42853/98;43609/98;44291/98

WyrokETPCz2005-07-12ECLI:CE:ECHR:2005:0712JUD004285398

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy zakaz organizacji spotkań i kampanii wizyt przez partię polityczną w regionie objętym stanem wyjątkowym naruszył wolność zgromadzeń i stowarzyszania się (art. 11 Konwencji) oraz prawo do skutecznego środka odwoławczego (art. 13 Konwencji)?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że zakaz organizacji spotkań i kampanii wizyt stanowił ingerencję w wolność zgromadzeń i stowarzyszania się, która była przewidziana prawem krajowym (ustawa nr 2935) i miała na celu ochronę bezpieczeństwa publicznego oraz integralności terytorialnej. Jednakże Trybunał stwierdził, że ingerencja ta nie była "konieczna w społeczeństwie demokratycznym". Podkreślono, że wolność zgromadzeń i wyrażania opinii są fundamentalne dla społeczeństwa demokratycznego, a radykalne środki, takie jak zakazy, szkodzą demokracji, chyba że mają na celu podżeganie do przemocy lub odrzucenie zasad demokratycznych. Brak kontroli sądowej nad decyzjami o zakazie, w połączeniu z szerokimi uprawnieniami gubernatora stanu wyjątkowego, pozbawił skarżących wystarczających gwarancji. Trybunał nie znalazł dowodów na to, by planowane wizyty miały na celu szerzenie przemocy lub odrzucenie demokracji, a władze nie zachowały sprawiedliwej równowagi między interesem publicznym a prawami skarżących. Ponadto, Trybunał uznał, że brak było skutecznego środka odwoławczego od decyzji o zakazie, ponieważ dekret nr 285 wyraźnie wykluczał możliwość odwołania się od decyzji administracyjnych gubernatora stanu wyjątkowego, co naruszyło art. 13 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżącymi są Demokrasi ve Barış Partisi (DBP), jej przewodniczący Refik Karakoç oraz członkowie İlhan Güneri i Nevzat Eski. W czerwcu 1998 roku DBP zaplanowała kampanię wizyt i spotkań w kilku prowincjach południowo-wschodniej Turcji, w tym w Van, Mardin i Diyarbakır, aby spotkać się z organizacjami społeczeństwa obywatelskiego i ludnością, a także omówić kwestie praw człowieka i problem kurdyjski. Władze lokalne, w tym gubernatorstwo Van i gubernatorstwo regionu stanu wyjątkowego, zakazały tych spotkań i wjazdu członków DBP do niektórych prowincji, powołując się na ustawę nr 2935, art. 11 (k) i (m), ze względu na "delikatną sytuację" w regionie i potencjalne "podburzanie ludności". Skarżący zostali zatrzymani przez siły bezpieczeństwa i uniemożliwiono im wjazd do prowincji.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza naruszenie art. 11 Konwencji. 2. Stwierdza naruszenie art. 13 Konwencji. 3. Stwierdza, że nie ma potrzeby rozpatrywania skargi na podstawie art. 14 Konwencji. 4. Zasądza, że Rząd pozwany ma zapłacić skarżącym, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku: a) 2 000 (dwa tysiące) euro na rzecz Karakoça, jako przedstawiciela DBP, z przeznaczeniem dla członków założycieli i zarządu partii, tytułem szkody niemajątkowej. b) 1 500 (tysiąc pięćset) euro każdemu ze skarżących Güneri, Karakoç i Eski, tytułem szkody niemajątkowej. c) 1 090 (tysiąc dziewięćdziesiąt) euro łącznie na rzecz skarżących tytułem kosztów i wydatków. d) Powyższe kwoty są wolne od wszelkich podatków. e) Od upływu wspomnianego terminu do dnia zapłaty, odsetki proste będą naliczane według stopy równej krańcowej stopie kredytowej Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe. 5. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   GÜNERİ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI   ( Başvuru no: 42853/98, 43609/98 ve 44291/98 )   NİHAİ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Temmuz 2005   İşbu karar AİHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli   bazı düzeltmelere tabi olabilir.   __________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ( 42853/98, 43609/98 ve 44291/98 )   başvuru no’lu davaların nedeni bu ülke vatandaşları Refik Karakoç, İlhan Güneri, Nevzat Eski   ve Demokrasi ve Barış Partisi’nin (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne   (AİHM) 15 Temmuz, 22 Temmuz ve 1 Eylül 1998 tarihlerinde Avrupa İnsan Hakları   Sözleşmesi’nin (AİHS) eski 25. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.   Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde, Diyarbakır Barosu   avukatlarından S.Güzel tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   A. İlhan Güneri tarafından yapılan 42853/98 no’lu başvuru   doğumlu başvuran Van’da ikamet etmektedir. Olayların geçtiği dönemde   başvuran Demokrasi ve Barış Partisi (DBP) Van İl Başkanı’dır.   1.Başvuran tarafından aktarıldığı şekilde olaylar   yılında kurulan Demokrasi ve Barış Partisi (DBP), Türkiye’de 42 şehirde temsil   edilmektedir.   Haziran 1998 tarihinde, Parti Yönetim Kurulu Kırşehir, Malatya, Elazığ, Bingöl,   Van, Muş, Bitlis, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Adana ve Konya illerini ziyaret etmeye   karar vermiştir. Türkiye’nin Güneydoğu bölgesindeki sivil toplum kuruluşlarıyla ve halkla   buluşmak amacıyla DBP Genel Başkanı Refik Karakoç’ un ve Yönetim Kurulu üyelerinin bu   ziyarete katılmaları kararlaştırılmıştır.   Haziran 1998 tarihinde başvuran, DBP’nin İl Başkanı sıfatıyla, gerekli izinleri almak   amacıyla Van Valiliği’ne, 12 Haziran 1996 tarihinde şehirde yapılması düşünülen ziyaretin   programını sunmuştur. Bu ziyaret özellikle açık alanda toplantı yapılmasını öngörmekteydi.   Haziran 1998 tarihinde, Olağanüstü Hal Bölgesi’ne ilişkin 2935 sayılı Kanun’un   11. maddesinin (k) bendine dayanarak, Van Valiliği DBP tarafından yapılması düşünülen   toplantıyı ve aynı zamanda bu ziyarete katılabilecek olanların Van iline girişini yasaklayan bir   karar almıştır.   2.Hükümet tarafından aktarıldığı şekilde olaylar   Demokrasi ve Barış Partisi’nin Yönetim Kurulu 9 Haziran’dan 16 Haziran 1998   tarihine kadar Kırşehir, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Van, Bitlis, Diyarbakır, Mardin,   Şanlıurfa, Adana ve Konya illerini ziyaret etmeye karar vermiştir. Van ziyaretinin 12 Haziran   tarihinde yapılması düşünülmüştür.   Haziran 1998 tarihinde, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği, 2935 sayılı Kanun’un 11.   maddesinin (k) ve (m) bentlerine dayanarak, DBP İl Başkanı olan başvuranın talep ettiği   toplantıyı yasaklayan kararı Van Valiliği’ne bildirmiştir. OHAL Valiliği tarafından belirtilen   gerekçeler Van’da hüküm süren hassas duruma dayandırılarak, öngörülen toplantının halkı   tahrik edebileceği belirtilmiştir.   Haziran 1998 tarihinde alınmış olan bu karar, uygulanması ve özellikle ilgili   kişilerin ve konvoyun Van’a girişlerinin yasaklanması amacıyla, Van Emniyet Müdürlüğü’ne   de bildirilmiştir.   Bu karar aynı gün başvurana tebliğ edilmiştir.   Haziran 1998 tarihinde Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’nin kararına uygun olarak,   başvuranın ve arkadaşlarının Bitlis iline girişlerine izin verilmemiştir. Güroymak Emniyet   Müdürlüğü (Bitlis) Van’da toplantı düzenleyemeyeceklerini ilgili kişilere bildirmiştir.   B. Refik Karakoç ve Demokrasi ve Barış Partisi tarafından yapılan 43609/98   no’lu başvuru   doğumlu ilk başvuran Ankara’da ikamet etmekte olup DBP Başkanıdır. Kendisi   ve parti adına hareket eden R. Karakoç, ikinci başvuran olarak kabul edilmektedir.   1. Başvuranlar tarafından aktarıldığı şekilde olaylar   Haziran 1998 tarihinde, DBP Yönetim Kurulu Kırşehir, Malatya, Elazığ, Bingöl,   Van, Muş, Bitlis, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Adana ve Konya illerini ziyaret etmeye karar   vermiştir. Türkiye’nin Güneydoğu bölgesindeki sivil toplum kuruluşlarıyla ve halkla   buluşmak amacıyla DBP Genel Başkanı Refik Karakoç’ un ve Yönetim Kurulu Üyelerinin bu   ziyarete katılmaları kararlaştırılmıştır.   DBP Genel Sekreteri, ilgili Bölge Valilikleri’ne ziyaret programını sunmuş ve   Valiliklerden gerekli olan iznin verilmesini talep etmiştir. DBP’nin İl Başkanları bu   sözkonusu Valilikler nezdinde aynı girişimlerde bulunmuşlardır.   Haziran 1998 tarihinde, otobüsle Kırşehir’e gittikleri sırada, DBP yöneticileri şehre   girememişler ve hiçbir toplantı yapılmadan dönmek zorunda kalmışlardır.   Haziran 1998 tarihinde, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’nin talimatı doğrultusunda,   Van Valiliği, otobüslerinde bulunan DBP yöneticilerinin Van’a girişlerini yasaklayan bir   karar almıştır.   Haziran 1998 tarihinde, DBP Genel Başkanı ve yöneticileri Güroymak’ta (Bingöl)   özel güvenlik birimlerince durdurulduklarını belirten bir tutanak hazırlamışlardır. Özel   güvenlik birimleri kendilerinden istenmesine rağmen yasaklama kararını göstermeden, Genel   Başkan ve yöneticilerine Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne girmelerinin yasak olduğunu   belirtmiştir. DBP Genel Başkanı ve yöneticileri geri dönmek zorunda kalmışlardır.   Aynı gün, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, DBP Diyarbakır İl Başkanı olan E.S’ye   sayılı Kanun’un 11. maddesinin k bendine dayanarak, DBP tarafından organize edilen   gezinin Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’nce yasaklandığını bildirmiştir.   Haziran 1998 tarihinde, DBP Diyarbakır Şubesi Yürütme Kurulu, partilerince   düzenlenen gezinin yasaklandığını belirten karara ilişkin bir tutanak hazırlamıştır. Bu   tutanakta, valiliğin belirttiğinin aksine, gezinin gösteri amaçlı olmayıp ziyaret amaçlı olduğu   belirtilmiştir.   Aynı gün, DBP Mardin İl Başkanı, DBP İl Yönetim Kurulu üyeleri tarafından   imzalanan bir tutanak hazırlamıştır, bu tutanakta Mardin Emniyet Müdürlüğü’nün, kendisini   partisi tarafından organize edilen gezinin yasaklanması konusunda bilgi vermek için çağırdığı   belirtilmektedir. Ayrıca gezinin iptalinin kendisine tebliğ edilmediğini ve sözkonusu kararın   hiçbir kopyasının kendisine verilmediğini belirtmektedir.   11, 12 ve 13 Haziran 1998 tarihli basın bildirilerinde, DBP, OHAL Bölge Valiliği’nin   yasaklama kararını protesto etmiştir.   2.Hükümet tarafından aktarıldığı şekilde olaylar   Demokrasi ve Barış Partisi’nin Yönetim Kurulu 9-16 Haziran tarihleri arasında,   Kırşehir, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Van, Bitlis, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Adana ve   Konya illerini ziyaret etmeye karar vermiştir.   Haziran 1998 tarihinde, başvuranlar ve arkadaşları DBP Kırşehir Şubesi’nde bir   basın toplantısı düzenlemişlerdir. Basın toplantısı sonrasında başvuranlar, yetkililer tarafından   müdahaleye gerek kalmadan kendi istekleriyle şehirden ayrılmışlardır.   OHAL Bölge Valiliği’nin kararına uygun olarak, başvuranın ve grubun diğer   üyelerinin Mardin, Diyarbakır ve Van’a gitmelerine izin verilmemiştir. Güroymak (Bitlis)   Emniyet Müdürlüğü kendilerine Van’da toplantı düzenleyemeyeceklerini bildirmiştir.   Ne başvuran ne de DBP’nin diğer üyeleri, sözkonusu karara karşı ne yerel merciler, ne   OHAL Bölge Valiliği, ne de adli makamlar nezdinde dava açmışlardır.   C. Nevzat Eski tarafından yapılan 44291/98 no’ lu başvuru   doğumlu başvuran Ankara’da ikamet etmektedir. Başvuran olayların geçtiği   sırada DBP yönetim kurulu üyesidir.   1. Başvuran tarafından aktarıldığı şekilde olaylar   Aralık 1996 tarihinde, başvuran DBP Yönetim Kurulu üyesi seçilmiştir.   Haziran 1998 tarihinde, DBP Yönetim Kurulu Kırşehir, Malatya, Elazığ, Bingöl,   Van, Muş, Bitlis, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Adana ve Konya illerini ziyaret etmeye   karar vermiştir. Türkiye’nin Güneydoğu bölgesindeki sivil toplum kuruluşlarıyla ve kişilerle   buluşmak amacıyla DBP Genel Başkanı Refik Karakoç’ un ve Yönetim Kurulu üyelerinin bu   ziyarete katılmaları kararlaştırılmıştır.   Partinin Genel Sekreteri ilgili illerin Valiliklerine, gerekli izinleri alabilmek amacıyla,   ziyaret programlarını sunmuştur. DBP’nin İl Başkanları da aynı Valilikler nezdinde aynı   girişimde bulunmuşlardır.   Haziran 1998 tarihinde Diyarbakır İl Başkanı, Diyarbakır Valiliği’ne, 9 Haziran   tarihinde almış olduğu ve partisinin ilinde düzenleyeceği toplantıyı yasaklayan kararını   iptal etmesi yönünde talepte bulunmuştur. Ayrıca partisinin yöneticilerini şubelerinde   ağırlamayı düşündüğünü belirtmiştir.   Haziran 1998 tarihinde OHAL Bölge Valiliği’nin emirleri doğrultusunda, Van   Valiliği, otobüslerinde bulunan DBP yöneticilerinin Van’a girişlerini yasaklayan bir karar   almıştır.   Haziran 1998 tarihinde, DBP Genel Başkanı ve yöneticileri ile başvuran,   Güroymak’ta (Bingöl) özel güvenlik birimlerince durdurulduklarını belirten bir tutanak   hazırlamışlardır. Özel güvenlik birimleri, kendilerinden istenmesine rağmen yasaklama   kararını göstermeden, Genel Başkan ve parti yöneticilerine Güneydoğu Anadolu Bölgesine   girmelerinin yasak olduğunu belirtmiştir. DBP Genel Başkanı ve yöneticileri geri dönmek   zorunda kalmışlardır.   Haziran 1998 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü DBP Diyarbakır İl   Başkanı’na Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’nin 2935 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (k)   bendine dayanarak parti tarafından organize edilen geziyi yasakladığını bildirmiştir.   Haziran 1998 tarihinde DBP İl Yürütme Kurulu sözkonusu gezinin yasaklama   kararını belirten bir tutanak hazırlamıştır. Bu tutanakta, Valiliğin belirttiğinin aksine, gezinin   gösteri amaçlı olmayıp ziyaret amaçlı olduğu belirtilmiştir.   2. Hükümet tarafından aktarıldığı şekilde olaylar   Demokrasi ve Barış Partisi’nin Yönetim Kurulu, 9 Haziran-16 Haziran 1998 tarihleri   arasında Kırşehir, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Van, Bitlis, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa,   Adana ve Konya illerini ziyaret etmeye karar vermiştir. “Hemen barış, barış için elele   verelim; kaynaklar barış için tüketilmeli savaş için değil; OHAL’e bağlı bölge statüsüne son;   yargı dışı infazlara hayır; gözaltında kaybolmalara hayır; bağımsız adalet; herkes için büyüme   özgürlüğü; yaşasın halkların kardeşliği; yaşasın DBP; bütün işçiler için grev, toplu sözleşme   ve sendika ve dernek kurma hakkı” yazılı pankartlar taşınması düşünülüyordu.   Mayıs 1998 tarihinde 2935 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (k) bendine dayanarak,   OHAL Bölge Valiliği başvuranın Diyarbakır’a girişini yasaklayan bir karar almıştır. Valilik   kararın uygulanması için gereken önlemlerin alınması emrini vermiştir.   Haziran 1998 tarihinde, başvuranlar ve arkadaşları DBP Kırşehir İl Başkanlığı’nda   bir basın açıklaması düzenlemişlerdir. Basın açıklaması sonrasında yetkililer tarafından   müdahaleye gerek kalmadan kendi istekleriyle Malatya, Elazığ, Bingöl ve Muş’a gitmek   üzere şehirden ayrılmışlardır.   Haziran 1998 tarihinde Valiliğin 2935 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (k) bendine   dayanarak aldığı ve toplantı düzenlenmesini yasaklayan kararı DBP Diyarbakır İl Başkanı   olan E.S’ye tebliğ edilmiştir.   Aynı gün, 2935 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (k) ve (m) bentlerine dayanarak   Valilik, gergin ortamdan ve bölgede mevcut olan hassas durumdan ötürü Van’da toplantı   düzenlenmesini yasaklayan bir karar almıştır. Bu karar aynı zamanda Bitlis, Diyarbakır, Ağrı,   Hakkari, Batman, Muş, Siirt, Şırnak ve Mardin Valiliklerine bildirilmiştir.   Haziran 1998 tarihinde 2935 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (k) ve (m) bentlerine   dayanarak, OHAL Bölge Valiliği, DBP İl Başkanı İlhan Güneri tarafından talep edilen halka   açık toplantıyı yasaklayan kararı Van Valiliği’ne bildirmiştir. Belirtilen gerekçeler Van’ da   hüküm süren hassas duruma dayandırılmıştır. Yapılması düşünülen toplantı taşkınlık   yaratabilecek, halkı tahrik edebilecek türden pankartların ve sloganların kullanılabileceği ve   Hükümet uygulamalarının eleştirileceği bir toplantı olabileceğinden yasaklama kararı   alınmıştır.   Bu karar uygulanması ve özellikle de konvoyun ve ilgili kişilerin Van’a girişlerinin   yasaklanması amacıyla Van Emniyet Müdürlüğü’ne bildirilmiştir.   Karar aynı gün E.S ye tebliğ edilmiş, böylece E.S 13 Haziran 1998 tarihinde   Diyarbakır’da yapılması düşünülen toplantının yasaklandığını öğrenmiştir.   Haziran 1998 tarihinde, karara uygun olarak başvuranın ve arkadaşlarının Bitlis’e   girişlerine izin verilmemiştir. Güroymak (Bitlis) Emniyet Müdürlüğü, Van’da toplantı   düzenleyemeyeceklerini kendilerine bildirmiştir.   Haziran 1998 tarihinde polis tarafından hazırlanan tutanakta, Refik Karakoç’a ve   arkadaşlarına, Van’a girişlerini ve toplantı düzenlenmesini yasaklayan kararın bildirildiği   ifade edilmektedir. Muş’a doğru giden ve bu kişilerin bulunduğu otobüsün önünde “ Kürt   sorununa demokratik çözüm” yazılı bir bandrol asılmıştır.   Haziran 1998 tarihinde Van’da halka açık bir toplantı düzenlenecekti.   Organizasyondan sorumlu olan kurul, programında toplantının akışını ve kullanılacak olan   pankartların içeriğini bildirmiştir.   Aynı gün, Mardin Emniyet Müdürlüğü’nden alınan bir bilgiye göre, Mardin Valisi 14   Haziran’da yapılması düşünülen toplantı için DBP yöneticilerinin Mardin’e girişlerini   yasaklamıştır.   HUKUK AÇISINDAN   İ. AİHS’NİN 11.MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuranlar, OHAL Bölge Valisi tarafından alınan ve gezi kampanyasını engelleyen   yasaklama kararının ifade ve toplanma özgürlüklerini ihlal ettiğini iddia etmektedirler.   AİHS’nin 11. maddesine gönderme yapmaktadırlar.   A. Bir müdahalenin varlığı hakkında   Hükümet ve başvuranlar OHAL Bölge Valisi tarafından alınan, toplantı   düzenlenmesini ve gezi kampanyasını engelleyen yasaklama kararının, söz konusu kişilerin   dernek kurma haklarına müdahale olarak değerlendirmektedir. AİHM’nin de kararı bu   yöndedir.   B. Müdahalenin meşruluğu hakkında   Aynı müdahale “kanun tarafından öngörülmediği”, 2. paragraf uyarınca bir ya da   birkaç meşru amaca yönelik olmadığı ve bunlara ulaşmak için “demokratik toplumda gerekli”   olmadığı haller dışında 11. maddeyi ihlal etmektedir.   1. “Kanunla öngörülmüş olmak”   Hükümet’e göre, başvuranlara uygulanan, Mardin, Diyarbakır ve Van illerine giriş   yasağı, 2935 sayılı Kanun’un 11.maddesinin (k) ve (m) bentlerine uygundur. Başvuranlar   itiraz etmemişlerdir.   AİHM, OHAL’a ilişkin 2935 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (k) ve (m) bentleri ve   AİHS’nin 11§2 maddesi gereğince, sözkonusu kararın yasal bir dayanağı olduğunu   belirtmektedir. Geriye söz konusu hukuk kuralının erişilebilirlik ve öngörülebilirlik şartlarını   yerine getirip getirmediğini saptamak kalmıştır. Müdahalenin gerekliliği çerçevesinde   AİHM’nin varmış olduğu karar bağlamında AİHM bu soruyu çözüme kavuşturmanın gereksiz   olduğuna kanaat getirmiştir. (Bkz. Çetin ve diğerleri-Türkiye davası, 40153/98 ve 40160/98, §   44, CEDH 2003- III).   2. Meşru amaç   Hükümet müdahalenin, kamu düzeninin, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün   korunması, suçun önlenmesi gibi birçok meşru amaç taşıdığını belirtmektedir.   Başvuranlar DBP’nin 40 ilde temsil edildiğini ve partinin özellikle insan haklarını   korumayı ve geliştirmeyi ve Kürt sorununa demokratik ve adil bir barışçıl çözüm bulmayı   amaç edindiğini, DBP’nin ve üyelerinin şiddet ve silah kullanılmasına karşı olduklarını iddia   etmektedirler.   AİHM sözkonusu tedbirlerin, 2. paragrafta öngörülen meşru amaçların en azından   ikisini, yani kamu güvenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması amacını taşıdığının kabul   edilebileceğini düşünmektedir.   C. “Demokratik toplumda gereklilik”   1.Tarafların savları   Başvuranlar Hükümet tarafından öne sürülen savları kabul etmemektedirler.   Başvuranlar genel amaç ve konumlarını tekrar dile getirmektedirler. DBP ve üyeleri silah ve   şiddet kullanılmasına karşıdırlar. Partinin amacı, Türkiye’nin Güneydoğu bölge halkıyla   bölgede olup biten olaylar hakkında görüşmektir. Olay yerinde insan hakları ihlallerini ve   mağdurlarını tespit etmek ve sonrasında kamuoyunu bu ihlaller hakkında bilgilendirmek   istemişlerdir. Başvuranlar, Hükümet’in belirttiğinin aksine, yasaklama kararının insan hakları   ihlalleri, yargısız infazlar, kayıplar ve gözaltına alınmalar konusunda kamuoyunu   bilgilendirmelerini engellemek amaçlı olduğunu iddia etmektedirler.   Başvuranlar, barışçıl yollarla yapılması zorunlu olan toplantıların, ulusal makamlar   tarafından yasaklanmaması gerektiğini desteklemektedirler. AİHM içtihatlarına gönderme   yaparak ulusal makamların, yapılanın aksine gerektiğinde toplantının özgürce yapılabilmesi   için gerekli tüm önlemleri alması gerektiğini iddia etmektedirler. Başvuranlar, Hukuk   Devleti’nin demokratik prensiplerini tanımaksızın, kendisinden farklı düşüncelere sahip her   kişi ve kuruluşun terörist olduğu şeklindeki Devlet tutumundan şikayet etmektedirler.   Başvuranlar ayrıca yasaklama kararının sadece DBP Van İl Başkanı olan İlhan   Güneri’ye tebliğ edildiğini, bunun aksine Mardin ve Diyarbakır illerindeki yasaklama   kararının, talep etmelerine rağmen kendilerine tebliğ edilmediğini ve güvenlik birimlerinin bu   şehirlere girişlerini yasakladığını sözlü olarak bildirmekle yetindiklerini iddia etmektedirler.   Başvuranlar DBP’nin, Kopenhag kriterleri örneğini izleyerek, demokrasinin kısıtlama   olmaksızın uygulanması ve Kürt sorununun barışçıl yollarla çözülmesinden yana olduğunu   ileri sürmektedirler.   Hükümet yukarıda belirtilen amaçlardan ve gezinin yapılmasının düşünüldüğü tarihte   Türkiye’nin Güneydoğu bölgesinde hüküm süren nedenlerden dolayı sözkonusu yasaklama   kararının zorunlu bir sosyal gereklilik olduğunu iddia etmektedir. Gezinin organize edildiği   dönemde bölgede gergin bir siyasi durum mevcuttu. Başvuranların beyanları ve hazırlanan   sloganlar kamu düzeninin ve toprak bütünlüğünün korunmasını ile kargaşa ve suç   işlenmesinin önlenmesine yönelik tehdit arz etmekteydi. Bunlar aynı zamanda halkı ırk ve   sosyal sınıf ayrımcılığının yaratılması konusunda nefret ve düşmanlığa teşvik edebilecek   türden beyan ve sloganlardı. Hükümet, suç olarak nitelendirilen önlemin bu dönem süresince   Güneydoğu Anadolu bölgesinde terör eylemlerini engellemek amaçlı olduğunu iddia   etmektedir.   Hükümet, müdahalenin izlenen meşru amaçlarla orantısız olmadığını savunmaktadır.   Esasında bu tedbirin amacı zorunlu bir sosyal gerekliliğe cevap vermektir ve yetkili idari   makam tarafından belirtilen gerekçeler yerinde ve yeterli gerekçelerdir.   2. AİHM’nin Takdiri   AİHM ilk olarak 11. maddeye ilişkin mahkemenin yerleşik içtihatları ışığında temel   ilkelere göndermede bulunmaktadır (Bkz. Refah Partisi ve diğerleri-Türkiye [GC],   no:41340/98, 41342/98,41343/98 ve 41344/98, § 98, CEDH 2003-II; Sosyalist Türkiye   Partisi(STP) ve diğerleri-Türkiye, no:26482/95, § 38, 12 Kasım 2003; Çetin ve diğerleri,   adıgeçen, §§ 31 ve 61; Djavit An-Türkiye, no: 20652/92, §§ 56-57, CEDH 2003-III   Demokrasi ve Barış Partisi- Türkiye, no:25141/94, § 30, 10 Aralık 2002: Yazar ve diğerleri-   Türkiye, no: 22723/93, 22724/93 ve 22725/93. § 49, CEDH 2002-II; Stankov İlinden birleşik   Makedon Örgütü- Bulgaristan, no: 29221/95 ve 29225/95, §§ 77-78 ve 97, CEDH2001-IX;   Özgürlük ve Demokrasi Partisi ( ÖZDEP)- Türkiye [GC], no: 23885/94, § 40, CEDH 1999-   VIII; Sürek- Türkiye (no: 1) [GC], no: 26682/95, § 61,CEDH 1999-IV; Incal- Türkiye, 9   Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-VI, s. 1567, § 48 ; Türkiye Birleşik Komünist   Partisi ve diğerleri- Türkiye , 30 Ocak 1998 tarihli karar, Derleme 1998-I, s. 17, §§ 42-43;   Sosyalist Parti ve diğerleri- Türkiye, 25 Mayıs 1998 tarihli karar, Derleme 1998-III, ss. 1256-   1257, §§ 46-47; Piermont- Fransa, 27 Nisan 1995 tarihli karar, A serisi no: 314, §§ 76-77;   Platform <Arzte für das Leben>- Avusturya, 21 Haziran 1988 tarihli karar, A serisi no: 139, s.   12, § 32).   AİHM toplanma özgürlüğü ve bu özgürlük çerçevesinde düşüncelerini ifade etme   hakkının, demokratik toplumun temel özelliklerini teşkil ettiğini belirtmektedir.   Demokrasinin özü, açık oturum yoluyla sorunları çözebilme kapasitesine bağlıdır. Şiddete   teşvik ya da demokratik ilkelerin reddi dışında – bazı görüşler ya da kullanılan ifadeler resmi   mercilerin gözünde ne kadar sarsıcı ve kabuledilemez görünebilse de, ve sözkonusu şartlar ne   kadar yersiz olabilse de – toplanma ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik,   koruyucu tedbir niteliğinde olan radikal önlemler demokrasiye zarar vermekte, hatta çoğu   zaman demokrasiyi tehlikeye sokmaktadır. Hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik   toplumlarda, işleyişi barışçıl yöntemlerle sağlanan düzeni kabul etmeyen siyasi düşünceler,   toplanma özgürlüğünün uygulanması yoluyla ve aynı zamanda çeşitli yasal yollarla   kendilerini ifade edebilecek uygun bir yöntemi kullanabilmelidirler (Bkz. Stankov ve Ilinden   birleşik Makedon Örgütü, adı geçen, § 97, ve Djavit An, adıgeçen, §§ 56/57).   AİHM bu ilkelerin aynı zamanda sözkonusu olayda olduğu gibi, toplantı   düzenlenebilmesi konusunda da uygulanabilir olduğunu belirtmektedir. AİHM Çetin ve   diğerleri adıgeçen (Bkz aynı zamanda , mutatis mutandis, Doğan ve diğerleri-Türkiye, no:   8803-8811/02, 8813/02 ve 8815-8819/02, § 164, 29 Haziran 2004) davasında da belirttiği   gibi, 2935 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (k) ve (m) bentleri OHAL Bölge Valiliği’ne   toplantı ve eylem düzenlenmesi konusunda idari yasaklama alanında geniş ayrıcalıklar   tanımaktadır. Bununla birlikte toplanma yasağı alnında yargı denetiminin bulunmayışı,   başvuranları olası bir suiistimali önlemek için yeterli güvencelerden yoksun bırakmıştır (59.   paragraf ve mutatis mutandis mutandis, Ekin Derneği- Fransa, no: 39288/98, § 58, CEDH   2001-VIII).   Sonrasında AİHM, Türkiye’nin Güneydoğu bölgesinde olayların geçtiği dönemde   terör eylemlerine bağlı olarak ortaya çıkan güvenlik eksikliği gözönüne alındığında siyasi   atmosferin hissedilebileceği konusunda Hükümet’le aynı görüştedir. Bununla birlikte Vali   Güneydoğu Anadolu bölgesinde yapılması düşünülen ziyaretler konusunda önceden   bilgilendirilmiştir. Gerek DBP ve üyeleri gerekse bu partinin il başkanları, gezi programını,   bildirileri, pankartları ve sloganları, bu gezinin seyrini onaylaması gereken il valiliklerine   bildirmişlerdir.   AİHM ayrıca kamu düzeni ve ulusal güvenlik gibi nedenlerden dolayı Yüksek   Sözleşmeci Tarafın toplantı düzenlenmesini izne tabi tutabileceğini ve bu tür barışçıl   toplantılarda insanların serbest dolaşımlarını düzenleyebileceğini belirtmektedir ( Bkz. Djavit   An, adıgeçen, §§ 66-67, ve Ruen Andersson- İsveç, başvuru no:12781/87, Komisyonun 13   Aralık 1998 tarihli kararı, kararlar ve raporlar 59, s.171, §§ 2-3) Bununla birlikte , vali hiç bir   şekilde kararının gerekçesini belirtmemiştir, bu karar yapılması düşünülen ziyaret   kampanyasının sorunsuz olarak gerçekleşebilmesi için uygun ve gerekli bir tedbir niteliği   taşımamaktadır. Ayrıca hiç bir şey DBP ve üyeleri tarafından yapılması düşünülen bu   ziyaretin halk arasında şiddet içerikli ve demokrasinin reddine ilişkin fikirler yayabileceği ya   da yasaklama kararlarını haklı kılacak zararlı etki yaratabileceği yönünde bir düşünce   yaratmamaktaydı ( Bkz. Stankov ve Ilinden birleşik Makedon Örgütü, adıgeçen, §§ 77-78 ve   102-103).   Bu mülahazalar ışığında, bir yandan toprak bütünlüğüne saygıyı ve kamu güvenliğini   korumayı gerektiren genel çıkarla diğer yandan DBP ve üyelerinin dernek ve sendika kurma   özgürlüğü arasında adil bir denge gözetilmemiştir. Böylesi yasaklama tedbirleri “zorunlu   sosyal gereklilik” ilkesinin bir gereği olarak değerlendirilemez ve dolayısıyla AİHM’nin 11.   maddesi uyarınca demokratik bir toplumda bu tedbirlerin alınmasının bir gereği   bulunmamaktaydı.   Bu nedenle bu madde ihlal edilmiştir.   II. AİHM’NİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuranlar bu türden bir yasaklama kararına karşı iç merciler nezdinde hiçbir etkili   itiraz yolu bulunmadığını ileri sürerek AİHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.   Başvuranlar Hükümet’in savına itiraz etmektedir. 10 Temmuz 1987 tarihinde çıkarılan   ve Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’ne ilişkin 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin,   Valilere kanun kuvvetinde kararlar alma yetkisi tanıdığını hatırlatmaktadırlar. Bu kanunun 7.   maddesine göre, sözkonusu bölgenin Valisi tarafından alınan idari kararlara karşı itiraz yolu   kapalıdır.   Hükümet AİHS’nin 13.maddesine uygun olarak yapılan başvurunun etkili olması,   uygulanmasının mutlaka başvuranın lehine olacağı anlamına gelmez. Hükümet ulusal   makamlar tarafından alınan tüm tedbirlerin ve yapılan işlemlerin genel çıkara dayandığını ve   bunun denetiminin idari yargı mahkemelerinin takdirine sunulduğunu ifade etmektedir.   Durum böyle iken başvuranlar, yetkili Vali tarafından alınan kararın iptali istemiyle idari   yargı mahkemelerine başvurmamışlardır.   AİHM, AİHS’de yer alan hak ve özgürlükler iç hukukta ne şekilde tanınmış olursa   olsun, Sözleşme’nin 13. maddesinin, bu hak ve özgürlüklerden iç hukukta yararlanılmasını   sağlayacak yolların varlığını güvence altına aldığını hatırlatır. Dolayısıyla sözkonusu hüküm,   AİHS’ye dayalı “savunulabilir bir şikayetin” içeriğinin incelenmesini ve uygun bir telafinin   sunulmasını sağlayacak bir iç hukuk yolunu zorunlu kılmaktadır ( Bkz, diğerleri arasında,   Kulda-Polonya [GC], no: 30210/96, § 157, CEDH 200-XI) AİHS’nin 13. maddesinden doğan   yükümlülüğün kapsamı, başvuranın yaptığı şikayetin niteliğine bağlı olarak değişmektedir.   Bununla birlikte 13. maddenin gerektirdiği başvuru yolu hukuken olduğu kadar pratikte de   “etkili” olmalıdır ( Bkz, örneğin, İlhan-Türkiye [GC], no:22277/93, § 97, CEDH 2000-VII).   AİHM’nin daha önce belirttiği üzere, sözkonusu başvuru yolları 13. maddede   öngörülen “etkililik” gereğini yerine getirmemektedir çünkü maddenin gerektirdiği başvuru   yolu pratikte olduğu kadar hukuken de etkili olmalıdır.   Sonuç olarak AİHM, OHAL Bölge Valisi tarafından başvuranların aleyhine alınan   tedbirlere itiraz etmek için ulusal bir mahkeme karşısında bir iç hukuk yoluna başvurma   imkanının bulunmayışından dolayı AİHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini belirtmektedir.   III. AİHS’NİN 14. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuranlar, parti yöneticilerinin ve üyelerinin büyük bir çoğunluğunun Kürt kökenli   olmasından ötürü DBP aleyhine ayrımcılık yapıldığından şikayet etmektedirler. Demokratik   Sol Parti ve Demokrat Türkiye Partisi gibi diğer siyasi partilerin, aynı koşullarda, sırasıyla   yılı Mart ve Mayıs aylarında Diyarbakır’da mitingler düzenlemelerine izin verildiğini   iddia etmekte ve bu itibarla AİHS’nin 14. maddesine gönderme yapmaktadırlar.   Hükümet AİHS’nin 11.maddesine ilişkin, başvuranlara uygulanan yasaklama kararının   sadece Mardin, Diyarbakır ve Van şehirlerinde organize edilebilecek her türlü faaliyeti   kapsadığı sürece bir ayrımcılık yapılmadığını iddia etmektedir.     11. maddeye ilişkin kararına bağlı olarak, AİHM aynı zamanda AİHS’nin 14.   maddesinin ihlal edilip edilmediğini incelemenin gereksiz olduğu kanaatine varmıştır.   IV. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA   A. TAZMİNAT   Maddi tazminat olarak, başvuranlar yapılması öngörülen toplantılar için, reklam, ilan   ve onarım masrafları gibi yapılan harcamaların ödenmesinin talep etmektedirler. İlhan Güneri,   Van’da yapılması düşünülen ve izin alınamadığından dolayı yapılamayan toplantının organize   edilmesi için 270.000.000 Türk Lirası harcama yaptığını iddia etmektedir.   Manevi tazminat konusunu AİHM’nin takdirine bırakmaktadırlar.   Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.   AİHM maddi tazminata ilişkin talebin yeterince desteklenmediğini ve bu nedenle   reddedilmesi gerektiğini düşünmektedir.   AİHM başvuranların toplanma özgürlüğü haklarının ihlal edilmesi sonucunda manevi   zarara uğradıklarını kabul etmektedir. AİHM başvuran tarafına, DBP’ yi temsil eden ve   kurucu üyelerinin ve yöneticilerinin kullanımına sunmakla görevli olacak olan M. Karakoç’a   2.000 Euro ödenmesine karar vermiştir ( Bkz, mutatis mutandis mutandis, Demokrasi Partisi   (DBP), adıgeçen, § 78). AİHM ayrıca Güneri, Karakoç ve Eski’ye her birine 1.500 Euro   olmak üzere para ödenmesine karar vermiştir.   B. Masraf ve harcamalar   Başvuranlar yazışma ve görüşlerin tercüme masrafları için sırasıyla Nevzat Eski için   Euro (üç yüz), İlhan Güneri için 300 Euro (üç yüz) ve Refik Karakoç için 340 Euro (üç   yüz kırk) ödenmesini talep etmektedirler; ilgili faturaların birer nüshasını sunmaktadırlar.   Ayrıca yazışma masrafları için de 150 Euro (yüz elli), toplamda 1.090 Euro (bin doksan) talep   etmektedirler.   Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.   AİHM, talep edilen tutarın tamamının ödenmesinin uygun olacağını düşünmektedir.   C. Gecikme Faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE   1. AİHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;   2. AİHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;     3. AİHS’nin 14. maddesine dayanan şikayetin incelenmesine gerek olmadığına;   4. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay   içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı   Hükümet’in başvurana,   i. manevi tazminat için DBP’ yi temsil eden ve kendisine verilen miktarı kurucu   üyelerinin ve yöneticilerin kullanımına sunmakla sorumlu olacak olan Karakoç’a   ödenmek üzere, başvuran tarafına 2.000 (iki bin) Euro ödenmesine;   ii. başvuranlar Güneri, Karakoç ve Eski, her birine 1.500 (bin beş yüz) Euro   ödenmesine;   iii. masraf ve harcamalar için başvuranlara toplu olarak 1.090 Euro ( bin doksan)   ödenmesine;   iv. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar,   Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit   oranda basit faizi uygulamasına;   5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine.   Karar vermiştir.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3   maddesine uygun olarak 12 Temmuz 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   12

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 26.07.2026. · Źródło