42710/04

WyrokETPCz2009-02-03ECLI:CE:ECHR:2009:0203JUD004271004

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość trzech postępowań sądowych dotyczących rejestracji nieruchomości naruszyła prawo skarżących do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowania krajowe, trwające około 8 lat i 3 miesiące, były nadmiernie długie. Stwierdził, że sprawy nie były szczególnie skomplikowane, a zachowanie skarżących nie przyczyniło się do opóźnień. W świetle utrwalonego orzecznictwa dotyczącego rozsądnego terminu, Trybunał uznał, że rząd nie przedstawił przekonujących argumentów uzasadniających tak długi czas trwania postępowań, co doprowadziło do naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, obywatele Turcji, złożyli w 1995 roku trzy oddzielne pozwy do sądu cywilnego w Silvan, domagając się rejestracji nieruchomości w ich imieniu na podstawie zasiedzenia. Sąd pierwszej instancji odrzucił ich roszczenia w 2000 roku, uznając je za przedwczesne, ponieważ 20-letni okres zasiedzenia mógł rozpocząć się dopiero po finalizacji planu katastralnego w 1987 roku. Sąd Kasacyjny podtrzymał te decyzje w 2004 roku.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądza Raufowi Saçlı 4 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. Zasądza Raufowi Saçlı i Sıddıkowi Çorukluğowi wspólnie 4 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. Zasądza Raufowi Saçlı i Şirinowi Çorukluğowi wspólnie 4 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   SAÇLI VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 42710/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   ꢀubat 2009   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 42710/04 numaralı baꢀvurunun nedeni T.C. vatandaꢀları   Rauf Saçlı, Sıddık Çorukluğ ve ꢁirin Çorukluğ’nun 4 Kasım 2004 tarihinde Temel Đnsan   Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS)   34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Elazığ barosu avukatlarından   R.T. Bektaꢀ tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1960, 1949 ve 1955 doğumlu olup Silvan’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuranlar 29 Kasım 1995 tarihinde (her bir taꢀınmaz için) yapmıꢀ oldukları üç ayrı   baꢀvuruyla hak kazandırıcı sürenin dolması hasebiyle zilyetlerinde bulunan taꢀınmazların   tapuda kendi adlarına tescil edilmesi talebiyle Silvan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava   açmıꢀlardır. Birinci baꢀvuran Rauf Saçlı her bir davaya, ikinci baꢀvuran Sıddık Çorukluğ   ikinci davaya, üçüncü baꢀvuran ꢁirin Çorukluğ ise üçüncü davaya taraf olarak katılmıꢀtır.   Silvan Asliye Hukuk Mahkemesi her dava için beꢀi baꢀvuranların isteği üzerine olmak üzere,   toplam yirmi üç duruꢀma gerçekleꢀtirmiꢀtir.   Silvan Asliye Hukuk Mahkemesi sözü edilen taꢀınmazlar üzerinde yapılan bilirkiꢀi   incelemelerinin ardından 12 Nisan 2000 tarihli kararlarla yasa ile öngörülen ve hak   kazandırıcı süreyle bir taꢀınmazın iktisabının kadastro planının nihai hale geldiği tarihten   itibaren yirmi yıllık bir sürenin geçmesiyle ancak mümkün olabileceği gerekçesiyle   baꢀvuranların baꢀvurularını reddetmiꢀtir. Zira kadastro planları 18 Mart 1987 tarihinde   tamamlandığından sözü edilen baꢀvurular iç hukuka göre erken yapılmıꢀ sayılmaktadır.   Yargıtay 23 ꢁubat 2004 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararlarını onamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar üç yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre»   koꢀulunu karꢀılamadığını ileri sürmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bu ꢀikayetin kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Baꢀvuru kabuledilmelidir.   Esasa gelince, Hükümet yargı sürecinin makul olmadığının söylenemeyeceğini ifade   etmektedir. Her bir yargılamanın karmaꢀık olmadığı öne sürülse de aralarındaki bağlantılar   nedeniyle yargı makamları dava konusunu tespit etmede bazı güçlükler yaꢀamıꢀlardır. Ayrıca   Yargıtay önünde geçen süre baꢀvuranların birinci derece mahkemesinin kararını temyiz   etmelerinden kaynaklanmaktadır. Bilhassa, baꢀvuranların avukatının 27 Kasım 1999 tarihli   duruꢀmada görüꢀlerini sunmak için ek süre talep etmesi ve dört duruꢀmaya katılmamıꢀ olması   yargı sürecini ayrıca geciktirmiꢀtir.   Baꢀvuranlar bu saptamalara karꢀı çıkmaktadırlar.   AĐHM dikkate alınması gereken dönemin 29 Kasım 1995 tarihinde baꢀlayıp 23 ꢁubat 2004   tarihinde sona erdiğini not etmektedir. Đki dereceli mahkemede görülen dava yaklaꢀık 8 yıl 3   ay sürmüꢀtür.   AĐHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın ꢀartları ıꢀığında ve davanın karmaꢀıklığı,   baꢀvuran ve ilgili mercilerin tutumu ve ihtilafta yer alan baꢀvuranlar için arz ettiği önem gibi   içtihadında yerleꢀmiꢀ ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz.   diğerleri yanında Frydlender – Fransa [BD], no: 30979/96).   Mevcut baꢀvuruda, AĐHM mahkemeye sunulan deliller ıꢀığında üç yargılamanın özellikle   sekiz yıldan fazla sürmesine yol açacak özel karmaꢀık bir yapısının bulunmadığını not eder.   Baꢀvuranların tutumuna gelince, AĐHM baꢀvuranların normal bir tutum sergilediklerini ve   kendilerine yüklenilebilecek herhangi bir ihmalkârlığın sözkonusu olmadığını   gözlemlemektedir (Bkz. Piron-Fransa kararı, no: 36436/97, 14 Kasım 2000). AĐHM ayrıca,   baꢀvuranların temsilcisinin davalara katılmama nedenini geçerli bir mazeretle belirttiğini ve   sözkonusu davanın o dönemde henüz karar aꢀamasında olmadığını vurgulamaktadır.   AĐHM bu baꢀvurudakine benzer ꢀikayetleri daha önce de incelediğini ve AĐHS’nin 6/1   maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Frydlender kararı).   AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiꢀ ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca   ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir. AĐHM bu   yöndeki yerleꢀik içtihadını dikkate alarak sözkonusu yargı sürecinin aꢀırı olduğu ve «makul   süre» gereğini karꢀılamadığı sonucuna varmaktadır.   Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   Geriye AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususu kalmaktadır. Baꢀvuralar AĐHM’ye   baꢀvuru dilekçesinde 300.000 Euro maddi ve 250.000 Euro manevi tazminat talebinde   bulunmuꢀlar, bu taleplerini 20 Eylül 2006 ve 1 Ocak 2007 tarihli yazılı görüꢀlerinde de   yinelemiꢀlerdir.   AĐHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi tazminat talebi arasında herhangi bir   illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın baꢀvuranlar belirli bir   oranda manevi zarara uğramıꢀlardır. AĐHM hakkaniyete uygun manevi tazminat olarak her bir   yargı süreci için 4.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir. Her türlü vergiden muaf   tutulacak bu miktara Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ eklenecektir.   Baꢀvuranlar rakam belirtmeksizin AĐHM önünde yapmıꢀ oldukları yargılama giderlerinin   karꢀılanmasını talep etmektedirler.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Mevcut baꢀvuruda böyle bir durum sözkonusu   olmadığından AĐHM baꢀvuranların bu talebini reddetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından manevi tazminat olarak   Rauf Saçlı’ya 4.000 (dört bin) Euro, Rauf Saçlı ve Sıdık Çorukluğ’a ortak paylaꢀtırılmak   üzere 4.000 (dört bin) Euro ve Rauf Saçlı ve ꢁirin Çorukluğ’a ortak paylaꢀtırılmak üzere   4.000 (dört bin) Euro ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 3 ꢁubat 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło