§ 33-34 ve
Özdemir v. Türkiye, No. 59659/00, §§ 35-36, 6 ꢁubat 2003).
26. Somut baꢀvuruyu incelediğinde Mahkeme, Hükümetin bu davada
farklı bir sonuca varılmasını gerektirecek bir olgu veya gerekçe
gösteremediğini değerlendirmektedir. Mahkeme, baꢀvurana karꢀı yöneltilen,
Ceza Kanunu tarafından cezalandırılması öngörülen bir suçlama ile ilgili
olarak, heyetinde askeri bir hâkim bulunan Devlet Güvenlik Mahkemesinde
yargılanma konusunda baꢀvuranın çekinceleri olmasının anlaꢀılabilir bir
durum olduğu kanaatindedir. Bu bağlamda baꢀvuranın, Devlet Güvenlik
Mahkemesinin, davasının niteliğine uygun olmayan bazı değerlendirmelerin
haksız yönlendirmesine kendisini bırakabileceği konusunda meꢀru bir
çekincesi olabilecektir. Dolayısıyla baꢀvuranın, söz konusu yargılama
makamı ile ilgili duyduğu ꢀüphelerin objektif bakıldığında haklı olduğu
değerlendirilmektedir (Incal v. Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar,
Kararlar ve Hükümler derlemesi, 1998-IV, s. 1573, § 72 son).
27. Mahkeme baꢀvuranı yargılayan Devlet Güvenlik Mahkemesinin
Sözleꢀmenin 6. maddesinin 1. fıkrası anlamında bağımsız ve tarafsız bir
mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
2. Ceza davasının adil olup olmadığı hakkında
28. Hükümet bir ihlal olduğu iddiasını kabul etmemektedir.
29. Mahkeme, bağımsız ve tarafsız olmadığı sabit olan yargı
makamlarının, yargılanmak üzere kendi önüne gelen kiꢀiler hakkında her
halükarda adil bir karar veremeyeceğine daha önce benzer davalarda
hükmettiğini hatırlatmaktadır.
30. Baꢀvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma
hakkının ihlal edildiğine iliꢀkin yukarıdaki tespit dikkate alındığında,
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR
Mahkeme bu ꢀikâyetin ayrıca incelenmesine yer olmadığını
değerlendirmektedir (bk, baꢀka kararlar arasında, Çıraklar v. Türkiye, 28
Ekim 1998 tarihli karar, Derleme, 1998-VII, s. 3074, §§ 44-45).
II. SÖZLEꢁMENĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
HAKKINDA
31. Baꢀvuran ceza davası sonucunda sahibi olduğu yayınevince çıkarılan
yayınların; Kürt kökenli olması ve Kürt kimliğini ve Kürtlerin demokratik
milli haklarını savunması nedeniyle mahkûm edildiğini iddia etmektedir.
Dolayısıyla baꢀvuran ceza davası sonunda mahkum olmasının düꢀünce ve
ifade özgürlüğünü ihlal ettiğinden ꢀikayetçi olmakta ve bu bağlamda
Sözleꢀmenin 9., 10. ve 14. maddelerine dayanmaktadır. Mahkeme bu
ꢀikâyetin aꢀağıda yer alan 10. madde bağlamında incelenmesi gerektiği
kanaatindedir:
“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının
müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü
ve haber ve görüꢀ alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. (...)
2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması,
yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak
bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin
sağlanması ve suç iꢀlenmesinin önlenmesi, (...) için gerekli olan bazı
formaliteler, koꢀullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”
32. Hükümet, baꢀvuranın Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından
yasadıꢀı silahlı örgüt PRK üyesi olması sebebiyle mahkûm edildiğini ileri
sürmektedir. Hükümet ayrıca dava konusu olaylardan baꢀvuranın söz
konusu örgüte ait olan ve Đ.A. adlı kiꢀi tarafından Ankara’dan Mersin’e
gönderilen bazı belgeleri ve bilgisayarı almak için Mersin’e gittiğinin
anlaꢀıldığını [ve] bu transferin Ankara’da PRK’ya karꢀı yapılan bir
operasyonda ortaya çıkarıldığını iddia etmektedir. Mahkemenin içtihadına
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR
atıf yaparak Hükümet, baꢀvurana yöneltilen suçlamaların doğrudan Sterka
Rızgari
dergisinden
kaynaklanmadığını,
dolayısıyla
baꢀvuranın
Sözleꢀmenin 10. maddesinin ihlal edildiğini iddia edemeyeceğini ileri
sürmektedir. Hükümet, baꢀvuranın mahkûmiyetine sebep olan olayların adil
bir yargılama sonunda tespit edilmediği durumlarda 10. maddeye dayanan
ꢀikâyetlerin incelenmesine gerek olmadığını savunmaktadır.
33. Mahkeme, Konya Cumhuriyet Savcılığı tarafından, Ceza Kanununun
168. maddesine ve 3713 sayılı Kanunun 5. maddesine dayanılarak
PRK/Rızgari adlı yasa dıꢀı silahlı örgüt üyesi olmak suçlamasıyla baꢀvuran
hakkında ceza davası açıldığını gözlemlemektedir (bk. yukarıda 17.
paragraf). Baꢀvuran, 24 Ekim 1996 tarihinde Konya Devlet Güvenlik
mahkemesince adı geçen kanun maddelerine dayanılarak söz konusu
yasadıꢀı silahlı örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle mahkûm edilmiꢀtir. [Devlet
Güvenlik Mahkemesi] baꢀka birçok gerekçe yanında, baꢀvuranın söz
konusu silahlı yasa dıꢀı örgütün ideolojisini ve bakıꢀ açısını benimsediğini
ve Sterka Rızgari dergisi ve Komal yayınevi sahibi sıfatıyla bu yayınların
söz konusu yasa dıꢀı silahlı örgütün resmi yayın organı olduğunu gösterdiği
gerekçesine dayanmıꢀtır (bk. yukarıda 20. paragraf).
34. Bu değerlendirmeler ıꢀığında Mahkeme, baꢀvuranın, ne ayrılıkçı
propaganda yaptığı gerekçesiyle, ne de Sterka Rızgari dergisinde ve Komal
yayınevinin yayınlarında dile getirdiği görüꢀleri sebebiyle halkı kin ve
düꢀmanlığa teꢀvik ettiği gerekçesiyle mahkûm olmadığını tespit etmektedir.
Mahkeme, Konya Devlet Güvelik Mahkemesinin baꢀvuranı, Ceza
Kanununun 168. maddesine ve 3713 sayılı Kanunun 5. maddesine
dayanarak, aralarında yasa dıꢀı silahlı bir örgütün amaçlarına hizmet eden
bir yayınevi ve bir derginin sahibi olması olgusunun da bulunduğu bir takım
delil unsurlarını dikkate alarak mahkûm ettiğini gözlemlemektedir.
Dolayısıyla Mahkeme, baꢀvuranın mahkûmiyetinin Sözleꢀmenin 10.
maddesi ile koruma altına alınan ifade özgürlüğü hakkına bir müdahale
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR
olarak değerlendirilemeyeceği kanaatindedir (bk. Murat Kılıç v. Türkiye,
(Kabul edilebilirlik kararı) No. 40498/98, 8 Temmuz 2003).
35. Yukarıdaki değerlendirmelere dayanarak ve somut davanın ꢀartlarını
da dikkate alarak Mahkeme Sözleꢀmenin 10. maddesinin ihlal edilmediğine
karar vermiꢀtir.
III. SÖZLEꢁMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
36. Sözleꢀmenin 41. maddesine göre:
“Eğer Mahkeme bu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse
ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak
kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören
taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder”
A. Maddi ve manevi zarar
37. Baꢀvuran sırasıyla 156.525 Avro ve 50.000 Avro tutarında olduğunu
iddia ettiği maddi ve manevi zarara uğradığını iddia etmektedir.
38. Hükümet bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
39. Đddia edilen maddi zarara iliꢀkin olarak, eğer Sözleꢀmeye bir
aykırılık olmasaydı Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde yapılan
yargılamanın ne ꢀekilde sonuçlanacağı hakkında Mahkeme bir tahminde
bulunamayacaktır. Dolayısıyla baꢀvurana talep ettiği maddi tazminatın
verilmemesine karar vermiꢀtir (Findlay v. Birleꢀik Krallık, 25 ꢁubat 1997
tarihli karar, Derleme 1997-I, s. 284, § 85).
40. Manevi zarara iliꢀkin olarak ise Mahkeme somut baꢀvurunun
koꢀulları dikkate alarak salt ihlal bulunmasının tek baꢀına yeterli bir adil
tatmin sağladığı kanaatindedir (yukarıda anılan Çıraklar kararı, s. 3074, §
49).
41. Bir baꢀvuran hakkındaki mahkûmiyet kararının sözleꢀmenin 6.
maddesinin 1. fıkrası anlamında bağımsız ve tarafsız olan bir mahkeme
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR
tarafından verilmediğine karar verilen durumlarda Mahkeme, en uygun
giderimin kural olarak baꢀvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
tarafından gerekli süre içinde yeniden yargılanması olduğu kanaatindedir
(yukarıda anılan Gençel kararı, § 27).
B. Yargılama giderleri ve masraflar
42. Öte yandan baꢀvuran yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yaptığı
masraflar için 8.207 Avro talep etmektedir.
43. Hükümet bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
44. Elinde bulunan unsurları ve bu konudaki içtihadını dikkate alarak
Mahkeme her türlü yargılama gideri ve masraf için 3.000 Avro tutarında bir
meblağın makul olduğunu değerlendirmekte ve bu tutarın baꢀvurana
ödenmesine karar vermektedir.
C. Gecikme faizi
45. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın
marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde
edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
PAR BU GEREKÇELERLE VE OYBĐRLĐĞĐYLE MAHKEME,
1. Konya Devlet güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
olmaması dolayısıyla Sözleꢀmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal
edildiğine;
2. Sözleꢀmenin 6. maddesine dayandırılan diğer ꢀikâyetlerin incelenmesine
yer olmadığına;
3. Sözleꢀmenin 10. maddesinin ihlal edilmediğine;
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR
4. Đꢀbu kararın tek baꢀına manevi tazminat bakımında tek baꢀına yeterli adil
bir tatmin sağladığına;
5. a) Sözleꢀme’nin 44. maddesinin 2. paragrafı uyarınca davalı devletin
baꢀvurana, kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme
tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek
suretiyle ve kendisi tarafından ödeme zamanında ödenmesi gerekli
olabilecek katma değer vergisi veya kendisinden talep edilebilecek diğer
her türlü vergilerin de eklenmesi suretiyle 3.000 Avro (üç bin Avro)
tutarındaki yargılama gideri ve masrafı ödemekle yükümlü olduğuna;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten baꢀlayarak, yukarıda belirtilen
miktarın ödemesinin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın
o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda
basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddine;
Karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, Sözleşme’nin 77.
maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 28 Ekim 2004 tarihinde yazılı olarak
tebliğ edilmiꢀtir.
Vincent BERGER
Georg RESS
Yazı Đꢀleri Müdürü
Baꢀkan
13
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło