42779/98
WyrokETPCz2005-12-20ECLI:CE:ECHR:2005:1220JUD004277998
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy warunkowe zawieszenie postępowania karnego za publikację artykułów, które nie nawoływały do przemocy, stanowiło nieproporcjonalną ingerencję w wolność wypowiedzi, naruszając art. 10 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że warunkowe zawieszenie postępowania karnego, choć pozornie korzystne, stanowiło ingerencję w wolność wypowiedzi skarżącego. Zmuszało go to do powstrzymania się od publikacji, które mogłyby być uznane za sprzeczne z interesami państwa, co ograniczało jego możliwość wyrażania opinii w debacie publicznej. Trybunał stwierdził, że ingerencja, choć przewidziana prawem i mająca uzasadniony cel (ochrona integralności terytorialnej), nie była „konieczna w społeczeństwie demokratycznym”. Analizując treść artykułów, Trybunał zauważył, że choć krytykowały one państwo, nie nawoływały do przemocy, walki zbrojnej ani powstania, ani nie zawierały mowy nienawiści. W związku z tym ingerencja była nieproporcjonalna do zamierzonych celów.Stan faktyczny
Skarżący, Vedat Çetin, urodzony w 1961 r., mieszka w Diyarbakır i jest dyrektorem wydawniczym biuletynu Stowarzyszenia Praw Człowieka. W numerze 4 biuletynu (sierpień-październik 1996) opublikowano trzy anonimowe artykuły krytykujące politykę państwa. Prokurator Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Diyarbakır oskarżył skarżącego o podżeganie do nienawiści na podstawie art. 312 § 2 i 3 Tureckiego Kodeksu Karnego. Sąd Bezpieczeństwa Państwa 17 października 1997 r. zdecydował o warunkowym zawieszeniu wyroku na trzy lata, co oznaczało wznowienie postępowania w przypadku popełnienia kolejnego przestępstwa. Postępowanie zostało ostatecznie zamknięte 10 września 2001 r., ponieważ skarżący nie został skazany za inne przestępstwo.Rozstrzygnięcie
Trybunał stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji. Zasądza na rzecz skarżącego 1 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. Odrzuca pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ÇETĐN - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:42779/98)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG ARALIK 2005
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde
kesinleꢀecek olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 42779/98 baꢀvuru no’lu davanın nedeni, Türk
vatandaꢀı Vedat Çetin’in (Baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 18 Mart tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) eski 25.
maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuran, Diyarbakır Barosu avukatı M. Beꢀtaꢀ
tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR doğumlu baꢀvuran Diyarbakır’da ikamet etmektedir.
Baꢀvuran, Đnsan Hakları Derneği Diyarbakır ꢁubesi Đdari Kurul üyesi olup, aynı
zamanda sözkonusu dernek tarafından yayımlanan bültenin Yazı Đꢀleri Müdürü’dür. Bültenin
Ağustos-Eylül-Ekim 1996 tarihlerine ait 4. sayısının 5 ve 6. sayfalarında “Barıꢀ için yeni bir
adam”, “Hemen Barıꢀ, Onurlu bir barıꢀ?” ve “Siirt Raporu” baꢀlıklı, yazar ismi bulunmayan
üç makale yayımlanmıꢀtır.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı, 27 Kasım 1996
tarihli iddianameyle, yukarıda adı geçen makalelerin yayımlanmasından dolayı, baꢀvuranı
Türk Ceza Kanunu’nun 312§2 ve 3 maddesinin öngördüğü halkı ırk ve bölge farklılığı
gözeterek kin ve düꢀmanlığa tahrik etme suçuyla itham etmiꢀtir.
DGM, 17 Ekim 1997 tarihinde, Yazı Đꢀleri Müdürü sıfatı olan kiꢀiler hakkındaki yargı
kararının ertelenmesini ve 3 yıl içinde yeniden suç iꢀleyip hüküm giydiği takdirde, ertelenen
davanın yeniden kaldığı yerden devam etmesini öngören 4304 sayılı Kanun’un 1. Maddesi
uyarınca baꢀvuran hakkında verilen kararın ertelenmesine karar vermiꢀtir.
Baꢀvuran aleyhinde açılan kamu davası, baꢀvuran sözkonusu süre içinde baꢀka bir
suçtan hüküm giymediğinden 10 Eylül 2001 tarihinde kapanmıꢀtır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, Yazı Đꢀleri Müdürü olduğu bültende, sözkonusu üç makalenin
yayımlanmasından dolayı, DGM önünde aleyhinde baꢀlatılan yargılamanın ifade özgürlüğü
hakkını ihlal ettiğini belirtmektedir. Baꢀvuran, verilen kararın ertelenmesine rağmen, ulusal
mevzuata göre ertelenen kararın yeniden kaldığı yerden devam etmesi olasılığının, üç yıl
boyunca fikirlerini ifade etmesini engellediğini vurgulamaktadır. Baꢀvuran, bu bakımdan
AĐHS’nin 10. maddesini ileri sürmektedir.
1. Müdahalenin bulunması
Hükümet, müdahale bulunduğu iddiasına itiraz etmektedir. Hükümet, baꢀvuran
aleyhinde verilen hiçbir yargı kararının, mahkumiyetin ya da beraat kararının bulunmadığına
dikkati çekmektedir. Hükümet’e göre baꢀvuran sadece TCK’nın 312. maddesinin varlığından
dolayı AĐHS’nin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
AĐHM, görünürde baꢀvuran lehine olan bir tedbir ya da kararın, ancak ulusal
makamlar açıkça ya da özü itibariyle AĐHS’nin ihlal edildiğini kabul edip telafi ettiği takdirde
kiꢀinin “mağdur” sıfatının ortadan kaldırılmasına yeterli olacağını hatırlatmaktadır (Hertel-
Đsviçre, 25 Ağustos 1998 tarihli karar, 1998-VI, § 50).
Bu durumda AĐHM, baꢀvuran hakkında verilen kararın ertelenmesinin, erteleme
kararını izleyen üç yıl içinde baꢀvuran Yazı Đꢀleri Müdürü olarak baꢀka hiçbir kasıtlı suç
iꢀlemediği sürece etkili olacağını not etmektedir. Aksi takdirde, baꢀvuran en azından
yargılanma ve en azından ceza alma riskiyle karꢀı karꢀıya kalacaktır (Bkz. sözüedilen
Erdoğdu, § 72 ve ꢁener-Türkiye, no: 26680/95, § 46, 18 Temmuz 2000).
AĐHM, böyle bir durumun baꢀvuranın mesleğini yapmasını engelleyen bir yasağa
benzediğini ve sözkonusu yasağın boyutunun makul olmadığına kanaat getirmektedir. Zira
sözkonusu tedbir, baꢀvuranı Devlet çıkarlarına aykırı değerlendirilebilecek her türlü yayımdan
imtina etmeye zorlamaktadır. Bu alanda belirsizlik bulunduğundan, baꢀvurana dolaylı olarak
yapılan kısıtlama, baꢀvuranın görüꢀlerini kamuoyundaki tartıꢀmalarda açıkça dile getirme
imkanını büyük ölçüde kısıtlamıꢀtır.
Ayrıca, DGM’nin kovuꢀturmayı erteleme kararı almadan önce, baꢀvuran aleyhinde
verilen bir mahkumiyet kararının bulunmaması (Bkz. a contrario sözüedilen Erdoğdu, § 12),
baꢀvuranın iꢀbu davadaki yargılama süresince yargılanıp mahkum edilmesi korkusunu,
Erdoğdu kararındaki baꢀvuranın durumundan daha az geçerli kılmamaktadır.
AĐHM, buradan yola çıkarak, bu davadaki yargı kararının ꢀartlı ertelenmesi kararının
toplum yaꢀamını ilgilendiren sorunların açık bir ꢀekilde tartıꢀmaya katkıda bulunmaktan
vazgeçirme riski taꢀıdığına ve baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluꢀturduğuna
kanaat getirmektedir.
2. Müdahalenin Nedeni
AĐHM, müdahalenin TCK’nın 312§2 ve 3. maddesi ve 4304 sayılı Kanun tarafından
öngörüldüğüne kanaat getirmektedir. Yapılan müdahale, 10§2 madde uyarınca toprak
bütünlüğünün korunması gibi bir meꢀru amaç gütmektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye, no:
29590/96, § 40, 4 Haziran 2002). Bu durumda, uyuꢀmazlık müdahalenin “demokratik
toplumda gerekli olup olmadığı” sorusuna dayanmaktadır.
AĐHM, geçmiꢀte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan benzer
sorunları irdelemiꢀ ve AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıꢀtır (Bkz.
özellikle Ceylan-Türkiye, no:23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no:22479/93, §74,
sözüedilen Đbrahim Aksoy-Türkiye, §80, Karkın-Türkiye, no: 43928/98, §39, 23 Eylül 2003 ve
Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, §43, 2 Ekim 2003).
AĐHM, içtihadı ıꢀığında mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in bu davada farklı bir
sonuca varmasına neden olabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir.
AĐHM, özellikle sözkonusu makalelerde kullanılan ifadelere önem vermiꢀtir. Bu bağlamda,
inceleyeceği davanın bulunduğu koꢀulları ve özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları
gözönünde bulundurmuꢀtur (Bkz. sözüedilen Đbrahim Aksoy, §60 ve 9 Haziran 1998 tarihli
Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1568, §58).
Sözkonusu makaleler Türkiye’nin Güneydoğusu’nda bulunan kiꢀilerin dileklerine
tercüman olmakta ve bölücü faaliyetlere karꢀı silahlı kuvvetlerin yürüttüğü mücadele ꢀeklinin
eleꢀtirisini yapmaktadır.
AĐHM, makalelerin bazı bölümlerinin Devlet hakkında negatif bir tablo çizdiğini ve
böylece anlatıya olumsuz bir anlam yüklediğini ancak, ne ꢀiddet kullanmaya, ne silahlı
mücadeleye, ne de ayaklanmaya teꢀvik eden nitelikte olduğunu ve AĐHM’nin gözünde,
dikkate alınması gereken baꢀlıca unsur olan konuꢀmanın kin güden bir konuꢀma olmadığını
gözlemlemiꢀtir (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95, §62, AĐHM 1999-IV
ve Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50, 8 Temmuz 1999).
Dolayısıyla müdahale hedeflenen amaçlarla orantısızdır. Dolayısıyla baꢀvuran
hakkında verilen karar, “demokratik toplumda gerekli” değildir. AĐHS’nin 10. maddesi ihlal
edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran, 25.000 Euro manevi tazminat istemektedir.
AĐHM, ilgilinin dava koꢀulları ile bağlantılı bir takım sıkıntılar duymuꢀ olabileceğine
kanaat getirmektedir. AĐHM, baꢀvurana manevi zararı için 1.000 Euro verilmesinin uygun
olacağı kanaatindedir.
B. Masraf ve Harcamalar
Baꢀvuran, AĐHM ve ulusal mahkemeler önünde yapmıꢀ olduğu masraf ve harcamalar
için 4.301 Euro talep etmektedir.
AĐHM, elinde bulunan unsurları ve yukarıda belirtilen kriterleri gözönünde
bulundurarak, yapılan bütün masraflar için 1.000 Euro’nun makul olduğuna kanaat getirerek,
bu miktarın baꢀvurana ödenmesine hükmetmektedir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına 3 puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
2. a) Bu kararın AĐHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in
baꢀvurana:
i. manevi tazminat için 1.000 Euro (bin Euro)
ii. masraf ve harcamalar için 1.000 Euro (bin Euro)
iii. miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle
gecikme faizi uygulanmasına;
3. Hakkaniyete uygun tazminata iliꢀkin diğer taleplerin reddine karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve 20 Aralık 2005 tarihinde, Đçtüzüğün 77.
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło