42572/98
WyrokETPCz2006-01-10ECLI:CE:ECHR:2006:0110JUD004257298
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
1. Czy siedmiodniowe zatrzymanie bez postawienia przed sędzią naruszyło prawo do wolności i bezpieczeństwa (art. 5 ust. 3 Konwencji)? 2. Czy odmowa spotkania adwokata z zatrzymanym naruszyła prawo do kontroli legalności zatrzymania (art. 5 ust. 4 Konwencji)? 3. Czy Sąd Bezpieczeństwa Państwa, w skład którego wchodził sędzia wojskowy, był niezawisłym i bezstronnym sądem w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że siedmiodniowe zatrzymanie skarżącego bez postawienia go przed sędzią naruszyło art. 5 ust. 3 Konwencji, powołując się na swoje wcześniejsze orzecznictwo, które uznawało nawet krótsze okresy (np. cztery dni i sześć godzin) za przekraczające ścisłe ramy czasowe tego przepisu, nawet w sprawach dotyczących terroryzmu. W kwestii art. 5 ust. 4, Trybunał stwierdził, że choć adwokatowi odmówiono spotkania, skarżący miał możliwość osobistego zaskarżenia decyzji o aresztowaniu w przewidzianym terminie, co oznaczało, że jego prawo do kontroli legalności zatrzymania nie zostało naruszone. Odnośnie do art. 6 ust. 1, Trybunał podtrzymał swoje ugruntowane stanowisko, że sądy bezpieczeństwa państwa, w skład których wchodzili sędziowie wojskowi, nie spełniały wymogów niezawisłości i bezstronności, co stanowiło naruszenie prawa do rzetelnego procesu.Stan faktyczny
Skarżący, Abdülcelil İmret, członek zarządu partii HADEP i organizacji praw człowieka w Batman, został zatrzymany 16 stycznia 1998 r. w związku ze śledztwem dotyczącym PKK. Jego zatrzymanie było kilkukrotnie przedłużane, a 23 stycznia 1998 r. został aresztowany przez Sąd Pokoju w Batman, po czym odrzucił zeznania złożone na policji, twierdząc, że zostały wymuszone. Skarżący został skazany przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Diyarbakır na 3 lata i 9 miesięcy pozbawienia wolności za pomoc organizacji terrorystycznej, a wyrok ten został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny. Adwokat skarżącego złożył skargę na dyrektora więzienia za uniemożliwienie spotkania, ale prokuratura odmówiła wszczęcia postępowania, a odwołanie od tej decyzji zostało odrzucone.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji z powodu niezwłocznego niepostawienia skarżącego przed sędzią po zatrzymaniu.
2. Stwierdza brak naruszenia art. 5 ust. 4 Konwencji.
3. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezawisłości i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa.
4. Uznaje, że nie ma potrzeby badania pozostałych skarg dotyczących art. 6 Konwencji.
5. Zasądza na rzecz skarżącego 3 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 250 euro tytułem kosztów i wydatków, pomniejszone o 630 euro otrzymanej pomocy prawnej.
6. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐMRET - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 42572 / 98)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ocak 2006
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek
olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (42572/98) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu ülke
vatandaꢀı Abdülcelil Đmret’in (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na 23 ꢁubat 1998
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesinin eski 25. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu
baꢀvurudur. Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır Barosu
avukatlarından Tahir Elçi tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
1. Baꢀvuranın yakalanıp gözaltına alınması
Olaylar sırasında baꢀvuran HADEP Yönetim Kurulu üyesi ve Đnsan Hakları Örgütü Batman
ꢁubesi üyesidir.
Baꢀvuran 16 Ocak 1998 günü saat 17:50’de PKK’ya karꢀı yürütülen soruꢀturma kapsamında
yakalanmıꢀ ve gözaltında tutulmak üzere Batman Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele
ꢁubesi binasına götürülmüꢀtür. Ocak 1998 tarihli savcılık kararı ile gözaltı süresi 20 Ocak 1998 tarihine kadar uzatılmıꢀ,
bu tarihte de Sulh Hukuk Mahkemesi hakimi baꢀvuranın gözaltı süresini 23 Ocak 1998’e
kadar uzatma kararı vermiꢀtir.
2. Baꢀvuranın tutuklanması ve ilgili kiꢀinin tutuklama emrine karꢀı yönelttiği itiraz Ocak 1998 tarihinde baꢀvuran Cumhuriyet Savcısı önünde verdiği ifadede, polis
sorgulamasında baskıya maruz kaldığı gerekçesiyle polise verdiği beyanların içeriğini
reddetmiꢀtir. Aynı gün Batman Sulh Ceza Mahkemesi baꢀvuran hakkında tutuklu yargılama
kararı vermiꢀtir. Ocak 1998 tarihinde baꢀvuran tutuklu bulunduğu Batman Kapalı Cezaevi Müdürlüğü
aracılığıyla Batman Sulh Ceza Mahkemesi’ne, hakkındaki tutuklu yargılama kararına karꢀı
itirazda bulunmuꢀ fakat itirazı reddedilmiꢀtir.
3. Baꢀvuran hakkında yürütülen cezai yargılama usul iꢀlemleri ꢁubat 1998 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Baꢀsavcılığı
baꢀvuranı PKK üyesi olmakla itham ederek, sözkonusu kiꢀinin Türk Ceza Kanunu’nun 168 §
2. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi gereğince mahkum
edilmesini talep etmiꢀtir. Mart 1998 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yapılan duruꢀmada
baꢀvuran, polise verdiği ifadeleri reddetmiꢀtir. Aralık 1998 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi baꢀvuranı, Türk Ceza
Kanunu’nun 169. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi gereğince
yasadıꢀı terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan üç yıl dokuz ay hapis cezası ile
cezalandırmıꢀtır.
Baꢀvuranın kararı temyiz etmesi üzerine, 5 Haziran 1999 tarihli kararla Yargıtay, baꢀvuran
aleyhindeki hükmü onamıꢀtır.
4. Cezaevi müdürü hakkında yürütülen cezai yargılama usul iꢀlemleri Ocak 1998 tarihinde baꢀvuranın avukatı, müvekkili ile görüꢀmesinin engellendiği
gerekçesiyle Batman Cumhuriyet Savcılığı’na, Batman Kapalı Cezaevi Müdürü hakkında
ꢀikayetçi olmuꢀtur. Mart 1998 tarihinde savcılık, 28 Ocak 1998 tarihinde baꢀvuranın avukatının müvekkili ile
görüꢀtürülmemesinin nedeninin, sözkonusu tarihte Batman Kapalı Cezaevinde hüküm süren
istisnai güvenlik koꢀullarından kaynaklandığını değerlendirerek takipsizlik kararı vermiꢀtir. Mayıs 1998 tarihinde avukat, verilen takipsizlik kararına karꢀı Diyarbakır Ağır Ceza
Mahkemesi’ne itiraz etmiꢀ, bu itiraz 27 Mayıs 1998’de reddedilmiꢀtir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran AĐHS’nin 5 §§ 3. ve 4. maddelerinin ihlal edildiğinden ꢀikayetçi olmaktadır.
A. AĐHS’nin 5 § 3. maddesi
Baꢀvuran, AĐHS’nin 5 § 3. maddesine aykırı olarak «derhal» yetkili bir hakim veya adli merci
karꢀısına çıkarılmadığını ileri sürmektedir.
Hükümet, olayların meydana geldiği dönemdeki Türk ceza yargılama usulüne göre terör suçu
ile itham edilen bir kiꢀinin gözaltı süresinin yedi güne kadar uzatılabileceğini kaydetmektedir.
Baꢀvuranın gözaltı süresi bu bakımdan yasaya uygundur. Hükümet, AĐHM’den AĐHS’nin 5 §
3. maddesinin ihlal edilmediği kararını almasını istemektedir.
Baꢀvuran, ꢀikayetlerini yinelemektedir.
AĐHM, geçmiꢀte de pek çok kez dile getirdiği üzere terör amaçlı suçlarda yetkililerin özel
sorunlarla karꢀılaꢀtıklarını kabul etmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Brogan ve diğerleri-
Đngiltere, 29 Kasım 1988, seri: A no: 145-B, § 61; Murray-Đngiltere, 28 Ekim 1994, seri: A
no: 300-A, § 58; Aksoy-Türkiye kararı, 18 Aralık 1996 1996-VI, 2282, § 78). Bununla
birlikte, bu durum yetkililere terörist kabul ettikleri zanlıları iç hukuk mercilerinin ve
Sözleꢀme Organlarının kontrolü dıꢀında tutuklama ve gözaltına alma yetkisini tanımamaktadır
(Sakık ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 23878/94, Komisyonun 23 Mayıs 1996 tarihli raporu,
s.2623-2624, § 44).
Mevcut baꢀvuruda baꢀvuranın yetkili bir hakim karꢀısına çıkarılmadan gözaltında kaldığı
toplam süre yedi güne yükselmektedir.
AĐHM, Brogan ve diğerleri kararında toplumu terör suçlarından korumak amacıyla da olsa,
yetkili bir hakim karꢀısına çıkarılmaksızın, dört gün altı saat gözaltında tutulmasının 5/3.
madde ile belirlenen kesin zaman sınırlamasının dıꢀına çıktığına hükmetmiꢀtir (Bkz. sözü
edilen Brogan ve diğerleri kararı, s. 33, § 62).
AĐHM, baꢀvuranın “yetkili bir hakim önüne” çıkarılmaksızın yedi gün süreyle tutulu
bulundurulmasının gerekli olduğu hususunu kabul edememektedir.
Bu tespitler ıꢀığında AĐHM, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
B. AĐHS’nin 5 § 4. maddesi
Baꢀvuran tutuklama kararına itirazda bulunmak için avukat yardımından faydalanma
hakkından yararlanamadığından ꢀikayetçi olmaktadır.
Hükümet, baꢀvuranın bizzat kendisinin itiraz edip, tutukluluk halinin yasallığına karꢀı
çıkabileceği cihetle AĐHS’nin 5 § 4. maddesinde yer alan hükümlere riayet edildiğini
savunmaktadır. Hükümet 11 Mart 1998 tarihli men-i muhakeme kararında yer alan
gerekçelere dayalı olarak, dini bayram nedeniyle artan yoğun ziyaretçi sayısından
kaynaklanan istisnai önlemlerin sözkonusu müdahaleyi meꢀru kıldığını savunmaktadır.
AĐHM, bir yargı sürecinin AĐHS’nin 5 § 4. maddesinde yer alan «özgürlüğünden yoksun
bırakma sürecindeki temel güvenceleri» taꢀıyıp taꢀımadığının belirlenmesi için meydana
gelen olayların özel koꢀullarının göz önüne alınması gerektiğini hatırlatmaktadır (Bkz.
diğerleri arasında, Megyeri-Almanya kararı, 12 Mayıs 1992, seri: A no: 237-A, s. 11-12, § 22,
ve Wloch-Polonya kararı, no: 27785/95, § 125, AĐHM 2000-XI).
Bunun yanı sıra AĐHM, mahkemenin yerleꢀik içtihadı doğrultusunda bireysel kaynaklı bir
baꢀvuruda yapılan incelemenin mümkün olduğunca somut verilerle sınırlandırılması
gerektiğini ifade etmektedir. AĐHM’nin görevi yasayı ve baꢀvuran tarafından dile getirilen
uygulamasını in abstracto olarak denetlemekten değil, bunların baꢀvuran ve AĐHS açısından
bir ihlale yol açıp açmadığını incelemekten ibarettir (Bkz. Olsson-Đsveç (no1) kararı, 24 Mart
1988, seri: A no: 130, s. 27-28, § 54; F-Đsviçre kararı, 18 Aralık 1987, seri: A no: 128, s. 16, §
31).
AĐHM bu baꢀvuruda AĐHS’nin 5 § 4. maddesi ile güvence altına alınan hakları dikkate alarak,
baꢀvuranın avukatının kendisiyle 28 Ocak 1998 tarihinde görüꢀme talebinin reddedilmesini
soyutlama yoluyla inceleyebilir. Bununla birlikte AĐHM, baꢀvuran hakkında 23 Ocak 1998
tarihinde tutulu bulundurulma kararı alındığını ve bu önleme itiraz etmek için yedi günlük bir
sürenin olduğunu not etmektedir. 26 Ocak 1998 tarihinde baꢀvuran bizzat tutuklama kararına
karꢀı gelebilir ve cezaevi yetkilileri aracılığıyla bunu bildirebilirdi. Đki gün gecikmeyle, 28
Ocak 1998 tarihinde baꢀvuranın avukatı müvekkilini ziyaret etme giriꢀiminde bulunmuꢀ, dini
bayramla birlikte artan ziyaretçi sayısının cezaevindeki güvenlik önlemini artırdığından bu
görüꢀmeye izin verilmemiꢀtir. Bu koꢀullar çerçevesinde, baꢀvuran yasal temsilcisine
danıꢀmadığı halde, AĐHM önünde haksız yere tutuklu bulunduğu sürede avukat bulundurma
hakkından yararlanmadığı yönünde ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Bu nedenle AĐHM, AĐHS’nin 5 § 4. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varmıꢀtır.
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, kendisini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bünyesinde
bulunan askeri hakimin varlığı nedeniyle «bağımsız ve tarafsız» bir mahkeme olmadığını ve
adil bir yargılamayı sağlayamayacağını iddia etmekte, diğer yandan avukatı olmadan polisin
iꢀkence yoluyla aldığı ifadelere dayalı olarak mahkum edildiğini öne sürmektedir. Baꢀvuran
AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3 c) maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
A. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında
AĐHM, daha önceki kararlarda buna benzer pek çok ꢀikayetlerin dile getirildiğini ve bunların
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen Özel
kararı, §§ 33-34, ve Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§ 35-36 6 ꢁubat 2003).
AĐHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ꢀekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer
aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karꢀısında baꢀvuranın «ulusal güvenliğe» dayalı suçlardan
yargılanması konusunda endiꢀe duymasının anlaꢀılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır.
Baꢀvuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını davaya yabancı
gerekçelere dayandırdığı ꢀüphesini duyabilir. Bu nedenle baꢀvuranın bu yargı makamının
tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki ꢀüphelerinin dikkate alınması gerekir. (sözü edilen
Incal kararı s. 1573, § 72 ).
AĐHM, baꢀvuranı yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin AĐHS’nin 6 § 1.
maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taꢀımadığı sonucuna varmıꢀtır.
B. Yargı sürecinin adilliği hakkında
Hükümet bir ihlal olduğu tespitine karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, daha önce de benzer kararlarda dile getirdiği üzere bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan
yoksun bir mahkemenin kendi yargısına tabi olan kiꢀilere her halükârda adil bir yargılamayı
garanti edemeyeceği hükmüne varıldığını hatırlatmaktadır.
Bu yöndeki bir ihlalin tespiti ıꢀığında, Mahkeme baꢀvuranın adil yargılanma hakkının ihlal
edildiği ꢀikayetini ayrıca incelemeyi gerekli görmemektedir. (Bkz. diğerleri arasında sözü
edilen Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998, 1998-VII, s. 3074, §§ 44-45).
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI
A. Tazminat
Baꢀvuran maruz kaldığı manevi zararın tazmini için 15.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu miktarı aꢀırı olarak nitelendirmektedir.
AĐHS’nin 41. maddesince hakkaniyete uygun olarak AĐHM, manevi tazminat olarak
baꢀvurana 3.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.
B. Masraf ve harcamalar
Baꢀvuran, iç hukukta ve AĐHM yetkili organları nezdinde yapmıꢀ olduğu masraf ve
harcamalara iliꢀkin 3.520 Euro talep etmektedir. Baꢀvuran herhangi bir kanıtlayıcı belge
sunmamıꢀtır.
Hükümet bu miktara karꢀı çıkmıꢀtır.
Sunulan deliller ve Mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik içtihadı ıꢀığında, AĐHM masraf ve
harcamalar için baꢀvurana Avrupa Konseyi tarafından verilen 630 Euro’luk adli yardım
miktarı 1.250 Euro’dan düꢀülmek suretiyle kalan kısmın ödenmesine karar vermiꢀtir.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
faiz oranına 3 puanlık bir artıꢀ eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvuranın yakalanmasının ardından hemen yetkili bir hakim karꢀısına çıkarılmaması
nedeniyle AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;
2. AĐHS’nin 5 § 4. maddesinin ihlal edilmediğine;
3. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmaması nedeniyle
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. AĐHS’nin 6. maddesine iliꢀkin diğer ꢀikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;
5. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek suretiyle Savunmacı Hükümetin
baꢀvurana;
i. manevi tazminat için 3.000 (üç bin) Euro;
ii. masraf ve harcamalar için 1.250 (bin iki yüz elli) Euro’dan Avrupa Konseyi
tarafından verilen 630 (altı yüz otuz) Euro’luk Adli yardım miktarı düꢀülerek kalan
kısmı ödemesine;
iii. ödenecek miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faizin
uygulanmasına;
6. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 10 Ocak 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło