42670/98
WyrokETPCz2004-01-08ECLI:CE:ECHR:2004:0108JUD004267098
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy długotrwałe opóźnienia w wypłacie odszkodowania za wywłaszczenie, w połączeniu z wysoką inflacją i niewystarczającymi odsetkami, naruszyły prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że nienormalne opóźnienia w wypłacie odszkodowania za wywłaszczenie, zwłaszcza w warunkach deprecjacji pieniądza, prowadzą do znacznych strat finansowych dla poszkodowanych. Stwierdził, że różnica między wartością nieruchomości w momencie wywłaszczenia a wartością faktycznie otrzymanej kwoty w momencie płatności, spowodowana przez władze, zakłóciła sprawiedliwą równowagę między ochroną prawa własności a wymogami interesu publicznego. W konsekwencji, skarżący ponieśli straty, co doprowadziło do naruszenia ich prawa do mienia.Stan faktyczny
W 1991 roku grunty skarżących w Çorum zostały wywłaszczone przez gminę Osmancık. Skarżący uznali początkowe odszkodowanie za niewystarczające i wnieśli sprawę do sądu. 13 grudnia 1994 roku sąd krajowy przyznał im dodatkowe odszkodowanie w wysokości 1 577 142 000 lir tureckich z 30% rocznymi odsetkami za zwłokę. Sąd Kasacyjny (Yargıtay) podtrzymał tę decyzję 17 lipca 199a roku. Ostateczna płatność, wynosząca łącznie 3 518 761 000 TL, została dokonana 28 stycznia 1998 roku, około 30 miesięcy po decyzji Sądu Kasacyjnego, w okresie, gdy inflacja w Turcji wynosiła 90%, a roczne stopy procentowe osiągały 84%.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną; 2. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji; 3. Zasądził od państwa pozwanego na rzecz skarżących: a) 2 500 EUR tytułem szkody majątkowej; b) po 1 000 EUR na rzecz każdego skarżącego (łącznie 3 000 EUR) tytułem szkody niemajątkowej; c) 600 EUR tytułem kosztów i wydatków. Kwoty te miały być przeliczone na liry tureckie według kursu wymiany w dniu płatności i powiększone o odsetki w przypadku opóźnienia. 4. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
Mustafa GÜÇLÜ ve diğerleri -TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no: 42670/98) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Mustafa Güçlü , Firdevs Helvaci ve
Ayşe Yazıcı'nın, "başvuranlar", 9 Temmuz 1998 tarihinde, insan Haklarını ve
Temel Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'nin "Sözleşme" eski 25.maddesi
uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na "Komisyon", 1
No'lu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları
başvurudur (başvuru no: 42670/98).
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi "AİHM" önünde, başvuranlar Ankara
Barosu'nda Av. Mahmut Özbay tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
1. DAVANIN ÖZEL KOŞULLARI
Türk vatandaşı olan başvuranlar, Çorum'da ikamet etmektedirler. yılında, Çorum Osmancık Belediyesi başvuranlara ait arsalarını
istimlak etmiştir.
Bilirkişiler tarafından belirlenen istimlak bedelleri istimlak tarihinde
başvuranlara ödenmiştir.
Aynı yıl, başvuranlar, arsaların istimlak bedellerini yetersiz buldukları
gerekçesiyle Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurmuşlardır. Aralık 1994 tarihinde, adı geçen mahkeme başvuranlara ek bedel
olarak toplam 1.577.142.000 Türk Lirası ödenmesine ve kamulaştırma
tarihinden itibaren, geçen süre için yıllık %30 gecikme faizi uygulanmasına
hükmetmiştir.
Yargıtay, ilk dereceli mahkemesinin 13 Aralık 1994 tarihli kararını 17
Temmuz 199a tarihinde onamıştır.
Başvuranlara, 28 Ocak 1998 tarihinde son olarak yatırılan miktar ile
birlikte toplam 3.518.761.000 TL ek bedel ödenmiştir.
HUKUKA DAİR
l. AİHS'NİN EK 1 NOLU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL
EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, Türkiye'deki enflasyon oranın göre temerrüt miktarının
yetersiz olmasından ve ek bedellerin ödemesinde meydana gelen
gecikmelerden dolayı kamulaştırma dairesinin mülkiyet haklarına saygı
gösterilmediğini iddia etmektedirler. Bu konuda, aşağıda belirtilen AlHS'ne Ek Nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
Hükümet, AİHS'nin 35 maddesi uyarınca başvuranların Borçlar Kanunun
105. maddesine başvurmadıkları gerekçesiyle iç hukuk yollarını
tüketmediklerini iddia etmiştir.
Başvuranlar, Hükümet'in iddialara itiraz ederek söz konusu iç hukuk
yolun yetersiz olduğunu belirtmişlerdir.
AİHM, Aka-Türkiye kararında Hükümet'in ileri sürmüş olduğu benzer ön
itirazın daha önce reddettiğini hatırlatmıştır (Bkz, 23 Eylül 1998 tarihli karara,
§§34-37).
Hükümetin bu sonucu değiştirecek her hangi bir sav sürmemesi
gözönüne alındığında, AlHM, daha evvel ulaştığı neticeden farklı
düşünmediğini ve söz konusu itirazın reddedilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Mahkeme elindeki mevcut unsurlar ve içtihatlardan doğan ilkeler ışığında
(Bkz, 9 Temmuz 1997 tarihli Akkuş-Türkiye kararı), AlHM, söz konusu
şikayetin esas bakımdan incelenmesi gerektiğine itibar etmiş ve başvuruyu
kabul edilemez bulmak için bir gerekçe bulunmadığını belirtmiştir.
B. Esasa ilişkin
Başvuranlar, Yargıtay kararından takriben otuz ay sonra yıllık %30 geç
ikine faizi ile ek bedellerin ödendiğini belirtmişlerdir. Başvuranlar, o tarihte
paranın değer kaybetmesinden dolayı zarara uğradıklarını ileri sürmüşler ve
Türk hukukunda Devletin borçlarının ödemesini sağlayan hükümleri
içermediğini ifade etmişlerdir.
Hükümet, AlHM'nin emsal davasına işaret ederek Ek 1 No'lu Protokol'ün
1. Maddesi'nin istimlakle ilgili tüm davalarda azami tazminatın ödenmesini
gerektirmediğini ifade etmiştir. Hükümet, genel menfaatlerin talebiyle,
şahısların temel haklarının korunması zorunluluğu arasında adil bir dengenin
kurulduğunu ifade etmiştir.
Hükümet, yaratıcı ve etkili kamu hizmetinin ayrılmaz bir parçası olan faiz
oranlarının konulması ve uygulanmasında büyük kıymet bildirim hadlerine
güvenmiştir. Devlete ödenmesi gereken yüksek faiz oranı, kamu hizmetinin
bozulmaması ve vekaletin yerine getirilmesi konusunda kanun koyucu
tarafından karara bağlanan dolaylı bir vergi oluşturmak için tasarlanmıştır.
AİHM'nin daha önce Akkuş kararında da belirttiği üzere, istimlak
tazminatının ödenmesindeki normal olmayan gecikmeler, özellikle belirli
ülkelerde paranın değer kaybetmesi göz önünde tutulduğunda, arsası istimlak
edilen kişiyi belirsizlik içinde bırakarak büyük oranlarda maddi kayıplara yol
açmaktadır (Bkz. yukarıda anılan Akkuş karan, § 29).
Dava kapsamında, AlHM, başvuranlara en sonu 28 Ocak 1998 tarihinde
gerçekleşen toplam on ödemenin yıllık %30 basit faizi ile birlikte ek
tazminatların ödendiğini (Yargıtay kararından takriben 30 ay sonra) oysa o
dönemde Türkiye'de enflasyonun %90'e ve yıllık ödeme faizlerinin % 84
ulaştığını belirtmektedir.
AİHM, başvuranların arsalarının istimlak edildiği tarihte kendilerine
verilecek tutarla ödemenin yapıldığı zamanki tutar arasındaki farkın - ki bu
farka tamamen istimlak yetkilileri sebep olmuştur - mülkiyet hakkının
korunması ve genel talepler arasında olması gereken adil dengeyi alt üst
ederek başvuranlar açısından, arsanın kaybıyla da ikiye katlanan çeşitli
kayıplara neden olduğu kanaatindedir
Sonuç olarak, AlHS'ne Ek 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal
edilmiştir.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
AİHS'nin 41. maddesinin içeriği,
"Mahkeme işbu AlHS ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve
ilgili Yüksek AİHS Tarafın iç hukuk bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa,
Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören
tarafın tatminine hükmeder."
A. Maddi ve manev i tazminat
Başvuranlar, maddi tazminat olarak 353.490 Amerikan Doları talep
etmişlerdir. Başvuranlar, talep edilen miktarın asliye hukuk mahkemesinin yılı ile 1998 yılında verilen miktarların farkına tekabül ettiğini
belirtmişlerdir. Ayrıca, başvuranlar, manevi tazminat olarak 100.000 Amerikan
Doları istemişlerdir.
Hükümet, bu taleplere ilişkin herhangi bir görüş bildirmemiştir.
Elindeki ekonomik veriler ışığında yaptığı hesap sonucunda, AlHM,
başvuranlara maddi tazminat olarak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden
TL'sına çevrilmek üzere toplam 2.500 Euro vermeyi uygun görmüştür.
Hakkaniyete uygun olarak, Mahkeme her bir başvurana manevi zarar
olarak 1,000 Euro verilmesini hükmetmiştir.
B.Mas raf ve harcamal ar
Başvuranlar, AİHS'nin organları ve yerel makamlar nezninde yaptıkları
masraf ve harcamalar için 40.000 Amerikan Doları talebinde bulunmuşlardır.
Hükümet talep edilen miktar hakkında görüş bildirmemiştir.
içtihatlardan doğan kriterler ışığında, AİHM hakkaniyete uygun olarak
başvurana toplam 600 Euro doları ödenmesine karar vermiştir.
BU GEREKÇELERDEN DOLAYI, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS'nin Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. Maddesi'nin ihlal edildiğine;
3. (a) AİHS'nin 44§2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten
itibaren 3 ay içinde, miktara yansıtılabilecek KDV, pul, harç ve masraflarla
birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilmek üzere
aşağıdaki miktarların başvuranlara, davalı Devlet tarafından ödenme sine,
(i) maddi zarar için toplam 2.500 (iki bin beş yüz) Euro;
(ii) manevi zarar için her bir başvurana 1,000 (bin ) Euro
veya toplam 3.000 (üç bin) Euro;
(iii) masraf ve harcamalar için 600 (altı yüz) Euro;
(b) Ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda,
sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar,
Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan
fazlasına eşit oranda basit faizi uygulamasına;
4. Adil tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine ; karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77§§ ve 3. maddesine uygun olarak 8 Ocak 2004 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło